MAKALELER

Kürklü Merkür - Dot

2010.11.19 00:00
| | |
1914

Sizce Nasıl?
Philip Ridley'in 5.yetişkin, en çok tartışmaya yol açan oyunu olan “Kürklü Merkür” Tiyatro Dot tarafından İstanbul seyircisine sunuluyor...

    Evrim Öncesine Dönmek! 

    Philip Ridley'in 5.yetişkin, en çok tartışmaya yol açan oyunu olan “Kürklü Merkür” Tiyatro Dot tarafından İstanbul seyircisine sunuluyor. İngiltere'de oyunu izleyen bir eleştirmen olarak, kabus gibi iki saati tek perdeye sığdıran Tiyatro Dot'a çarpıcı sorularım olacak. İngiltere'de yazarın yayımcısının, kitabını çıkarmayı ret ettiği oyun, Londra basınında çok büyük tartışmalara neden olmuştu. Eleştirmenlerin gazetelerde yazdığı yazıları; yazarın sapık hayal dünyasının teatral tarihimiz açısından önemini eleştirimde dile getireceğim. Türkiye'de izleyenlerin ayakta alkışlandığı oyun, İngiltere'de seyircilerin büyük protestosuna neden olmuştu. Hatta yazar Philip Ridley'in dostları yazarla olan tüm ilişkilerini kesme noktasına gelmişlerdi. Peki bu kadar insan dışı bir metin neden Türkiye'de gösterime sunuluyor? 


 
    İngiltere basınında yazan Türk Tiyatro Eleştirmeni olarak “Kürklü Merkür” oyununun oynanacağını, 'The Guardian' dan Eleştirmen/Yazar Lyn Gardner'den öğrendim. Öğrendiğim andan itibaren de düşünmeye başladım. Bu oyun, ileri düzeyde teatral kültüre sahip olan İngiltere de bile kabul görmezken, Türkiye gibi yozlaşmanın ağır biçimde yaşandığı ülkede nasıl karşılanacaktı? Ama maalesef şunu görüyoruz ki; küfürlerle, ahlaki yozlaşma ile iyice yitirdiğimiz sosyal değerlerimizden eser kalmamış. Dünyada örneği olmayan bir öykünün, sahnedeki duruşunu dakikalarca ayakta alkışlayabiliyoruz. Tiyatro Dot'un izlediğim süper 4 oyunundan sonra, bu oyun gruba karşı büyük bir hayal kırıklığı yarattı kalbimde. “Sansürcü” de metinde olan, ama sahnede olmayan bir takım eksikleri yazmıştım. Fakat bu metin olduğu gibi seyirci karşısına çıkıyor. Oyun baştan sona tekrar ele alınıp sahneye konulmalı, hatta eğer metinde değişiklik yapılamıyor ise derhal sahneden çekilmeli! 
 
    Bakın oyunun yazarı Philip Ridley, önce şu cümlelerle oyunu savunuyor: *“ Kürklü Merkür'de olan olaylar mantıksız değil, kalp kırıcı. İnsanlar kendilerini güvende tutmak adına ve aşk için böle korkunç şeyler yapabilirler. Bana sorulan böyle bir durumda ben ne yapardım? Eğer annenizi,kardeşinizi ve aşkınızı güvende tutabilecekseniz böyle kötü şeyler yapabilirsiniz… Sevdiğiniz insanları güvende tutabilmek için neleri göze alırdınız?...” Ama bakıyor ki İngiltere'de tartışma alıp başını gidiyor ve toplum bu oyundan yara alıyor. Ve bu savunmanın akabine oyunu yazdığı için pişmanlığını dile getiren şu cümleleri söylüyor yazar: *“Oyunun çocuklara karşı zalimce olduğunu söyledim. Çok ileri gittim. Tartışmaya gerek yok. Niyetimi açıkça söyledim. Onlara oyunu yanlış okuduklarını söyleyen bir mektupta yazdım ama onlar bu konuda tartışmak istemediler. Tabi ki üzgünüm ama bu oyun sadece ego olayı değil…” Yazar bunu dostlarına, yayıncısına, izleyenlere ve eleştirmenlere söylüyor. Oyunun yazarı bile yazdığı metini savunamıyor. Yazdığı öykünün arkasında kalamıyor. Peki neden bu oyun sahnelerimizde? 


 
    Konu ile ilgili İngiltere basınında çıkan olaylara devam ediyorum. Bunları yazıyorum ki, yazacağım eleştirinin kökü nerelere dayanıyor? Bunu herkes bilsin istiyorum. Avrupa'nın kabul etmediği bir metnin “Tiyatro Dot” tarafından sahnelenişine hayretler içinde bakıyorum. 'The Guardian' dan Eleştirmen Yazar Lyn Gardner 'The devil inside' adlı yazısında oyun için şunları diyor: *“...Yazarın son oyunu o kadar şok edici ki basımcısı bile basmayı reddetmiş,arkadaşları neredeyse onu terk ediyorlarmış, yoksa Ridley çok mu ileri gitti?...”
 
    Yazar konu ile ilgili basımcısına ve olaya tepki gösteren insanlara şu aciz sözleri söylemekten de kendisini alamıyor: “ O kadar şok edici bi'şey yazdığım için gelecek tepkilere hazırlıklıydım. Bilinen bir gerçek niçin dile getirildiğinde böyle büyük sorun çıkıyor? Dünya anlamında yani bir olay bilinir ama kimse konuşamaz ya bu olayı… Ben bunu gördüm” Bu cümlelere eleştirmenlerin de cevabı gecikmemiştir. The Daily Telegraph'daki Charles Spencer'ın kritik cevabı en az sahnedeki olaylar kadar ateşli olmuştur. Yazar herkesin endişesini dile getirerek, oyun yazarının kendi sapık fantezisinden tahrik olduğunu, bu oyunun küçük düşürücü ve tartışmalara yol açacak bir konuya dayandığını söyledi.
 
    Sözde oyuna sahip çıkan bir kaç eleştirmen de olmuştur. The Sunday Times'dan John Peter oyuna destek olarak insanları oyunu görmeye teşvik etmiştir… Hatta oyunun adının “The definite 9/11 play” olarak değiştirilmesini dahi önermiştir. Bir seks filmi olan “9,5 Buçuk Hafta” ile konuyu kendince özdeşleştirmiştir. Bu akıl dışı eleştiri de İngiltere'de çok rağbet görmemiştir. Oyuna daha çok heyecanlı gençler gitmiştir. Oyunun İngiltere'deki prömiyeri Plymouth Royal Theatre'da yapılmıştı. Ve daha sonra 2005 yılında Londra'daki Menier Chocolate Factory'den transfer edildi. Daha sonra oyun İtalya'ya Türkiye'ye yolculuğa çıkmış oldu. 
 
    Oyunun Konusu 

    "Oyun" telaşlı bir hazırlıkla başlar...Kaos sonrası...İki kardeş... Bir grup genç... Kelebek (!) ticareti yapar ve "yukardakilerin" tuhaf fantazilerini gerçekleştirdikleri partiler düzenlerler. Anıları olan büyük kardeşin dünyanın kaosa teslim olmadan öncesine dair öyküleri vardır. Masum küçük kardeş ise hiçbirşey hatırlayamaz.
Öykülerini arayan yedi genç adam bu yeni dünyada hayatta kalmaya çalışmaktadır. Küçük bir çıkış yolu keşfederler... Ve "parti zamanı"
 
    Oyunda baştan sona ağza alınmayacak küfürler mevcuttur. İngiltere'de 2 perde üzerinden yapılan gösterim ne yazık ki Sayın Murat Daltaban tarafından tek perde olarak düşünülmüş. 2 saatlik bir oyun neden tek perde oynanıyor? Oyunun metninin hiçbir değişiklik yapılmadan seyirciye sunulması da ayrı bir sorun! Ayrıca basın duyurusunda “18 yaş” ibaresini görememek cidden çok şaşırtıcı. Bu konu çok hassas. Bir an önce düzeltilmeli. Sadece “şiddet içerikli” diye yazmak oyun için çokta yeterli olmuyor. Konuda geçen eş cinsel ilişkiler “gerçekçi” öpüşmelerle sahnede yerini alıyor. Peki iki kardeş partiye hazırlanırken neden dudak dudağa öpüşmeye ihtiyaç duyuyorlar? Ve İtalyan tipi sahne kullanılmasını da halen anlamış değilim? Bu konuyu dağıtıyor. Olayın anlaşılırlığını engelliyor. 
 
    Fütürist Bir Masal mı? 

    20. Yüzyılda gelenekçi yapıyı yıkmak için yola çıkan “Fütürizm” sanatta kendisine pek yer bulamamıştır. Günümüzde bu akım, her konuda gelecek üzerine düşünenlerin öngörülerini, gelecek senaryolarını, fütürist fikirler başlığı altında paylaştıkları bilimsel bir kavram olarak yerini almıştır. Yani başlı başına sanatın dışına çıkmıştır. Bu oyun için “İrrealist Bir Masal” demek sanırım daha doğrudur. 
 
    Oyunun dekor yapısını çok beğendim. İşleyişi hızlandırıyor. Oyuncuların mükemmel performanslarına da diyecek kelime bulamıyorum. Özellikle de 2. Dünya Savaşı'nın Marilyn Monreo'nun kalçası tarafından çıkmasının anlatıldığı sahnede oyunculuklar doruk noktasına ulaşıyor. 
 
    ""Çıkmaz sokağa doğru gidiyorum. Bir at. Hayır, zebra bu. Nasıl gelmiş buraya? Küçük çocuklar kovalaya kovalaya köşeye sıkıştırıp bıçaklıyorlar hayvanı. Şişeleri kırıp üzerine benzin döküyor bazıları ve kibriti çaktıkları gibi zebra yanmaya başlıyor. Çıkmaz sokağa doğru koşturuyor delice. Her yeri alev almış…” ve “Kocam günden güne daha da kötüleşiyor. Korkunç bir yer olmaya başladı dünya. Dağların beyaz zirveleri kelebek kaynıyor. Herkes kelebek yiyor. Durup, kurbağalar gibi dilleriyle yakalıyorlar kelebekleri. Şarkı söyleyip duruyorum ama kimsenin umurunda diil artık.Kocam oğullarımızı çok seviyor. Kelebek yemesinler diye tembihliyor. Kocam ilaçlarını alıyor. Günde dört kere. İyi gelmesi gerekiyor ona ama gittikçe kötüleştiriyor.”
 
    Küfürün olmadığı ve duygu yoğunluğunun zirveye çıktığı bu iki bölüm dışında olayda, duygu empatisi ile ilgili hiçbir bölüm göremedim. İnsanın “id” duygusu bildiğim kadarıyla bazı kurallarla bastırılmıştı fi tarihinde. Ama bu oyun bütün ahlaki değerleri silip götürdüğü için, oyunda bir anda evrim öncesine dönmek çok mümkün. Tiyatro Dot'un üstün performansına diyecek kelime bulamıyorum. Bir film gibi oyunun baştan sona gitmesi de büyük başarı. Ama bu kadar sapıkça ve yazarının bile savunamadığı bir oyunu neden oynamaya ihtiyaç duyduklarını kamu oyuna anlatmalarını istiyorum. Eğer bir yenilik gayesi varsa ortada birisi bana bu oyundaki yenilik gayesini anlatsın lütfen. İngiltere'de oyunun prömiyeri olduğu gece 10 seyirci büyük bir protesto ile oyundaki küfürlerin kaldırılmasını istemişlerdi. Peki insanlar neden bu kadar telaşa düştüler? Eleştirmenler, yazarlar kendi kültürlerinden bir konuya sahip çıkmak mı istemediler? Asla! Kültürleri yok eden, hayal dünyasının ürünü sapıkça bir metnin teatral kültüre sağlayacak bir katkısı olmadığını gördüler. Ben de Türk eleştirmen olarak bu kanıdayım. Bu sebeple oyunun sahneden çekilmesi kanaatindeyim. Oyunun “Tiyatro Dot” gibi bir gruba vereceği zarar şimdi değil ama, ilerleyen yıllarda açığa çıkacaktır. Anı düşünmek yerine, geleceğe inşa bırakmak daha mantıklı bir açılım olacaktır. 
 
Dip Not
*http://arts.guardian.co.uk/features/story/0,,1408873,00.html

 

Anahtar Kelimeler: Kürklü Merkür, Dot, Tiyatro dot



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir