MAKALELER

İnishmorelu Yüzbaşı - İstanbul Devlet Tiyatrosu

2013.03.20 00:00
| | |
3065

Terör örgütü lideri Deli Padraic'in kedisi Arap'ın, gizemli bir şekilde öldürülmesi, bireyler ve örgütler arası kanlı bir çatışmanın fitilini ateşler...


 


Yazan: Martin McDonagh
Çeviren: Mehmet Ergen
Yöneten: Murat Karasu
Dekor Tasarımı: Ethem Özbora
Kostüm Tasarımı: Yıldız İpeklioğlu
Işık Tasarımı: Akın Yılmaz
Müzik: O. Enes Kuzu
Yönetmen Yardımcısı: İlkay Akdağlı
 

OYUNCULAR :
Donny: Cengiz Baykal
Davey: Engin Şahin
Padraic: Reha Özcan
Mairead: Deniz Elmas
Christy: Hakan Şahin
James: Can Öztopçu
Brendan: İlkay Akdağlı
Joey: Orkun Gülşen

SAHNE VE SANAT UYGULATICILARI:
Sahne Amiri: Reşit Arslan 
Kondüvit: Ersin Sönmez 
Işık Kumanda: Gökhan Gülçebi

KONU : (Broşürden…)
“Terör örgütü lideri Deli Padraic’in kedisi Arap’ın, gizemli bir şekilde öldürülmesi, bireyler ve örgütler arası kanlı bir çatışmanın fitilini ateşler.Bir kedi yüzünden kaç hayat harcanır sizce? Terörün, hayata karışıp sıradanlaştığı bir coğrafyada yaşanan, nedeni unutulmuş bir şiddetin kara komedisi.”

 

 

TİYATRO BİR İKNA ETME SANATIDIR
Bir oyunun tutması ya da tutmaması için gündemi yakalaması ya da yakalamaması önemli midir bilmiyorum ama gündemi yakalayabildiği halde , çevirisinden , yazarından yönetmenine ve oyuncularına kadar sunumda üstün bir ikna edicilik olmayan oyunların başarı şansı olmadığını söyleyebilirim…

ZAMANIN RUHUNU OKUYAN GÜNDEMİ TUTAN BİR OYUN
İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun –tam da TC- teör örgütü  görüşmelerinin yapıldığı şu günlerde-zamanın ruhunu çok iyi okuyarak sahnelediği bu oyun yukarıda anılan her iki açıdan (gündem ve sunum) alkışı hak ediyor. 

 

 

OLAYLAR ÖRGÜSÜ
Üstünden tahta bir köprü geçen büyük ocaklı bir bir İrlanda evi’nden bir kesit , kırsal/taşra  bir evi imliyor gibi…Yaşlı bir adam ; Donny (Cengiz Baykal),komşusu  genç Davey (Engin Şahin) ile konuşmalarından Davey’in kaza ile Donny’nin psikopat bir terörist olan deli Pedrick’in kara kedisi Arap’ın ezildiğini , babanın bu haberi manyak oğluna nasıl haber vereceğini bilemediğine tanık oluyoruz.

Gerçekten de İngiltere’de bir esrar satıcısına (James-Can Öztopçu)   işkence ederken kedisinin ölüm haberini alan Padrick,soluğu İrlanda’da babaevinde alır ve Donny ile Davey’i bağlayarak sorgulamaya başlar.

Yolda ,köprüde onu elinde tüfeği ile küçük komşu kızı (aynı zamanda Davey’in kızkardeşi) Mairead karşılar ve onu (idolünü/kahramanını ) öpücüklere boğar.
Sorgu devam ederken Padrick’in çocukluk arkadaşları gelir ve onlar da Padrick’i esir alıp,bağlarlar ve sorgulamaya başlarlar.

Eski dava arkadaşları tarafından infaz edilmek üzere dışarı çıkartılan Padrick’in imdadına tüfeğindeki saçmalarla uzaktan inekleri gözünden vurabilen sevgilisi Mairead yetişir.

 

 

OYUNUN TÜRÜ : SAÇMA/ABSÜRD  TİYATRO
Saçma  sadece tüfekte değil oyunun türündedir.İlk bakışta azılı terörist Padrick’in kedisini bu kadar sevmesi , ona bu denli düşkün olması ve onun intikamı için babasına ve kazayı yapan gence işkenceye kalkışması , olayları başlatan , ilerleten ve sonlandıranın hep bu kara kedi Arap olması saçmadır.

ANLAMIN ANLAMINI KAYBETTİĞİ AN
Padrick’in sorgulaması ,sonra da yakalanılarak sorgulanması , işkenceler , ölümler , katliamlar , tedhiş ,tehdit , terör,şiddet…hepsi hepsi,her şey bir süre sonra neden sonuç bağı kesilmiş , mantıksızlık , nedensizlik ve  anlamsızlık girdabına kapılarak yokoluşa  doğru sürüklenirler…

BİR YOKOLUŞ VE ÖLÜMSEVERLİK OLARAK SİLAH VE TERÖR
Bir insan ne kadar gözü dönmüş olursa olsun , militan ya da terörist bile olsa komşusunu , hatta babasını bile bağlayıp işkence edebilir  mi ? Sorgu , işkence ve ölüm ne dostluk tanır,ne arkadaşlık , ne akrabalık ne de aşk !...Böyle saçma sapan bir dünyada değersizlik ,diğer bütün değerleri teker teker tüketir ,öldürür ve yok eder hızla…

OYUNDA NEYE İKNA OLUYORUZ
Tiyatro bu ; ikna ve güzel konuşma sanatını kullanarak ,avukatlar ve siyasetçiler gibi retoriği sonuna kadar kullanarak önce duygularınızı kışkırtır sonra da kışkırtılan duygular üzerinden mantık yürüterek çaktırmadan ikna ediverir sizi.

MACBETH VE PEDRİCK 
Macbeth gibi Patrick de şiddet sarmalına kaptırarak bir gün gelecek en yakın silah arkadaşları tarafından ya da bizzat terörist sevgilisi tarafından -giyotini bulan Giyotin’in giyotinde ölmesi gibi-bir gün gelecek döngü tamamlanacak ve yine mazlum ve zalim,av ve avcı,katil ve maktül yer değiştirecek ve ilahi adalet mekanizması dişlileri önündeki bütün  figürleri tek tek çiğneyip öğütecektir.

BU SİLAHLAR VE TERÖR BÜTÜN İNSANLARI/İNSANLIĞI TEHDİT EDİYOR
Macbeth gibi , Padrick de yaptıklarının cezasını çekecek , su testisi su yolunda kırılacaktır. Padrick’in yerine gelmekte olan yeni ve genç terörist ise bütün dünyaya bir uyarı gibidir ve belli ki giden geleni aratacak kadar da yaman bir gelecek beklemektedir hepimizi. Zira bu teröristlerin silahları yönetmenin mizanseninde de olduğu gibi finalde artık doğrudan doğruya seyirciiye yöneliktir , silahlar çekilmiştir ve tehdit doğrudan seyirciye , halkadır…

İŞKENCENİN DİLİ YA DA İLETİŞİM DİLİNİN İLETİŞEMEMEYE DÖNÜŞMESİ
Patrick’in ölen kedinin davasını gütmesi ve kedi mahkemesi kurup dili bir işkence gibi kullanarak kurbanlarını sorgulaması ile Herold Pinter’in Doğum Günü Partisi oyununda Goldberg’in saçma cümlelerle sorgulanması arasında hemen hiç fark yoktur.

SU TESTİSİ SU YOLUNDA…
Ya da Gitgel Dolap oyunundaki  bir örgütün tetikçilerinin sonunda birbirleri ve yeni tetikçilerce öldürülmeleri ile bu oyundaki olaylar örgüsü arasında tam bir paralellik vardır.

REHAVET VEREN RAHATLATAN BİR TİYATRO MU YOKSA TERSİ Mİ 
Herşey hemen hemen karikatür tadında , çelişkilere parmak basarak , zıdlıklara gülerek , saçmalıklarla eğlenerek,keyifli bir iki saat geçirirken oyun sizi seyir etmenin rahat , huzurlu ve tehlikesiz güvenliğinden… bir anda  sizi koltuğunuzdan alarak tam tersi huzursuz , tehlikeli ve güvensiz bir alana atıveriyor !

(BASKILARA/TERÖRE VB.) SEYİRCİ KALMA EY SEYİRCİ
Hatta gitgide rahatsız edici bile olabiliyor.Seyretmek aslında seyirci kalmak , hatta şiddete , işkenceye teröre başeğmek , yardım etmek,ortak olmak,onaylamak demek olabiliyor…Oyunun adı bile terör-devlet ve hatta asker /militarizm ilişkisine/bağlantısına bir atıf/gönderme… 

KARA KEDİ NERDE ? DAĞA KAÇTI…
Belli ki Arap ; kara kedi bir imge,bir mecaz/eğretileme/sembol/simgedir…Acaba neyin ? Bilinçaltımız olabilir mi ? İçimizde bastıramadığımız,stresli zamanlarda dışarı fırlayan,denetlenmesi zor,ilkel ve barbar yanımız, bir canavar  simgesi ile ,kedi ile verilmiş olabilir mi ?Kedi gibi dokuz canlı nefsimiz , gururumuz , kibirimiz olabilir mi ?İçimizdeki karanlık , yaban , vahşi,acımzsız,duygusuz,şeytani yanımız …

EZBER BOZAN YENİ TİYATRO
Tam bir bulmaca çözülüyor derken bir başka bulmaca ile,düğüm ile karşılaşıyorsunuz oyunda.Gülüyor ve düşünüyorsunuz.Zaten iyi bir tiyatro başka ne yapar ki ? Ezber bozulmuyor, bildikleriniz sorgulanmıyor,oyun yolu ile hayata ve olaylara yeni bir boyut,yeni bir bakış açısı getiremiyor ya da geliştiremiyorsak ne diye gidelim ki tiyatroya ?


SORU GENEL CEVAPLAR ÖZNEL
Bu oyun size vaaz vermiyor , tam tersine her şeyi sorgulatıyor , seçimi ve kendi doğrularınızı bulmayı size bırakıyor.Size hiçbir şey zorla dayatılmıyor,kendi doğrularınızı ,cevaplarınızı kendiniz arayıp buluyorsunuz…

OYUNCULUKLAR :

REHA ÖZCAN
Psikopat , takıntılı,gitgelli,sadist,sabit fikirli ama aynı zamanda çocuksu,duygusal,aşırı kırılgan , bedenini lastik adam kadar esneyip yumuşatabilen,Amerikan zencileri gibi yaylana yaylana  yürüyen , içinden hep bir regi müziği dinleyip hep bir regi salınımında olan ,izlemesi keyifli  ve ödüllük Deli Pedrick tiplemesiyle (“Bedensiz Kadın” ve” Sezuan’ın İyi İnsanı “oyunlarından sonra)yine harikalar yaratıyor…Karşıtlıkları/zıtlıkları diyalektik bir yorumla ; bedeninde,sesinde,duygularında sentezleyen ve doğallığı ve samimiyeti ile kendine özgü bir oyunculuk geliştiren Özcan her oyununda bizi şaşırtmaya ve büyülemeye devam ediyor…

CENGİZ BAYKAL
Oyunun başından sonuna kadar sahnede olan ve her oyunda ustalığını biraz daha geliştiren Cengiz Baykal oyunun öne çıkan sürpriz isimlerinden…Deli Pedrick’in şerrinden tırsan,korkak, edilgen,çaresiz,boyun eğen,susan,değişen şartlara göre konum alan,ilkesiz,öz oğlu tarafından işkenceye tabi tutulan Baba tiplemesiyle faşizm/baskı/kötülükler karşısında sessiz kalan,karşı çıkmadığı için kötülüğü onaylayan ve ona ortak olan geniş kitlelerin/yığınların/kütlelerin bir simgesi sanki…  

HAKAN ŞAHİN/CRİSTY,İLKAY AKDAĞLI,ORKUN GÜLŞEN
Beceriksiz , sakar,üçlü mafyatik terörist tiplemeleriyle göz dolduruyorlar.Hakan Şahin/Cristy ,Sezuan'ın İyi İnsanı’ndaki gibi burada da bedenini iyi kullanmasıyla farkını ortaya koyuyor.Özellikle göstermeci öldürülme sahnesinde ,Yürüyen Ölüler gibi yürüyüşü,filmlerdeki gibi,çıkardığı  kemik/ölü efektif sesleri ve mizahıyla parlıyor.
Orkun Gülşen/Joey, saflığı ve iyiniyeti salaklığa kadar vardıran temiz ve saf terörist tiplemesiyle o da ön plana çıkmayı başarıyor.İlkay Akdağlı/Brendan ,Sezuan’ın İyi İnsanı’ndaki Sucu Wang’taki gibi bu oyunda da –deyim yerinde ise-oyunculuğunu konuşturuyor…Başarısında yazarın çizdiği portre kadar onun rolünü yorumundaki ustalık da hiç kuşkusuz önemli bir rol oynuyor. Joey/Orkun gibi ,o da,- her söze bir cevap vermesi,inadı ve son sözü söyleme takıntısı yüzünden- şefleri  Cristy/Hakan’ı oyun boyunca sinirlendirmeyi/çileden çıkarmayı /çıldırtmayı başarıyor…

CAN ÖZTOPÇU/JAMES
Kısa ama çarpıcı sahnesinde Ankara DT’den bu sezon  tayin gelen Can Öztopçu da esrar satıcısı James tiplemesiyle ve  işkence sahnesindeki performansı ile dikkat çekiyor.Canı tatlı,gerçekten acıdan mı yoksa korkudan mı bağırdığını bilmeyen ,korktukça daha çok bağıran ve bağırdıkça daha çok korkan , satıcı rolü ile küçük ama uyuşturucu mafyası-terör bağlantısını kurması ve intikam için en yakın eski örgüt arkadaşlarını (bizim Yeşil gibi …) Pedrick’in peşine takan ,işlevi büyük rolü ile o da sahnede büyüyenlerden…

DENİZ ELMAS/MAİREAD
Deniz,geçtiğimiz yıl “Aşkın Sıradanlığı” oyunundaki performansı ile “2011-2012 Lions Ödülleri, Yılın En Başarılı Yardımcı Bayan Tiyatro Oyuncusu Ödülü “ ile “Tobav Tiyatro Çırakları Başarı Ödülleri, Başarılı Genç Kadın Oyuncu Ödülü” almış genç bir aktrist… 

Doğrusu bu oyundaki başarılı performansı ile aldığı ödüllerin boşuna olmadığını kanıtlıyor.Yazarın ve yönetmenin Macbeth hırs- iktidar mekanizmasına benzer bir şekilde (bir bebekten bir katil yaratan bu sistemi),terörist devşirme mekanizmasını sempetizanlık/hayranlık-aşk/tutku ile bağlanma ve bu uğurda ölümseverlikle ölmek ve yokolmak sarmalını gösterdikleri Maired rolü aynı zamanda gelecekte terör yaşının iyice düşeceğinin ve kız erkek cins ayrımı yapmayacağının hem bir habercisi hem de bir uyarıcısı gibi duruyor…

Oyunun başında sevimli bir erkek çocuğuna benzeyen Maired,saçma atan tüfeği ile Pedrick’i eski örgüt arkadaşlarının infazından kurtarmakla kalmıyor oyunun sürpriz finaliyle de Pedrick’ten boşalan örgüt liderliğini de alıyor.Gelenin gidenden daha zalim olacağının ipuçlarını görebiliyoruz…

Deniz,oyunda bir kişi ile simgelenen terörist yetiştiren toprakları/iklimi,çocukların rol model olarak silahlı maço erkekleri /kahramanları aldıkları atmosferi sevimli erkeksi  kız çocuğu ve hızla büyüyen Pedrick’le  aşk yaşayan   militan genç kız tiplemesi   ile bir ödülü daha hak ediyor.

ENGİN ŞAHİN/DAVEY

Oyundaki Bigbangi başlatan ; kara kedi Arap’ı  ezen genç Davey ,oyun boyunca Pedrick’e verdiği ters cevaplar,beklenmedik sözlerle seyirciyi hem şaşırtıyor hem de meraklandırıyor” peki ama şimdi ne olacak” dedirterek… 

Her mahallede,sokakta rastlanılan türden hafif peltek ve ergen konuşması ile tanıdığımız,bildiğimiz bisikletli bir komşu çocuğu o. Aynı zamanda da Maired’in kerdeşi.Kediyi ezdiği için Pedrick’ten ölürcesine korkuyor.Kediyi boyayarak Pedrick’i kandıracağını sanacak kadar kendini  uyanık sansa da , Pedrick’in eski örgüt arkadaşlarının cesetlerini kesmek ve yok etmek konusundaki emrine karşı koymadan itaat edecek kadar da korkak. 

Davey ve Pedrick’in babası Donny,oyunda , sorgusuz itaat kültürünün , baskıcı iktidarlar tarafından  insanları nasıl insanlıktan çıkarıp köleleştirdiğinin bir simgesi gibiler…Onlar da bu sisteme,bu oyunda,cinayetlere,kanıtları parçalayarak,keserek,izleri silerek ve yok ederek hizmet ediyorlar… 
Engin Şahin de, şaşkın ama cahil cesareti sorularıyla Pedrick’i sinir eden çıkışları olan genç ergen tiplemesi ile  oyundaki usta oyuncu ağabeylerinin hiç de altında kalmıyor,ileride onları da geçeceğinin ipuçlarını veriyor. 
 
Oyunun konuyu(bazı eski sahnelemelerinde bazı eleştirmenlerin sözünü ettiği) yüzeysel  işlediği eleştirilerine ise hiç katılmıyorum.Yazar tiyatro dili ile saçma terör mekanizmasını  taşralı küçük bir bir grup üzerinden simgesel yoldan,sıkıştırarak,hayattaki oyuna hizmet eden sahneleri  seçerek , takip edilmesi gereken kilometre ve sınır taşlarını vererek  aradaki boşlukları seyircinin düşgücü ve birikimi ile doldurmasına imkan verecek şekilde oyununu kurmuş. 

REJİ : MURAT KARASU
Her iyi ve işini çok iyi bilen yönetmen gibi oyunun mesajlarını vurguladığı birkaç nokta atış dışında,bırakmış iyi bir takım oyuncusu grubunu seyirci ile eğlenceli ve keyifli bir iki saat geçirsin…Oyuncuların yolunu açmış…Bana göre bir tek oyundaki grotesk kukla –mankenlerin kanla yıkanan (ölüye işkence ) sahnelerindeki abartılı kan kullanımı ölçüyü biraz aşmış…

SAHNEDEKİ HER TÜRDEN KESİT İÇ GÖZÜMÜZLE ZİHNİMİZDE TAMAMLANIR
Antik Yunan’da kan efekti verecek malzemeler ; boyalar,salçalar vb. bilinmiyor muydu ki kanlı sahneler sahne dışında oluyor ve bunu bir haberci anlatıyordu.Sizce hangisi daha teatral ve çarpıcı ? Kanı görmek mi ,yoksa ,  zihinde görmek/düşlemlemek/gözünde canlandırmak mı ?

NOKTALARI BİRLEŞTİRME VE BOŞLUKLARI DOLDURMA OYUNU OLARAK TİYATRO 
Tiyatroda yazar,dekoratör,yönetmen,karakter,oyuncu bize kesit verir,biz (seyirci) onu tümler,resmin bütününü ortaya çıkarırız.Onun için tiyatroda seyirci sinemadan farklı olarak daha çok etkindir,katılımcıdır.Sadece özdeşleşme,duygular ve düşünceler bakımından değil ; zihinde görme,canlandırma,bütünleme ve hayel ederek boşlukları doldurmak açısından da…Tiyatro,oyun ile seyirci arasında bir boşluk doldurma ve kesitleri bütünleme oyunudur belki de bir yeni tanımla…

YAZARA SONUNA KADAR SAYGILI BİR YÖNETMEN OLARAK MURAT KARASU
Karasu da, yazara sonuna kadar sadık kalarak yazarın sözünü/mesaj(lar)ı nı   öne çıkarmayı tercih etmiş her zamanki reji yaklaşımıyla… Söyleyeceği sözü dışarıdan zembille indirmemiş,seyirciyi zorlamamış/dayatmamış tam tersine söyleyecek sözünü yine bizzat oyunun içinden bulmuş,çıkarmış, parlatmış ve seyircinin karşısına getirmiş…

DRAMATURGİ VE MESAJLAR
Dolayısı ile bazı yönetmenlerin yaptığı gibi,metinle kavga etmemiş,metne yeni bir yorum getiriyorum diye yazarın hiç düşünmediği bazen de yazarın tam aksine sözleri/mesajları uydurup oyuna eklememiş.Belli ki oyunun yazılma gerekçelerini,oyunun anlamını,önemini,ne dediğini iyi etüd etmiş.

TERÖR HER TÜRLÜ DEĞERİ DEĞERSİZLEŞTİRİR
Terör belasının evlat,baba,kardeş,arkadaş,dost,aşk,aile, kan bağı,komşuluk,hemşerilik, akrabalık,millet bağı tanımadığının,terör yaşının düşerek sempatizanlık sıranın çocuklara ve kadınlara geldiğinin,bu illetin namlularını doğrudan artık seyirciye doğrulttuğunun altını çiziyor reji…

KOLLEKTİF BAŞARI
Dekorda Etham Özbora ve rejide Murat Karasu’ ikilisinin bu sezon birlikte kotardıkları  son oyun bu. Akın Yılmaz ‘ın ışığı ve karanlığı kullanmadaki hüneri,Yıldız İpeklioğlu’nun kostümlerdeki hem İrlanda hem de biz dahil her yeri imleyen çizgisi,Enes Kuzu’nun İrlanda imgeli atmosfer müziği ve  tiyatro adamı Mehmet Ergen’in  ustaca kullandığı  ve sahnede yağ gibi akan  günlük/konuşma/tiyatro dili ile,oyuncuların tam bir takım ruhu ile  hep birlikte muhteşem bir seyirliğe imza atmışlar…

SAVAŞ AYKILIÇ (20 MART2013 ÇARŞAMBA.)

Anahtar Kelimeler: istdt, istanbul devlet tiyatrosu, inishmorelu yüzbaşı



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir