MAKALELER

Hadi Anlat Bakalım - Antalya Devlet Tiyatrosu

2011.01.14 00:00
| | |
1804

Sizce Nasıl?
Antalya Devlet Tiyatrosu bu yıl ‘Hadi Aldat Bakalım’ adlı oyunla perdelerini açtı. Hadi Aldat Bakalım, bir yazarın yeni kitabını yazabilmek için lüks bir otel odasına gelmesi...

 


    

 

    Aldatan kim?

    Perde, bir kat görevlisi kadının öldüreceği adamın otele girince görebileceği en rahat yer olan bir odaya gelmesiyle açılır. Ve balkonda kurbanın gelmesini bekler. Bu bekleyiş sırasında oda müşterisinin banyoda olduğunu görürüz.
 
    Kat görevlisi kurbanını beklediği için odada kalmak zorundadır. Oda müşterisi, kat görevlisinin odadan gitmediği için kendisine âşık olduğunu ve yatmak istediğini düşünmeye başlar. Oda müşterisi ile kat görevlisi arasında geçen diyaloglar sonucunda adamın anlattığı hikâyenin sahnede canlandırılması oyunun bütününü oluşturur.

 


 
    Ahmet Önel, yukarıda açıklamaya çalıştığım ilginç kurguya sahip böyle bir oyun yazmış. Yetmemiş edebi kurulundan geçerek sahnelenmesine izin çıkmış. İç içe geçmiş bu oyun kurgusunu gözler önüne serip, izleyiciyi düşünmeye ve yorumlamaya yönlendirirken güldürmeyi de amaçlamış ama bu amacında ne yazık ki başarılı olamamış.
 
    Çünkü yazar rolündeki oyuncunun yalnız kalmak için verdiği uğraşın yer yer ucuz bir slogancılığa düştüğünü görüyoruz.

 


 
    Aldatıldığı için karşılaştığı ilk erkekle yatma merakı olan kadının söylemleri bizi inandırmıyor.
 
    Diğer taraftan Yatmak için gelen genç ve güzel bir kadına nasihat veren yazar rolündeki oyuncu, söylemleriyle havada kalıyor.

 


 
    Aldatan adamın meğerse paraya ihtiyacı olduğu için jigololuk yaptığına sevgilisini inandırsa da izleyiciyi inandıramıyor.
 
    Bu ahlaki bir durumun getirdiği inanmama duygusundan öte birkaç sözcükle geçiştirmesine rağmen sevgilisinin sanki inanmak için cümlelere ihtiyacı olduğundan kaynaklanıyor.

 


 
    Haliyle sahnede polyanna bir sevgiliyi gerçek yaşamla bağdaştıramıyoruz. İnandırmaları için yaşananların gerçek olması gerekmiyor, yorum gücüyle inandırmaları gerekiyor.
 
    Kiralık katilin hikâyeyi anlatan oda müşterisiyle olan diyalogları ve yatağa uzanan süreci sürekli aksayan ve alabildiğine uyumsuz, basit sözcüklerle geçiştiriliyor.
 
    Daha oyunun başında oda müşterinin kat görevlisi kadına söylediği ‘sana değil içerdekine (banyodakini kastediyor) söyledim” cümlesi, oyun boyunca banyodan kimsenin çıkmamasıyla başlayan yanlışlıklar dizisinin oyun süresince bir dramaturg problemi olduğunu çok açık ve net ortaya koyuyor.

 


 
    Takım oyunculuğundan ziyade bireysel performansların ön plana çıktığı oyunda Ali Meriç’in rejisi, metnin azizliğine uğramış. Haliyle çok fazla üzerine düşmemiş. Olukça gelişigüzel, üstün körü bir rejiyle işin içinden çıkmayı amaçlamış. Neden emekli bir oyuncu kullanıldığını ise asla anlayamayacağız sanırım.
 
    Oyunda görev alan oyuncuların toplu tavır ve tutumlarının gözardı edilmesinden tam bir çözümlemeye gidilememiş. Kötü metnin ve rejinin altında ezilen oyuncuların oyunculuk düzeyi ortalamanın altında kalmış. Oyun boyunca ses ve vücut kullanımlarının da yetersiz kaldığını görüyoruz.
 
    Suar Şeylan’ın dekorları, Buket Akkaya’nın kostümleri ve Namık Gürsoy’un ışık düzeni bu çözümlemede yerli yerinde. Oyunda elle tutulur gözle görülür tek şey teknik kadronun başarısı.
 
    Oldukça sıradan, özü açısından izleyiciye aktarımı olmadığı için yüzeysel bir güldürü olmaktan öte gidemeyen Hadi Aldat Bakalım, oyunun içsel yapısındaki başarısızlığı yüzünden seyirciyi “aldatmak”tan öte gidemiyor.
 
    "Hadi Aldat Bakalım”ın edebi kuruldan nasıl geçtiğini bilemiyoruz.
 
    Ama edebi kuruldan geçen oyunların ne tür kriterlere sahip olması gerektiğini biliyoruz. Sahneye koyulan oyunları gördükçe bu kriterlerin formaliteden öteye gitmediğini de anlıyoruz. Haliyle sağlam ilişkilerin edebi kurul için ilk kriter olduğunu da düşünmeye başlıyoruz.
 
    Bu nedenlerle ahbap çavuş ilişkileri sayesinde oyunlarını edebi kuruldan geçirmeyi başaran yazarlar yüzünden tanınmamış yazarların iyi oyunları edebi kuruldan geçemiyor veya sahnelenmesine sıra gelmiyor.
 
    İlişkileri ile söz sahibi olan, salt para kazanmak telaşında, sanatsal estetikten uzak yazarlar sayesinde tiyatronun yozlaşmasına daha ne kadar izin vereceğiz bilemiyorum.

Anahtar Kelimeler: hadi anlat bakalım, antalyadt, antalya devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir