MAKALELER

Medea Kali - İstanbul Devlet Tiyatrosu

2016.03.14 00:00
| | |
1185

Sizce Nasıl?
İstanbul’un yaşı kadar eski Üsküdar Sahnesi'nin o mistik yapısı, tarihsel dokusu hep beni etkilemiştir.

 

MEDEA’NIN DÖNÜŞÜ MUHTEŞEM OLMADI


  
 

İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda, Medea Kali haberlerini duyunca, “İnşallah Euripides’in Medea’sının devamı niteliğinde bir oyun değildir” diye geçirdim içimden.  Çünkü bu tarz oyunların, bir önceki oyunun etkisini hiçbir zaman veremeyeceğini düşünenlerdenim. Afişleri görünce, Üsküdar Sahnesi’nin avantajlarının kullanıldığı, kalabalık bir kadroyla dansların, ışık oyunlarının olduğu bir gösteri hayal ederek, geçen hafta oyunu seyretmeye gittim. 

İstanbul’un yaşı kadar eski Üsküdar Sahnesi’nin o mistik yapısı, tarihsel dokusu hep beni etkilemiştir. İlk yapıldığında tütün ambarı olarak kullanılmış bu mekânda, atmosferine uygun oyunlar olunca, tiyatro zevkinin doruğunu yaşayabilirim. Hatta bazen o tütünün taş duvarlara sinen kokusunu hissederim. İşte Medea Kali’nin de isminden ve afişlerden yola çıkarak, bu muhteşem sahneye, cuk oturacağına inandığım, modern bir tragedya seyredeceğimi düşündüm. 

 

Zira oyunun yazarı Laurent Gaude hakkında ve metin hakkında hiçbir bilgim yoktu. Başrol oyuncusu H. Zeynep Utku aynı zamanda oyunun çevirisini de yapmıştı. Oyunu kelimesi kelimesine özümsemiş birinin başrolü oynaması her zaman avantajlı bir durumdur. Oyuncunun performansını olumlu etkiler. Medea Kali’yle ilgili beklentimi bu denli yükselterek, sahnenin en ön sırasında siyahlar giyinmiş, robot gibi duran gencin yanına oturdum. Her zamanki gibi yanımda bir arkadaşım vardı. Daha öncede söylemiştim oyunlara mutlaka tiyatro camiasının dışından biriyle giderim. Onların ilk yorumları, benim eleştiri yazılarımın ilk çıkış noktası olur. Arkadaşım yanımdaki siyah pantolon siyah gömlek giyinmiş genci görünce ‘Ne ilginç bir adam değil mi?’ yorumunu yaptı. İlk bakışta anlaşılmasa da, gencin hareketsiz duruşundan oyuna dâhil olan bir oyuncu olduğu anladım.  

 

Sahnenin tam karşısında dolunay şeklindeki ışık, ‘Birazdan bunun içinde kim bilir ne oyunlar olacak’ hissini veriyordu. Oyun başladı ve dolunay kıpkırmızı rengi aldı. Üzerine damlayan yaşlarla beraber, çocuk sesi konuşmaya başladı. İşte o an, bu bizim Medea’nın devamı olduğunu anladım. Ama seyirci Medea’yı biliyor muydu? Medea Kali’yle ilgili araştırma yaparken bir eleştiri yazısına rastladım. Daha doğrusu bir övgü yazısıydı. Güya bu oyunun anlaşılabilmesi için seyircinin, Medea’yı okuyarak ve bilerek gitmesinin en doğrusu olacağını, tiyatroya gitmeden insanların araştırıp, bilgi sahibi olarak gitmeleri gerektiği yazılmıştı. Daha da neler… Seyircinin böyle bir görevi olduğunu bilmiyordum. Her oyun kendi içinde bir bütünlük oluşturur. Başka bir oyunun devamı bile olsa seyirci oyunu kendi bütünlüğü içinde değerlendirir. 
Sanırım yönetmen Musa Uzunlar da, seyircinin bilgilenip gelmesini düşünmüş olmalı ki Medea Kali (Zeynep Utku)’nin bir anlatıcı gibi Medea’nın özetini geçmeden önce, dolunaydaki çocuk ağlamalarının ne olduğu seyirci tarafından anlaşılmadı. Sonra zaten Medea Kali, dans etmeye çalışarak, bütün bir oyunu, hep aynı figürle bize anlattı. 

 

Medea Kali’nin konusunu anlamak için Euripides’in Medea’sını bilmek gerekir. Tabii ki seyircinin böyle bir zorunluluğu yok. Biz tiyatro eğitimi alanlar bile oyun incelemesi derslerinde günlerce Medea’yı anlamaya çalışırdık. Medea denince aklıma ‘O bir kahraman mıdır, anti kahraman mıdır’ münazaraları gelir. Kısaca özetleyecek olursak Euripides’in M.Ö. 431 yılında yazdığı Medea, Antik Yunan tragedyalarının en bilinen ve üzerine çok tartışılmış bir oyundur. Medea, ülkesini ve ailesini sevdiği adamın uğruna terk edip, başka bir ülkeye gelen ve bu aşktan iki erkek çocuğu olan güçlü bir kadındır. Kocası İason iktidar için kralın kızıyla evlenince intikam duygusuyla Medea çocuklarını öldürür.  

Medea Kali’nin konusunu ise, Medea Kali’den dinliyoruz. Çocuklarının ölümünden sonra ülkeyi terk eden Medea çocuklarının acısı içerisinde sokaklarda dans ederek, erkeklere karşı kadınlığını kullanarak derbeder yaşamıştır. Ganj nehrinin kıyılarında doğan Medea, içindeki evlat acısını bir Hint inanışı olan, çocuklarını yakarak dindirebileceğini düşünür. Bu inanışın temelinde ‘Her ölüm yeni bir başlangıçtır’ vardır. Yakılıp Ganj nehrine atılan küller bir sonraki hayat için, ruhu günahlardan arındırır. Bu kültürle büyüyen Medea da, çocuklarını mezarlarından alıp yakmak için, Yunan topraklarına Medea Kali olarak geri döner. 

Medea Kali bu hikâyeyi anlatırken, sahnenin ortasında bulunan, tepesinde çocuklarının mezarları olan dağ dekoruna çıkar, mezardan toprakları elleriyle kazar ve tekrar dağdan iner. Bu arada onu takip eden esrarengiz bir adam (Musa Uzunlar) vardır. Sahnedeki bütün atraksiyon bu kadardır. 

Oyunun tek dekoru yukarda bahsettiğim gibi merdivenlerle dönerek çıkılan dağdır. Aytuğ Dereli’nin dekor tasarımı daha görkemli olabilirmiş. Merdivenleri birkaç kez daha döndürerek yükselti verilseydi, Medea Kali’nin dağa tırmanma sahnesi etkili olurdu. Bu arada inerken merdivenleri kullanmadan sahneye atlamasına da hiçbir anlam veremedim. Burası dağ değil miydi yoksa? Oyunda en çok hoşuma giden sahne elleriyle toprakları kazdığı yerdi. Etrafa toprakların saçılması, gerçekten birazdan çocukların ölü bedenlerini görecekmişiz gibi bir his uyandırdı. 

Dolunayla ilk güçlü etkiyi bırakan ışık tasarımı Enver Başar’a ait. Takip ışıkları da bir o kadar başarılıydı. Ancak Medea Kali’yi takip eden yabancının elindeki fenerler, neye hizmet ediyordu anlayamadım. Maksat Medea Kali’ye geçmişini hatırlatmaksa, bu Dolunay’ın içinde verilebilirdi. Üstelik fenerleri açıp kapatma sesi, müziğin içinde, kulakları fazlasıyla rahatsız etti. 

Müzik Direktörü Mehmet Fırıl’ın müzik seçimi oyuna uygundu ama müzikte Hint ezgileri olsaydı Medea Kali’nin Hindistan’da bir yöreden geldiği vurgusu isabet olurdu. Tabii Hint ezgileri beraberinde Hint dansı isterdi. Dans ederek erkeklerin akıllarını başından aldığını söyleyen Medea Kali’nin dans edememesi, oyunu tamamen basitleştirmiş. Hatta halkı simgeleyen dansçılar eşliğinde bir koreografinin eksikliği apaçık belliydi. 

Zeynep Utku, oyunun çevirmeni ve oyuncusu olarak oyuna ve duygusuna fazlasıyla hâkimdi. Bu, repliklere hâkimiyetinden ve gözlerindeki tutkudan belliydi. Ama mekanik ses ekosu, güçlü etki bırakmak için yeterli olmadı. Maalesef saçını ve kostümünü de hiç güçlü bulmadım. Gri, kısa ve modern kesilmiş saçı günümüzün saç modellerine benziyordu. Adını Tanrıça Kali’den alan, Medusa’dan esinlenerek yazan Laurent Gaude’nin Medea Kali’si, uzun yılan saçlı kadın olmalıydı. Aslı Akıncı tarafından hazırlanan kostümler, hiç de erkekleri baştan çıkaran bir izlenim vermedi. İnce belini ortaya çıkaran, dans figürlerini destekleyen kostümler görmek isterdim. Zeynep Utku’nun minyon tipi; saç, kostüm ve makyajla desteklenmeyince, Medea’nın güçlü, heybetli, gururlu ve korkulu tarafı ne yazık ki istenilen etkiyi bırakmadı. 
Başta belirttiğim, yanımda oturan siyahlı genç Medea Kali’nin taşlaştırdığı kocası İason’muş meğer. Oyunda varlığı çok önemli miydi? Onu da anlamadım. Medea Kali hikâyesini anlatırken, araya kocasını taşlaştırdığını söylemesi yeterli olurdu. Amaçlanan, yabancılaştırma efekti kullanmak ise, bunun için doğru bir oyun olduğunu düşünmüyorum. 

Bu oyunu sahneye koyanların, sahnelemek için sebepleri olmalı. İyi bir metin olduğunu söyleyemeyiz. Medea’nın şöhretinden faydalanılmış, kendi içinde konu bütünlüğü olmayan zayıf bir metin. Ancak gösteri unsurlarıyla bu oyun zenginleştirilebilir, hatta müzikli oyun haline bile getirilebilirdi. Hem sahnenin yapısının, hem oyunun içeriğinin, dansı zorunlu kıldığı görmezden gelinmiş. Ne yazık ki Media’nın dönüşü hiç de muhteşem olmamış. Keşke biz onu ‘Terkedilmiş gururlu bir kadın mı? Gururu ve kibri yüzünden çocuklarını öldürmüş bir cani mi?’ tartışmaları içinde bıraksaydık. 

Bazen, tiyatrodan çıkarken,  etkisinde kalarak, bir müddet oyundan kopamadığımız bir his uyanmasa da, tiyatro bir emek işidir. Emeğinden dolayı tüm ekibi kutluyor, bir başka oyun eleştirisinde buluşuncaya dek tiyatronun gülen ve ağlayan yüzünden ayrılmamanızı diliyorum. 

Zeynep BAYRAKTUTAN 
bayraktutanzeynep@gmail.com 

Anahtar Kelimeler: medea kali, istdt, istanbul devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

Görüş Bildir