MAKALELER

Nalınlar - Diyarbakır Devlet Tiyatrosu

2006.04.25 00:00
| | |
1963

Sizce Nasıl?
Diyarbakır Devlet tiyatrosu (DDT) ‘nun sahnelediği nalınlar adlı Oyun; Köyde yaşanan Aşk,Dedikodu,ve yaşamı kısacası köy hayatını konu alıyordu.

     

 

OSMAN İLE SEHERİN ''KÖYSEYİRLİK'' AŞKI - NALINLAR…

Türk dil kurumunun ödülle şereflendirdiği ; Necati Cumali gibi bir ustanın bu oyununun devlet tiyatroları repertuarına alınması çok iyi düşünülmüş. Necati Cumali ; Garip Akımı şairleri ve 1940 kuşağının diğer şairlerinden farklı olarak yalın, aydınlık anlatımlı, lirik şiirler yazan, Sevgi, sevinç, özlem gibi bireyin güncel kaygılarıyla birlikte çağın toplumsal sorunlarını da ele aldı. 1955'ten sonra şiirin yanı sıra öykü, roman ve tiyatro türlerine de yöneldi. Şiirsel dili ve ayrıntıları ustaca kullanmasıyla kendini kolayca okutturdu. Roman ve öykülerinde çoğunlukla Ege Bölgesi'ndeki kasaba ve kırsal kesim insanlarının sorularını işledi. "Tütün Zamanı" (1971'de Zeliş adıyla), "Yağmurlar ve Topraklar", "Acı Tütün" romanları bu ürünlerin en başarılıları arasındadır. "Ay Büyürken Uyuyamam" adlı öykü kitabında Anadolu insanının cinsel bir tablosunu çizdi. Öykü, roman ve oyunlarından bazıları sinemaya da uyarlandı.

 


 
Diyarbakır Devlet tiyatrosu (DDT) ‘nun sahnelediği nalınlar adlı Oyun; Köyde yaşanan Aşk,Dedikodu,ve yaşamı kısacası köy hayatını konu alıyordu. ‘’1960’lı yılların köy yaşamından ele alınan iki gencin birbirini sevmesi ve bir araya gelme isteği olunca, oyunun söylemi birden evrenselleşiyor ve geçen yıllar önemini yitiriyor. Yüzyıllar önce ROMEO ve JULİET’in bir araya gelme isteği ve bu isteği anlamsız nedenlerle engellemeye çabalayanların öyküsü ile çağımızda ANADOLU’nun bir köyünde yaşayan , seher ve Osman’ın öyküsünün aslında nasılda benzediğini görüyoruz.’’

 


 
Evde kedi besleyen Muhtar (Hakan ŞAHİN) ‘ın Silahı ateşlemesi, Müzikle beraber köy kızlarının Dansıyla başlar. Garip olan ‘’Köyseyirlik’’ oyunda oyuncuların düzgün aksanla konuşmaları , yönetmenin takdiridir belki ama, madem abzürd komedi oynatıyor ; neden şiveye ihtiyaç hissetmedi anlamadım. Şive o kadar sırıttı ki kendini , hatta o kadar ince konuşuyordu ki Seher (Pınar GÜN) çığırtkan gibi sesi geliyordu, haliyle söylediklerini bir çok yerde anlamak mümkün değildi. Herkesin bilinç altına yerleşmiş o kaba ve kendine has uslubüyle konuşan kişilere neden böyle bir çalışma yapılmamış, neden bu duygu verilmemiş hayretler içinde kaldım !


 
Tarladan Gelen seherin abisi nedense üstü başı tertemizdi. (bu tür oyunlarda aynı hataya hep düşülüyor . Örneğin ;Çok yaşa komedi ; ayı sahnesinde parasını almak için gelen adamında üstü başı temizdi) Seheri evlendirmek için abi , annesi(Demet Bölükbaşı)’yle konuşmak ister. ama ne mümkün ! oğlunun dışında hiç kimse konuştuklarından hiçbir şey anlamadığı gibi, o kadar uzun cümleler kurdu ki Tekerleme okumaya çalışan biri gibiydi . Oğlunun eve gelişiyle kapıyı hızla vurması, annesinin terliği ona fırlatması abzürd pandomimiyle seyirciyi güldürebildi. Ama ne yazık ki söylemdeki anlaşılabilirliği oyun sonuna kadar sürdü. Anlında tek çizik bile olmayan annenin yürüyüşü, konuşması,hareketleri 20 yaşındaki bir kadını canlandırıyordu. Hiç anne duygusuna giremedi. O duyguyu maalesef yansıtamadı.

 


 
Oyunun ana karakteri olan Seher Abartılı makyajı ; köylerde yaşayan gençlerin artık ne kadar modaya uyduklarını , ne kadar entel-lektüel olduğunu gösteriyordu.Ne gam ! annesinin kızını evlendirme çabası ve devamlı aynı rüyayı görmesi bunu kızına göre yorumlaması onu bastırmak için annesine yaptığı masaj ne abartılıydı. Anneye o kadar kaba davranılır mı ? adeta sahnede dövüyor gibiydi. Özellikle kadınların sesi nedense çok tizdi ve çok hızlı konuşuyorlardı.

 
Osman (M.Lebib GÖKHAN) seheri kandırabilmek , buluşabilmek için yan komşusu Dul dudu (Hatice SEZER) ‘yu en yakın arkadaşı olan Ali (M.Şamil KAFKAS) ‘nin ondan hoşlandığını, isterse aralarını yapabileceğini söyler.Eeee Dul dududa zaten aliye yangın , Osman’ın Duduyu can evinden vurmuş ve işini halledebilecek tek kişiyi de kafalamıştı.!. Musluk başında seherin evini gözetleyen Osman ve ali dudunun gelmesiyle kahkaha dolu dakikalar başlar . Başta kendisinden yaşça büyük olduğu için kabul etmeyen ali , dudunun cilveleriyle hoş olmuştur. Çayırdaki kısrak dudu ile azgın aygır ali sahnede aşka doyarlar,doyamazlar akşam evine davet eder. Seher için deli olan Osman musluğun altına mektup bırakmadığını zannedince , kızı karalamaya aslında çokta güzel olmadığını söylemeye, hatta ‘’SİBEL CAN ‘’ bile bundan güzel gibi güncel doğacıyla kızı gururuna yediremediği için karalamaya başlar. Ama Seherin yazdığı mektubu görünce 90 derece döner.

 
Ortada yaşanan ‘’namus kavramı ‘’ ve kızları sehere güvenmediği için dışarı çıkmak zorunda olan anne, kızını yan komşusu duduya göz kulak olması için teslim eder. Kuzu kurtta !! Boş dururlar mı, hemen osmandan bahsederler. Bu arada anne gelmek üzeredir. Köpek sesiyle irkilen anne ; terliği arkadaki köpeğe değil de ön kısma seyirci tarafına atması gözden kaçan bir ayrıntıydı.
 
Ama söylenmeden geçemeyeceğim bir yer var ki, oyunun en neşeli yerlerinden biriydi. Seheri görmek için gelen Osman ve onunla takılan en yakın dostu ali yi gören dul dudunun , sahne performansı görülmeye değerdi . Yıllardır eline erkek eli değmemiş dudu sahnede öyle bir cilve, öyle bir aşk atıyordu ki, herhalde bu oyunda en iyi performansı olanlardan biride Dudu olmasını sağlıyordu. Reji asistanlığını da üstlenen dudu kabiliyeti ve deneyimini gözler önüne seriyordu.
 
2.Perdenin açılmasıyla ‘’GRUP ÇIĞ’’ ın KEKLİK şarkısı da çalmaya başlar . Yersiz bir şarkımı? Yönetmene ve müzikteki İzzettin biçere bırakıyorum. Seyirciyi hareketlendiren şarkılar ama daha ilerde çalan şarkılara gelindiğinde çok değişik bir tarz kullandığını söylemek isterim. Farklı olduğunu diğer sahnelerde kullanılan müzikleri söylediğimde anlayacaksınız.
 
Çamaşır ‘’leğenleri’’ içerisinde çalan şarkıyla dans eden ve seyirciyi de hareketlendiren müzik güzeldi. Seher sonunda dayanamaz ve Osman’a kaçmaya karar verir. Çamaşır günü kaçırmak için güzel bir fırsattı. Plan yapılmıştı. Dudunun elleri bağlanacak ve seher kaçırılacaktı. Bu basit işlemi mehter marşı ve arkadan geçen dans eden köylülerle başarılı kılmıştı.Sonunda durum anlaşılır muhtar yine silahını patlatır,bir karambol yaratılarak ,Osman ve seherin peşine düşer. Kısa sürede yakalanan Seher ,Osman ve tabi arkadaşı ali kaçırma suçundan içeri girerler. Yukarıda da belirttiğim gibi müziklerin tuhaflığı burada da Orhan GENCEBAY’ın ‘’Yazıklar olsun’’ adlı şarkısıyla kendini belli eder. Ama hapishanedeki parmaklık ışığını yansıtan hapishane görünümü bir ışık dehası !
 
Seher aşk acısıyla yanarken dudunun duymaması gereken şeyi muhtar azgından kaçırır . Seher 18 yaşındadır. Ve kendi hür iradesiyle kaçtığını söylerse Osman’ı kurtabileceğini öğrenen dudu hemen sehere yetiştirir.Osman’ı ve haliyle aliyi ziyarete giden dudu kurtulacakları müjdesini verir.Hapishane sahnelerinde kitap okuyan bir karakter tiplemesi çizmesi sanırım yönetmenin siyasi görüşünden kaynaklanıyordu.
 
Kız kirlenmiştir. Bir an önce buna koca bulma arayışına giren abi ve anne; talipleri olmasına rağmen bir türlü sehere kabul ettirememişlerdir.duduya anlatırken ki annenin o çalımları o kıvırmaları ne basit ne gereksizdi. Oyun başından beri anne karakterine giremediği gibi çocuksu hareketleri illa ben anne değilim,ben bu rolü istemiyorum mu demek istiyordu ? ben mi çok ağır konuştum , bence izleyin ve görün. Baskıdan bunalan seher sonunda dayanamayıp Muhtar,anne ve dudunun üzerine yürür. Ara ara hapishane sahnelerinde boy gösteren ali ve Osman farklı karakterler ve müziklerle karşımıza çıktı ve bu seferki müzik daha da inanılmazdı ‘’Yinede Şahlanıyor’’ türküsü ne alaka? anlamadım.
 
Seherin aşkı içerdedir. Ve günlerdir yemekten sudan kesilen seher beklenen şiirini okur. Okur okumasına da zaten ses konusunda gariplikler yaratan bu oyunda şiir için ayrı bir şive kullanması tam anlamıyla kaos !
 
Dul dudu bir köy kadını olarak aksesuarlarla daha da zenginleştirilebilirdi. Bilekleri boyunca bilezik takılması onu daha inandırıcı kılması sağlanabilirdi.
 
Ve nihayet beklenen son ; Seher nihayet osmanına kaçar .Ve yine evinde kedi besleyen, her sorunda kedisini fırlatan muhtar silahıyla sahneye koşar yanlışlıkla silahı ateşleyen herkes gibi kendiside korkar, müzikler girer yaşlı dans grubu yine arkadan geçer her taraf panayır alanına döner. İş bittiğinde herkes gittiğinde seherden tek kalan nalınlara bakmaktan başka çareleri kalmaz.
 
Rejisör Ömer Naci TOPÇU ‘nun yönetimiyle sahneye konan bu oyunda ;Oyunculuğunun yanı sıra yönetmen yardımcılığı da yapan Hatice SEZER ve muhtardan başka kimsenin oyunculuğu o kadar inandırıcı gelmedi bana. Dekor konusunda basit bir köy meydanıyla isteneni veren Sertel ÇETİNER, Köy kıyafetleriyle Nalan TÜRKOĞLU ışıktaki ; Dudunun evine girdiğinde arka tarafının olmadığını gözümüze sokmasının dışında harikalığıyla Suat UÇAR en başarılı olanlardandı.
 
Ustalar ustası Necati Cumali’nin bu oyunu; daha şık, daha güzel, daha alımlı bir hale getirilebilirdi. Devlet tiyatrosu gibi şehir,ödenekli ,amatör her kesimin repertuarına alınmış bu oyuna her şeyden önce hakkını verilmesi gerektiği kanısındayım.
  
İhsan ATA
ihhsan@hotmail.com

Anahtar Kelimeler: nalınlar, diyarbakır devlet tiyatrosu, necati cumali, ömer naci topçu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir