MAKALELER

Mine Tugay

2009.05.07 00:00
| | |
4008

Sizce Nasıl?
Beyoğlu İstiklal Caddesi Mısır Apartmanı’nın dördüncü katındaki Tiyatro DOT’un sahnesindeyim...

  

     "Yılın En İyi Kadın Oyuncusu" seçilen; "güzel - yetenekli - genç" bir sanatçımız: MİNE TUGAY...
 
    Beyoğlu İstiklal Caddesi Mısır Apartmanı’nın dördüncü katındaki Tiyatro DOT’un sahnesindeyim. Her taraf çöplük içinde... Karşımda genç ve güzel oyuncularımızdan MİNE TUGAY var. Sanki esas mesleği “manken”likmiş te, son yıllarda tiyatro sahnelerinde olduğu gibi, o da bir oyunluğuna tiyatro sahnesine çıkacakmış gibi görüntüsü var. Onunla söyleşi yaparken bunlar geçti kafamdan. Çünkü hakikaten tam bir manken güzelliğine ve zarifliğine sahip MİNE TUGAY...
 
    Söyleşi yaptığımız sahneyi usta oyuncularımızdan Cüneyt Türel ile paylaşıyor.
 
    Oynadıkları oyun ise KARA TAVUK...

 
    Mine Tugay, bu oyundaki rolüyle 2008 VIII. LİONS Tiyatro Ödülü’nde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünden sonra şimdi de (2009 Nisan) Yapı Kredi Sigorta Afife Tiyatro Ödülleri’nde “Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu” seçildi.

 


 
    Oyunu Türkçeye çeviren ve yöneten Emre Koyuncuoğlu.
 
    On iki yaşındayken cinsel tacize uğradığı adamla (Cüneyt Türel) on beş yıl sonra tekrar karşılaşan genç bir kadının (Mine Tugay) öyküsünü anlatıyor KARA TAVUK.
 
“...Tiyatro Dot’un yeni oyunu “Karatavuk” , bizi insan ruhunun karanlık dehlizlerinde bir yolculuğa davet ediyor. ‘Politik doğruculuk’ tan alabildiğine uzak, suratımıza bir şamar gibi inen bir oyun bu. Dot’un büyük bir tutarlılıkla sürdürdüğü ‘In yer Face’ akımının en iyi örneklerinden biri. On iki yaşındayken kendisine cinsel tacizde bulunan adamı on beş yıl sonra arayıp bulan genç kadının öyküsünden etkilenmemeniz olanaksız ( hele Pippa cinayetinin izleri bu kadar tazeyken ). Ama, İskoç yazar David Harrower nefretinizi kamçılamak yerine, sizi başka yollara sürüklüyor. Duygusal dünyanızın, değer yargılarınızın altüst olması pahasına Çelişik duyguları, sevgi arayışının sınırsızlığını keşfediyorsunuz. Kuşkusuz, ‘ tecavüzcü ‘yü mazur göstermek gibi derdi yok yazarın; onun derdi sorgulamak... Yaşamın getirip önümüze bıraktığı tuzaklar karşısındaki tavrımızı, samimiyetimizi sorgulamak Yönetmen Emre Koyuncuğlu , bu ‘bıçak sırtı oyunu yorumlarken, başrollerdeki iki oyuncudan büyük destek alıyor. Hiçbir anı, hiçbir nüansı kaçırmayan büyük oyuncu Cüneyt Türel ’in karşısında ezilmeyen genç bir oyuncu, Mine Tugay şaşırtıcı bir performans sergiliyor. Semaver Tiyatro’dan tanığımız Tugay, güzelliği kadar incelikli yorumuyla da seyirciyi kendisine hayran bırakıyor...” - Vecdi Sayar – Cumhuriyet (25.04.2008)
 
    Mine Tugay, daha önce Semaver Kumpanya’da önemli yönetmenlerimizden Işıl Kasapoğlu ile çalışmış. Reklam filmlerinin dışında “Aliye”, “Gülpare”, “Benden Baba Olmaz”, “Aşk Her Yaşta” adlı televizyon dizilerinde de oynamış. Son olarak ise (Nisan 2009) TRT 1’de “Aynadaki Düşman” adlı televizyon dizisinde Şafak Sezer ve Mahir Günşiray ile beraber oynuyor.
 
    O da, diğer tiyatro sanatçılarımız gibi, televizyon dizilerinin çoğalmasından ve bu çoğalmanın sonucu kalitenin bozulmasından şikayetçi. Fatih Akın, beğendiği ve beraber çalışmak istediği sinema yönetmenlerinin başında geliyor. Tiyatro çalışmalarından ise bambaşka haz aldığını belirtiyor...
 
“...Oyunculardan Mine Tugay, Dot'un bir eski oyunu olan ve çok büyük beğeni toplayan 'For A Way' de rol almıştı. Oradaki gerilimli hali bu oyunda delilik boyutuna ulaşmış. Rolünün psikodinamik yapısını çok iyi analiz etmiş. Fakat 'Una' yı oynarken biraz ileriye mi gitmiş? Bu tarz bir yorum Sayın Koyuncuoğlu'na mı ait yoksa kendi yorumumu? (dum!) Gölgelerin göründüğü sahnelerde Mine Tugay' ın ruh hali şahane bir boyut kazanıyor. Sorgulamalarda psikolojik gerilimi yükseltiyor. Ray' in o' nu delilikle suçladığı sahnelerde yadsınamaz gerçeğini arka plana itmeyi biliyor. Cüneyt Türel'in oynadığı 'Ray' karakteri, 50'li yaşlarda ne yaptığını bilmez(!) bir adamdır. Aslında Ray dönemleri irdelerken hesaplaşma içine girmekten inatla kaçınıyor. O toplumsal kanun koyucuların cezası ile yaşamını temizlediğine inanıyor. Ama o güne dek sorgulamadan yapıyor bunu. Cüneyt Türel, karakterinin çelişkilerini sahneye yerinde aktarıyor. İkili diyaloglarda son derece başarılı. Sorgulamalar içinde çıkış yolunu bulmayı biliyor. 'Taciz, Aşk, Saplantı' üçleminin yorumunu izleyene bırakıyor...” – Yaşam Kaya – Tiyatronline(16.02.2008)
 
     Cüneyt Türel ile çalışmak...
 
    Kara Tavuk’taki karakterim çok renkli bir karakter; beni çok tatmin eden keyifli bir rol. Bir de Cüneyt Türel gibi bir usta ile çalışmak çok özel bir şey. Her oyunda yeni bir heyecan yaşıyorum. Oyun, 12 yaşında iken tacize uğrayan bir kızın, 15 yıl sonra kendisine taciz edenin nerede olduğu araştırıp bulmasıyla başlıyor. Mekan olarak ta tek bir mekanda, ecza deposunda geçiyor. Bütün oyun boyunca aşk, sevgi, cinsellik tartışılıyor.
 
    Kaş yapayım derken göz çıkarmak...
 
    Söyleşilerimde, sanatçılarımızla ilgili, zaman zaman o sanatçımız üzerine başka bir sanatçının veya tiyatro eleştirmenlerinin düşüncelerine de satır aralarında yer vermekteyim. Bu bazen anı, bazen de olumlu-olumsuz eleştiri oluyor. Maksadım, söyleşiyi monotonluktan kurtarıp, biraz renklendirmek. Gerek sahne , gerekse kulis anıları söyleşilere daha başka bir tad katıyor düşüncesindeyim. Fakat “Kara Tavuk” oyunuyla ilgili okuduğum övgü dolu bir yazının bir cümlesi beni rahatsız ettiği için buraya almadan edemedim. Hani; “Kaş yapayım derken göz çıkarmak” (Küçük bir iyilik yapayım derken büyük zarar vermek), veya ; “Kaşıkla yedirip (aşverip) sapıyla göz çıkarmak” (Bir yandan iyilik, bir yandan onu hiçe indirecek kötülük yapmak)... gibi.
 
İşte o yazıdan birkaç satır:
 
“...Emre Koyuncuoğlu’nun çevirdiği ve yönettiği oyunda, Cüneyt Türel ve Mine Tugay’ın oyunculukları (Türkiye’de olduğumuza dair!) bizi şüpheye düşürecek derecede başarılı ve akıcıdır. Koyuncuoğlu’nun, bu metni seçmesi ve görsel öğelerden de yararlanarak, şiddetli biçimde gerçeği yüzümüze vurması, izlenmesi ve takdir edilmesi gereken bir başarı sanırım...” – Hande Demircioğlu – Bir Gün (?)
 
    Yazının tamamı oyunun yönetmeni ve oyuncular üzerine övgü içerirken, altını çizdiğim cümle Türkiye’deki usta oyuncularımızı, ki çoğu dünya oyuncularıyla aynı ayarda olanlar var, sıfıra indirmiş. Ya da ben cümleyi anlayamadım... Diğer yazılarına bir göz gezdirdim. Gördüğüm kadarıyla iyi bir tiyatro seyircisi ve eleştirmen. Fakat yukarıdaki cümleyi yazarken ne düşünmüş?.. Ben dünya oyuncularıyla aynı değerde olan oyuncularımıza örnek vermek istemiyorum. Unuttuğum isimler olabilir ve ben de “Kaş yapayım derken göz çıkarmak” istemiyorum. 150’ye yakın oyuncumuzla söyleşi yaptım. Bunların içinde birçoğu dünya oyuncularıyla boy ölçüşecek değerde... Tabi, benim bu görüşüm yönetmenlerimiz içinde geçerli.
 
“...Emre Koyuncuoğlu, 'Kara Tavuk'u sahneye metnin ve oyuncularının gücüne güvenerek ve doğru bir yaklaşımla her şeyden çok bu iki yaralı karakterin şimdisine odaklanarak taşımış. Cüneyt Türel'in minimalist ve içe dönük performansıyla Mine Tugay'ın dışavurumcu ve yüzleşmeci oyunculuğu, karakterler arasındaki zıtlıkları vurgulayarak 90 dakikalık bu iki kişilik düetin her anını heyacanlı kılıyor. Tugay'ın karakteriyle özdeşleşmesindeki samimiyet ve performansında gitmeye cüret ettiği yerler, çok parlak bir genç oyuncuyla karşı karşıya olduğumuzun müjdecisi...” - Zeynep Aksoy
 
     İyi bir tiyatro seyircisi idim...
 

    Subay olan babamın görev yaptığı Konya'da 1978 yılında doğmuşum. Liseyi Yeni Levent Lisesi'nde bitirdim. Ortaokul ve lise yıllarında iyi bir tiyatro seyircisi idim. Şehir Tiyatroları'nda Molier'den bir oyunda Ayla Algan'ı izlerken kendisine çok hayran kalmıştım. Onu sahnede seyrederken onunla aynı sahneyi paylaşma isteği duydum içimde. Ve bu duygumu bastırmamam gerektiğini düşündüm. Akabinde konservatuara nasıl girileceğini araştırmaya başladım. Önce Müjdat Gezen Sanat merkezi'ne girdim. Bir yıl orada okudum. Ancak bilmediğimiz bir nedenden dolayı sınıf olarak okuldan atıldık. Sınıfta 15 kişiydik. 13'ümüz de okuldan atıldık. 1997'de oyunculuğum “Masal Gerçek Tiyatrosu”nda “Büyük Kulaklı Küçük Ayı” adlı çocuk oyunuyla başladı. Bu oyunda Özgü Namal ile beraberdik. 1998'de de İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı sınavlarına girdim ve kazandım. Yıldız Kenter'in öğrencisi olma şansına eriştim.
 
     Semaver Kumpanya...
 
    2003'de Konservatuardan mezun olduktan sonra Semaver Kumpanya'da oynamaya başladım.
 
    Işıl Kasapoğlu'nun yönettiği “Onikinci Gece” ve “Kuşlar Meclisi” adlı oyunlarda oynadım. Yine aynı yıl, Semaver Kumpanya'da Işıl Kasapoğlu ve Bülent Emin Yarar'ın ortaklaşa yönettikleri “Mem ile Zin” oyununda oynadım.
 
     Televizyon çalışmalarım...
 
    Tiyatronun dışında Beko, Bosch, Anadolu Bank, Eti Çay Keyfi... gibi reklam filmlerinde oynadım. 2005 yılında “Aşk Her Yaşta” adlı televizyon dizisinde oynadım.
 
     Oyunculuk Yüksek Lisansı...
 
    Bu arada Bahçeşehir Üniversitesi İleri Oyunculuk Yüksek Lisansıma başladım, 2006'da bitirdim. Burada da Haluk Bilginer'in talebesi oldum. Aynı yıl içinde de “Aliye” adlı dizide oynadım.
 
     Tiyatro DOT ve televizyon çalışmaları... ödüllerim...
 
    Yine aynı sezonda “Tiyatro Dot”ta Emre Koyuncuoğlu yönetiminde “Çok Uzak” adlı oyunda oynadım. ShowTV'de “Gülpare”, StarTV'de “Benden Baba Olmaz” adlı televizyon dizilerinde başrol oynadım. 2008'de Tiyatro Dot'ta yine Emre Koyuncuoğlu'nun yönettiği “Kara Tavuk” oyununda usta oyuncu Cüneyt Türel ile oynayabilmek gibi büyük bir şansı yakaladım. Bu oyunla “VIII LIONS Tiyatro Ödüllerinde En İyi Kadın Oyuncu” ve “Afife Tiyatro Ödülü En İyi Kadın Oyuncu Ödülü”nü aldım.
 
     Işıl Kasapoğlu ile çalışmak...
 
    İst. Üni. Devlet Konservauarı'ndan 2003 yılında mezun olduktan hemen sonra Semaver Kumpanya'da Işıl Kasapoğlu ile çalışmaya başlamam benim için büyük bir şans idi. Işıl Kasapoğlu ile çalışmak çok keyifli; çok şey öğreniyor insan ondan. En önemlisi de benim için; tiyatroyu bir hobi gibi görme duygusunu aşıladı bana. Semaver Kumpanya'daki oyunu Bülent Emin Yarar yönetmişti. Tabi Işıl Kasapoğlu da zaman zaman müdahale etmişti. “Onikinci Gece”yi Işıl Kasapoğlu yönetmişti.
 
     Haz aldığım tür...
 
    Televizyon çalışmalarım içinde reklam filmlerini daha çok seviyorum. Çünkü daha fazla kişiye ulaşma imkanınız oluyor. Dizi çalışmaları çok yorucu ve zaman alıcı oluyor. Bir de çok çoğaldı, kaliteleri de düştü. Ben tiyatro oyuncusuyum. Dolayısıyla da tiyatrodan daha fazla haz alıyor ve severek yapıyorum...
 

 
ADEM DURSUN
Mayıs 2009
adem-dursun@versanet.de

Anahtar Kelimeler: mine tugay



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir