MAKALELER

Katilcilik - Kumbaracı50

2013.02.15 00:00
| | |
2883

Sizce Nasıl?
Bir varmış,bir yokmuş…Çok eskiden değil de şimdilerde…



 

Bir varmış,bir yokmuş…Çok eskiden değil de şimdilerde… Yüzyıllar öncesinin efsanevi hikayelerini anlatır masallar. Oysa Katilcilik, bunun tam tersine bugünün gerçek bir hikayesini masal olarak sunuyor bize.

Altıdan Sonra Tiyatro, Kumbaracı50 sahnesinde teknolojinin hayatımızda yer aldığı bir parçadan yola çıkarak insan psikolojisi üzerine tespitler yapıyor Katilcilik’le, boşlukları  doldurmanıza fırsat vererek ve sizi düşünmeye yönlendirerek. 

2003 yılında sahnelenen Bekleme Salonu isimli oyunla eksikliğinden hep şikayet edilen genç yerli yazarlar içinde kendine sağlam bir yer edineceğini gösteren Yiğit Sertdemir on yıl içinde yazar, yönetmen ve oyuncu olarak pek çok başarıya imza attı. Yenilikçi ve yaratıcı üslubuyla çağdaş tiyatroda bir çığır açtığını söylemek abartı sayılmaz herhalde. Katilcilik yazarın kendi hayat tecrübesinden yola çıkarak oluşturduğu bir metin. Bir zamanlar kendisinin yaşadığı bir olayı temel alıp günümüzde benzerleri çok yaşanan bir hikaye oluşturmuş.

İnternetin hayatımızdaki yerinin iyice artmaya başladığı günler. Sosyal medya bugünkü kadar çeşitli olmasa da msn kullanımının yaygınlaştığı, insanların tanıdıkları kişilerin yanı sıra hiç tanımadıkları kişilerle iletişime geçip paylaşımlarda bulunmaya başladığı yıllar. O günlerde yeni bir heyecan olan sosyal medyanın etkilerini, nelere yol açabileceğini henüz bilmiyoruz. Kendimize istediğimiz bir görüntü seçiyor, yaşımızı, mesleğimizi, adımızı istediğimiz gibi belirliyoruz. Hoşumuza gitmeyen ya da hoşa gidilmeyeceğini düşündüğümüz yönlerimizi gerçekte değiştirmek bir çaba gerektirirken sanal alemde bu yönlerimizi yok sayıp en parlak, en havalı şekle bürünüveriyoruz. Üstelik bunu yaparken hiçbir kaygı ve pişmanlık da duymuyoruz, hiç tanımadığımız belki de hiçbir zaman tanışmayacağımız insanlarla başka bir insan olarak bir ilişki kuruyoruz. 

Peki kaygılanmamakta, pişmanlık duymamakta haklı mıyız, bu kadar rahat olmamız doğru mu? İşte bu noktada yazar sizi kuşkuya düşürecek bir soru soruyor. Bilgisayar karşısında rahat rahat istediğiniz şekle bürünürken o şekil bir gün sizi boğacak bir hale gelebilir mi?

Son derece sıradan sayılabilecek bir konuyu Yiğit Sertdemir öylesine derinlikli anlatmış ve bu anlatımın da ötesinde öylesine etkileyici şekilde kurgulamış ki 85 dakikalık oyun boyunca meraklanıyor, geriliyor, korkuyor ve gülüyorsunuz. Oyun başladığında dağınık bir odada 3 kadın görüyorsunuz. Odanın dağınıklığından ve kadınların yüzlerinden işlerin hiç de yolunda gitmediğini anlıyorsunuz ancak neler olup bittiğine dair en ufak bir ipucu verilmiyor. Tek perdelik oyun tablolara ayrılmış, her tablonun öncesinde ekranda msn yazışmaları görüyorsunuz. Bu yazışmalar size bir şeyler söylese de az sonra izlediğiniz tabloda yazılanlara dair herhangi bir şey göremiyorsunuz. Yazılanlar ve izlediklerinizle birlikte parçaları birleştirip hikayeyi oluşturmaya çalışıyorsunuz ancak bu o kadar da kolay olmuyor. Sonunu gördüğümüz oyunda tablolar ilerledikçe zamanda bir ileriye bir geriye gidiyoruz. Kronoloji alt üst olmuş durumda. Öncesini bilmediğiniz bir karakterin oyunun esaslı noktası olan buluşmadan 10 gün sonraki halini görüyorsunuz ama neden öyle davrandığını anlayabilmek için geçmişe gitmeye ihtiyacınız var, bunun için de elinizdeki veriler yeterli değil. Ne olmuş olabileceğini tahmin etmeye çalışarak diğer tabloları izlemeye devam ediyorsunuz. Ta ki oyunun son sahnesine kadar.

Üç kadının yazışmalarıyla başlayıp buluşmalarına kadar geçen süreçte kronolojik olarak oyun sahnelenmiş olsaydı seyirci için sürprizi oyuncular da için de tadı olmayan bir metin meydana gelirdi kuşkusuz. Oysa ki Yiğit Sertdemir hem seyirciler hem de oyuncular için son derece zengin bir yapı oluşturmuş. Oyunun yazarı olan ve yönetmenliğini de yapan Yiğit Sertdemir bununla yetinmemiş, metnin kurgusal yapısına uygun olarak dekor tasarımını da yapmış. Kumbaracı50 gibi alternatif bir tiyatro mekanı olan ve alışageldiğimiz bir sahnesi bulunmayan bir yerde her tabloya uygun dekorun saniyeler içinde oluşturulması başlı başına bir başarı. Kocaman kutular olarak düşünebileceğiniz tekerlekli bloklar arkaları çevrilerek, birleştirilerek, birbirinden ayrılarak odadan kütüphaneye, ameliyathaneden eve dönüşüyor. Küçücük bir sahneye bunca farklı dekoru sığdırmanın yanı sıra buluşmanın gerçekleştiği odanın  klasik bir İtalyan sahne şeklinde tasarlanmış olması Yiğit Sertdemir’in yaratıcılığının ne derece sınırsız olduğunu gösteriyor. Çoğu zaman işlevsiz kalabilen dekor bu oyunda oyuncular, metin, yönetmen kadar önem taşıyor. Dekorun hareketli olması sayesinde oyunun son sahnesinin seyircinin hemen önünde oynanması da dramatik etkiyi arttırıyor. 

Gayet doğal oyunculuklar izlediğimiz Katilcilik de herkes ( Aslı Can Kotran, Gülhan Kadim, Şirin Keskin, Ebru Gözdaşoğlu/Seda Özen Yürük, Erkan Kotran/Yaman Ömer Erzurumlu, Onur Tuna/İhsan Dehmen/Seyfi Erol )  rolünün hakkını veriyor. Eğreti duran, havada kalan herhangi bir sese ya da bakışa rastlamak mümkün değil. Tablo geçişlerinde Onur Kahraman’ın müziğiyle desteklenen oyunda buluşmanın gerçekleştiği evde sahne boyunca Duman grubunun şarkılarını duyuyor olmamız karakterlerin ruh hallerine ve oyunun genel havasına büyük bir uyum sağlıyor. 

Karakterlere ilişkin ipuçlarını biriktirdiğimiz noktada asıl çözülmeyi sağlayacak olan doğruluk mu cesaret mi oyunu başlıyor. Eğlenceli başlayan oyun üç genç kadının gittikçe sertleşmesine ve gerilmesine neden oluyor. Bu gerilimden geri dönüş yok, artık her karakter daha cesur davranıyor ve çocukken oynadıkları ama şimdi hiç de eğlenceli olmayan “ filifu” düğümü çözüyor. 

Kurgusu, dekoru ve sahneleniş tarzıyla son derece etkileyici olan Katilcilik geneline oranla zayıf bir final sahnesiyle son buluyor. Ama 85 dakika boyunca ilginizi öyle canlı tutup sizi öylesine avucuna alıyor ki  zayıf bulunsa bile pek de göze batmıyor.

Kumbaracı50 ve Altıdan Sonra Tiyatro işbirliğiyle sahnelenen övgü dolu oyunlar arasında Katilcilik. İzlemek için pek çok neden olmasına rağmen yalnızca Yiğit Sertdemir’in kurgusal dehasına tanık olmak için bile görülmeye değer.

Anahtar Kelimeler: kumbaracı50, katilcilik



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir