Kişiler: Celal Kadri Kınoğlu

CELAL KADRİ KINOĞLU

Görevi

Dış SesOyuncuYönetmenYönetmen Yardımcısı

Sosyal Medya

Oyunlar


|
0
|
2984

Sizce Nasıl?


Video Galeri




Kariyer Bilgisi

Celal Kadri Kınoğlu, Türk oyuncu. İstanbul Devlet Konservatuvarından mezun olduktan sonra profesyonel oyunculuk hayatına Kenter Tiyatrosunda başlamıştır. 1990 yılında devlet tiyatrolarına girmiştir.



Ödüller

6. Afife Tiyatro Ödülleri - 2002

Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu Adayı Celal Kadri Kınoğlu (Benerci Kendini Niçin Öldürdü - İst. Devlet Tiyatrosu)

Tiyatro Tiyatro Dergisi Ödülleri - 2010

YILIN ERKEK OYUNCUSU ADAYI CELAL KADRİ KINOĞLU –“ İmparatorluk Kuranlar”- İstanbul Devlet Tiyatrosu

15. Direklerarası Ödülleri 2014-2015

Özel Ödüller; Kurum Çalışanlarının arasında güven, dayanışma ve motivasyonunu tiyatro çalışmaları ile sağlamak amacıyla sahnelenen yapımlara verilen ödüldür.

Sevgili Doktor Yönetmen: Celal Kadri Kınoğlu

17. Direklerarası Ödülleri 2016-2017

Performans Ödülleri Erkek Oyuncu: Celal Kadri Kınoğlu, Giydirici, İstanbul Devlet Tiyatrosu  

5. Ekin Yazın Dostları Tiyatro Ödülleri (2016-17)

Erkek Oyuncu: Celal Kadri Kınoğlu Giydirici (İstanbul Devlet Tiyatrosu)

Sadri Alışık Oyuncu Ödülleri  - 2017

Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu Celal Kadri Kınoğlu – Giydirici (İstanbul Devlet Tiyatroları)



Eleştirmen Notları

Vahşet Tanrısı - DasDas

2009 yılında yine aynı yönetmen Celal Cadri Kınoğlu tarafından sahnelere aktarılmıştı. Celal Kadri çok zeki bir adam; neyi nasıl kimle yapacağını çok ama çok iyi biliyor. 

Celal Kadri, özellikle Vanşet Tanrısı olgusunun nereden geldiğinin anlatıldığı sahneye kadar, oyuncular üzerinde komedi algısından hareketle bir çizgi oluşturmuş. Kongo’da 8 yaşındaki çocukların vahşice işledikleri savaş cinayetleri ile başlayan sahneden itibaren yönetmen modern dünya toplumuna karşı şahane göndermeler yapmış... Yaşam Kaya

devamı...

Vahşet Tanrısı - İstanbul Devlet Tiyatrosu

Celal Kadri Kınoğlu, yazarın ince zekâ pırıltılarını üst üste koyarak oluşturduğu ve örneğin Londra’da ağır tempoyla, oldukça ağdalı, dram havasında oynanmakta olduğunu “istihbar” ettiğim yazılı metni "komik trajedi" haline dönüştürmüş. Hangi yaşa gelinirse gelinsin, bizlerin de çocuklaşabileceğimizi işlemiş. Çocuklarının kavgası hakkında uzlaşmak üzere bir araya gelen iki çiftin, başta uygar ve mesafeli bir ortamda başlayan görüşmeleri, zaman geçtikçe çığırından çıkıyor ve ortalık meydan muharebesine dönüyor. 

Celal Kadri Kınoğlu’nun program kitapçığında da söylediği gibi: “Bir insanın, gerçekten kim olduğu bazen hayatta tam olarak birden bire ortaya çıkmıyor. Ancak aniden gelişen olaylar, başkalarıyla yaşadığı çatışmalar karakterin gölgede kalmış taraflarını aydınlatıyor.”

Celal Kadri Kınoğlu, öyle sanıyorum ki, Zeynep Avcı’nın mükemmel çevirisini önce metinsel, sonra dramaturjik açılardan somutlaştırmış. Böylece oyuncuların söylenecek metni her türlü akustik, tonsal, jestsel, mimiksel, duruşsal yollarla bütünlemesine ve ekipleştirmesine olanak tanınmış. Kınoğlu, yazarın oyun metnindeki düşüncesini açık seçik kavramış, kavradıklarını oyuncularına doğru anlatmış, oyunun dakikadan dakikaya gelişip biçimlendiğini önceden bilinçaltında sezinlemiş, en küçük ayrıntılara, sahne işlerine, hatta kimi zaman yazılı metin kadar anlam taşıyan susmalara varıncaya dek, oyunun tümüne dikkat kesilmiş. Yapıtın doğru yorumunu elde edebilmek amacıyla bütün sesleri, bütün jestleri, bütün değişik hareketleri, birbirine benzemeyen her şeyi uyumlu hale getirmiş.   Üstün Akmen

devamı...

İmparatorluk Kuranlar - İstanbul Devlet Tiyatrosu

Celal Kadri Kınoğlu, belki oyunun sonuna kadar kendini yineliyor, ama: “sarı çanta… Sakın unutma sarı çantayı Anna, sebze değirmeni onun içinde,” diye başlayan uzun tiradında gene bir kuru malzemeyi yoğurup yaratıcı amaç haline getirebilmeyi başarıyor. Kupkuru malzemeye ruhsal yaşam kazandırıyor, içerik veriyor. Teatral olguları ve koşulları ölü öğelerden, yaşayan ve yaşam veren öğelere dönüştürme becerisini, yeteneğini gene önümüze seriyor.   Üstün Akmen

devamı...

Vahşet Tanrısı Ya da Sarhoş Olmamanın Erdemleri (!)

Celal Kadri Kınoğlu’ nu da unutmamak gerekir. Albina’ nın işini gerçekten ciddiye aldığı, oyundan kopmamak için elinden geleni yaptığı anlaşılıyor.  Halit Artukarslan

devamı...

Giydirici - İstanbul Devlet Tiyatrosu

Oyunun konusu her ne kadar Sir’ün etrafında dönse de, Norman yani Giydirici, başkarakterdir. İşte tam burada oyunun teksinden mi, yoksa rejiden mi kaynaklandığını bilmediğimiz bir tezatlık oluşmaktadır. Celal Kadri Kınoğlu’nun mükemmel oyunculuğuyla sahnelerini kahkahayla ve keyifle izlediğimize bakılırsa oyunun başrolü ona ait. Ama Norman’ın esprili ve işine çok düşkün biri olduğunun dışında, Sir kadar açığa vurulan bir karakter çözümlemesi yapılmamış. Oyunun finalinde Norman’ın Sir’e aşkla bağlı olduğunu itiraf etmesi, yine de bağlılığına, tutkusuna ve kıskançlığına bir açıklık getirmiyor...

Tatlı Hayat dizisinde komşu rolüyle neredeyse Haluk Bilginer ve Türkan Şoray kadar sevilen ve zevkle izlenen Celal Kadri Kınoğlu mükemmel oyunculuğunu her haliyle ispatlıyor. Hızlı ve uzun konuşmasında bir defa bile dili sürçmeden, gayet net ve anlaşılır dili, sahneyi bütün köşeleriyle kullanarak, sürekli devinim yaratması, abartılı ama onda abartılı durmayan oyunculuğu, mimik ve jest uyumu, duygu geçişleriyle, sahneyi dolduran ender isimlerden Celal Kadri Kınoğlu’nu keşke dizilerden birinde tekrar izleme şansı bulabilsek. Zeynep Bayraktutan

devamı...

Ve Hep Birlikte Soldan Çıkanlar - İstanbul Devlet Tiyatrosu

‘Ve Hep Birlikte Soldan Çıkarlar’ Kerem Kurdoğlu’nun yazdığı, Celal Kadri Kınoğlu’nun yönettiği yeni çağ Marksizmini yorumlayan bir metin. 

CELAL KADRİ BAŞARILI BİR İŞ ÇIKARMIŞ

Burjuva kültürünün çivisi çıkmış görüntüsü eşliğinde, oyunun yönetmeni gayet başarılı. Her gün ekranlarda boy gösteren, ama asla dünyanın asıl gerçeğini yansıtmayan kapitalist televizyonlar gösteri boyunca kıyasıya eleştiriliyor. Yaşam Kaya

devamı...

Çöl Fırtınaları - İstanbul Devlet Tiyatrosu

Oyuncuların performansında Celal Kadri Kınoğlu’ nun ‘1. Richard’ yorumuyla, Tolga Evren’ in ‘Selahaddin Eyyubi’ yorumu mükemmel! Oyunu her iki oyuncunun üstün performansı kurtarıyor. Acıyı, kini, nefreti, sevgiyi, duyguyu sahnede görüyorsak eğer, tüm enerjilerini oyuna harcayan bu iki isim sayesinde söylediklerim gerçekleşiyor. Tolga Evren ‘Selahaddin’in ‘onurlu Müslüman’ yapısını oynarken rolünün tarihsel yapısını muhteşem algıladığı kesin. Celal Kadri ise sevgiden uzak kalıp kendisini savaşlara adayan ‘1.Richard’da fevkalade doğru psikolojik tahliller yapmış. Yaşam Kaya

devamı...

Çöl Fırtınaları - İstanbul Devlet Tiyatrosu

Arslan Yürekli Richard'ı canlandıran Celal Kadri Kınoğlu, hırslı yapısını haşmetli duruşuyla sahneye taşıyor ve sahne üzerindeki konumlanışı başarılı. Kendisinin sesini yüksek tonda kullandığında daha etkili olduğunu belirtmekte yarar var. Mustafa Bal

devamı...

Testosteron - Oyun Atölyesi

Oyunun yönetmenliğini Celal Kadri Kınoğlu üstleniyor. Metin gereği sahnede büyük bir hareketlilik var, oyunun temposu genel olarak yüksek. Bu bağlamda yönetmenin rejide çok büyük çaba harcadığını söylemek mümkün değil. Bolca telaş ve karmaşa hakim oyuna. Mizansenler biraz daha sade tutulmuş olsaydı zaman zaman oluşan yorgunluğun önüne geçilmiş olurdu. Sahnedeki karmaşadan nasibini alan şeylerden biri oyuncuların birbirlerini kapatmaları. Bir diğer sorun da bazı yerlerde oyuncuların seslerinin duyulmaz ve anlaşılmaz olması. Tiyatro sahnesinde çoğu zaman hiç gerçekçi olmayan kavga sahnelerinde kullanılan ışıkla kısa donma sahneleri oluşturulması ise görsel açıdan hoş olduğu gibi inandırıcılığı da arttırmış. Mehmet Bozkır

devamı...




Yorum

0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.


TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir