MAKALELER

Müşfik Kenter

2010.04.04 00:00
| | |
3144

Sizce Nasıl?
6. Diyalog Tiyatro Festivali çerçevesi içinde Türkiye'den gelen Müşfik Kenter, Oğuz Aral'ın yazmış olduğu "Huysuz İhtiyar" isimli tek kişilik oyunu...


 

     "Huysuz İhtiyar" OĞUZ ARAL'ı oynayan Müşfik Kenter'le kulis sohbeti...
 
    6. Diyalog Tiyatro Festivali çerçevesi içinde Türkiye'den gelen Müşfik Kenter, Oğuz Aral'ın yazmış olduğu "Huysuz İhtiyar" isimli tek kişilik oyunu iki gece kapalı gişe oynadı. Oğuz Aral'ın kendi hayatını konu alan "Huysuz İhtiyar"ı, mizahi bir uslupla oynayan yetmişine merdiven dayayan usta oyuncu Müşfik Kenter'le kuliste sohbet ettim, kendisine sorular yönelttim.
 
    Sanat yaşamınızı kısaca özetler misiniz?
 
    1932 İstanbul doğumluyum. 1947 ve 48 yıllarında çocuk tiyatrosunda başladı tiyatro hayatım. 1950 yılında da Ankara Devlet Konservatuarı’na girdim. İlk olarak Yıldız’la “Karmen Operası”nda beraber aynı sahneyi paylaşmıştık. Bu operada çocuk korosunda beraber sahnedeydik. 1955 yılında Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Yüksek Bölümü'nü bitirdikten sonra Devlet Tiyatrosu'nda çalışmaya başladım. Devlet Tiyatrosu’nda ilk rolüm Selahattin Batu’nun “Oğuzata” oyunundaki “Altunhan” idi. Mahir Canova yönetmişti. Dört yıl boyunca Yağmurcu, Çöl Faresi, İki Başlı Kartal, Öfke, Dünkü Çocuk, Çemberler, Günah Gecesi, Çöpçatan, Onikinci Gece... gibi oyunlarda oynadım. Ancak 1959 yılına kadar sürdü, ablam Yıldız Kenter'le birlikte istifa ederek İstanbul'a geldik. Bir süre Karaca, Site ve Dormen tiyatrolarında bağımsız olarak çalışmaları sürdürdük. 1959 yılında İstanbul seyircisi beni “Salıncakta İki Kişi” ile tanıdı. Karaca Tiyatrosu’nda oynamıştık. Çok büyük ilgi görmüştü.

 


 
     Ablanız Yıldız Kenter'le Kent Oyuncuları'nı kurdunuz...
 
    Evet, 1962 yılında ablam Yıldız ve Şükran Güngör'le birlikte Kent Oyuncuları'nı kurduk. Ancak çalışmalarımızı Site, Karaca ve Dormen tiyatrolarında sürdürdük. 1968 yılının sonlarına doğru, Harbiye'de yaptırılan Kenter Tiyatrosu'na geçtik. Açılışta oynadığım “Hamlet” rolü unutamadığım rolümdür.
 
     Ablanız Yıldız Kenter ve Şükran Güngör'ün dışında kimlerle çalıştınız?
 
    Kamran Yüce, Gül Onat, Mehmet Birkiye, Çolpan İlhan, zaman zaman Tuncel Kurtiz, Güler Kıpçak gibi sanatçılarla beraber Türk ve yabancı yazarların piyeslerinden oluşan repertuvar tiyatrosu niteliğindeki Kent Oyuncuları, yurtdışına da başarılı turneler gerçekleştirdik.

 


 
    "Huysuz İhtiyar" oyununda ağzınızdan çıkan her cümle sahneye bir karikatür olarak dökülüyordu. Bunun Oğuz Aral'la mı bir ilişkisi var? Yoksa sizin yorumunuz mu?
 
    Şimdiye kadar izleyenlerden böyle bir yorum almadım. Siz böyle bir izlenim aldıysanız güzel bir şey. Hem benim açımdan hem de Oğuz Aral açısından. Teşekkür ederim. Sanıyorum birlikte çalışıp ortaya çıkardığımız oyundan kaynaklanıyor.
 
     Siz şimdiye kadar Van Gogh, Bir Garip Orhan Veli gibi tek kişilik oyunlar oynadınız...
 
    Evet, saydıklarınızın dışında Aziz Nesin'in Çiçu'sunu, Savunma, Nazım Hikmet'in Kuvayı Milliye'sini Atatürk'ün Nutuk'unu oynadım. Tek kişilik oyunlar zor. Fakat keyifli.
 
      Bu saydıklarınızın dışında "Eleğinizi eleyip duvara asmadan" oynamak istediğiniz bir kişilik var mı?
 
    Ben o kadar çok oyun oynadım ki, şunu da muhakkak oynayayım diye bir arzum veya isteğim yok. Ben zaten o kadar hırslı bir insan değilim. Ben bana verilen oyunu en iyi şekilde oynamayı isterim. Şunu da oynasaydım diye bir isteğim olmadı. Oyuncu olmak, konservatuara gitmek gibi düşüncem olmamıştı. Futbol ve basketbol oynardım gençken. O sırada Amerika’daki ağabeyim benim konservatuara girmemi önerdi. Yıldız zaten girmişti. Onun Halkevi tecrübesi de vardı zaten.

 


 
    Son günlerin tartışılan konusu olan Stand-up konusunda düşünceleriniz?
 
    Stand-up bir tiyatro değil! Başka türlü bir gösteri çeşitidir.
 
     Meddah ile Stand-up'ın benzerliği?
 
    Tek kişilik oyun olduğundan dolayı bir çağrışım yapıyor. Herkes bir tarafa çekiyor. Doğrusu nedir kimse bilmiyor. Meddah çok daha sade yapılan bir tiyatro türüdür. Halbuki Stand-up olunca fazla karışık olmaya başladı herşey!..

 


 
     Stand-up yapan kişiler "Ben Stand-up'çı değilim" diyorlar; Yılmaz Erdoğan, M. Ali Erbil gibi...
 
    Kendileri değilim diyorlarsa Stand-up'çı değillerdir. Ben Stand-up üzerine Ege Üniversitesi'nde bir söyleşide "Stand-up tiyatro değildir, yapanlar da tiyatrocu değildir" dedim, bazıları üstlerine alındı ve "Ben Stand-up'çı değilim" dediler. "Stand-up başka bir gösteri çeşitidir" dedim.

 


 
     Türkiye'deki tiyatro seyircisi ne durumda?
 
    Seyirci gittikçe azalıyor. Türkiye'de tiyatro sanatı tam yerleşmeden başka şeyler çıktı ortaya. Zaten bir kökü olmayan tiyatro seyircisi kolayca televizyona kayıverdi. Milletimiz hep kolay şeylere yöneliyor. Seyirci gelmiyor değil, geliyor. Ancak tiyatroyu yaşatacak seyirci yok! Seyirci gelmeyince de tiyatrocular azalıyor. Çünkü çalışacak tiyatro da bulamıyorlar. Konservatuvarı bitirip oyuncu adayı olan gençler çalışacak tiyatro bulamıyorlar. Çok acıklı bir durum!..
 
     Türk tiyatrosu içinde yaşadığı toplumla gerçek ilişkiler içinde mi?
 
    Türkiye'de tiyatro aslında geri değil; seyirci tiyatronun gerisinde! Birçok tiyatrolar çok iyi şeyler yapıyorlar. Türkiye'de tiyatro peynir-ekmek gibi bir gereksinme değil! Avrupa gibi değil. Bir ay evvelinden alır biletini, o gün ne olursa olsun gider tiyatrosuna. Oysa biz yağmur yağar gitmeyiz, kar yağar gitmeyiz, hava güzel olur hiç gitmeyiz!..
 
      Size göre iyi oyuncu nedir?
 
    İyi oyuncu oynadığı oyunda insanı ortaya koyan oyuncudur. Oyuncunun yüzeyde kalmaması gerekir.
 
     Son günlerde Türk sinamasında yapılan filmleri nasıl buluyorsunuz?
 
    Hepsini seyredemedim. Bu ortamda güzel ve cesurca filmler yapılıyor. Eleştirmeye hakkım yok. Para ile yapılanları kastedmiyorum. Ucuz para ile iyi şeyler yapanları kastediyorum. Bir film fazla paraya mal oldu diye illaki o film iyidir demek değildir! İyi şeyler parayla ölçülüyor. Yanlış! Oysa daha az paraya daha değerli filmler yapanlar da var. Ancak izleyici sıkıntıları var.
 
   Oynadığı Bazı Tiyatro Oyunları:
 
    Nasrettin Hoca Birgün,Çözüm, Kuvayi Milliye, Huysuz İhtiyar, Anlat Şehrazat (Binbir Gece Hikayeleri), Martı, Helen Helen, Martı, Lütfen Kızımla Evlenirmisin, İvanov, Nükte, Ramiz İle Jülide, Ver Elini Brodvey, Konken Partisi, Görünmez Dostlar, Van Gogh, Kim Kimi Kiminle, Kökler, Kahramanlar Ve Soytarılar, Arzu Tranvayı, Vanya Dayı, Çöl Fresi, Buzlar Çözülmeden, Ders, İnsan Denen Garip Hayvan, Ayak Takımı Arasında, Sanalyeler, İçerdekiler, Salıncakta İki Kişi, Bedel, Üç Kız Kardeş, Bir Garip Orhan Veli, Üç Kuruşluk Opera, Kapıcı, Yarın Cumartesi, Öfke, Nalınlar, Mary-Mary, Antigone, Mikadonun Çöpleri, Cyrano De Berjerak, Hamlet, On İkici Gece ve Deli İbrahim... gibi
 
     Oynadığı televizyon dizileri:
 
    Avrupa Yakası(2009), Mevlana Aşkı Dansı, Sessiz Gemiler, Elveda Yabancı, Çöl Faresi (1977), Emekli Başkan (1979)i Geçmiş Bahar Mimozaları (1989), Ateşten Günler (1988), Gecenin Öteki Yüzü (1987), Kurtuluş (1994), Hayat Bazen Tatlıdır (1996), Şapkadan Babam Çıktı (2003), Zümrüt (2004), Kapıları Açmak (2005)
 
   Sinema filmleri:
 
  Dişi Kurt (1960), Sessiz Harp (1961), Dişi Örümcek (1064), Murtaza (1965), Şeytanın Kurbanları (1965), Sevmek Zamanı (1965), Bozuk Düzen (1966), O Kadın (1966), Üç Arkadaş (1971), Seni Kalbime Gömdüm (1982), Hayallerim Aşkım ve Sen (1987), Rumuz Goncagül (1987), Lebewohl, Fremde (1991), Moon Time (1994), Dar Alanda Kısa Paslasmalar (2000), Amerikalılar Karadeniz'de 2 (2007)
 
   Aldığı ödüller:
 
1966 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Bozuk Düzen
1997 - 1. Afife Tiyatro Ödülleri - Muhsin Ertuğrul Özel Ödülü
 
 
ADEM DURSUN
Mart 2010
adem-dursun@versanet.de

Anahtar Kelimeler: müşfik kenter



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir