MAKALELER

Henry ve Alice - İzmir Devlet Tiyatrosu

2011.01.14 00:00
| | |
2020

Sizce Nasıl?
Aynı evde yaşayan ama birbirlerinden fersah fersah uzak olan, birbirlerini dinlemeyen,dinledikleri zamanlarda da işlerine geleni anlayan...

 


 

   Henry ve Alice' nin Gizli Yaşamı…
 
   Aynı evde yaşayan ama birbirlerinden fersah fersah uzak olan, birbirlerini dinlemeyen,dinledikleri zamanlarda da işlerine geleni anlayan,mutsuzluklarının nedenini sorgulamayan,çaresiz oldukları yanılgısına kapılıp kendi kendilerine dayattıkları hayatı yaşayan bir karı koca.İki kişilik bu hayatın başkahramanları Henry ve Alice.30’lu yaşlardaki Henry ve Alice evliliğin monotonluğuna alışmış bir şekilde hayatlarına devam etmektedirler. Kavgalı gürültülü değil belki ama mutlu da olmayan bir çekirdek aile.Çift dış dünyaya öylesine kapalıdır ki hayatlarına sadece televizyon programları ve Orca isimli Japon balığı dahildir.İletişimsizlikleri nedeniyle hayatlarını renklendirmek için sık sık hayallere dalarlar.Bu hayaller sırasında kendileri fark etmeseler de seyirciye neden mutsuz olduklarını ve ne istediklerini gösterirler.

 


 
   Henry(Tamer Yılmaz),30’lu yaşlarının sonuna gelmiş,işinde çok başarılı olmayan,her şeye sıkıntı ve memnuniyetsizlikle bakan,sadece televizyon karşısında futbol programları izlerken yaşam sevinci gösteren,etrafında arkadaşı olabilecek herkeste bir kusur bulduğu için yalnız kalan,dağınık bir koca profili çizmektedir.Kendisinde birçok olumsuz yön bulunmasına rağmen sahnede yalnız olup da seyirciyle konuştuğu zamanlarda kendisinden memnuniyetini dile getirip içinde bulunduğu durumdan Alice’i sorumlu tutmaktadır.Alışkanlıklarını bilinçli tuzaklarla destekleyip Alice’i yönetmeye çalışsa da günlük hayatlarını hiçbir şekilde değiştirmeyi başaramaz.

 


 
   Alice(Özlem Başkaya),kocasından birkaç yaş daha küçük bir ev hanımıdır.Muhtemelen hayatı boyunca hiç çalışmamış,ev işlerini belirli bir düzen içinde yapma takıntısı olan,anne olup olmamak konusunda bir türlü karar veremeyen,titizliği yüzünden elinden toz bezi düşmeyen,kocasının en ufak bir yardımıyla mutlu olabilecek,kendisinden vazgeçmiş gibi görünse de Henry’e oranla durumlarını daha çok irdeleyip çözüm yolları arayan bir kadındır.Alice’in en büyük şikayeti Henry’nin kendisini çok iyi tanıdığını zannedip neyi sevip neyi sevmediğinden emin olduğu yanılgısıdır.Henry’nin aksine Alice onu yönetmeye çalışmaz.Tek istediği hayatlarına biraz renk katmaktır.

 


 
   Birbirlerine ne istediklerini anlatamadıkça Henry ve Alice hayallere dalarlar,birbirlerini olmasını istedikleri şekilde kafalarında canlandırırlar.Alice ev işlerinden bunalınca elektrikli süpürge satıcısına aslında ne kadar seksi bir kadın olduğunu gösterip tatile gitmek istediğinde Hint okyanusu kıyısında romantik bir adam olan Fransız Michelle’le flört ederken Henry işe gitmek istemediğinde toplantı odasında patronun gözdesi bir adam olup gittiği barda kadınların hayranlığını kazanıp sarışın bir Rus kadınla birlikte olmaya başlar.Bu hayallerin kurulmasına mutsuzlukları neden olurken hepsinin odak noktası cinselliktir.Her hayalde ikisi de cinsel cazibesi yüksek kişilere dönüşüp karşı cinsin ilgisini çekerler.Fakat her seferinde işler bir şekilde ters gider ve hayallerinde bile olsa birbirlerini asla aldatmazlar.Bu da çiftin arasında sevgisizlikten değil iletişimsizlikten kaynaklanan sorunlar olduğunu çok net bir şekilde ortaya koyar.

 


 
   İki kişilik bir oyunda nerdeyse sürekli sahnede kalıp birden fazla karakteri canlandırıp da karikatürize olmamayı başaran Özlem Başkaya ve Tamer Yılmaz performanslarıyla göz dolduruyorlar.Tamer Yılmaz görüntüsüyle birlikte her karakterde sesini de değiştirerek bir bedende birden fazla adamın varlığına seyirciyi inandırdı.Özlem Başkaya Alice olmaktan çıktığı zamanlarda ciddi bir bedensel tempo içine girip vücudunu bir aksesuar gibi kullandı.Özellikle dans ettiği bölümlerde vücuduyla mimikleri arasındaki tezatlık karakterin içinde bulunduğu ruhsal durumu ortaya koydu.Oyunun tarzı nedeniyle direkt olarak seyirciye dönük olan konuşmalar ilk perdenin başlangıcında karakterlerin tanıtılması açısından olumluyken daha sonra da tekrar edilmesi hayal dünyasından kopuşlar yaşanmasına neden oldu.Yönetmen Sinan Pekinton bu bölümleri farklı şekilde sahneye taşıyarak büyünün bozulmasına engel olabilirdi.

 


 
   Sabit bir dekorda birbirinden çok farklı yerlerde geçen hayalleri canlandırırken oyunculara en büyük yardımı ışık tasarımcısı Zeynel Işık yapıyor.Yaptığı tasarımla bir evi gece kulübünden kumsala,toplantı salonundan hastaneye inandırıcılıkla dönüştürdü.Oyunun önemli bir özelliği de konusu itibariyle devlet tiyatrosu bünyesinde sahneleniyor olması.Sadece klasikleri sahneleyip suya sabuna dokunmayan oyunları repertuarına almakla suçlanan devlet tiyatrosu bu oyunda yazar David Tristram’ın karakterlerini cinsellik üzerinden düşündürmesi ve konuşturmasıyla bu eleştirilere cevap vermiş oldu.
 
   Ne istediğini bilip kendinden kaçmadan sorunların çözülemeyeceğine ve hiçbir şeyin değiştirilemeyeceğine dair durum tespitleri yapan Henry ve Alice’in Gizli Yaşamı bir kadınla bir erkeğin bedeninde birden çok hayatı sahneye taşıyor.İzmir Devlet Tiyatrosu’nun 2010-2011 sezon repertuarında yer alan bu oyun renkli,hareketli ışıkları,müzikli ve danslı sahneleriyle kabare tadı veriyor.Henry ve Alice belki sizi kahkahalara boğmayacak ama yaklaşık iki saat boyunca içinizi ısıtıp yüzünüze içten bir gülümseme yerleştirecek.
 

Anahtar Kelimeler: henry ve alice, izmirdt, izmir devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir