MAKALELER

Komik-i Şehir - İstanbul Şehir Tiyatrosu

2017.08.10 00:00
| | |
2191

Sizce Nasıl?
1886 İstanbul doğumlu olan Naşit Bey, okuldan sık sık tiyatroya kaçtığı için er olarak 14 yaşında Saray Orkestrası’na alınır....

GÜLDÜREN ADAM KOMİK-İ ŞEHİR NAŞİT BEY

1886 İstanbul doğumlu olan Naşit Bey, okuldan sık sık tiyatroya kaçtığı için er olarak 14 yaşında Saray Orkestrası’na alınır. İlk tuluat hocası Abdi Efendi’dir. 38 yıl boyunca birçok tiyatro topluluğunda oynar, aynı zamanda kendi adına tiyatro toplulukları da kurar. Sinema, orta oyunu ve melodramlardaki başarısının yanında asıl ününü yeni tipler yarattığı Tuluat Tiyatrosu’nda kazanır. Bunların en başında İbiş gelir. Müzikli oyunları operetleştirir, yazılı eserleri tuluata çevirir, kendine özgü bir repertuvar hazırlar. “Sultan Abdülhamit’i bile güldüren adam” olarak anılan Naşit Bey, soyadı kanunu ile Özcan soyadını alır. Naşit Bey, Kantocu Amelya Hanım’a aşık olduğunda Leman Hanım’dan boşanır ve bu aşktan yıllarca oyunculuklarından bahsedilecek iki çocuk doğar: Selim Naşit ve Adile...

İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda daha önce Vakti Geldi (2013) oyununu izlediğim Gökhan Erarslan, bu sezon da (2017) "Komik-i Şehir Naşit Bey" adlı oyunu ile Şehir Tiyatrosu seyircisinin karşısında... Ben de bu oyunu Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde izledim. Tabii böylesi bir oyunu açık havada izlemenin tadı da bir başka...
“Devrinin tartışmasız en görkemli iki-üç oyuncusundan biri olan Komik-i Şehir Naşit Bey, resmen Kayıp-ı Şehir Naşit Bey’dir benim için bundan böyle. Yitip giden tüm tiyatro insanlarımıza saygıyla...” diyerek oyunun yönetmenliğini üstlenen kişi ise Ali Yaylı. 


Oyun, Naşit Özcan’ın son dönem, çıraklıktan ustalığa geçiş ve orta -popüler olduğu/ sahnesini kapatmak zorunda kaldığı- dönem üzerinden işleniyor. 


19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl ortalarını içeren oyun; usta-çırak ilişkisini, sinemanın güçlenerek tiyatro seyircisini kendi perdesine çektiği günleri, tiyatro sahnelerinin yavaş yavaş sinema salonlarına dönüşme sürecini, geçim sıkıntısını, batıdan aktarılan oyunların sahnelenmesi özelinde Tuluat Tiyatrosu için karamsarlık yaşayan Naşit Bey’i, aile bağlarını ve Naşit Bey’in sanatçı arkadaşlarını oyun içinde oyunla -anılar arası geçişle- seyirciye aktarıyor.,


Oyun, Naşit Özcan'ın düşüşe geçtiği dönemle başlıyor. Amelya’nın satılması için verdiği kostümler geri gelirken biz de Naşit Bey’in o kostümleri ustası Abdi Efendi’den nasıl aldığına tanıklık ediyoruz. Bu kostüm devretme koreografisi öylesine mistik bir şekilde yapılıyor ki usta-çırak ilişkisi içinde insan bu sahnede duygulanıyor. İşte bu devralışla Tuluat Tiyatrosu’na devam eden Naşit Bey, doğaçlama tiyatrosunun en önemli isimlerinden birisi haline geliyor; oynadığı oyunları sahnede yazıyor. Yarattığı tiplemeler halk tarafından çokça ilgi görüyor. Sahneler dolup taşıyor; ünü İstanbul dışına çıkıyor. O yıllar İbiş, Pişekar’la Kavuklu, kantolar, düetler çok seviliyor. Derken Şarlo çıkıp geliyor sinema perdesine... Tuluat Tiyatrosu sanat camiası tarafından hakir görülüyor. Naşit Bey geçim sıkıntısı içinde –Tuluat Tiyatrosu’ndan taviz vermeyerek- Şehir Tiyatrosu’nda Hazım Körmükçü’nün de piyango bileti sattığını duyunca kendisi de bilet satışına giriyor. (Bu diyalog ne kadar üzücüydü hayatlarını tiyatroya adamış insanlar için...)


Neyzen Tevfik, Muhsin Ertuğrul, Mınakyan’ın konuk olduğu sahneler... Amelya’nın Amelya, sonra Emel, daha sonra Amelya (kendisi de artık yılmış olacak ki “benim ismim Emel” diyor.) dendiği Ermeni-Türk ikilemi...


Oyundaki sebebi anlaşılmama konusu ise Muhsin Ertuğrul’un “Bir Millet Uyanıyor” filmi için Naşit Özcan’la görüşmesinde yansıyor. 1932 yılında çekilen bir film için neden ekranda Türkiye bayrağı yansıtılıyor? Cumhuriyetin kuruluş tarihi desem olmuyor, bir meseleyi dile getirdi desem olmuyor, Türkiye kendi oyunlarını yazıp sahneleyecek düsturu desem olmuyor...

Biyografik metinler dünden bugüne gelişen ve dönüşen dünyamızda kuşaklararası bir köprü işlevi görmesi açısından çok önemli. Gökhan Erarslan da yazmış olduğu bu oyunla “suya yazı yazanları” resmetmiş ve sahne aktarımında emek veren her kişi bu projeyi sahiplenerek ortaya başarılı bir iş çıkarmış. ,
Oyuncu ekibin genel başarısı bir yana yine de kısaca değinmek gerekirse Sinan Bengier’i sahnede görmek çok güzeldi; Abdi Efendi ve Tuluat Tiyatrosu’ndaki rolleriyle çıktı izleyici karşısına. Naşit Bey’in ihtiyar halini oynayan Bora Seçkin; tiyatroya adanmış bir ömrün belki de son demlerini öylesine hissettirdi ki –özellikle Adile ve Selim için düşüncelerini açıklarken, bilet satarken, Neyzen ile sohbet ederken yüreğime dokundu. Can Tarakçı, seyircisini güldüren, enerjik, genç Naşit Bey’i sahnede yeniden yaşatırken; Amelya rolünü oynayan Semah Tuğsel’in sesi, Naşit Bey’e duyduğu aşkı, gösterdiği şefkati; genç Amelya’yı oynayan Ada Aliza Ertem’in kantosu, sempatikliği...,
(Oyunda Rıza Baba karakterini canlandıran Ayberk Atilla, oyunun prömiyerine iki gün kala yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle hastaneye kaldırılır. Naşit Özcan iki gün içerisinde Rıza Baba karakterine hazırlanarak çıkar sahneye. Ayberk Atilla ile de şubat ayında emanet rolünü geri vermek üzere sözleşirler. Fakat iki hafta sonra Ayberk Atilla hayatını kaybeder. Oyun sonunda Ayberk Atilla, Naşit Özcan’ın bu sözleriyle anıldı.),
Hüzünlü, eğlenceli, müzikli, danslı, kantolu bir anlatımın içinde kalabalık oyuncu kadrosunun canı gönülden sahneye yansıttıkları samimiyetleri...
Ekibi kutluyorum ve yeni sezonda şimdiden iyi seyirler diliyorum...

Yazan: GÖKHAN ERARSLAN
Yöneten: ALİ YAYLI
Dramaturgi: HİLMİ ZAFER ŞAHİN
Sahne Tasarımı: MEHMET EMİN KAPLAN
Kostüm Tasarımı: ZUHAL SOY
Işık Tasarımı: CENGİZ ÖZDEMİR
Müzik: EMRAH CAN YAYLI
Koreografi: ÖZGE MİDİLLİ
Efekt: METİN TAŞKIRAN
Yönetmen Yardımcısı: MUSA ARSLANALİ - ÖZGÜR DAĞ - ADA ALİZE ERTEM
Süre: 110 DAKİKA / 2 PERDE

OYUNCULAR
ADA ALİZE ERTEM, BORA SEÇKİN, CAN TARAKÇI, EMRAH CAN YAYLI, ERKAN AKKOYUNLU, FAHRİ KINCIR, GÖKSEL ARSLAN, KUTAY KIRŞEHİRLİOĞLU, MEHMET AVDAN, METİN ÇOBAN, NAŞİT ÖZCAN, ÖZGÜR DAĞ, RAHMİ ELHAN, SEMAH TUĞSEL, SİNAN BENGİER, ŞEYDA ARSLAN

Kaynaklar: 
http://www.leventyazici.com.tr/hopa/tytro/nasit.html
http://www.biyografya.com/biyografi/8590

Kitapseverlere, Araştırmak İsteyenlere:
Tarık Buğra‘nın İbiş’in Rüyası (1970) adlı romanı
İsmail Biret’in Komik-i Şehir Naşit Bey ve Çocukları (2005) 

 

 

Anahtar Kelimeler: Komik-i Şehir Naşit Bey



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir