Haber

Herkes Oyuncu

Herkes Oyuncu

2019.01.24 00:00
| |
0
|
1401

Sizce Nasıl?

Seyirciler salona gelmiştir. Neredeyse boş koltuk kalmamıştır lakin bir terslik vardır. Oyuncular ve asıl yönetmen yoktur.

Seyirciler salona gelmiştir. Neredeyse boş koltuk kalmamıştır lakin bir terslik vardır. Oyuncular ve asıl yönetmen yoktur. Bilet paralarından iyi gelir elde edilmiştir fakat; oyuncuların arasında çıkan anlaşmazlık nedeniyle prömiyer akşamı büyük bir tatsızlık yaşanacaktır.

Sorunun temeli bellidir. Kendisine sadece yönetmen unvanı verilmesi için caba sarf eden vurdum duymaz bir adam oyuncular ve tiyatrodan bir haber takılmaktadır. Üstelik kendisi de sahneye gelmemiştir. Sorun sadece bununla da sınırlı değildir. Bir kaç oyuncu uzun yıllar tiyatro yaptıklarını ve kendilerinin daha çok bilgili olduğunu öne sürerek onlarda yönetmenleri gibi rest çekerek prömiyere gelmemiştir. Durum böyle olunca tiyatronun gişe görevlisi; kendisine görev verir ve oyunu başlatır.

Daha önce oyunun hazırlanması sırasında provaları iyi seyreden gişe görevlisi bir anda sahneye çıkar. Başta biraz kaygılıdır. Seyircilerin karşısına çıkınca, sorun olduğunu lakin çözülmeyecek boyutta olmadığından bahseder. Sonrasında ise; seyircilerin arasından birer birer kişileri kaldırarak sahneye çağırır. Onlara kendisine yardımcı olunduğunda oyunun oynana bileceğini vurgular. İzleyiciler bunu kabul eder. Biri hariç.

İzleyiciler arasından secilen şahıs; kendisine verile Pezevenk tiplemesini kabul etmez. Bunu ağır hakaret olarak sayar. Gişe görevlisi kendinin yönetmen olduğunu bunun sadece bir oyun ibaret olduğunu söyler. Adam ise; sanat için pezevenk ola bileceğini söyleyerek bir süre sonra kabul eder. Gişe görevlisi seyircilere döner ve oyunun bir semt karakolunda gecen olay olduğunu ifade ederek kendisininde karakolun komiseri olduğunu belirtir. Bir süre sonra tiyatro ile bağlantısı olmayan, ışıkçı, kostümcü, seyirci arasından seçilen kişiler sahneye gelerek oyunu oynamaya başlar. Senaristin yazmış olduğu senaryoya tam sadık kalmaya çalışan amatör oyuncular, hatalar yapsalar da oyunu oynamaya devam ederler. Aslında senaryoda Türk Polis teşkilatının zorluğundan bahsedilmektedir. Polis merkezinde 24 saat içerisinde yaşanan hikayeler ele almaktadır.

Komşular arasında yaşanan anlaşmazlıklar, hoş görüsüz davranışlardan meydana gelen kavgalar, hırsızlıklar, güvenin kötüye kullanılması gibi olaylar işlenirken amatör oyuncular iyice kendilerine rollerine kaptırmışlardır. Neredeyse; usta birer oyuncu olmuşlar ve sahnede olduklarını unutur polis olanlar gerçek polis, diğer rollerde olanlar ise; gerçek şüpheli ve gerçek müşteki olduklarını sanmaktadırlar.

Oyunun ortasında senaryo gereği; karakolda ki gerçek polislerin tayini çıkar ve gitmek zorunda kalırlar. Hal böyle olunca evlenmesine saatler kala karakol amiri düğününe gidememe durumu ortaya çıkar. Bu duruma çare bulmak isterken karakolun nezarethanesinde bulunan pezevenk, kaçakçı Osman ve Kabadayı komiseri ikna ederek düğüne yollar. Artık komiser kıyafetini pezevenk giyer, polis kaçakçı Osman olur bekçi ise kabadayı. Nizamı, gerçek kolluk kuvvetleri yerine çakma polisler karakolu yönetmeye başlarlar. Lakin bir sorun vardır. Senaryo karışmıştır. Polislikten anlamayan üç tip hangi kanuna göre karakolu yönetecektir.  Bunları tartışmalarına zaman kalmamıştır ki; karakola şikayetçiler gelmeye başlamıştır. Bizim üç kafadar ise; oyunun içinde oyun yaparak kendilerine rol vermişlerdir. Az önce şüpheli rolünde oynadıkları tiyatroda ise; şimdi iyice kahraman rolündedirler. Havaya girmişlerdir. Polis merkezine gelen suçluları kendi adalet anlayışlarına göre yargılamaktalar dır.

Oyuna iyice kendilerini kaptırdıkları anda salonun giriş kapısında biri hızlı bir şekilde sahneye doğru ilerlemektedir Seyircilerin arasında söylene söylene gelmektedir. herkes şaşkındır. Oyuncular durur, kapıdan sert şekilde gelen adama bakarlar adam ise; "Siz kimsiniz?" diye çıkışır. Sahnede duranlar “oyuncuyuz “diye cevap verir “ya sen?” diye sorar. sinirli adam oyunun yönetmeni olduğunu ve kendilerinin oyunu mahvettiklerini söyler. Ortada büyük bir kriz vardır.

Sahnede oyun oynayan oyuncular, "Siz gelmeyince bizde buraya gelen vatandaşlara oyun oynadık onlarda epelendiler." söylerler. Vurdum duymaz yönetmen iyice sinirlenir, "bu nasıl cüret?"  diyerek tepki gösterir. Oyunculardan biri atılır, " Eğer sen sanatı halk için yapmayı becerir ve kendini onlardan soyutlamaz isen; sahneler dolar… Bak biz usta oyuncular değiliz…

Belki de hiç birimizi Türkiye’de tanımıyorlar. Şuradan geçerken katil, ayı olduk… Ama halkın içinden geldiğimizden onların neye güldüğünü biliyorduk…

Bu nedenle  burada saatlerce bizi izlediler ve güldüler…

Şimdi buradan çıktık mı onların arasına gireceğiz ve evimize gideceğiz… Ya sen onların parası ve alkışlarıyla yaşayacaksın ve onlara üstten bakacaksın…

Bu sözlerin üzerine yönetmen ile dalga geçerler adam geldiği gibi geriye döner.

Anahtar Kelimeler: tiyatro candır

0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.

TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir