MAKALELER

Rita - Kocaeli Şehir Tiyatrosu

2010.04.25 00:00
| | |
2200

Sizce Nasıl?
İngiltere'de eserleri en çok okunan yazarlardan biri olan Willy Russell'in orijinal adı Educating Rita (Rita'nın Eğitimi) adlı eseri Sevgi Şanlı, 'Rita' olarak dilimize kazandırmış...



  
    Gizli Aşk, Aşkın Gizli hali ya da ; 'Rita'...   Kocaeli Şehir Tiyatrosu
 
    İngiltere'de eserleri en çok okunan yazarlardan biri olan Willy Russell'in orijinal adı Educating Rita (Rita'nın Eğitimi) adlı eseri Sevgi Şanlı, 'Rita' olarak dilimize kazandırmış. Yazarın kadın kuaförüyken yaptığı incelemelerden oluşturduğu eseri, en iyi film ödülü ve altın küre gibi ödüller almakla kalmayıp İngiliz edebiyatı bölümünde de ders olarak okutulduktan sonra dünya klasikleri arasında yerini almış. Ve nihayet Türkiye'de sahnelenerek izleyicisiyle buluşuyor.

 


 
    İki farklı dünyanın çarpışmasını ele alan eser; iki uç noktayı, eğitim alma sevdasıyla bağlantı kurarak bir araya getiriyor. 'Marjinal ile sıradanı', 'zengin ile yoksulu', 'sosyal ile asosyali', 'cahil ile bilgini' vb. birçok uç nokta, bir kalemde toplanarak 'trajikomik' bir eser oluşuyor. Eser, gençliğinde okuyamamış eğitim aşkıyla yanıp tutuşan yeni evli Rita'nın eğitim sürecinden söz eder. Bu dönemde kocasıyla tartışmalar yaşar, ders aldığı hocasıyla arasında geçen diyaloglar ilgi çekicidir. Ve İnce bir mizah duygusuna sahip bir eserdir. Okunması ciddi bir alt birikim gerektirirken oynanması da ayrıca ustalık ister.

 


 
    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, gerek repertuarıyla gerekse kadrosuyla çıtayı her gün yükseltiyor. Genel Sanat yönetmenliğine getirildiği günden beri Şehir Tiyatrosuna kattığı misyon ve her gün yükselttiği çıtasıyla Kocaeli'de tiyatroya ciddi hizmetler sunmuştur Nejat Birecik. Bunca işi gücü arasında birde oyunculuk ve yönetmenlik yaparak sahnelerden kopmamaya çalışır. Böylesine çağdaş ve içeriği dolu oyunların repertuara girmesi şüphesiz bilinçli bir toplum yaratma çabasında attığı küçük ama önemli bir adımdır. Nejat Birecik yine işinden gücünden feragat ederek Rita'nın reji koltuğuna oturmuş. Oyunun kastını çıkarırken gerek oyuncular gerekse teknik kadroyu özenle seçmiş. Yılların deneyimli ustalarını böylesine güzel bir metin ve rejiyle buluşturarak harika bir oyun izletmeyi sağlamış.
 
    Gel gelelim yorumu konusunda zıt düştüğümüz bazı noktalar var. Rita oyununda alt metninin tam olarak çözümlenemediği ve satır aralarını tam anlamıyla anlaşılmadığını gözlemledim.

 


 
    Rita, ilk perde de daha bir kazulet, ikinci perde de ise aldığı eğitimin getirisiyle farklı bir bakış açısı ve entelektüel bir kadın olabilirdi. Rita'daki bu iki zıt karakterin parlatılması hem oyunun seyirciye geçişini kolaylaştırır, hem de metni desteklerdi. Tıpkı Vasıf Öngören'in toplumsal değerleri sorguladığı 'Zengin Mutfağı'ndaki şoför karakterinin değişimi gibi. Zira Rita'nın bir değişime uğradığını söyleyebilmek için ilk perdede gördüğümüz şeylerin zıttını görmemiz gerek. Bu sadece söylemle kalmayıp, kıyafetler ve her iki perde deki çizdiği bambaşka karakteristik oyunculukla da desteklenebilirdi. Tıpkı Haldun Taner'in 'Ay Işığında Şamata' adlı oyununda bir seyircinin bir oyunun seyrini değiştirdiği ve değişimin oyunu ne kadar etkilediği gibi. Oyuncuların karakterize edilişleri ve zıtlık yaklaşımları yönetmenin yorumuyla doğrudan orantılı olduğu için belki bu konu üzerinde biraz daha yoğunlaşabilir.
 
    Elbette bu uzun uzadıysa sıraladığım mevzular teknik konular olması ve artı olarak oyuncuların da performansıyla izleyici açısından pek sırıtmıyor. Haliyle oyunun başarısını da gölgelemiyor. Özetle, Nejat Birecik başarıyla kotarılmış bu zor metni o küçük sahneye taşıyarak zor bir görevin altından birkaç teknik hataya rağmen başarıyla kalkıyor. Diğer taraftan bu sanat dozu yüksek trajikomik eseri repertuara alması, işinde ne kadar usta olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
 
    Ufuk Aşar Frenk rolünde, ciddi görünmeye çalışan ama her şeyini kaybetmiş salaş ve ayyaş bir tipleme çizerek metni destekliyor. Durgun giden bir akış içerisinde ustaca kullandığı beden dili sayesinde karakterini sivrileştirmeyi başarıyor. Samimi ve sıcak oyunculuğu sayesinde doğallığı yakalıyor. Sahnenin küçük olması hareket alanını kısıtlamıyor. Beden dilini dengeli kullanarak kendine hareket alanı yaratmayı başarıyor. Yer yer dublaja kaçan ses tonu dışında söyleyecek söz bırakmamış. Samimiyeti ve coşkusu sahneden taşıp seyirciye karışıyor. Özellikle sarhoş tiplemesiyle oyunun başından beri götürdüğü o durgun karakteri aşkı için neler yapabileceğini içimize işleyerek veriyor. Son tablodaki gözyaşları ise orta yaşlı bir adamın gözyaşlarını gizlemek için daha oyuncuları bile tebrik edemeden oyun biter bitmez salonu koşarak terk etmesine neden oluyor. Emin olun Ufuk Aşar'ı sahnede izlemek, ekrandan izlemekten daha keyifli!
 
    Funda İlhan Rita rolünde, ilk perde de sergilediği sıcak ve sempatik oyunculuğu, Frenk karakterinin durgun, monoton ve huysuz rolünü dengeliyor. Rita'nın genel özelliklerini, ilk perdede pejmürde, taşralı konuşma ve davranış biçimiyle, ikinci perde de ise entelektüel bir kadın profili çizerek metine sadık kalmayı başarıyor. Ara sıra tünelden geçen bu komediyi sadece ilk perde de gördüğümüz gülüşüyle besliyor. İkinci perde de ise neden bu gülüş değişiyor anlamıyoruz tabi. Girdiği her sahnede değişen kostümlerini müthiş bir zaman hesaplamasıyla başarıya ulaştırıyor. Ustalıkla sardığı sigarası karakterini besleyen küçük bir ayrıntı olmuş. Sahne coğrafyasını bilinçle kotaran oyunculuğuna kattığı samimiyetiyle sahnede olmaktan ne kadar zevk aldığını ve oyunculuğun ne kadar kutsal, tiyatro mesleğinin ne kadar onurlu bir meslek olduğunu gözler önüne seriyor.
 
    Bu küçük ve sevimli sahneyi bir çalışma odası olarak tasarlayan usta dekor tasarımcısı Rona Topçuoğlu, sahnenin tüm duvarlarını kitaplık olarak tasarlamış. Sol tarafa bir pencere, hemen yanı başına bir ek çalışma masası, sahnenin tam ortasına Frenk'in masası, kitapların önüne küçük bir merdiven ve her yerden çıkan içki şişeleriyle oldukça işlevsel bir iş çıkarmış. Bu kadar küçük bir sahneye bu kadar objeyi yerleştirmek rasyonel bir iş olsa gerek!
 
    Cafer Yiğiter'in ışık tasarımı özellikle zaman kavramında belirgin bir rol oynamış. Değişen tablolarda duyguya göre değişen reosta ışıkları onu oyunun sözcüsü konumuna getirmiş.
 
    Oyunun kostümleri yılların deneyimli ustası Funda Çebi'ye ait. Sevgili Çebi, Şehir Tiyatrosunun tüm olanaklarını kullanmış, sahnenin arkasına sanırım bir kostüm deposu kurmuş. Zira bu kadar kısa sürede Rita'nın bu kadar hızlı giyinmesi ne mümkün! 10'a yakın kostüm tasarlayan Funda Çebi sayesinde bir oyunda yine bir oyuncunun ilk defa bu kadar kostüm değiştirdiğine şahit oldum. Üstelik bütün tasarımlarını da çok başarılı ve zevkli buldum. Elbette Funda İlhan'ın fiziğini ve güzelliğini de işin içine kattığımız zaman Çebi, görsel bir şölen yaratmayı amaçlamış ve bu amacında başarıya ulaşmış.
 
    Her şey çok güzel ve başarılı ama gel gelelim esere hizmet etmeyen bir kostüm tasarımı söz konusu. Metne göre üç yıl, izlediğimiz oyuna göre belirsiz ama şüphesiz 24 saat içerisinde de işlenmeyen bir zaman diliminden bahsediliyor. Hatta bu geçişleri haftada bir gün yapılan dersler, mevzu bahis edilen tatiller ve temiz bir ışıkta destekliyor. Özetle oyun uzun bir zaman diliminde geçiyor.
 
    Kostüm tasarımının neden oyuna hizmet etmediğine değinecek olursak; sıradan ve cahil karakter olan evli ve çalışan kadın nasıl oluyor da her derse farklı bir kostümle sahneye çıkarken, okumuş, kültürlü ve 'seçkin' Frenk oyun boyunca hiç kostüm değiştirmiyor? Yoksa Rita'ya kostüm yetiştirilmekten Frenk unutuldu mu? Zaman geçişleri buna müsait değilse bile en azından ışıklar her karardığında masanın altına sakladığı bir gömlek veya kazakla bunu yapabilirdi. Hiç biri olmasa bile perde arasında en azından bir kostüm değişebilirdi.
 
    Ayrıca Rita'nın metinde yer alan sıradan karakteri, giydiği kostümlerle bertaraf edilmiş. Üstelik karaktere göre oldukça abartılı. Tamam, Funda İlhan çok güzel bir kadın ve düzgün fiziğiyle giydiği her kostümü başarıyla taşıyor buna bir sözüm şüphesiz olamaz ama giydiği kostümlerin abartısı karakterinin sıradanlığına uymuyor. Göze hitap eden kıyafetler ve renkler şüphesiz ne kadar zevkli biri olduğunun altını çiziyor. Ama bana kalırsa iki farklı kadın karakteri yaratır ve Frenk'in artık üstünü değiştirmesini sağlanırsa bu yorum oyuna daha çok hizmet edecektir.
 
    Rita'nın eğitim sevdasıyla gelişen olaylar zincirinde, oyuncuların devleştiği, bu sıcak ve samimi salondaki sanat dozu yüksek, 2007 yılından beri devam eden ve 2.30 saat süren oyunu, umarım gelecek sezonda da izleme şansı buluruz. Çünkü seyircinin bu tür oyunlara, bu tür oyunlarında geniş kitlelere ihtiyacı var. Yolu açık olsun!
 
O küçücük sahnede oyuncular nasıl devleşir?
Güle oynaya başlayan bir oyun, finalde nasıl gözyaşına boğulur?
Oyun biter bitmez seyirciler neden salonu koşarcasına terk eder?
Tüm bunların dışında…
Gizli bir aşkın tarifi nasıl verilir?
Aşkın gizli tarifi nasıl yapılır?
Tüm bu soruların yanıtları sadece bu oyunda!

 

Anahtar Kelimeler: rita, kocaeli şehir tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir