MAKALELER

Paraya Hayır - İzmir Devlet Tiyatrosu

2018.12.30 00:00
| | |
4675

Sizce Nasıl?
Bir gösteri için oyuncular aylarca prova yapar, planlı bir seyir için herkes bir saatte toplanır...

İZMİR DT “PARAYA HAYIR” GÜNÜ YAKALAYAN BİR OYUN


Bir gösteri için oyuncular aylarca prova yapar, planlı bir seyir için herkes bir saatte toplanır. Bunun için, oyun başlamadan önce, herkes yerlerine yerleşinceye kadar bir boşluk gerekir. Henüz oyuncu sahneye çıkmamıştır ve orada toplanan kalabalık henüz seyirci olmamıştır. İşte bu boşluk, bu canlı uzam, tiyatronun ve hayatın henüz birbirinden ayrılmadığı bu bütünsellik özellikle günümüzde, dijital yaşamlarımız yüzünden giderek daha az bir araya gelebilen bir toplum olduğumuz için çok önemli; yaşar olan bir şeye hep birlikte tanık olacağımız, katılacağımız için… Aynı zamanda çocuksu bir anlaşma ile bir araya gelmiş olmanın masumiyeti var bu kalabalıkta. 0yuncuların rollerinin birer maske olduğunu bilen bir kalabalıktan daha masum ne olabilir? İşte bu ara boşlukta, hayat olmayan hayat için, hayat olan hayattan çıkarak geldiğimiz kalabalıkta, dünyanın en masum sözleşmesi olduğunu düşünüyorum oyuncu seyirci sözleşmesinin; içten bir göz kırpma, unutturma, hatırlatma… Unutma, hatırlama… 


Hayatı doğrudan etkileyen bu kadar güçlü bir biçimde etkileyen başka bir sanat dalı yok sanırım. Şiir, resim, heykel, sinema vb. sanat dalları geniş zaman içinde dönüştürücü, etkileyici bir imge sunarlar. Elbette ki çok güçlü dönüştürücü etki oluşturabilirler. Ancak tiyatro gücünü, hayatla benzerliğinin ve farklılığının aynı güçte olmasından alıyor. 


Tiyatro ile hayat birbirlerini dinamik tutacak şekilde olmalı. Tiyatro sadece bir biçim olarak, araç olarak, hayatın rutinliğine karşı bir eylemdir. Hayata çok fazla yaklaşırsa ilginçliğini yitirir, hayattan çok uzaklaşırsa inandırıcılığını yitirir ve hayatla arasındaki fark görünmez olur… İşte bu yüzden oyun bir kıvam ustalığı gerektiriyor. İzmir Devlet Tiyatrosu’nun “Paraya Hayır” adlı oyunu bu ustalığın bir örneği. Gününü yakalamayı başarmış bir oyun. Tüketim toplumu, büyük hayaller, hep bir gün hayatının değişeceği zengin olacağı ümidi olan orta sınıf bir ailenin, para lafı ile bile ( lotodan çıkan ve alınması beklenen büyük para) altüst olan düzenleri ele alınıyor. Bir akşam iki ay önce lotodan çıkan parayı almayacağını açıklayan Richard ekseninde kapitalizm eleştirisi yapılan oyunda aksiyonun bir loto kuponu üzerinden sağlanıyor oluşu oldukça etkileyici. Oyunculuk içten ve başarılı. Reji, dekor ve kostüm, ışık ve müziğin kullanımı ustaca. Hem metin olarak, hem oyunculuk olarak seyircinin bugün kendini içinde görebileceği eğlenceli bir oyun. Richard’ın para konusundaki tavrı karşısında başka türlü davranabilecek günümüz kişileri olabileceğini sanmıyorum. Atıf Yılmaz’ın Kemal Sunal’ın oynadığı, “Köşeyi Dönen Adam” filmindekine benzer bir kara komedi atmosferi var oyunda; Paranın insanları nasıl inanılmaz bir hızda değiştirebildiği, günümüzde yapılabilecek en iyi komedi konularından biri bence. Seyirciye kendine bakma imkânı sağlıyor.

Richard şairane bir karakter ve oyunun sonunda (ölünün ağzından kupon çıkarma sahnesi) başına gelen bir yandan komik öğelerle seyirciyi güldürse de dehşet verici bir ürküntü de içeriyor. Çünkü tüm ilişkileri sıfırlayan, insanları birer canavar haline getiren bir değer oluşu paranın, bugüne fena dokunuyor; ağlayan bebeğini bile bırakıp paraya koşan bir anne! Richard’ın çabası günümüz için güzel bir çaba. Para karşısında insanı kurtarmak isteyen bir çaba. Şiirin, sanatın, tiyatronun, bir araya gelmenin güzelliğinin, yalın yaşamanın erdeminin doğduğu güzel bir kaynak. Kazanmak için değil, babası ile bağ kurmak için loto oynayan bir karakter, şiirsel bir karakter ve vericilerini şaşırtan bir varoluş örneği. Tüketen olmayı seçmemiş, kendi olmayı seçmiş biri olan böyle böyle kişiler bozabilir yanlış hesapları, kendi doğrularını yaşayanlar şaşırtabilir. Bir şeyin tüketicisi bir kitle değil de yeniden bir bir insan oluruz o zaman. Tiyatroda oyun öncesinde toplanmış insanların dinamizminde insanlar oluruz. Bizi biz yapan değerlerimizle karşı koyabiliriz paranın bizleri değersizleştirmesine; hepimizi aynı insan yapmasına… 


Hayatın içinde var edilen bir hayat olarak oyun, bir ateş yakmanın kıvamında ustaca bir ölçü ve denetim içinde olmuş. Bu, ateşin içinde görülebilen ateş ve suyun içinde görülebilen su kıvamı için teşekkürler… Yazar, çevirmen, yönetmen, dekor, kostüm, ışık, müzik tasarımcısı... Oyunda emeği geçen herkese teşekkürler…

Anahtar Kelimeler: Paraya Hayır, izmir devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir