Haber

MomoAcT  gün sayıyor

MomoAcT gün sayıyor

2020.02.12 00:00
| |
0
|
3300


TİYATROSEVERLERE GÜZEL HABER:  ÖVÜL ve MUSTAFA AVKIRAN SANATSAL ÜRETİMLERİNİ 7 YIL ARADAN SONRA MoMoAcT ADI ALTINDA SÜRDÜRÜYOR!

1995 yılından beri politik tavırlarını, sanatsal seçimlerini, ürettikleri işlere taşıyan; kendilerini ulusal ve uluslararası platformda bağımsız yapıtlar üzerinden var etmeyi seçen Övül - Mustafa Avkıran çifti, 7 yıl aranın ardından üç güçlü projeyle geri dönüyor. 2020 yılı itibarıyla sanatsal üretimlerini MoMoAcT adı altında sürdürme kararı alan çift, Murathan Mungan’ın hikâyesinden Mustafa Avkıran’ın oyunlaştırdığı “Dumrul ile Azrail”; ilk olarak 2004 yılında sahnelenen, seyirciler ve eleştirmenler tarafından olağanüstü bir ilgiyle karşılan “Ashura” ve Şirin Aktemur’un kaleme aldığı “Son Ferman” adlı işleriyle yeniden Türkiye ve Avrupa sahnelerinde!

2013 yılında garajistanbul mekânını yeni işletmecilerine devrederek gündemin dışına çıkmayı, durmayı seçen Övül ve Mustafa Avkıran çifti; sanat yönetmeni ve işletmeci şapkalarını bırakıp sanatçı kimlikleri ile baş başa kaldılar. Uzun bir aradan sonra sanatsal üretimlerine yeniden başlamaya karar veren usta oyuncular, 2020 yılı ile birlikte çalışmalarını MoMoAcT adı altında sürdürüyor. Berlin merkezli, disiplinlerarası bir sanat üretim inisiyatifi olan MoMoAcT, faaliyetlerini Berlin ve İstanbul başta olmak üzere Avrupa’nın farklı şehirlerinde dolaşıma sokmayı hedefliyor. 

Övül ve Mustafa Avkıran, MoMoAcT isminin hikâyesini, “Kurduğumuz onca yapının, mekânın ardından, bugün yeniden yeni bir isim için, kendi isimlerimizden yola çıkıp iz sürerken yolumuz bir hikâye kitabına, Momo’ya çıktı. Momo tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kızdır. Zaman yaşamın kendisidir ve yaşamın yeri yürektir. Yolumuza MoMoAcT ile devam ediyoruz” cümleleriyle açıklıyor. MoMoAcT, “Dumrul ile Azrail”, “Ashura” ve “Son Ferman” adlı üç müziktiyatro* ile mart ayından itibaren Türkiye ve Avrupa’da tiyatroseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

*Müzik tiyatro: Müzik ile tiyatronun yan yana durduğu bir anlatı biçimi, formudur. Zamanın içinde yolculuğu mümkün kılar; hikâyenin içine giriş ve çıkışa olanak tanır. Şimdi ve buradadır.

“DUMRUL ile AZRAİL”
Övül - Mustafa Avkıran çiftinin, MoMoAcT ismiyle ortaya çıkardıkları ve bir açıdan retrospektif denilebilecek ilk oyunları “Dumrul ile Azrail”, 20 yıl sonra yeniden sahnede…  

Murathan Mungan’ın hikâyesinden, Mustafa Avkıran’ın oyunlaştırdığı “Dumrul ile Azrail”, kaynağını Dede Korkut’un “Deli Dumrul” hikâyesinden alır. Mitler, söylenceler, masallar, hikâyeler dinleyenlerine farklı kapılar açan, onları yaşam yollarındaki türlü mücadeleler, türlü karşılaşmalarla yüzleştiren, bu yüzden de tükenmeyen kaynaklardır. Zamanlarının ötesinde işlev görürler. Anlatmanın yegâne öğelerinden biri olan yeniden söyleme ise, bu kaynaklardaki bilgileri geçmişten bugüne taşır. Eski ve yeni hikâye anlatıcılarını bir araya getiren ve 20 yıl sonra şimdi yeniden söylenen “Dumrul ile Azrail” bu bağlantıya yeni bir boyut katar. “Dumrul ile Azrail”, yeni sanatçı kadrosu ve yeni sahneleme anlayışıyla bellek, anlatı, yaşam, ölüm, aşk tanımlarının izini sürüyor. Hayat üzerine konuşmak istiyor.

Övül ve Mustafa Avkıran’ın birlikte yönettikleri “Dumrul ile Azrail”de Ahmet Rıfat Şungar, Bidar, Mustafa Avkıran, Orhan Topçuoğlu, Övül Avkıran ve Selçuk Artut rol alıyor. 

“ASHURA”
İlk olarak 2004 yılında sahnelenen ve seyirciler, eleştirmenler tarafından olağanüstü bir ilgiyle karşılan “Ashura”, Anadolu toprakları üzerinde ‘homojen’ bir toplum yaratma adına oradan oraya savrulan, zorunlu olarak göç ettirilen insanları, dilleri, dinleri, sürgünlerin göç yollarını, göç yollarında 12 dilde söylenen şarkılarla anlatıyor. Üç büyük dinde pek çok karşılığı olan ‘aşura’, hicri yıl takvimine göre Muharrem ayının onuncu günüdür.

Övül ve Mustafa Avkıran’ın birlikte yönettikleri “Ashura”da Çağlayan Çetin, Kamucan Yalçın, Mustafa Avkıran, Nebi, Nuri Harun Ateş, Ömer Avcı, Övül Avkıran, Selahattin Yazıcıoğlu, Selçuk Artut ve Sema Moritz rol alıyor.

“SON FERMAN”
Ferman, buyruk-emir demektir. 

Ferman padişahın, dağlar Ezidi’nindir.

“Son Ferman”, 3 Ağustos 2014 tarihinde başlayan, yaşadığı topraklardan sürülen, öldürülen, kaçırılan, satılan Ezidi halkının, o halkın kadınlarının; yaşadıkları, ait oldukları topraklarda ve o topraklardan çok uzaklarda öldürülmek üzere çıktıkları son yolculukta kendileriyle ve birbirleriyle konuşmaları olarak biçimleniyor.

Şirin Aktemur’un yazdığı, Övül ve Mustafa Avkıran’ın birlikte yönettikleri “Son Ferman”da Övül Avkıran, Kamucan Yalçın ve Özge Metin rol alıyor. 


Bilgi için:
biletix.com
twitter.com/act_momo


MoMoAcT Hakkında
Övül ve Mustafa Avkıran sanatsal üretimlerini 2020 yılı ile birlikte MoMoAcT adı altında sürdürüyor. MoMoAcT; disiplinlerarası bir sanat üretim inisiyatifidir. Merkezi Berlin’de olan MoMoAcT, üretimlerini Berlin, İstanbul ve Avrupa içinde dolaşıma sokmayı hedeflemektedir.

Övül Avkıran ve Mustafa Avkıran, 1995 yılından beri politik tavırlarını, sanatsal seçimlerini, ürettikleri işlere taşıdılar. Kendilerini ulusal ve uluslararası platformda bağımsız yapıtlar üzerinden var etmeyi seçtiler. İçinde bulundukları zaman, çalıştıkları disiplinlerarası platform, yaşadıkları toprak, o toprağın sosyo-politik olayları ve bunları anlatma ihtiyacından hareket ederek; göç, azınlık, kadın, öteki olmak gibi kavramları, kendi kişilikleri üzerinden derinleştirdiler.

Ürettikleri işlerle; değişimin, dönüşümün, yeninin peşinde oldular. İçinde yer aldıkları mekânların sınırlarını zorladılar. Mustafa Avkıran’ın yönetmen olarak yolculuğu Devlet Tiyatroları ile 1990ların başında başlar. Aiskilos Oresteia, 12 saat süren Mezopotamya Üçlemesi ve Övül Avkıran’la birlikte Geyikler Lanetler’in 3 ayrı sahnelemesi hafızalarımızda yer eden işleridir. 1995 de Antalya’da 450 m2 bir garajda başlayan bağımsız Çağdaş Tiyatro yolculuklarıyla günümüze kadar geldiler. Büyük prodüksiyonlar, büyük kadrolar, büyük ödüllerden sonra makas değiştirerek sadece dert edindiği toplumsal, sosyal, politik olaylardan hareketle mesleki sorgulamalarını yapabileceği kendi oyun alanlarını kurmayı tercih ettiler.

2000 yılında ilk kez sahnelen “Dumrul ile Azrail”, sadece kişisel tarihlerinde değil tiyatro tarihi içinde de uluslararası sanat kurumları ile ortaklık etmiş ilk işlerdendir. Ardından benzer bir nitelik taşıyarak “Ashura” gelir. Özellikle bu iki proje Avrupa’da Tiyatro dünyasında Övül ve Mustafa Avkıran’ın bilinirliklerini güçlendirdiği gibi, kendilerine özgü sahne dilini vurguladığı için önem taşırlar.

Övül ve Mustafa Avkıran, 2013 yılında garajistanbul mekânını yeni işletmecilerine devrederek gündemin dışına çıkmayı, durmayı seçerler. Sanat yönetmeni, işletmeci şapkalarını bırakırlar. Sanatçı kimlikleri ile baş başa kalırlar. Şimdi uzun bir aradan sonra yeniden başlamanın zamanı geldiğinde, bu projeleri ile yer almaları rastlantı değildir. 

Ortaya çıkardıkları işlerin zemininde yer alan birikim ve bellek kavramları, soyut araştırma alanları değildir, aksine, kendi yaşam yolculuklarını, hem mesleki, sanatsal hem de toplumsal ve kültürel eleştirilerini kapsayan somut malzemelerdir. Sahneyi bir eylem alanı olarak görmeleri de bu düşünceyle ilişkilidir. Övül ve Mustafa Avkıran’ın hangi çatı altında olursa olsun oluşturdukları özerk, özgün anlatım dili birbirlerini çoğaltarak zenginleştirdikleri, derinleştirdikleri bir işbirliğinin sonucudur. Sahnenin/oyun alanının, oyuncuların, müzisyenlerin, tasarımcıların, teatral öğelerin olanaklarını her gösterim için yeniden araştırırlar. Bu olanakların birlikte hareket ederek, gösterimin yapını inşa etmesine izin verirler. Ve şimdi sordukları yeni sorularla yolculuklarına devam ediyorlar.

Anahtar Kelimeler:

0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.

TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir