MAKALELER

Kutlama - Dot

2011.05.05 00:00
| | |
848

Sizce Nasıl?
Thomas Vinterberg, Mogens Rukov ve Bo Hr. Hansen "Kutlama/Festen" başlıklı bir senaryo ve oyun metni yazmışlar.

 

TAM ÖDÜLLÜK MÜKEMMEL KOLEKTİF BİR ÇALIŞMA: "KUTLAMA"
 
Thomas Vinterberg, Mogens Rukov ve Bo Hr. Hansen "Kutlama/Festen" başlıklı bir senaryo ve oyun metni yazmışlar. Bu senaryo bir "Dogma 95" akımı ürünüymüş. "Dogma 95" dediğimiz, 1995 yılında Danimarkalı yönetmenler Lars von Trier, Thomas Vinterberg, Kristian Levring ve Søren Kragh-Jakobsen tarafından başlatılmış avangart bir film yapım akımı. "Festen" (1998), Cannes Film Festivali nde Jüri Özel Ödülü dâhil pek çok bağımsız festivalde ödüller almış. 2004 yılında Britanyalı oyun yazarı David Eldridge, "Festen" film senaryosunu oyun metnine uyarlamış, o da yepyeni ödüllerden nasiplenmiş. "Festen/Kutlama", şimdi de Dot un yeni sahnesinde seyirciyle buluşmakta. Bana sorarsanız, itibarlı ödüllere aday gösterilmeden kendiliğinden aday olmakta ya da başka bir deyimle benim "En İyi"lerim arasında yer almakta.


 
Oyunun konusu şöyle: Danimarkalı zengin bir aile, baba Helge in 60. doğum günü kutlaması için bir araya gelecek, baba için hazırlanan bu kutlamaya, ailenin birbirinden uzak yaşayan fertleri ve dostları da katılacaktır. Bu arada, yakın zamanda kardeşlerden biri intihar etmiştir. Kutlama yemeği ile birlikte ailenin yıllardır gizli kalmış sırları yavaş yavaş ortaya dökülür ve gece yerlerde sürünür.


 
Altı yıldır sahneledikleri oyunlarla izleyiciyi şaşkına çeviren Dot, 2011-2012 sezonu oyunu olarak seçtiği "Kutlama" ile seyircinin gene tüyünü tüsünü dineltiyor. O gece, Helge nin ortaya saçılan gizleri, intihar eden kızına ve büyük oğlu Christian ile ensest ilişkide bulunmasına, yani babanın çocuklarını rızalarına rağmen zorla, baskıyla istismar etmesine dayanıyor. Aile içi, ya da akrabalar arası ilişkilerden yararlanılarak gerçekleştirilen, bir tarafın açık istismarına dayanan cinsel ilişki ensesti, kendi bağlamının ötesinde de bir suç durumu yaratmıyor mu? Ortaya çıkan cinsel istismar durumu değil mi? Öyle, ama kutlamaya katılanlar toplumda utanç duyulan bu ilişki şekline (küçük kardeş Michael hariç) tepki göstermiyor ya da gösteremiyorlar. Ensest ilişki içinde olan bireyler, bunu her zaman gizleme eğilimindedirler, tamam da bu durum ensest ilişkideki istismar ve suç durumunu vahimleştiriyor, istismar edilenin bu söz konusu utanç duygusuyla orantılı olarak istismar durumunun sürgit devam etmesini sağlıyor. Örneğin, bu ilişkiyi başından beri bildiği anlaşılan Anne, yani Else bile suçluluk duygusu duymuyor. Kadehler kaldırılıyor, şarkılar söyleniyor, kutlama sürüyor. Oyun metninde baba, otoritesini tartışmasız bir kimlik ve davranış biçimi olarak ortaya koyuyor, kendinden aldığı dinamikle, kalabalık dinamiğini harekete geçiriyor ve döngüden sanki daha da güçlenerek çıkıyor. Diğer çocuk Helene, babanın yanında çalışan ve Helge için: "Benim Danimarkalı babam" diyen Helmut ve karısı, diğer konuklar sorumluluk almama konforunu otoriteyi sessizce destekleyerek, hatta ona şefkat göstererek kullanıyorlar. Olamaz mı? Bal gibi oluyor. Yani olabiliyor.


 
Ece Dizdar ın Türkçesi bu kere de iyi. Hakan Günday ın şarkı sözleri ve Hakan Günday ın Uygur Yiğit ile birlikte kotardıkları müzik övgüye değer. Elvin Aydoğdu nun ses tınısı mükemmel. Koray Malhan ın olduğunu öğrendiğim çadırın tamamını dekorun bir parçası olarak tasarlamak, içine 150 kişilik seyirci koltuğu, büyük bir masa ve yatak yerleştirirken tasarımı minimal görüntüden soyutlamamak, Dot un prensibini bozmadan oyunu seyircinin gene yakın mesafeden izlemesini savsaklamamak, yönetmene mekânın derinliğini kullanabilme olanağını sağlamak herhalde kutlanacak bir sahne düzeni olayı.


 
Oyunu yöneten Murat Daltaban, oyunu kutlamanın yapılacağı salonun (çadırın) dışında başlatarak, az sonra masa başında olacaklarda izleyiciye ayna tutuyor. Aydoğdu ve Yiğit şarkılarıyla karşılıyor davetlileri. Christian duvara dayanmış, sıkıntılı. Sigara içiyor. Helene gelip kardeşine sarılıyor. O sırada bir Wolksvagen hızla gelip kalabalığın arasına dalıyor, falan…


 
"Kutlama" hiç kuşkum yok ki Murat Daltaban ın yoğun çalışmaları sonucu biçime kavuşmuş bir yorum. Hem de farklı bir anlatım biçemi olan, hayli farklı bir yorum… Daltaban, Dot un olmazsa olmazı sayılan, oyuncunun kendiliğinden bir kompozisyon yaratabilme dayanağını bulabilmesi için, konuşurken gereksiz el kol hareketleri yapmaması ve ses kurallarına ilişkin o inanılması güç disiplini bu kere de uygulamış, hatta daha da ilgi çekici boyuta ulaştırmış. Oyuncuların oyunu kendileri için gizli ve zorunlu bir eylem saymaları, ilk kez seyrediyormuşçasına bana gene çok ilgi çekici geldi. On sekiz kişi olan oyuncu kadrosunun tümü, kendi kişiliklerini oynarlarken bu kere de "evren"den uzaklaşıyorlar. Çizdikleri kompozisyon elbette kendi kişilikleri değil, ama bu kompozisyonu, kendi öz kişiliklerine varması için bir amaç doğrultusunda araç olarak kullanıyorlar. Oyunun bütününde dikkat çeken, oyuncuların gözlerini kendi içlerine çevirmeleri sırasında asla aşırılığa kaçmamaları…


 
Michel de İdil Arkut Malhan, Paul ün Karısı nda Seda Yıldız, Helmut un Karısında Begüm Benian sözsüz oyunlarında istenileni veriyor. Rıza Kocaoğlu, Michael ile özdeşleşmiyor, Michael karakterini aşmaya çalışıyor. Mette de Pınar Töre, görmeyeli beri kendini bir hayli yukarı çekmiş. Cemil Büyükdöğerli, Christian ın yaşamış coşkularının kışkırtmış olduğu içsel yönelimleri, derin içsel öz olarak duyumsadığında, gövdesi aksiyona giriyor. Tam anlamıyla ödüllük bir oyun Cemil Büyükdöğerli nin ortaya serdiği. Şebnem Bozoklu, Helene de yaratıcı yönelimini etkin duygular düzeyinde tutarak, içine girdiği kişiliğe gerçekten can veriyor. Berfu Öngören, Pia da; Mehmet Esen, Helmut ta; Umut Kurt, Nadi de; Mert Öner, Larsta; Enis Arıkan, Paul de Daltaban ın istediklerini "harfiyen" yerine getiriyorlar. Michael ile Mette nin küçük kızında Su Olgaç, sözsüz oyununda insanın içine sular serpecek, umut fidanları yeşertecek kadar doğal. Kim de Murat Daltaban, Murat Daltaban gibi… Ve Else de İpek Bilgin ile Helge de Köksal Engür… Aklın ve duygunun uyumlu beraberliğinde karakter gerçekleştiriyorlar. Fiziksel varlık çizgilerini Else ve Helge oldukları süre içinde başarıyla koruyor ve sürdürüyorlar.
 
   Dot çular kusursuz oyunculukta bu kere de tarih yazıyorlar.

Anahtar Kelimeler: kutlama, dot



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir