MAKALELER

İlkay Saran

2009.11.13 00:00
| | |
2912

Sizce Nasıl?
1948 Antalya doğumlu. 40 sene Devlet Tiyatroları'nda oyuncu olarak görev yaptıktan sonra emekli olmuş.

 

  

    Tiyatro, sinema ve dizi oyuncumuz: İLKAY SARAN
 
    Nisan 2008'de yaptığım 8 günlük İstanbul söyleşi turumda, toplam 7 oyun seyretmiş, 22 sanatçımızla söyleşi yapmıştım. Yavaş yavaş bu söyleşilerimin sonuna yaklaşmaktayım.

 


 
    Arşivime şöyle bir bakarsak, kimler vardı söyleşi yaptıklarım arasında?..
 
    Arif Erkin, Tarık Papuççuoğlu, Metin Serezli, Erkan Can, Can Gürzap, Nilgün Belgün, Mehmet Ali Kaptanlar, Nedim Saban, Nesrin Kazankaya, Tuncay Özinel, Özlem Tekin, Tacettin Diker,... gibi. Tabii bu arada araya giren söyleşiler de oldu. Onların bazıları hala beklemekte.
 
    Sizlere şimdi sunacağım sanatçımız; Tiyatro, sinema ve dizi oyuncularımızdan

 


 
     İLKAY SARAN...
 
    1948 Antalya doğumlu. 40 sene Devlet Tiyatroları'nda oyuncu olarak görev yaptıktan sonra emekli olmuş. Bu 40 yıllık görevi süresince 100'ün üzerinde oyunda oynamış. Yine aynı seneler içinde özel tiyatrolarda da konuk sanatçı olarak oynamış. Örneğin; Ankara Meydan Sahnesi, Dormen Tiyatrosu, Tiyatro Kare, Tiyatro İstanbul... Oynadığı oyunlardan bazıları: Onikinci Gece, Şehirli Kız, Çöl Faresi, Deli, Yollar Tükendi, Vur Emri, Ezik Otlar, Evlere Şenlik, Çil Horoz, Akvaryum, Gölge Ustası, Yaralı Geyik, Sekiz Kadın, Oyunun Oyunu, İdeal Bir Koca ve benim de seyrettiğim Gönül Hırsızı... Oynadığı son sinema filmi Beyaz Melek. Bu filmin yapımcısı Mahsun Kırmızıgül, bu güzel filmde Türk Tiyatrosu'nun birçok sanatçısına yer vermiş. Yıldız Kenter, Nejat Uygur, Toron Karacaoğlu, Arif Erkin ve İlkay Saran... gibi.
 
    İlkay Saran'ın oynadığı sinema filmleri içinde bir de 2004 senesinde Küba'da çekilen, Ferhan Şensoy'un da oynadığı "Şans Kapıyı Kırınca" var.
 
    Söyleşimize bu fimin Küba'da çekimleri sırasında yaşanan bir ilginç anıyla başlamak istiyorum.

 


 
    Fidel Castro'nun Ferhan Şensoy ve ekibine gönderdiği ücret...
 
    Oynadığım son sinema filmlerinden biri Beyaz Melek, diğeri ise 2004 yılında Küba'da çekilen "Şans Kapıyı Kırınca". Benden başka Ferhan Şensoy, Asuman Dabak, Zeki Alasya, Rasim Öztekin, Ayça Tekindor, Sinan Çetin, İpek Tuzcuoğlu, Alev Sezer, Tamer Karadağlı, Mehmet Ali Alabora... gibi sanatçılarımız vardı. Sette, filmin çekimi sırasında, Fidel Castro tarafından gönderilen bir görevli, elinde bir sürü zarfla geldi. Zarflar tüm oyunculara dağıtılması için Fidel Castro tarafından gönderilmişti. Yönetmen Ferhan Şensoy için 20, biz oyuncular için 10, teknikte çalışan arkadaşlar için de 5 dolar konmuştu zarfların içine. Bizler kabul etmeyip Fidel Castro'ya geri gönderdik. Fakat aynı zarflar Fidel Castro tarafından yazılmış bir notla tekrar bize geri gönderildi. Castro şu notu düşmüştü:
 
    "Topraklarımda çalışan hiçbir işçinin emeği karşılıksız kalamaz. Ülkemde çekim yaptığınız için teşekkür ederim. Fidel Castro"
 
    Castro'nun bizzat kendisinin yazdığı bu güzel cümle bizleri etkilemişti. Bu mektup üzerine, bizlere gönderilen bu ücreti kabul ettik. Fakat gönderilen paranın tamamını Küba'da bir tiyatroya bağışladık...
 
Kitaplar içinde, edebiyatla büyüdüm...     Annem ve babam, her ikisi de öğretmendiler. Babamın kitapları içinde büyüdüm. Dedem, Ankara Atatürk Gazi Lisesi'nde edebiyat öğretmeniydi. Nurullah Ataç'la beraber Türk Dil Kurumu'nun ilk kurucularındandır. Kendisi Bor'ludur. Her yıl adına anma günü yapılır Bor'da. İşte benim çocukluğum böyle bir aile içinde, edebiyatla haşır neşir olarak geçti. Ailmizde benden başka oyuncu yok, ben ilk oldum. Sanıyorum bunun nedeni edebiyata düşkünlüğüm olsa gerek.
 
     9 yaşında sahneye çıktım...
 
    Ben, Ankara'da tiyatroya başladım. O yıllarda Ankara sanatın da başkentiydi. İlk Devlet Balesi, İlk Klasik Türk Musiki Konservatuarı gibi yüksekokulların açılışı hep Ankara'da olmuştur. Ben 9 yaşında "Mavi Kuş" adlı çocuk oyunuyla profesyonel oldum. Ben oynadığım ilk oyunum dahil hep oynaqdığım oyunlardan para kazandım. Bilinçli olarak ise Cüneyt Gökçer, Melek Ökte gibi diğer birçok usta oyuncunun yanında Schkespear'ın Onikinci Gece adlı oyununda oynadım. İlk çıkışımda da heyecandan repliğimi unutmuştum. Çünkü Devlet Tiyatrosu'nun ustaları önünde heyecanlanmıştım.
 
     Konuk oyuncu olarak...
 
    Ankara Devlet Tiyatrosu'nda, 20-21 yaşlarında oyuncu iken, beni seyreden özel tiyatro sahiplerinin istekleri üzerine başka tiyatrolarda konuk oyuncu olarak oynuyordum. Örneğin Haldun Dormen beni seyrettikten sonra tiyatrosuna çağırmış ve onunla "Sakatra Dallarındaki Rüzgar" adlı oyunda oynamıştım. Bu oyunla Sanat Severler Derneği'inin ödülünü almıştım.
 
     Cüneyt Gökçer...
 
    Usta oyuncu ve yönetmen Cüneyt Gökçer, benim 20 sene genel müdürüm oldu. Bir müessese de bu kadar uzun süre genel müdürlük yapmış kişi çok azdır. Tiyatro terbiyem, tiyatro disiplinim, tiyatro sevgim, İngiliz, Fransız, Alman tiyatrolarına vakıf olmam ve onlarla ilgilenmem hep Cüneyt Gökçer sayesinde olmuştur. Ancak onunla aynı oyunda oynayamadım. Çünkü o, genelde yerli oyunlarda oynamadı. Genellikle klasik oyunlarda oynardı. Ben de öğretmen bir ailenin vermiş olduğu eğitim ve tiyatronun ancak Türk yazarlarıyla olabileceğine inandığım için hep yerli oyunlarda oynamayı tercih etmişimdir.
 
      Oynadığım bazı oyunlar...
 
Gönül Hırsızı, İdeal Bir Koca, Oyunun Oyunu, Sekiz Kadın, Yaralı Geyik, Gölge Ustası, Akvaryum, Çil Horoz, Evlere Şenlik, Ezik Otlar, Vur Emri, Yollar Tükendi, Deli, Çöl Faresi, Oyun Karıştı, Şehirli Kız ve Onikinci Gece...     "Oyun Karıştı"da Haldun Dormen'le oynadım. Bu oyunda da Afife Jale En İyi Komedi Kadın Oyuncu Adayı gösterilmiştim. Bunun dışında televizyon için çekilen Dadı dizisinde beraberdik
 
      Oynadığım bazı filmler...
 
    Beyaz Melek, Aşk Yeniden, Ahududu, Şans Kapıyı Kırınca, Azize, Büyümüş de Küçülmüş, Dadı, Zühre, Gurur, Hayatın İçinden, Hiçbir Gece, Afife Jale ve Çalıkuşu...
 
     Oyuncu çok, sahne az...
 
    Bütün üniversitelerin konservatuar bölümleri var. Genç oyuncularda müthiş bir çoğalma var. Mezun oluyorlar, ancak çalışacak sahne bulamıyorlar. Devlet Tiyatrosu'nun bu yeni mezun olanların hepsini bünyesine katması imkansız. Ancak ben bu çoğalmayı olumlu buluyorum. Tabiki bu gençlerin televizyonda da oynama imkanları var. Bizim zamanımızda sadece tiyatrolarda oynama imkanı vardı. Şimdi ise ekonomik koşullar nedeniyle sanatçıların çoğu televizyonu seçiyorlar. Çünkü televizyonda para kazanılıyor. Tiyatrodan ise pek kazanılmıyor. Ancak tiyatro bir tutkudur ve yaşam biçimidir..
 

 
ADEM DURSUN
Kasım 2009
adem-dursun@versanet.de
 

13.KASIM.2009

Anahtar Kelimeler: ilkay saran



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir