MAKALELER

Müslüm Tamer ile Söyleşi

2019.11.08 00:00
| | |
1445

Sizce Nasıl?
Müslüm Tamer ile bir hayatın sayfalarını karıştırıyoruz dakikalardır.

HANİ GÖKTEN ÜÇ ELMA DÜŞÜVERİR BAZEN...

" Sanat fırtınalarla yaşanmış acıları dinginlikle kaleme almaktır."

Katherine Mansfield


Müslüm Tamer ile bir hayatın sayfalarını karıştırıyoruz dakikalardır.

Yıllar öncesindeyiz.

Adana'nın o meşhur sarı sıcağında.Mıdık Mahallesi'nin terden sırılsıklam ıslanmış gibi duran, tozlu sokaklarından birinde. 

Adana Devlet Tiyatrosu'nda rol aldığı " Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz "ın kulisinde.

Çukurova Belediyesi Şehir Tiyatrosu'nun girişinde asılı 

" Karmakarışık " adlı oyunun afişine takılıyor gözümüz bir an.Tam " Beautiful Burboult / Supernova"yı, " Orphans" ı, Dot' u soracakken vazgeçiyorum.(Şimdi değil, daha sonra...)
" Düşmanla Sevişenler" deki rolünden konuşuyoruz biraz.

Hiç kuşkusuz yaşamını altüst eden hüzünler de olmuştu, kendi yalnızlığına uyandığı yorgun sabah alacakları da.Sıkıntıları, korkuları, düşbozumları, endişeleri de.Hayallerin, umutların arasında dolaştığı günbatımlarını hatırladı yeniden.Nice ' yalnızlığın dipnotları'nı bulup, tek tek okuduğu o hunhar günbatımlarını.

İçinde mayalanan ıssız tedirginliklere, yanıtı belirsiz sorulara inat, hayatın üstüne üstüne yürümüştü hep.

Belki en çok emekli ilkokul öğretmeni Saadet Hanım'ın oğlu Sermet Yurtlu'ydu.Yoksa Trinculo, Nemço...evet, Truffaldino.Yoksa Pertev mi ? Kimbilir ?

Oldum olası hırsları yoktu.Yarışı kendisiyle olmuştu hep.O da bir çok zamanın, hayatın içinden geçti cesurca.Herkes kadar, herkes gibi acılardan payını aldı.Eğilmedi.Kırılmadı.Bel büküp, gerdan kıvırmadı. Dekor taşıdı.Sahneyi silip süpürdü, efekt verdi oyun esnasında...bir başka aktörün yerine, son anda sahneye de çıktı.Öğrenciyken neredeyse girip uğraşmadığı, alın teri dökmediği iş kalmamıştı zaten.Ve bütün bunları yaparken hep içindeki sesi dinledi Müslüm Tamer.

Yaşar kıldığı karakterleri incelikle sahneye taşıyan, rolü sahici kılma başarısı kadar, ' en ufak bir abartıya, gösterişe, yapaylığa' kaçmayan, düzeyli, sıradışı yorumlarıyla bilgisini, yeteneğini konuşturdu her defasında.Rolüyle organik bağ kurdu.Gün oldu, Beatrice ve Florindo'nun uşağı Truffaldino ile Dionissos'un altın renkli şarabından yudumladı.Ama hep biraz mahçup, biraz içedönüktü.

Nezaketsizlik, saygısızlık yoktu dağarcığında.Hiç olmamıştı zaten.Varsın çarklar dönsün, dişliler öğütsün.

Varoluşunu sahnede, canlandırdığı kimliklerle gerçekleştirmeyi bildi.Yaşananları, yaşanabilecekleri, yaşanmayanları sergiledi..duyguların sözcüsü olmayı seçti.Farklı katmanlara, değişik okumalara yöneldi rolüne hazırlanırken.Rolüyle kaynaştı.Hiçbir duygu, vurgu hatası yapmadan...harfleri iyi artiküle ederek.

Alkışlarla kesilen sahne aralarında hep kızardığını hissetti.

Pencereler açıktı.Tüller uçuşuyordu.Dışarıdan belli belirsiz bir toprak kokusu geliyordu burnuna.Serin ve loş.

Boğazına birşey düğümlendi.

Gün geceye akıyordu.

Adana'daydı.Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Oyunculuk Ana Sanat Dalı'nda öğrenci olduğu yıllarda..

" Sonuncular "ı hatırladı .Sonra yine o dönemde rol aldığı " Kuvayı Milliye ", " Macbeth " düştü aklına.

İncecik, lacivert bir ışık hüzmesi sızdı odaya.Yutkundu.Gözlerinde çoğalan yaşları elinin tersiyle sildi. 

Truffaldino sessizce gülümsüyordu makyaj masasının aynasına.Yüzü sevinçli, nabzı adeta şakağında atmaktaydı...kalbi göğsünden fırlayacak gibiydi.

" Mimar olmak istiyordum aslında.Lisedeydim.En yakın arkadaşım Kadir Nar'ın önerisiyle okulun tiyatro koluna dahil oldum.' Topuzlu ' adlı oyunu hazırladık.Sene 2001.Sonrasında ' Fehim Paşa Konağı ' geldi.Pertev rolündeydim.Evet, alkış hoşuma gitmişti..o heyecan...hele o adrenalin sağanağı...

" Kadir ile çalışmaya devam ettik.Çevremizde tiyatro konusunda örnek alabileceğimiz biri ya da birileri yoktu.Adeta el yordamıyla birşeyler yapmaya çalışıyorduk, diyebilirim.Örneğin, Yılmaz Erdoğan'ın ' Oto Gargara ',' Kadınlık Bizde Kalsın' tekstlerini okuyor,  benzer sketchler yazıp, sahneye koyuyor, bilet satıyor ve her defasında da batıyorduk.

" Hayır, ailem tiyatroyla ilgilenmeme, aktör olmama karışmadı...kararlarımda serbesttim.

" Liseden dört yıl sonra konservatuvarın varlığını ve önemini fark ettim.Madem  yetenek sınavı esastı...o halde sınavı geçip, üniversiteye kaydımı yaptırabilecektim kolayca.Bu arada Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nin imtihanına katıldım.Ne yazık ki, son aşamada elendim.Ama son aşamaya kadar gelebildiğime göre, demek bende birşey vardı.En azından böyle düşündüm.Cesaretim güçlendi. 2006'da Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Oyunculuk Ana Sanat Dalı'nı kazandım..ve 2010 yılında mezun oldum."

Ve İstanbul.. ..hayallerinde sadece tiyatro vardı. 

" Arkadaşlarım, benim cv'mi de Dot'a bırakmışlar.Bir gün telefon geldi, Murat Daltaban'ın benimle yüz yüze görüşmek istediği, söylendi.Adana'da oyunum vardı.Ama Murat  Daltaban'ın adını duyunca, derhal geliyorum, dedim...

" İstanbul' a yerleşmek...yeni bir düzen kurmak.Kendimi kabul ettirtmek...bu büyük şehirde ne yapacaktım ? Riske mi giriyordum ? Bu arada Devlet Tiyatrosu'nun açtığı sınavı da kazanamamıştım.."

Acı bir rutubet kokusuyla irkildi.Gökyüzü ağarıyordu.Fonda ille Hisarbuselik bir şarkı.Tom Wingfield'ı hatırladı birden.Benzer duyguları, dertleri yaşadığını düşündü.Yüreği yüreğinde  çarpıyordu sanki.Tom gibi alıp başını gitmek ! 

" Aya değil, daha uzaklara." (1) 

Dorukta sevinçler, başarılar, uçurumda acılar, bozgunlar yaşamaya hazırdı.

Sezon bittiğinde, arkadaşlarıyla İstanbul' a gelip, ev tuttu Müslüm Tamer. O yıl Dot yapımı 'Beautiful Burnout/ Supernova' ve ' Orphans' da reji asistanlığı yaptı.Hemen ardından Tiyatro 01'de ' Comedy Spontane' de hem yönetmen, hem oyuncu olarak çalıştı.Küçük Salon'da
 ' Faust' oyununda rol aldı.Yeditepe Oyuncuları' nda ' Barış'ın Serüveni ' ve ' İlaçlar Mikroplara Karşı' adlı iki çocuk oyununu yönetti.

Ve bir gün....

" Selin İşcan'dan gelen öneriyi sevinerek,    kabul ettim.Aleksandar Popovski'nin Hayal Perdesi'nde yöneteceği ' İmparatorluk Kuranlar ' oyununda asistanlık yaptım.Şebnem Köstem, Sevil Akı, Reha Özcan, Selin İşcan, Nihat Alpteki ile aynı projede yer almak, hiç kuşkusuz, büyük bir şans, eğitim ve tecrübeydi benim için.Bursa turnesinde, Nihat Alpteki' nin canlandırdığı komşu rolünü üstlendim.Tuhaf bir ürperti hissettim o an.Perdeyle duvar arasında sıkışmış gibiydim.Reha Özcan, ' Nefes al ve gir '  diye fısıldadı.

" İBBŞT'nin Genç Günler Tiyatro Festivali' nde
 ' Delikanlı ' adlı oyunda rol aldım ve hemen ardından yine Popovski'nin sahneye koyduğu 
' Bir Yaz Gecesi Rüyası' projesinde perilerden birini canlandırdım.

" Nihat Alpteki'nin yönettiği ' Bisküvi Adam ' adlı çocuk oyunu ve Tolga Yeter'in rejisini üstlendiği
' Saadet Hanım ' da rol aldım.Onur Demircan'ın Genç Günler Tiyatro Festivali için hazırladığı
 ' Fırtına ' ve Gökçe Yurtsal'ın yönettiği ' Çingeneler Gökyüzünde Yaşar ' da oynadım."

Bu arada sinema ve televizyon filmlerinde görev aldı Müslüm Tamer.İşte onlardan bazıları: " Lüküs Otel " , " Şevkat Yerimdar ",
" Birleşen Gönüller ", " Zaman Makinası 1973 ", 
" Börü ", " Pırdino ", " Lamtumire ", " Şahin ve Çetesi " .

Müslüm Tamer " Saadet Hanım " da yaşar kıldığı Sermet yorumundaki başarısıyla izleyiciden tam not alır.Sermet belki de Turffaldino'nun ön provasıdır.Turffaldino ise sonraki projelerin eşiği.

Gerçek bir aktörün insan ve başarı hikayesi var karşımda..bütün o çabalar.Hani gökten üç elma düşer bazen...

" Nilgün ( Kasapbaşoğlu) Abla ile aynı sahneyi paylaşmak bir başka eğitim oldu benim için.Sahnede onu izlemek, rolüyle kurduğu ilişkiyi, disiplinini, sahne hakimiyetini, zamanlamasını,  üstün oyunculuk tekniğini gözlemlemek...bütün bunlar, dediğim gibi, bana çok şey öğretti.Zaten ustalarımız hep öğretmenimiz oldular...ve biz hep öğrenciyiz...yaşadıkça, sahnede kaldıkça.

" Yineliyorum, Nilgün Abla'nın varlığı, paylaşımları, kuliste ve sahnede aktardıkları, onun gözlerine bakarak oynamak...büyük bir şans.An geliyor bir bakışıyla uyarıyor bizi..

" Bahanelerden, sorunlardan arınarak çıkıyorum sahneye..gündelik enerjiyle sahne enerjisini birbirine karıştırmamaya özen gösteriyorum."

Carlo Gondoli'nin yazdığı, Aslı Öngören'in sahneye koyduğu "  İki Efendinin Uşağı " na geldi sıra...Truffaldino rolüyle yepyeni bir başarıya daha imza atışına.

" Aslı Abla, genç aşık ve uşak rolü için audition'a çağırdı beni.Hazırlanmaya çalıştım.Ama evde değil.Çünkü daha önce 
' Martı ' nın oyuncu seçimi için evde çalışmıştım.Olmadı.Evde pencere hemen yanında, koltuk önümde, duvar çok yakındı.Oysa,  tiyatroda, stüdyoda çalışmak bambaşkaydı.."

Aslı Öngören kararını verir ve Truffaldino rolünü Müslüm Tamer' e teslim eder.

" Aldığım sorumluluğun farkındaydım...çok, çok çalışacak, başarılı olmak için elimden geleni yapacaktım.Başta Yeliz Gerçek, Murat Coşkuner, Eraslan Sağlam, Murat Bavli, Dolunay Pircioğlu, Volkan Öztürk, Seda Çavdar, Yılmaz Aydın olmak üzere, tüm kadro bir ay boyunca Commedia Dell' Arte konusunda Ürüncan Keskin ile çalıştık.Bu süreç ekibin kaynaşmasını da sağladı ister istemez.Tolga Yeter ' Saadet Hanım 'ın provalarında, ' Muradın karnında kalıyor ' demişti bana.Bu oyunda o muradı dışarıya çıkartabildim sanıyorum.Eşimin ve ailemin sıcacık desteği zaten hep yanımdaydı..

" Aslı Öngören’in rejisi ve Trufaldino benim oyunculuğum ve oyunculuğa bakış açımda inanılmaz katkı sağlamıştır, diyebilirim."

Ve " İki Efendinin Uşağı " nın ilk gösterisi 16 Ekim 2019 akşamı Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi' nde gerçekleşir.Hülya Karakaş'ın ifadesiyle, ' rolünü oya gibi işlemiş ' bir Müslüm  Tamer ile karşılaşır izleyici.Dorukta, övgüye değer, tempolu bir oyunculuk sergiler.Hak ettiği alkışı alır. 

" Heyecan içindeydim.Düşünsenize, otuz yıl önce sergilenen, ' İki Efendinin Uşağı ' nda kullanılan, Fransa' da yapılmış, yakın zamana  kadar Sadabad Sahnemiz'in fuayesinde sergilenen maskeyle oynuyorum.

" Maske son derece güzel ve bir o kadar da önemli bir yardımcı sahnede. Oyuncu olarak onun arkasındasınız.Yani çıplak değilsiniz. Ve onunla bir bütünsünüz aslında.

" Deri maskenin kokusu, tenimin kokusuna karışıyor, terimle ıslanıp, yumuşuyor...yüzümün şeklini alıyor giderek.O maskenin ruhunu hissediyorum.Dahası yaşadığını, soluk alıp verdiğini...

" Şimdi düşünüyorum da, doğru isimlerle, doğru projelerde yer aldım hep.Bana çalışmak kalıyordu...çok çalışmak.Ve duygusal, fiziksel anlamda yeni projelere, rollere hazır olmak.

" Bu arada beşinci sezonu oynadığımız, sevgili Nihat ağabeyin yönettiği  'Bisküvi Adam’ var. Bizle yaş alan büyüyen çocuklar...onların kahkahaları, alkışları, sevinçleri var.Nihat ağabey bana hayatta da ağabeylik yapmıştır, hakkını yadsıyamam.

Buğulu bir pencere camına ilk ne yazardı acaba ? Adını mı ? 

" Öncelikle ' Umurumda ' diye yazardım.Sonra, ' Giriş, gelişme ve devam."

Son olarak Müslüm Tamer inanılmaz derecede mütevazı bir insan.Alçak gönüllü ve olgun. Kendini, ne olduğunu ve buraya nereden, nasıl geldiğini bilmesi, hem de çok iyi bilmesi bir başka özelliği, hiç kuşkusuz.Belki içinde hiç büyümeyen  bir çocuk saklı.Ve o,  safkan bir aktör !

(1) " The Glass Menagerie " T. Williams

Oyun ve stüdyo fotoğrafları için Nesrin Kadıoğlu, Emre Rüya  ve röportaj fotoğrafları için Murat Nalbant' a çok teşekkür ederiz.

Anahtar Kelimeler: müslüm tamer, iki efendinin uşağı, İstanbul Şehir Tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir