MAKALELER

Müjdat Gezen

2010.02.26 00:00
| | |
3976

Atatürk, tiyatro sanatçıları için, “Efendiler... Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz; hattâ cumhurbaşkanı olabilirsiniz;...


 

10 yaşında dayakla sahneye itilen:  Müjdat Gezen 

 

50. sanat yılını kutluyor…

 

“Müjdat Gezen’in Büyük Sırrı
Müjdat Gezen’in en büyük şakası kendisidir:
Ona baktığınızda normal bir insan, tanıyorsanız da ünlü bir sanatçı görürsünüz sadece.
Oysa o “bir insandan”, “bir sanatçıdan” çok daha fazlasıdır...
O “bir insan” değil, “insanlığın” ta kendisidir!
O “bir sanatçı” değil, bizzat “sanattır”!
O insan ve sanatçı görünümüne bürünerek aramıza karışmış, bize şaka yapan bir Olimpos Tanrısıdır.
Ama “büyük sırrı” bu değildir.

 


 
    Bu gece Müjdat Gezen’in ellinci sanat yılı kutlanıyor:
    Tiyatrodan kazandığı ilk para, İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan aldığı 250 liradır.
    İlk kazancını götürdüğü annesi Macide Hanım’ın Fatih’teki evinin kapısını çaldığından bu yana 50 yıl geçmiş.
    Aslında amatör olarak çalıştığı yıllar da hesaba katılırsa, tam 57 yıldır sahnede Müjdat.
    Dilerim bu yaşamı bir elli yıl daha sürdürür.

 


 
    Akşam gazetesinin Pazar ekinde dün yayımlanan konuşmasında Sibel Ateş Yengin’in “En çok huzuru nerede bulursunuz” sorusuna yanıt verirken:
 
“Okulumda, tiyatromda ve evimde. Üçü de benim sığınağımdır” demiş.
Ben Müjdat Gezen’i her üç mekânda da yakından tanıma, gözlemleme olanağı bulmuş şanslı biriyim.
Herkes gibi bütün sanatçılar da paralarını, haklı olarak, gelir getirici, sosyal güvenlik sağlayıcı yatırımlara bağlarken, Müjdat varını yoğunu, Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne harcamıştır.
Gün gelmiş bütün malını mülkünü, evindeki tabloları bile satmış, ama bu okuldaki eğitimi aksatmamıştır.
Müjdat’ın okulunu kamuoyu yakından bilir.
Ama bu okulda okuyan 260 öğrenciye burs verildiğini, bunların dört yıl boyunca bedava eğitim gördüğünü bilir miydiniz?
Üstelik bütün masraflara ek olarak, emeğe saygısını göstermek için Müjdat, öğretmenlere de ücret öder.
Okulun devamı, sürekli olarak para harcanmasına bağlıdır.
Herkesin bildiği gibi ücretsiz eğitim, kaynak öğüten bir değirmendir.
Kazandığı bütün paraları bu işe yatırır Müjdat.
Ama onun “büyük sırrı” bu da değildir.

 


 
 Benim bu yazıda açıklayacağım “büyük sır”, ne okuluyla, ne tiyatrosuyla ne de evi ve ailesiyle ilgili.
İnsan ve insanlık timsali, sanat ve sanatçı timsali olan Müjdat Gezen, yaptığı işlerden sadece biri konusunda konuşmaz.
Çünkü bu onun “büyük sırrıdır”.
Kamuoyuna bilgi vermez.
Soru sorulursa geçiştirir.
Ben yıllar içinde, onunla dostluğum sırasında yakaladığım ipuçları ile bu işi keşfettim.
Onun bu “büyük sırrına” saygı duyarak ayrıntı vermeyeceğim; zaten ben de fazla bir şey bilmiyorum:
Müjdat Gezen’in “büyük sırrı”, kendisinin “Sanatçı Evi” dediği, yaşlı ve bakıma muhtaç sanatçılar için işlettiği bir huzur ve sağlık merkezidir.
Ben sadece, burada sekiz doktorun görevli olduğunu biliyorum.
Bir de kimseden para alınmadığını.
 
    Atatürk, tiyatro sanatçıları için, “Efendiler... Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz; hattâ cumhurbaşkanı olabilirsiniz; fakat, sanatçı olamazsınız.
Yaşamlarını büyük bir sanata adayan bu çocukları sevelim...” demişti.
Her sanatçı Müjdat Gezen olamaz.
Yaşamını sanata ve sanatçıya adayan bu çocuğu sevelim değerli okurlarım. „- EMRE KONGAR - CUMHURİYET-22.02.2010
 
    Rahmetli Aziz Nesin, Müjdat Gezen'in yazdığı "Komikler Ağlamaz" kitabının önsöz'ünde şunları yazmış Müjdat Gezen için:
 
"Müjdat Gezen'in iki elinde neden on parmak var diye hep şaşmışımdır. Bana sanki Müjdat'ın her elinde en az on parmak olması gerekliymiş de eksik parmaklı doğmuş gibi gelir. Çok hüneri olan insanlara "on parmağında on marifet var" derler ya, ondaki hünerlere, marifetlere on parmak da yetmez, yirmi parmak da... Müjdat tiyatro oyuncusudur, Müjdat sinema artistidir, Müjdat showmen'dir, Müjdat öğretmendir, Müjdat örgütçüdür, Müjdat yazardır, Müjdat ne değildir ki... Bütün bunlar yetmezmiş gibi, üstüne üstlük Müjdat hastadır. Hastalık da meslek mi, meslekten mi sayılıyor, demeyin. Çünkü hastalık, Müjdat'ta meslek olmuştur ve Müjdat profesyonel hastadır... Müjdat, söylediğini kolaylıkla anlatan, konuştuğunu kolaylıkla dinleten, oynadığını kolaylıkla seyrettiren, yazdığını kolaylıkla okutan bir yazardır."
 
    Sanıyorum Müjdat Gezen'i Aziz Nesin'den başka kimse bu kadar doğru ve güzel anlatamazdı. Rahmetli Aziz Nesin, yukarıda Müjdat Gezen'i tarif ederken bir marifetini unutmus: Kaptanlık... Müjdat Gezen, hem Kalamış Yat Limani'ndaki 'Kalamış' adlı teknesinin 'ehliyetli kaptanı' hem de dünyanın en büyük aktör okulu olan Actor Studio'nun dünyadaki ilk şubesi ve dünyanın tek ücretsiz okulu olan Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nin (MSM) başarılı kaptanı.
 
    Şimdiye kadar birçok kişilerle sayısız röportajlar yaptım. Ancak sanatçılarla yaptığım röportajların bendeki yerleri bambaşka. İşte Müjdat Gezen'le yaptığım röportaj da bunlardan biri. Çünkü çalışır çabalar işadamı veya mühendis, doktor, politikaci olabilirsiniz; fakat sanatçı olabilmek bir ayrıcalık; Atatürk'ün de söyledigi gibi...
 
    Kızım Duygu ile Bakirköy'den Kadiköy'e deniz otobüsü ile gittik. Oradan MSM'e kısa bir taksi yolculuğundan sonra vardık. MSM dışarıdan bakıldığında okuldan çok bir ev görünümünde. İçeri girildiğinde de aynı aile evi sıcaklığının yüzünüze çarptığını hissediyorsunuz. Okulun bahçesine girerken Türk tiyatrosunun Muhsin Ertuğrul, İsmail Dümbüllü, Münir Özkul gibi ustaların büstleri sizi karşılıyor; ancak onları selamlayıp MSM'in kapısından içeri girebiliyorsunuz.
 
     Müjdat Gezen Sanat Merkezi
 
    Müjdat Gezen Sanat Merkezi, kısa ismi le MSM, İstanbul’da ikamet eden, Ziverbey bölgesinde bulunan, içeriğinde Müzik, tiyatro vb. eğitimlerin olduğu kaliteli bir sanat merkezidir. Tiyatro, Klasik Türk Müziği, Türk Halk müziği, Hafif Batı Müziği, Klasik gitar bölümlerinde 4 yıl süresince ücretsiz olarak eğitim vermektedir. MSM, gönüllülerin bağışları ve merkezin sanatsal faaliyetlerinden ve kurslardan elde edilen gelirlerle etkinliklerini sürdürmektedir.Ayrıca yetişkinler için akşam okulları,Actor Studio,hafta sonu kış okulları,yaz okullar ile de tiyatroyla hobi olarak ilgilenenlere ücretli eğitim vermektedir.2003 Senesinde Cihangirde MSM2 hizmete girmiştir.Cihangir MSM 2 Konservatuvar bölümü 2 senelik olup bu bölümü bitirenlere ‘DİPLOMA’ verilir. 2 Senelik konservatuvarı pekiyi derecesiyle bitirenler; ziverbeydeki MSM1 de lisans tamamlama eğitimi almaya hak kazanırlar.
 
    MSM ziyaretinden sonra Müjdat Gezen'le buluşmak üzere Kanlıca Yat Limanı'na götürülüyoruz. Müjdat Gezen, Duygu ile beni Kanlıca'nın meshur yoğurdundan yapılmış buz gibi ayranla karşılıyor. Teknede kendisinden baska eşi Leyla Hanım, köpeği Dino ve iki arkadaşı daha var. Biraz soluklandıktan sonra, ses alma cihazımın kırmızı düğmesine basıyorum:
 
      Sanat yaşamınızı kısaca özetler misiniz?
 
    29 Ekim 1943 yılında İstanbul'un en alaturka ve geleneksel semti olan Fatih'in (eski güzel Fatih'ten söz ediyorum) bir sokağında doğmuşum. Babam TRT müzisyenlerinden Ahmet Necdet, annem ev hanımı Macide Hanım, halam folklör sanatçısı Seha Okuş, dedem şarkı sözü yazarı, amcam gazelhandı.
 
    Sahneye ilk kez 1953 yılında 10 yaşında "Küçük Çiftçiler" adlı bir ilkokul piyesinde çıktım. Öğretmenimin zoruyla ve kafama vurduğu cetvel sonucunda sahneye arkamdan itilerek çıkmaya zorlandım ve bir daha da o sahneden inemedim.
 
     O zorla sahneye çıkarılışınızı anlatır mısınız?
 
    Sahne yüzünden o koca cetvelin kafamda "taaak" diye çıkardığı ses bugün hala kulaklarımda çınlar…
 
    Yıl 1953. On yaşındayım ve Hırkaışerif İlkokulu'nun üçüncü sınıfında öğrenciyim. Öğretmenim iki yıldır beni okutuyor ve çok seviyor. Daha birinci sınıfta ezbere Türkiye haritasını çizmeme pek şaşar, beni sınıf sınıf gezdirirdi. Okulda oynanacak "Küçük Çiftçiler" adlı piyeste illaki benim başrolü oynamamı istedi. Bense istemiyordum.
 
    "Ben tiyatroda falan oynamam!.." dedim.
 
    Sen misin diyen; "taaak..." ; nasıl öfkeyle indirdi kafama cetveli öğretmenim anlatamam.
 
    Alnım o anda şişti. Öğretmenim telaşlandi. Mümessil Bayram'ı bakkala gönderip ekmek aldırıp içini bana çiğnettirdi ve alnıma yapıştırdı. Daha sonra araya annemi sokup beni razı etti. İlk sahneye adım atışımdı bu benim ve ilk başarımdı. Oynadığım oyunla herkesi ağlatmıştım. Bilinçaltımı yokladığımda, komedyen olmama neden olan sebeplerin başında, ilk oyunumda herkesi ağlıyor görmem, beni dramdan uzaklaştırıp komedyenliğe itti, diye düşünürüm.
 
     Yediğiniz cetvelden sonraki sanat yaşamınız?
 
    Aynı yıl Doğan Kardeş çocuk dergisinde şiirlerim yayımlandı. Yine bu yıllarda İstanbul Radyosu Çocuk Kulübü'nde mikrofonla tanıştım. 1956-57 yıllarında çeşitli amatör tiyatro topluluklarında roller oynadım. 1960 yılında da İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda profesyonel oldum. 1961 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'ne girdim. 1962'de ilk filmim Yedi Kocali Hürmüz'ü çevirdim. 1963 yılında ilk özel tiyatro çalışmalarına başladım. Münir Özkul ve Muammer Karaca ile sahne paylaştım. 1964-66 askerlik yılları ve oyun yazma denemelerim oldu. 1966 yılında Ulvi Uraz Tiyatrosu'na girdim. 1967'de Halk Oyuncuları'nı kurdum. 1968 yılında da ilk kendi özel tiyatromu açtım. 1970 yılında sahne ve film çalışmaları, Uğur Dündar ve Perran Kutman'la birlikte TV çalışmalarım oldu.
 
    1975 yılında ilk kitabım Kuzucuk yayımlandı. Toplam 28 yayımlanmış kitabım var. Ustalarım, Salak Oğlum, Çizgilerle Nazım Hikmet, Komikler Ağlamaz, Arkadaşım Aziz Nesin, Türk Tiyatrosu Kitabı, Oyuncunun El Kitabı, Gırgıriye, Meddah bunlardan bazıları.
 
    1982'den itibaren İ.Ü. Devlet Konservatuvarı'nda Türk Tiyatrosu öğretmenliği yaptım. Kandemir Konduk'la Güldürü Üretim Merkezi'ni kurduk. 1991 yılında da MSM'yi kurdum. 1995'de Hamlet Efendi, 1997'de de Babam adlı oyunlarım ödül aldı. Yüz civarında filmde, elli civarında oyunda, binden fazla radyo ve TV Skecinde rol aldım, bunların bir bölümünü yazdım ve yönettim.
 
     MSM'yi açmanızdaki gayeniz? Biraz tanıtır mısınız?
 
    Konservatuvarda hocalık yaptığım yıllarda öğrenci harçları yüksekti, ödeyemeyen öğrenciler vardı. O zamanlar böyle parasız eğitim veren bir okul açma düşüncem vardı. 270 öğrencimiz var. Okulumuz parasız vakıf konservatuarıdır. Giriş şarti ise lise mezunu ve yetenekli olmak. Öğretmenlerim; eski dostlarım, yeniler de en az onlar kadar özverili. Aldıkları maaşlar ancak yol paraları. Bazıları onu da almıyor. Hedefimiz profesyonel sanatçı yetiştirmek değil. Buradan mezun olacakların hepsi oyuncu olacak diye bir garanti yok. Okulumuzda Tiyatro, Opera-Şan, Türk Sanat Müziği, Türk Halk Müziği, Türk Hafif Müziği, Yaratıcılık-Yazarlık ve Klasik Gitar dallarında eğitim veriliyor.
 
     Siz de Aziz Nesin gibi okulun bahçesine gömülmek istiyorsunuz... Niçin?
 
    Öğrencilerimden ayrı kalmamak için Aralık 2000'de Bakanlar Kurulu'na başvurup, öldüğümde okulun bahçesine gömülmek istediğimi bildirdim. Fakat ölmeye henüz niyetim yok. 2050 yılında buraya gömülmek ve öğrencilerime yakın olmak istiyorum. Çünkü burası benim ikinci evim. Tek şartım da; kabir görünümünde bir mezar istemiyorum.
 
Sizin Aziz Nesin'le çok beraberliğiniz var... Size 'hastalık hastası' diyordu.
 
    Onsuzluğa alışamadım. Bu gidişle alışacağım da yok gibi.
 
    Gene bir sabah telefon çalacak ve Aziz Ağabey: "Bu gün ne hastalığın var?" diyecek...
 
    Ben sık sık hastalanırım. Aziz Ağabey'e göre bu: "hastalandığımı sanmaktır.
 
" Ne zaman sağlığımdan şikayet etsem, o bir yolunu bulup bana takılırdı. Bir sabah telefonum çaldı ve ben hiçbir şey söylemeden: "Parmak kanserin nasıl?" dedi...
 
    Çok ilginçtir; onun kalp krizi geçirip öldüğünü ben rüyamda gördüm. Sabah uyandığımda televizyondaki spiker Aziz Nesin'in kalp yetmezliğinden yoğun bakımda olduğu haberini verdi. Hemen hastaneyi aradım. Aziz Ağabey, telefonda iyi olduğunu söyledi.
 
    "Geliyorum" deyince "Gelme benim hastalarla uğraşacak halim yok" diye espri yaptı.
 
    Bizlere ayırdığınız zaman için tesekkür eder, tekneniz Kanlıca'da ve okulunuz MSM'de eşiniz Leyla Hanım'la 2050'ye kadar "hastalıksız" günler dileriz.
 

ADEM DURSUN
Şubat 2010
adem-dursun@versanet.de
 

 

Anahtar Kelimeler: müjdat gezen, Müjdat Gezen Sanat Merkezi, müjdat gezen tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir