MAKALELER

Macun Hokkası - Adana Devlet Tiyatrosu

2014.11.03 00:00
| | |
4771

Türk tiyatro tarihinin ilk opereti sayılan Musahipzade Celal'in "Macun Hokkası" adlı oyunla açtı. Musahipzade'nin tanımlamasıyla ""müzikli oyun- perdeli orta oyunu"...


"MODERNİZE EDİLMİŞ GELEKSEL" MACUN HOKKASI- ADANA DEVLET TİYATROSU

 

 

    Festivalin bitimiyle verilen dört aylık aradan sonra Adana Devlet Tiyatrosu (ADT), sezonu geleneksel tiyatromuzun ustalarından Münir Canar'ın yönettiği Türk tiyatro tarihinin ilk opereti sayılan Musahipzade Celal'in "Macun Hokkası" adlı oyunla açtı. Musahipzade'nin tanımlamasıyla ""müzikli oyun- perdeli orta oyunu". 


    
Musahipzade Celal, Türk edebiyatında İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci ile birlikte yalnızca tiyatro türünde eser veren ilk iki isimden biridir. İstanbul Şehir Tiyatroları'nın Üsküdar Sahnesi'ne onun adının verildiğini de anımsatalım. Musahipzade, Osmanlı gelenek- göreneklerini, günlük hayatını, bürokrasisini konu edinmiş; eleştirisini mizah yoluyla gerçekleştirmiştir. Komedi türündeki eserlerini geleneksel Türk tiyatrosu ögelerinden yararlanarak müzikle birleştirir. Macun Hokkası adlı oyun, Musahipzade'nin en çok bilinen oyunlarından olmasa da, beğenilen bir müzikli oyun.


        
GELENEKSEL TÜRK TİYATROSUNUN İZLERİ

    Macun Hokkası, Karagöz- Ortaoyunu geleneğini operet ve Batı tiyatrosuyla birleştiren Musahiboğlu oyunlarının en başarılılarından biri. 
    Oyun metninin olay örgüsü ortaoyunu temelli basit bir döngüye sahip. Bu örgünün şekillenmesinde Rossini'nin Sevil Berberi etkisi de hissedilir. Olay örgüsü, Sevil Berberi'nde Rosalina'nın başına gelenler gibi bu oyunda da Seher'in etrafında çevrilen oyunlar ve bu oyunları düzenleyen kişilerden ibarettir. Seher, merkez konumda olmasına rağmen olayların akışına herhangi bir müdahalede bulunmaz. Diğer kişiler de tip olmanın ötesine geçemezler.
 
    Oyun kişileri çoğunlukla Karagöz kişileridir. Aktar Baha Efendi Hacivat, Akif Beberuhi, Ateş Ali Tuzsuz Deli Bekir, Sebatay Yahudi, Ziba ise Acuze tiplerine karşılık gelir. Kişiler arasındaki atışmalar kimi sahnelerde Karagöz- Ortaoyunu etkisiyle çatışmaya da dönüşür. Seher'in güvendiği tek kişi olan dadısı Mihridil ile zıt kutuptaki Ziba arasında kadınlara özgü bir atışma, Aktar Baha Efendi ile Karakollukçu arasında da tipik bir Karagöz- Hacivat atışması meydana gelir. Baha Efendi ile suyolcu Şaban arasındaki diyalog Karagöz'ün tiyatro sahnesine inmiş şekli olarak ışık- gölge oyunlarıyla yönetmenin yorumu çerçevesinde aktarılır. Aynı zamanda bu sahnede oyunun öncesine dair kısa bir özet de verilir.
         
OYUNUN SAHNELENİŞİ YÖNETMENİN AÇIK KAPISI

    Yaklaşık 90 dakika süren oyunun ilk perdesinde kişilerin gölge oyunu tekniğiyle indirilen perde arkasından tanıtımı yapılır. Olayların ve kişilerin birbiriyle ilişkisinin sunumu ilk perde boyunca sürer. İkinci perdede olay akışı hızlanır ve oldukça basit bir biçimde sonuca bağlanır. 

    Canar, mizansen oluşturma konusunda da oldukça titiz davranıyor. Oyuncuların sahneyi ve hatta dekoru kullanım biçimleri, interaktif hamleler, çeşitli yabancılaştırma ögeleri, geleneksel tiyatronun günümüz sahne ögeleriyle yeniden yapılandırılması, sahne dışında olmasına rağmen aksiyonun bir parçası olan müzik ve oyuncuların kahkahaları yönetmenin modernize etme çabaları olarak değerlendirilebilir. Geleneksel tiyatromuzun özellikle de Karagözün en önemli güldürü ögesi dilsel sapmalar dolayısıyla ortaya çıkan yanlış anlaşılmalar, yönetmenin sahnede oluşturduğu mizansenin de güçlü birer parçası. 

    Geleneksel tiyatromuzun açık biçim yöntemini kullandığını biliriz. Oyunun geleneksel Türk tiyatrosu izlerini ne derece taşıdığını daha önce belirtmiştik. Yönetmen Münir Canar, oyun metnindeki geleneksel tiyatronun izlerini, açık biçimin avantajlarıyla beraber en üst noktada kullanıyor.  Oyuncuların birbirleri arasındaki diyaloglar ve atışmalar, orkestrayı ve seyirciyi oyunun içine çekme adına yapılan interaktif müdahaleler açık biçimi en uç noktalara götürüyor. Oyun içinde kullanılan bu yabancılaştırma ögeleri seyirciyi oyunun içine daha fazla çekiyor ancak metinden böylesine uzaklaşmalar zaten güçlü olmayan olay örgüsünü daha da zayıf kılıyor.
 
OYUNCULUK

    Yaratıcı ve teknik kadro dahil yaklaşık kırk beş kişinin rol aldığı bu geniş kadrolu oyunun metin gereği doğal olarak ön planda bir oyuncusu yok. Münir Canar'ın açık biçimi uygulama şekli ve oyunculara fazlasıyla tanımış olduğu esneklik oyunda gerçeklikten öte göstermeci bir anlayışı ortaya çıkarıyor. 

    Geleneksel tiyatromuzun göstermeci yanının seyirci üzerindeki etkisi tartışılmaz. Seyirci bu sayede izlediğinin bir oyun olduğunu çok daha rahat kavrıyor. Bu anlayışı kullanarak rolünü sivrilten iki kişi var. Hem gerçek dışı hem en komik. Dölsüz Yunus'u canlandıran Murat Aslan ve Akif'e hayat veren Murat Özben. Oyunun en tipik iki kişisini kendilerine özgü güçlü yanlarını kullanarak aktarıyorlar. Murat Aslan'ın rolüne en çok girebildiğini düşündüğüm oyun bu diyebilirim.
 
    Oyunda bir karakterle karşılaşmamamıza rağmen benim fiziksel hareketlerindeki gerçeklik ve duruşuyla en beğendiğim oyuncu Ziba rolünde Sevinç Gediktaş, resitatif konuşmalardaki başarısıyla ise Saliha Özkanlı oldu. 

    Aşk temalı bir oyun değil Macun Hokkası. Oyunun sonunda birbirlerine kavuşan iki aşık da fon olarak kullanılan aşkın iki tarafında. Musahipzade tarafından da güçlü çizilmeyen bu roller, oyuncuları da fazla zorlamıyor.

    Canar'ın yönetimindeki Mahalleli ve özellikle çocuklar metindeki güldürü ögesini katlıyorlar. Seyircinin en olumlu tepkisi de bunlar ve abartılmamış yabancılaştırmalar üzerine oluyor.

    Kalabalık kadronun oyun boyunca birbirleri arasındaki etkileşim de oyunu daha samimi bir hale getiriyor. Bu samimiyet kimi sahnelerde diyalogun bozulmasına da neden olabiliyor.

MÜZİK VE DANS

    Musahipzade'nin müziği olmazsa olmaz oyunlarından Macun Hokkası'nın şarkı sözleri ve besteleri Kemal Günüç'e ait. Günüç, şarkı sözleri ve besteleri oyunun devlet tiyatrolarının yıllar önceki bir temsili için hazırlamış. Bu oyunda da aynı sözler ve şarkılar kullanılıyor. Ancak Berna Uğurlar liderliğindeki orkestra, oyunun sahnelenişindeki modernliğe uygun olarak şarkıları düzenliyor ve sayısını da azaltıyor.
 
    İstanbul Efendisi gibi bir müzikal olmasa da Münir Canar, müziği operet kıvamında ya da resitatif olarak sunmayı tercih ediyor. Orkestra klasik bir oyundakinden daha fazla ön plana çıkıyor ve kimi sahnelerde güldürü ögesinin ortasına yerleşiyor. Geleneksel olanla modern olanın birleşmesini orkestrada da görüyoruz ancak piyano, keman, saksafon ve vurmalılardan oluşan orkestrada keşke bir de kanun olaydı.

    Canar'ın oyunun açılış ve kapanışındaki dansları önemsediği açık. Kapanıştaki geleneksel tiyatroya saygı duruşu mahiyetindeki "gönül, dil, baş" selamı da bunu gösteriyor. Açılış dansının koreografisinin kısa tutulması iyi olmuş ancak senkronizasyonda bazı aksamalar da olmuyor değil.

IŞIK
    
    H. İbrahim Karahan, oyun genelinde kullandığı sarı ışık oyunun sadeliğiyle örtüşüyor. Dölsüz Yunus üzerine vurulan sert kırmızı ışık ise rolün anlık duygu değişimine uygun olarak verilmiş. 

    Geleneksel tiyatromuzun gölge oyunu temsili de ışık- gölge oyunuyla aktarılmış ve modern- geleneksel ilişkisi güçlendirilmiş.

DEKOR VE KOSTÜM TASARIMI

    Oyunun aslına en sağdık kalınan yanı diyebiliriz Güven Öktem ve Fatma Sarıkurt'un hazırladıkları kostüm ve dekorlar için. Yüz yıl önce yazılmış bir metnin bütün göstergelerini üzerinde taşıyor. Rüstem Kaptan'ın denizci kıyafetinden Ziba'nın natır kıyafetine kadar işlevselliğe diyecek yok. Oyun içinde en akılda kalıcı kostüm Akif'in sahneden sahneye geçerken üzerinden hiç çıkarmamasına rağmen türlü şekiller verdiği kostüm ve onun üzerindeki aksesuarlar. Suyolcu Şaban'ın kıyafetini ise biraz eskitselermiş keşke. Ne de olsa adam kuyudan kuyuya geçerek kazanıyor hayatını.

    İki perdeden oluşan oyunun dekoru ise her perdenin açılışıyla değişiyor. İlk perdede sahnenin solunda tam bir aktar dükkanını anımsatan çeşitli baharatlar, bitkiler, yanlarında Karagöz tasvirleri; sağında karakolluğun kapısı ve ikisinin ortasında kabristan görülür. İkinci perdede ise haremlik ve selamlıktan oluşan Timur Ağa'nın konağı ve ortasında bir kuyu vardır. Sahnede üzerindeki devinimin kolaylığı adına sağa ve sola dayalı oluşturulan dekor işlevsel olarak kullanılmış diyebiliriz. Buna karşılık oldukça sıradan ve düz yapı malzemeleri kullanıldığından üç boyutluluk sağlanamıyor ve gerçeklik duygusu kayboluyor.

    Dört kişiden oluşan orkestranın da sahnedeki kabristanın arkasında konumlandığını ve oyunun bir parçası olarak düşünüldüğünden seyircilerle iletişim içinde bulunduğunu belirtmekte yarar var.

    Metin And'ın yaptığı sınıflamaya göre dört döneme ayrılan Türk tiyatrosunun Meşrutiyet dönemine denk gelen Macun Hokkası, geleneksel tiyatromuzun pek çok ögesinden yararlanıyor. Yönetmen Münir Canar, hakim olduğu bu konuyu günümüz seyircisine daha yakın bir hale getirmek için çok uğraşmış. Geleneksel tiyatronun izlerini taşımanın ötesinde sahnede tiyatronun bütün ögelerinin modern durumlarını gelenekselle iç içe geçmiş olarak görüyoruz. Seyirci ile yakaladığı interaktif bağı iki saat süresince tempoyu da fazla düşürmeden sürdürebiliyor. Seyirci ile sağlanan bu etkileşim göstermeci açık biçimle birleşince oyun metninin dışında yepyeni bir dil ortaya çıkmış oluyor.
    

KÜNYE
    
Yazan       : Musahipzade CELAL                                            
Dekor Tasarım  : Güven ÖKTEM
Rejisör     : Münir CANAR                                                       
Kostüm Tasarım: Fatma SARIKURT
Reji Yrd.  : Burçin BÖRÜ                                                          
Işık Tasarım       : H.İbrahim KARAHAN
Reji Asist.: Ozan SARGIN                                                        
Müzik                  : Kemal GÜNÜÇ
Dans                    : Tufan KAYTMAZ

OYUNCULAR

AKTAR BAHA EFENDİ: N.FIRAT DEMİRAĞ
RÜSTEM KAPTAN: N.EFE ÜNSAL
ZÜLFİKAR AĞA: F.DORUK NALBANTOĞLU
DÖLSÜZ YUNUS: MURAT ASLAN
ŞABAN: H.BARIŞ ÖZKAN
AKİF: MURAT ÖZBEN
ZEKERİYA: OZAN SARGIN
VELİ: RECEP KEKİL
ATEŞ ALİ: MAZLUM TAŞKIRAN
ZİBA USTA: SEVİNÇ GEDİKTAŞ
SEHER: YELİZ TEKMAN
MİHRİDİL: SALİHA ÖZKANLI
SEBATAY: AKİF ÖZDEMİR
İŞVERİZ: DİDEM ALESOY
SUBAŞI: CENGİZ ALTINDAĞ
KATİP: ÖMER BERTAN

CARİYELER VE HALK
DİLEK DOKUMACI,GÜRCAN ALGAN,ÖZLEM KILIÇARSLAN,İLHAMİ ÖZDEMİR,NAZLI KÖYMEN,HAKAN LATİFOĞLU,ÖZGÜR KÜÇÜKÖZER,ERCAN USLU,VAHİT YÖNEY,ÇAĞATAY KUŞKAYA,ALİ CEM KÜÇÜKYEL,SANİYE ECE KARAKÖSE,OSMAN GÖKALP KARAKÖSE,F.CEREN ŞIK,HOŞGÖR SANEM KÜÇÜKYEL

MÜZİSYENLER
BERNA UĞURLAR
SABAHATTİN NAZİK
KEREMCAN TEOMETE
REFİK KORAL KISAKÜREK

Anahtar Kelimeler:



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir