MAKALELER

Nathalie -Aysa Prodüksiyon Tiyatrosu

2010.02.13 00:00
| | |
1592

Sizce Nasıl?
Phillipe Blasband “Nathalie” oyununu yazarken psikolojik tahlilleri epeyce kullanmış...

 

    İki Kadın İki Psikiyatrik Öykü


    İd'iyle egosuna sahip olamayan bir insanın davranışlarından kontrol beklenebilir mi? Depresif saplantılar içinde yaşamanın zorluğu sizce ne? Saplantılar yaşamı esir aldığı durumlarda hangi yöne kayarız? Phillipe Blasband “Nathalie” oyununu yazarken psikolojik tahlilleri epeyce kullanmış. Bir kez daha tiyatro ile psikolojinin ne denli iç içe olduğunu göstermiş. Tabiki bu gösterimde Zuhal Olcay, Tilbe Saran ikilisinin payı çok büyük. Zuhal Olcay: karakter tahlili ustası gizemli bir kadın. Tilbe Saran: gerçek nesnel dünya ile izleyen arasında bağdaştırıcı!
 
    Oyunla ilgili çevremdekilerin değerlendirmeleri hep şu yönde “…Tilbe Saran, Zuhal Olcay'ın yanında iyi bir ikili oluşturmuş…” bence yapılan bu değerlendirme tiyatronun özüne, oluşum yapısına aykırı. Hiçbir oyuncu, diğer oyuncunun yanında “gerçek tiyatrocu” doğasına sahip olamaz. O tiyatrocunun oynama gücüyle ilintili olaydır. Bu hatanın kısa zamanda düzeltilmesi lazım. Oyunda taşlar iki noktada duruyor. Eğer ki o taşlardan biri yerinde olmasın dengeler kötü şekillerde değişir.
 
    Oyunla ilgili kıssadan bilgiler vermek lazım: Oyunun yazarı Phillipe Blasband. Sahnelerde pekte görmeye alışkın olmadığımız bir konu oluşturmuş. Aslında bu yazınsal daha önce Fransız Yönetmen Anne Fontaine tarafından beyaz perdeye aktarılmıştı. Aykırı sanat düşüncesinin bir ürünü olarak sunulmuştu izleyen kesime. Bukowski tarzı yaklaşımlarla sunulmuştu. Undergrand Cinema mozaiğini her alanda göstermişti. Filmi ve tiyatrosunu izleyen birisi olarak “Nathalie” için söyleyeceğim hususlar değişkenlik gösterecektir.
 
    Kalsik Tiyatro'dan Çağdaş Batı Tiyatrosu'na yazarların oluşturdukları yaratımlar, bu yazarları oynayan grupların yaklaşımları ile örtüşmemiştir. Mesela “Nathalie” nin film sinopsisine bakacak olursak, vurgu konu üzerine yoğunlaşıyor. Zaten film senaryosu “grup çalışması” ile yazılmış. Bunun tiyatroya uyarlamasın da ne derece farklılık meydana getirdiğini rahatlıkla görebiliyoruz. Bu kötü anlam ifade etmiyor elbette. Filmde başarılı bir doktorun karısının, kötü giden ilişkisi yüzünden kocasından öç alması işlenmiş. Tiyatro yorumunda da olay opera sanatçısı bir kadının dünyasından aktarılmış. Emmanuelle Beart' tan daha güzel oynamış Zuhal Olcay. Bizim oyuncu kadromuzda Holüvud' a gidebilecek iki isim aklıma geliyor: Birincisi, Haluk Bilginer İkincisi, Zuhal Olcay! Bence Meltem Cumbul'larla üst düzey başarı kazanmak hayal…
 
    Oyunun konusu: Bir opera sanatçısı tanıştığı kadından kocasını ayartmasını, o'nu baştan çıkarmasını ister. Kadın bu teklifi kabul eder, isim değiştirir, plan devreye girer. Aslında konuda sapkınlık, fahişelik kavramları tezatlıklarla bir araya getiriliyor. 500 bin avro teklifini geri çevirmeyen kadın, ismini de değiştirerek bir nevi yaptığını vicdanında rahata çıkarıyor. Aslında bu iki kadın için de geçerli. İnsan davranışlarının olgusal değişimlerinde “intikam” dürtüsü geniş yer tutar. Evrimden sonraki gelişen süreçte hayvanlarla bir arada yaşam süren insan, vahşi doğanın getirisi dürtüleri çağlar geçmesine rağmen atamamıştır hislerinden. Bu dürtüleri kanunlarla, kurallarla, vicdan muhasebesiyle bastırmıştır. Ama bastırılan her duygu bir şekilde, tekerleğe vurulan fazla hava gibi, patlamaya neden olacaktır. Bu patlama en büyük tehlike: İD'dir! Evrimin başladığı çağda “vahşi doğa” vardı; şimdiki çağda “vahşi kapitalizm” var. Aslında kavramların ismi değişiyor sadece; yoksa hala aynı daire içinde yürüyüp duruyoruz. “Nathalie” de anlatılan konu yukarıda sıraladığım ögelerin bir araya gelmesiyle oluşmuş. “İntikam” duygusu hayvani duygudur; daha bi kaç bin yıl daha geçmeli bu duyguların körelmesi için. 
 
    Oyunun “yönetmen”liğini Sevgili Işıl KASAPOĞLU üstlenmiş. Işıl Kasapoğlu arı gibi adam. Türk Tiyatrosu'nun dahi çocuğu. Bizde güzel olanları karalamak marifettir; iyi olanı yermek başarıdır. Hele de eleştirmenseniz gardınızı alarak yazı yazmak zorundasınız. Bir oyuna kötü diyorsanız, muhakkak eleştirel dönütü size gelecektir. Eğer oyunu göklere çıkarıyorsanız, oyunu oynayan gruplar tarafından dikkate dahi alınmazsınız. Bu söylediğim özellikle bazı özel gruplar için ve DT sanatçılarının bir bölümü için geçerli. Türkiye'de 20 dahi olmayan sayımızın yazdığı eleştirileri beğenmiyoruz, aman Tanrım bu ne büyük lükstür böyle! Zaten bizleri oyunlarına davet eden grupların sayısı da bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda. 
 
    Işıl Kasapoğlu, filmin konusunu çok iyi yorumlamış. Uyarlama aşamasında iki kadın üzerinden kurgu, oyundan önce konunun sığlaşacak düşüncesinin oluşmasına neden olmuştu zihnimde. Fakat oyunu izlerken hiçte öyle bir durum oluşmadı. Zaten asıl metinde de iki kadın var. Zeki adam Sevgili Işıl Kasapoğlu. Diyalok önü, arkası durumları iyi irdeleyerek; psikolojik tahlillere epey geniş yer ayırmış. Aldatma, yer değiştiren dünyalar, hayvani duyguların vicdan muhakemesi izleyene iyi kanallarla aktarılmış. Hızla gelişen konuda her hangi sekme görmek mümkün değil. 
 
    Canan Göknil'in giysi tasarımı başarılı. Magazinsel boyuta dönüşen Zuhal Olcay giysileri güzel düşünülmüş. Fakat bazen çok açık düşünülen elbiseler, oynadığınız oyunun konusunu gölgeleyebilir. Fakat tutupta bir fahişe karakterine de hanım hanımcık giysiler giydiremezsiniz. Tilbe Saran'ın takısı, siyah elbisesi gayet iyi. Dekorun yapısal olarak oyuna kattığı çok şey olamadığını düşünüyorum. Bence yük oyuncular üzerinde. Eğer bu tip oyunlarda oyuncular üzerine düşenleri yapıyorsa, teknik grup başarı ile işin içinden çıkar. 
 
    Zuhal Olcay sahnelerden ayrı kalalı epey bir süre olmuştu. Eski eşi Haluk Bilginer'le kurdukları “Oyun Atölyesi” ni eşinden boşanarak bırakması, akabinde müziğe yönelişi ve Bülent Ortaçgil'le çıktığı konserler; o'nun tiyatral bağlarını zayıflatmıştı. Bu oyunda gördüm ki performansı yine aynı, çokta değişen bi'şey yok. Sahne performansı gayet iyi. Zuhal Olcay üç karakter arasında yaşadığı geçişleri bazen sürükleyemiyor. Nadine, Nancy, Nathalie! Zaten fahişe olan Nancy'ye sunulan tekliften sonraki değişim sürecinde -ki sadece imsel bir değişiklik söz konusu- Nathalie öç alacak farklı kadındır. Ama Sevgili Zuhal OLCAY'ın karakter geçişlerinde zayıf kaldığı noktalar var. Bana kalırsa eski karakterin zayıflığından bir nebze sıyrılması lazım. Çoğu sahnede Tilbe Saran ile süregelen diyaloklarda “şiddet” vurgusunun dile gelmesi, içine düştüğü çaresizliğin değişimidir. Kadına şiddet olgusu da karakter konuşmalarında yerinde söyleniyor. 
 
    Tilbe Saran, ilişkisi boyunca acı çekmiş bir soparano -opera- sanatçısı. Eski eşinden intikam almak istiyor. O'nu yeni yarattığı kadının eline mahkum edip, tüm gücü kendi çevresinde toplama arzusu içinde. Oynadığı Sonia karakteri acı çekmiş bir kadın. İktidar duygusunu eline almak isteyen kadının duygularını iyi yansıtmış. Argo söylenişlerde başarılı. 
 
    Oyunun tanıtımında 16 yaş üstü için uygundur ibresi var. Bana kalırsa bu yanlış bir yaklaşım. Sanatın gücünü sınırlamak doğru değil. Zaten oyunda da gençleri kötü yönde etkileyecek ibreler yok. O zaman sosyalist bir oyuna da “bu oyunu sadece sosyalistler izleyebilir…” ibresi konulmalı. Başarılı,izlenmeye değer bir oyun ortaya çıkmış. 

Anahtar Kelimeler: Nathalie, aysa prodüksiyon tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir