MAKALELER

Muhabir - Garaj İstanbul

2009.04.07 00:00
| | |
1438

Türkiye Cumhuriyeti' nin 1980 askeri darbesinin öncesinden ve sonrasından başlayarak toplum kimliğinin nerelere doğru kayıp gittiğinin eleştirisi gösteriliyor...

Garaj İstanbul'da Mehmet Ali Alabora'nın kendi yaşam öyküsünü paylaştığı politik bir gösteri sunuluyor izleyenlere. Öyle bir gösteri ki, Türkiye Cumhuriyeti' nin 1980 askeri darbesinin öncesinden ve sonrasından başlayarak toplum kimliğinin nerelere doğru kayıp gittiğinin eleştirisi gösteriliyor. Muhabir, estetik ve teatral kaygılardan uzak anlayışının yanı sıra, Mehmet Ali Alabora'nın bireysel dünyasından topluma bakış açısına dek uzanan geniş bir yelpazeyi içinde barındırıyor. Oyunun Kurgu ve Yönetim Tasarımı Övül / Mustafa Avkıran ikilisine ait. Garaj İstanbul, yeni deneyimlerin başladığı nokta olma özelliğini sergilenen her oyunla kanıtlamaya devam ediyor. 

    Nedir Muhabir? Sadece gazetelerin ya da tv'lerin haber peşinde koşan görevlileri mi? Kendisine verilen belli görevleri 'nedensiz ve sebepsiz' bir biçimde yerine getirmekle mükellef kişi mi? 17 / 18 yaşlarında İsrail / Filistin Savaşı'nı savaş muhabiri olarak izleyen; yine aynı yaşlarda Cannes İnternational Film Festival'e giderek magazin muhabirliği yapan; Türkiye'de o yıllarda A Takımı adlı programda haber muhabirliğine soyunan Mehmet Ali Alabora için muhabirliğin tanımı çokta basit değil. İşte bu karmaşık döngü içinde yaşanılan olaylar hepimizin belleğinde sıcaklığını halen korumaktadır. Alabora, dünya insanının çevresine bi'haber yaklaşımından o denli etkilenmiş olacak ki, kendi ruhsal yapısının bozguna uğramış taraflarından bizlerin yok olan özelliklerimize ağır eleştiriler sunuyor. 1980'li ve 90'lı yıllarda ülkenin doğusunda başlayan savaştan tutun da, 2000'li yıllardaki İsrail katliamlarına dek unuttuğumuz, düşüncelerimizde yok ettiğimiz olayların resmini çiziyor sahnede. 
 
    Oyun, TRT'de 1980'li yıllarda, her günün başında ve sonunda Anıtkabir'deki askerlerin okuduğu İstiklal Marşı ile başlıyor. Bu başlangıç ve bitiş milli duyguların gün başlarken ve sona ererken bizler üzerinde bıraktığı etkiyi göstermesi açısından çok güzel bir ironi oluşturmuş. Fakat Milli Marş okunurken tiyatro izleyeninin neden ayağa kalktığını halen anlamış değilim. M. Ali Alabora'nın da bu duruma ihtiyatla yaklaşması kanaatindeyim. Türk Bayrağı'nın olmadığı bir yerde eğer Milli Marş okunuyorsa kimseler ayağa kalkmak zorunda değil. Bu anayasada bizzat belirtilmiştir. Bu küçük hatırlatmadan sonra oyuna devam edersek… Bu görüntülerin eşliğinde 1980 askeri cuntasına duyulan kini izliyoruz. Sol görüşlü bir aileden gelen Alabora'nın babasının hapse girişinden çıkışına ve sonrasında yaşadığı trajediler hepimizin hayatındaki önemli kesitleri oluşturuyor. Ülkedeki sosyalistlere yapılan baskılar ve oluşturulan 'televole' kültürüne göndermelerle oyun akıp gidiyor. 
 
    Mehmet Ali Alabora'nın aile hayatı ile yüzleşmesini ayrı bir başlık altında incelemek gerektiği ortada. Oyunda siyasal konseptle aile yaşantıları çok yoğun biçimde iç içe girmiş gözüküyor. Fakat Alabora'nın sahnedeki olağanüstü oyunculuğu duyguların seyircilere net biçimde ulaşmasını kolaylaştırmış. Öncelikle 'insan' olmanın gerektirdiği bir takım özelliklerin ön plana çıkışında Mehmet Ali Alabora'yı hayranlıkla izliyor seyirciler. 'Kan' olgusunu kendisiyle tartışan Alabora, bu simgeden yola çıkarak Türkiye'deki ve dünyadaki insanların 'öteki dünyaya' karşı olan duyarsız yaklaşımlarını anlatıyor. Aile hayatındaki psikoljik çatışmaların anlatımında, toplumsal kimliksizliğin irdelenmesinde oyunculuğu sahnede devleşiyor. Giriş sahnesinde söylediği şiirsel şarkı, zarif takım elbisesini yavaş çıkarıp çocukluğuna dek yol alırken yaşadığı çatışmalar seyredenleri psikolojik bir çatışmanın da içinde saklı tutuyor. Mehmet Ali Alabora, Histanbul oyunundan daha başarılı bir gösteri ile oyununu tamamlıyor. Oyunun ışık tasarımını yapan Yüksel Aymaz'a da iki çift lafım olacak. Sahnenin hemen üstündeki spotlar, oyunu fazlasıyla kapatıyor. Bu ayrıntı dışında Yüksel Aymaz ışığı her zamanki gibi son derece başarılı. 


     Muhabir oyununa deneysel bir çalışma da diyebiliriz. 2009 Şubat ayında Hollanda Rotterdam Theatre da prömiyer yapan Muhabir, Hollanda'da değişik şehirlerde sahnelenmeye devam ederek büyük övgüleri de peşinden getirmiş. Övül ve Mustafa Avkıran 1995 yılından başlayarak Türkiye Tiyatrosu'na ve sanatına sundukları üstün oyunlar, yıldan yıla bizlerin de ufkunu açıyor. Muhabir, Anadolu turnesine çıkarak, ülke insanına toplumsal belleğini tazeleme / irdeleme şansı verecek. Bu gösteriyi sezon bitmeden muhakkak izleyin…

Anahtar Kelimeler: Muhabir, Garaj İstanbul



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir