MAKALELER

Leenane' in Güzellik Kraliçesi - Hasan Özkaya Prodüksiyon

2018.03.28 00:00
| | |
2511

Sizce Nasıl?
İlk filmi “In Bruges” ile sükse yapan İrlanda asıllı İngiliz yönetmen Martin McDonagh

Martin McDonagh’ ın Başyapıtı Yeniden Sahnelerde! : “Leenane’ in Güzellik Kraliçesi”

İlk filmi “In Bruges” ile sükse yapan İrlanda asıllı İngiliz yönetmen Martin McDonagh “Three Billboards Outside Ebbing, Missouri / Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri” ile yılın en çok övgü toplayan filmlerinden birine imza attı. Film, Altın Küre ve Oscar 2018’de ciddi bir sıçrayış gösterdi ve bir çok dalda ödül aldı. Yazar McDonagh’ ın daha önce “Leenane’in Güzellik Kraliçesi”, “Inishmore’lu Yüzbaşı”, “Inishmaan’ın Sakatı” ve “Yalnız Batı”  gibi tiyatro oyunlarını Türkiye sahnelerinde izledik. Şimdilerde ise yine yazarın geçmiş dönemde İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen oyunu “Leenane’ in Güzellik Kraliçesi” yeniden sahnelerde boy gösteriyor. Sumru Yavrucuk, Rüçhan Çalışkur, Hakkı Ergök ve Yurdaer Okur’un 1999  - 2008 yılları arasında Devlet Tiyatroları’nda oynadığı ve 2001 yılında Afife Ödülleri’nde 4 dalda ödül alan “Leenane’in Güzellik Kraliçesi”, aynı kadro ile Cüneyt Çalışkur anısına yeniden seyirciyle buluştu. Bu muhteşem oyunu yeniden izlemenin keyfi ise hiçbir durumla boy ölçüşemez. 

Karamizah tarzında yazılan eser, İrlanda'lı McDonagh'ın Connemara Üçlüsü adlı yapıtının ilk bölümüdür. 1996 yılında Dublin'de sahnelenen oyun, İrlanda’dan çıkarak, Londra ve Broadway'de büyük ilgi gördü, tiyatro dünyasının "Oscar"ında dört "Tony" ödülü alan yapıt, Time dergisi tarafından "1998 yılının en iyi 10 oyunu" arasında yer aldı. Konuda annesi Mag ile beraber yaşayan Maureen, evlenip giden iki kız kardeşten sonra kendisini annesi ile hayata adamıştır. Fakat Maureen’ in aşık olmasıyla birlikte evde yaşanılan kaos, anne ile kızının birbirini kaybetmesiyle zirveye çıkar.

Bağımsız biçimde yaşamına devam edebildiği halde kendisine bakılmasını ısrarla talep eden anne Maggie ve ablalarının bakmayı reddettiği annesi ile beraber ona topaklı çorba, yulaf ezmesi hazırlayarak günlerini geçiren, bu hayat içerisinde aşkı ve cinselliği yaşayamayan çaresiz kız Maureen, İrlanda'da Leenane adlı bir kasabada ahşap bir evde hayatlarına devam ederler.  Bir gün Pato giriyor bu ikilinin hayatına. İngiltere’de temizlikçilik yaparken İngilizlerin ırkçı aşağılanmalarına maruz kalan ve bir daha memleketinden dışarı çıkmamaya yemin eden Maureen, Pato ile beraber Amerika Boston’a gitmek için hazırlanır. Kızının gidişine razı olmayan anne olayla ilgili yalanlar söyler, suçlamalar yapar, kumpasları kurar. Annesi yüzümden Pato’nun trenine yetişemeyen Maureen,  eve gelip kaza süsü vererek annesini öldürür. Pato’nun  Boston’da  nişanlandığı haberi kasabaya gelir rockçı kardeş Ray’den. Ray kasabadan kurtulmak isteyen birisidir ve mutsuzdur. Oyunun sonunda herşey acı biçimde anlaşıldığında, Maureen’ in öldürdüğü annesinin yıllar yılı kızlarından beklediği istek parçası radyoda duyuluyor ve Maureen tamamen yıkılır. 

Oyun İstanbul Devlet Tiyatrosu’ nün efsane kadrosu ile yeniden seyirci ile buluştu ama tek eksik var; yönetmen Cüneyt Çalışkur. Usta yönetmenin rejisini birebir sahneye koyan ekip, bizlere nostaljinin zirvesini yaşatıp, yine eşine az rastlanır oyunculukla adeta hepimize ders veriyor. Sumru Yavrucuk gibi insanı büyüleyen karakter oyuncusunun Maureen ile zirve yapan rol analizi, özellikle son bölümde insanın gözündeki yaşların sebebi oluyor. Ruçhan Çalışkur’ un Mag’da yarattığı kaos ise kötülük kraliçesine doğru yol alan Yavrucuk’ un rolünü perçinliyor. İkilinin diyalektik ötesi diyalogları mükemmel ötesi! Hakkı Ergök ve Yurdaer Okur ise duygusallıkla iyiden iyiye pişmanlığa giden öyküyü besleyen karakterler. İnsan sahneye baktıkça gerçekten bulunduğu yerden çekip gitmek istiyor. Ama annesinin yanından kaçmak isteyen kadının bilmediği bir gerçek var; dünyanın neresine giderse gitsin kötülük her zaman kişinin yanıbaşında yer alıyor. Sahnedeki gerçeklikle olayın psikolojik durumunu iyi kavrayan ekibin başarısı ilk izlediğim oyunun üstüne çıkmış. Ben Sumru Yavrucuk’ un oyunculuk ruhuna aşığım. Tartışmasız Türkiye’nin en iyi kadın oyuncusu kendisi! 

Yaşadığımız çağın Shakespear’i Martin Mcdonagh'ın 27 yaşında 8 günde yazdığı kara komedi üçlemesinin ilki olan “Leenane’ in Güzellik Kraliçesi”, Türkiye’de başka hiçbir ekibin elinden böylesi muhteşem sahneye konulamaz. İnsan sahnedeki ‘anne – çocuk’ duygusallığına baktıkça, paylaşılmayan, hatta insanı ölüme götüren sevgiyi görüyor. Sezonun yine en iyisi dediğim bu olağanüstü gösteriyi izlemeyi unutmayın! 

yasam.kaya@gmail.com

Anahtar Kelimeler: Hasan Özkaya Prodüksiyon, yaşam kaya, sumru yavrucuk



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir