MAKALELER

Rab Şeytana Dedi ki - Ankara Devlet Tiyatrosu

2010.05.04 00:00
| | |
5115

Bozkurt Kuruç’un yönetmenliğini üstlendiği bu oyunda reji zaman zaman yazarı da zorluyor.

 


 

     Prof. Bozkurt Kuruç Sanatının 50. Yılında  "Rab Şeytana Dedi ki” ile yapılan Müzikal bir çalışma üzerine  Devlet Tiyatrosunun 60. Yılında bir Büyük Usta Bozkurt Kuruç da meslekte 50. Sanat yılını kutluyor.

 


 
    Devlet Tiyatroları Akün Sahnesinde prömiyerini yapan “Rab Şeytana Dedi ki” adlı oyun yazar Nihat Asyalı’nın Bozkurt Kuruç rejisiyle buluşma şansını yaşıyor.
 
    Tasarımında Güven Öktem, Giysi tasarımında Esra Selah, Işık tasarımında Zeynel Işık, Müzik Cem idiz ve Koreograf Cihan Yöntem’in ortak çalışmalarının ardında oluşan nitelikli yapı, oyunun her sahnesinde kendini gösteriyor.

 


 
    Yazar, Tanrı ile Zeus’un hiç alışmadığımız bir şekilde ŞEYTAN’I da aralarına alarak oynadıkları Rab-Şeytan ve İnsanoğlu ilişkilerinde insanın yaşadığı tüm olumlu ve olumsuz koşullarda direnmesini ve kendini sınamasını bu oyun üzerine kuruyor ve İnsanoğlunun boyun eğmekle-başkaldırı arasında yaşadığı gel-gitlerin bir direniş öyküsünü alması şeklinde “oyun”, doğal olarak karşımıza çıkıyor.


 
    Bozkurt Kuruç’un yönetmenliğini üstlendiği bu oyunda reji zaman zaman yazarı da zorluyor. Yazarın genellikle sakin anlatımı ve satır aralarındaki vurgularda görülen naiflik ve “sabır” isteyen anlayışına sanırım yönetmenin çığ gibi bir enerjiyle taşan rejisinde, Şeytanın hareketliliğine ve zekanın kıvraklığına eşlik edici yapıda Müzik ve Danslar da birlikte oluşuyor.
 
    Oyunun her sahnesinde oluşan üçlemelerin dengesinde sonuca giden noktalarda yine Müzik ve Dans birlikteliğinin vuruculuğu, rejinin özgünlüğünü öne çıkarıyor.
 


    Bütün sanatsal yaratmalarda yoğun bir emek, sevgi, şiddet hatta başkaldırıyla harmanlanmış bir karşı çıkışın olması, bunların yaratıcılığının doğal olarak da insan özgürlüğünü doğuran, insanoğlunun yeryüzündeki anlam ve boyutunu sorgulayan bir biçimde işlemesi, bu işleyişin yok edicilik veya ortadan kaldırıcılık anlamında değil, sanatı var edici bir davranış konusu olarak insan özgürlüğünü merkezde tutan bireysel varoluş konumlarıyla da kendini tanımlayabileceği gerçeğini de seyirciyle paylaşıyor.
 
    Oyuncuların yönetmen tarafından isabetli tespiti, dört kişilik ekibin müzik ve danslarla uyumu üzerinde de ayrı bir özeni gösteriyor.

 


 
    Eyüp rolüyle Buğra Koçtepe, sabrın, olgunluğun, dinginliğin, kabullenmişliğin çizgisinde sahnede yerini başarıyla alırken, Anlık şaşırmalarında veya yönetmene göre kafasının karıştığı anlarda kendi dinamiklerinde aynılık yerine bazı değişimlerin olması bekleniyor. Söylenmek veya yakınmak yerine sabrının arkasında Tanrıya bağlılığını büyük bir özveriyle saklıyor.
 
    Sisifos, tekrarın bir başkaldırı ile güçlendiği, güçlü, bilge ve ölümlü bir kimliktir. Sınırlı hareket düzeni içinde, bir aşağı bir yukarı hareket ile belirlenmiş tepe noktasında, kazanılmışlık-kaybedilmişliği aşmış bir öze güçlü bir biçimle de ulaşmış Sinan Pekinton Sisifos olarak görülüyor.

 


 
    Sinan Pekinton’un doğuştan sahip olduğu özelliklerin yanı sıra insani vurguların yapıldığı “Kadın” ile ilgili duygusal dönemeçlerde ortaya çıkan ışıltılar, Pekinton oyunculuğunun ötelenmeyecek önemli özelliklerini sergiliyor ve sahnede başarıyı da getiriyor.
 
    Kadın, Eyüp’ün karısı, kadınlığın simgesi kadınsı bastırılmış içgüdülerin, küçük davranış kımıltılarıyla ortaya çıkışının zaman zaman utancını yaşayan, kimliksiz bir kadın kimliğinde Fatma Öney, Kadın, Şeytan, Sisifos – Kadın, Eyüp, Şeytan üçlemelerinde, kadınsı çıkışlarında sakin, anlamlı bir yorumun küçük küçük yükselişlerinin toplamında hak ettiği başarıyı yakalıyor.
 
    Şeytan sevimlidir, kurnazdır, hareketlidir. Şeytanın amacı şaşırtmaktır. İnsanların aklını karıştırmaktır. Ortaya çıkan fırsatlardan yararlanmaktır. Eyüp, Sisifos, Kadın üzerine oyunu Şeytan, tanrılarla kurmuştur. “Rab Şeytana Dedi ki” ile çıkılan müzikal yolda hünerlerini sergileyen müzik ve dansın ritmine de kendini uydurarak dost olmayan dostunuz Şeytan’da Durukan Ordu, başarısıyla da seyirciyi kendine uydurma çabasındadır. Bu çaba çok güçlü de olsa Şeytan istediğini elde edemez! Neden mi? Her yerde, her şeyde, her zaman olabileceğine inandığımız Şeytan ve Şeytanlara selam olsun ki!!! “Rab Şeytana Dedi ki” ile insanoğlunun sağ duyusu her zaman olduğu gibi kazanıyor.
 
    Genç dansçıların başarısı ve orkestranın uyumu, oyunun bütününe katkı sağlıyor.
 
    Büyük Usta Kuruç, şeytansız yarınlara tüm ustalığıyla yol gösteriyor!
 

Anahtar Kelimeler: rab şeytana dedi ki, ankara devlet tiyatrosu, ankaradt



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir