MAKALELER

Kumarbazın Seçimi - Kent Oyuncuları

2006.01.23 00:00
| | |
2235

Sizce Nasıl?
Mutlaka biliyorsunuzdur, ama ben gene de yinelemiş olayım. Psikiyatrlar, kumar tutkunluğunu ruhsal bozukluk olarak tanımlıyorlar.

  
     HEPSİ BİRDEN KAZANAMAYACAĞINA GÖRE, KİM KAZANACAK: "KUMARBAZIN SEÇİMİ"...

    Mutlaka biliyorsunuzdur, ama ben gene de yinelemiş olayım. Psikiyatrlar, kumar tutkunluğunu ruhsal bozukluk olarak tanımlıyorlar. Ve beş tip kumarbaz olduğunu söylüyorlar: Sosyal, profesyonel, suçlu (antisosyal), sorunlu ve patolojik.
 
     KUMARIN SOSYALİ OLUR MU

    Araştırmama göre, kumar oynayanların %95'i “sosyal kumarbaz” olarak nitelendirilmekte. Bunlarda sorunların gelişmediği ve kontrollerini pek ender kaybettikleri söyleniyor. Ne kadar parayla kumar oynayacaklarına önceden karar verdikleri ve bu para bitince oynamayı bırakıp, başka şeylerle hoşça vakit geçirdiklerinin gözlemlendiği biliniyor. Kumarın verdiği heyecanın kendilerini ve yaşamlarını kontrol altına almasına izin vermiyorlar. Kumarın yalnızca geçici bir eğlence olduğu ve daha sonra yaşamla ilgili sorumluluklara yeniden dönmeleri gerektiğini biliyorlar. Sık sık ya da büyük miktarlarda oynasalar da, kaybedecekleri para miktarını önceden belirliyorlar, paraları bitince borç almıyorlar ve kayıpları sorun yaratacak noktaya geldiğinde oyunu bırakıyorlar.


 
     NE VARSA PROFESYONELLERDE VAR

    Bilebildiğim kadarıyla, uzmanlar “Profesyonel Kumarbaz” tanımına girenlerin geçimlerini kumardan sağladıklarını söylemekte. Onlar, eylemden değil, kazanmaktan doyum alıyorlar. Hileli oyun ve bahis düzenlemede üzerlerine yok. Ölçülü ve kontrollü oynadıkları, herkesle kumar oynamadıkları, parası olan ve rahat yenebileceklerini düşündükleri kimseleri yeğledikleri “teşhis”ler arasında. Kazanınca ya da kaybetmeye başlayınca, oyunu derhal bırakıyorlar. Kahvehane ve kulüp işletenlerin bir kısmı bu tür profesyonel kumarbazlardan oluşuyor.
 
     SENİ GİDİ ANTİSOSYAL SENİİİ

    "Antisosyal Kumarbaz” da denilen “Suçlu Kumarbaz”a gelince, bunlar antisosyal kişilik bozukluğu özellikleri olan kumarbazlarmış. Patolojik kumarbazların tersine, kumar oynayabilmek için yasa dışı yollardan elde ettikleri parayı geri ödemek gibi bir niyetleri olmazmış. Kaybettiklerinde başkalarını suçlar ve hatta kavga çıkarırlarmış. Patolojik kumarbazlarda sık görülen pişmanlık, suçluluk ve depresyona bunlarda çok seyrek rastlanırmış.
 
     SORUNLULAR

    "Sorunlu Kumarbazlar” denilince bunların sıklıkla yıllarca sürebilecek sorunlu ve sorunsuz dönemleri olduğu uzun uzun anlatılıyor. Rahatsızlık, bir kısmında patolojik boyutlara ulaşabiliyormuş. Uzun süre kaybettiklerinin ardından koşmalarıysa, sorunlu kumarın göstergesi.
 
     

KUMARBAZIN TANIMI

    Uzmanlar sözbirliği etmişçesine: “Patolojik kumarın temel özelliği, devamlı veya aralıklarla kumar üzerindeki kontrolün kaybıdır,” demekte. Kontrol kaybı; kumar oynama sıklığı; kumara yatırılan para miktarında artış; kumar için gerekli parayı sağlama uğraşının artması; mantıksız düşünceler; ve kötü sonuçlarına rağmen bu davranışı sürdürme kumarbazı bizlere tanımlamakta.
 
     UZMANLARIN SAPTADIĞI GERÇEKLER

    Kumarbazların, iyimserlik dolu oldukları, yenilgilerden asla ders almadıkları ve mali kayıpları ne kadar büyük olursa olsun, sonunda gelecek başarıya olan inançlarının asla sarsılmadığı; kaderleriyle sözleşme imzalamış bir kimse izlenimi verdikleri, devam etmenin mutlaka ödüllendirileceğine olan inançları da anlatılanlar arasında yer alıyor. Diğer taraftan kazandıklarında asla durmadıkları, daha da çok kazanacaklarına kendilerini ikna etmeleri, kumardan zengin olunabileceğine inandıkları da uzmanların bildiği gerçekler.
 
     KUMARBAZ ÜSTÜNE DÜŞÜNCELER

    Bütün bunları, Kent Oyuncuları tarafından sahnelenmekte olan “Kumarbazın Seçimi - Dealer's Choice” adlı oyunu izledikten sonra araştırdım. Yaşantım boyunca sadece yaşamla kumar oynadığımdan olsa gerek, yani hiç mi hiç yeşil çuhalı masalara oturmamış olduğumdan, bu konuda minicik dahi olsa bilgi birikimim olmamıştı. “Kumarbazın Seçimi”nin, "Closer" filmiyle tanıdığımız Patrick Marber'ın ilk oyunu olduğunu, Marber'ın 1995'teki bu ilk oyunuyla pek çok ödüle değer görüldüğünü, esasen kendisinin de “iyi” bir kumarbaz olduğunu öğrendikten sonra, “kumarbaz” üstüne düşünebilmem için araştırma yapmam kaçınılmazdı. Öyle de oldu.
 
     OYUNUN KONUSU

    Oyunun konusu bir pazar gecesi, çalıştıkları restoranın alt katında kumar oynayan altı kişinin öyküsünden ibaret. Mugsy (Bartu Küçükçağlayan) hayalindeki tuvaletten bozma restoranı almak için, Frankie (Engin Hepileri) bulunduğu kentten başka diyarlara gitmek için, Sweneey (Bülent Şakrak) kızının geleceği için, Stephen (Köksal Engür) oyunun sahibi olduğu için, Carl (Okan Yalabık) herkese borçlu olduğu için, Ash (Cüneyt Türel) profesyonel olduğu için kazanmak zorundadırlar. Ama hepsinin kazanamayacağı da ayrı bir gerçektir!
 
     ÇEVİRİ VE SAHNEYE KONULUŞ

    "Kumarbazın Seçimi”ni, İngiltere'de yıllarca değişik tiyatro ve filmlerde oynayan ve gene bir Kent Oyuncuları yapımı olan “Inishmore'lu Yüzbaşı”da Christy karakterinde izlediğimiz Cengiz Bozkurt dilimize kazandırmış. Cengiz Bozkurt, oyundaki karakterlerin, bulundukları çevrenin doğal, sosyo-kültürel ve ekonomik özellikleri gereği, ağızlarından düşüremeyecekleri yakası kolalanmış küfürlerle doğal olarak renklendirilmiş başarılı çevirisi yanı sıra, sahnelemeyi de kendisi yapmış. Sahnelerken, Marber'ın sağ eli olmuş. Komedi öğelerinden fevkalade dozunda yararlanırken, olayın gerçekçi boyutunu vurgulamayı asla savsaklamamış. İster sosyal, ister profesyonel, ister suçlu, ister sorunlu, isterse patolojik olsun kumarbazın/kumarbazların trajik boyutunu pek güzel çizmiş.

     BARIŞ DİNÇEL'İN DEKORU

    Barış Dinçel'in birinci perdede, birbirleriyle ilişkilendirilmiş mutfak - salon alanlarında geçenleri bir anda görme olanağı sağlayan, eksiksiz ve zevkli dekoru mükemmel. (Bu sözcüğü “mükemmel” sözcüğünü pek kullanmazdım ya, neyse!) İkinci sahne tasarımına da sözüm yok. Cem Yılmazer, bu kere kostüm-ışık bağlantısını iyi kurmuş. Kullandığı renk filtreleri kostüm renklerini, desenlerini güçlendiriyor, belirginleştiriyor. Yılmazer'in ışık tasarımı, dekorun perspektifini sağlarken, atmosfer yaratımı ve üçboyutluluğa da katkı sağlamış. Gülay Kuriş'in kostümleri, Arda Algül'ün müzikleri olabildiğince iyi.

     KİMLER NE OYNUYOR

    Oyunda beyaz cam yapışkanlarının televizyon dizilerinden dolayı yakından tanıdıkları Bülent Şakrak, Okan Yalabık ve Bartu Küçükçağlayan da rol almakta. Gerçi, bu üç genç, yeni ve yetenekli adı, “Inismore'lu Yüzbaşı”dan anımsayacaksınız, eminim. Bülent Şakrak, işkence gören “Mairead”ı korkusuyla, öfkesiyle başarıyla canlandırmıştı. O oyunda, profesyonel olarak galiba ilk kez sahneye çıkan Bartu Küçükçağlayan'ın “Joey” karakterinin hatlarını başarılı bir biçim ve biçemle kesinleştirmesi içimde umut kıvılcımları uçuşturmuştu, yazmıştım, belki anımsarsınız. Martin McDonagh'ın o oyununda, Okan Yalabık da “Brendan”ı istekle, keyifle çizmişti. Oynadığı tablolardan ve oyunun oluştuğu süreçten, hangi öğeleri kullanacağını iyi bildiğini not etmişim. Buldum.
 
     HİÇ Mİ HİÇ YANILMAMIŞIM

    Gördüm ki, bu üç oyuncuda yanılmamışım. Bülent Şakrak, komedide karşıtlıklar arasındaki bağlantıyı vurucu olarak kullanabiliyor. Okan Yalabık, Carl karakterini canlı, fiziksel ve psikolojik yönelimlerden başarıyla oluşturuyor. Bartu Küçükçağlayan'sa, benim oyunu seyrettiğim akşam, seyirciyi selâmlamaları sırasında, Cüneyt Türel'in kendisine verilen buketi, Cüneyt Türel olmanın anlaşılır onuru ve müthiş bir alçakgönüllülük örneği sergileyerek kendisine vermesini sağlayacak oranda başarılı bir Mugsy çiziyor. Küçükçağlayan'ın, komedi oynarken oyuncunun sadece karakteri ortaya koymak olmadığını, Mugsy'nin duyumsadıklarını seyirciye yansıtmak, seyirci üzerinde karaktere karşı sempati ya da nefret duygusu uyandırmak olduğunun bilincinde olması, bir eleştirmen olarak beni tarifsiz mutlu etmekte.
 
     İLERİ… İLERİ… ARŞ İLERİ…

    Engin Hepileri, bu oyunda da “ileri” gidiyor. Her oyunda ileri giden Hepileri'nin “Alt-metin” yaratımı sağlayan bir oyuncu olduğunu yineliyorum. Frankie'nin duygusal öğelerini somut davranış düşünceleri ile korumakta. “Alt-metin”in hareketler ve mimiklerle anlatımının yetmediği yerlerdeyse “alt-metin”i başarıyla “üst-metin”e dönüştürebiliyor.
  
   … VE ONLAR…

Ve Stephen'da Köksal Engür…
Ve Ash'da Cüneyt Türel…
İşte, bir oyuncunun karaktere içsel zemin hazırlayışı.
İşte, bir oyuncunun yaratıcı arzusunu geliştiren coşkusallık.
İşte, bir oyuncunun karaktere can verişi.
 

 

Anahtar Kelimeler: kubarbazın seçimi, kent oyuncuları



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir