MAKALELER

Güzin Özyağcılar

2011.12.24 00:00
| | |
4872

Sizce Nasıl?
Burada İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği, Hülya Karakaş’ın yönettiği “DULLAR” oyununu seyrettim...

 

Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu: GÜZİN ÖZYAĞCILAR...


   ve “DULLAR”la söyleşi yaptım. Oyunda rol alan “DULLAR”dan biri de Güzin Özyağcılar idi...

  
 

 2010’un Kasım’ında İstanbul’da yapmış olduğum „Söyleşi Turum“un ilk durağı Fatih Reşat Nuri Sahnesi oldu.

Burada İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın sahnelediği, Hülya Karakaş’ın yönettiği “DULLAR” oyununu seyrettim ve “DULLAR”la söyleşi yaptım. Oyunda rol alan “DULLAR”dan biri de Güzin Özyağcılar idi.

‘Özyağcılar’ ismi bizlere pek de yabancı sayılmaz. 80’li yıllarda onları “Bizimkiler” dizisinden tanıyoruz. 14 yıl süren uzun soluklu bir dizi idi. Dizi de eşi Erdal Özyağcılar ile beraber oynamıştı Güzin Özyağcılar. Şimdi ise yine bir televizyon dizisinde, “Karadağlar”da bir arada oynuyorlar. Bu defa daha farklı bir durum var; kızları Zeynep Özyağcılar’da aynı dizide oynuyor. Ünlü Rus yazar Dostoyevski’nin “Bin Yılın Romanı” diye adlandırılan “Karamazov Kardeşler”inden uyarlanmış bir dizi “Karadağlar”.

Evet, biz dönelim “DULLAR”a...


 
DULLAR...
 
“DULLAR”, tüm hüznü ve neşesiyle dulluk durumunu ele alan, farklı yaşlarda dul kalan kadınlar hakkında komik ve groteks, ama aynı zamanda trajik sahnelerle dolu bir revü. Alman yazar Fitzgerald Kusz’un 2004 yılında kaleme aldığı oyun, yüzyıllardır dramatik biçimde ele alınan dulluk durumunu, farklı bir açıdan mizahi bir bakışla sahneye taşıyor. Gencinden yaşlısına kocasını yitiren kadınların yeni bir hayat kurma mücadelesindeki farklı tutumlarını hüzünlü ve komik biçimde sunuyor. Kocasının ölümünden bir yıl geçtikten sonra bile gardırobu açamayan, yakışıklı komşusunu gözetleyen, köpeğini hayatının merkezine koyan, gazetede kendi ölüm ilanını gören, ölen kocasını kahraman ya da düşman ilan eden dul portreleri oyun boyunca adeta geçit yapıyor. Tramvay beklerken, mezarlıkta, bekleme odasında, cafe ya da restoranda, birbirinden oldukça farklı kadınların günlük yaşamından kesitler sunan gösteride, acı, öfke, hüzün, pişmanlık, yas ve nefret de eksik olmuyor tabii. 

Konularını hep günlük yaşamdan alan Fitzgerald  Kusz, erkeksiz bir hayata mahkum edilen kadın ruhunun karmaşıklığını çarpıcı diyaloglarla, kimi zaman absürd, kimi zaman erotik, kimi zaman hüzünlü, ama aynı zamanda komik bir biçimde göz önüne seriyor. Ölüm üzerine bir oyun değil DULLAR, daha çok her şeye rağmen yitirilmeyen yaşam sevinci üzerine bir oyun. Günlük yaşamın tüm enerjisi, anektod gibi sıcacık sahneler ve skeçlerle, zekice kotarılmış esprili diyaloglarla, tek ortak noktası eşlerini kaybetmek olan kadınların eğlenceli ve dokunaklı öyküleriyle karşımıza çıkıyor.

Oyunu yöneten Hülya Karakaş. Oyunun DULLAR’ı ise: Güzin Özyağcılar, Hale Akınlı, Süeda Çil, Neslihan Ayşe Öztürk ve Hülya Karakaş. Oyunu Almancadan Türkçeye çeviren ise Sibel Arslan Yeşilçay.

 


 
Oyunun “DULLAR”ından Güzin Özyağcılar...
 
Tiyatroya Tiyatro Kolları’nda sevdalandım...
 
1945 Bursa doğumluyum. Tiyatro serüvenim okul sıralarında tiyatro çalışmalarıyla başladı. Babam subay olduğu için Anadolu’nun çeşitli yerlerinde geçti öğrenimim. Anadolu’da iyi Türkçe konuşan bir subay kızı olarak, sınıfta Tiyatro Kolu’na seçiliyordum. Dolayısıyla tiyatro sevgisi bende böyle oluştu. Ailede tiyatro ile uğraşan kimse yoktu. Babamın tayini İstanbul’a çıkınca, lise ikiden itibaren İstanbul Kız Lisesi’nde okumaya başlamıştım. İstanbul Erkek Lisesi’yle beraber ortaklaşa Molier’in Cimri oyununu hazırlamıştık. Hatta bu oyunda Erol Evgin’de oynamıştı. O daha sonra müziği seçti. Hocalarım ve ailem bendeki tiyatro sevgisini ve yeteneği görünce konservatuvara gitmemi uygun gördüler ve ben de sevdiğim mesleği seçmiş oldum.
 
Konservatuvar...
 
Liseden sonra İstanbul Belediyesi Konservatuarına girdim. Hocalarım arasında Melih Cevdet Anday, Sabahattin Kudret Aksal, Ahmet Kutsi Tecer, Yıldız Kenter gibi değerli hocalarım oldu. Benim konservatuvarla ilgili en güzel anım, eşim Erdal Özyağcılar’ı tanımak olmuştur. Eşimle 39 yıldır evliyiz. 40 yıldır da profesyonel oyuncuyum. Kızım Zeynep te oyunculuğu seçti. Oğlum Emrah ise kimya okudu. O tiyatroya pek sıcak bakmadı, iş adamı oldu.
 
İngiltere...
 
Konservatuvarı bitirdikten sonra iki yıl İngiltere’de tiyatro bilgimi artırıcı eğitim aldım; çok oyun seyrettim. Sağolsun bu konuda değerli hocam Yıldız Kenter yardımcı olmuştu. Ancak iki yıl sonra Türkiye’ye döndüm. Bu arada konservatuarda tanıştığım Erdal Özyağcılar ile evlilik projemiz vardı. Döndüğümde, 1970 yılında, Dormen Tiyatrosu’nda “Yaygara 70” müzikaliyle profesyonel oldum. Yani 40 yıldır sahnedeyim.
 
Tiyatro dışında...

Tiyatronun dışında 7-8 sinema çalışmam oldu. Örneğin 1978’de Türkan Şoray’la Sultan filminde oynadım. Televizyon dizileri ise, ilk önce kısa dizilerle oldu. Daha çok sabahları yayınlanan dizilerdi bunlar. Fakat en önemlisi ve uzun süreni, ki 14 sene sürdü; Bizimkiler idi. Eşim Erdal’da vardı aynı dizide. Rahmetli Mehmet Akan’la da çalıştık aynı dizide. Bunun dışında televizyon ve dizi çalışmalarıma örnekler: Karadağlar – 2011, Avrupa Yakası – 2008, Sessiz Gece – 2005, Omuz Omuza – 2004, Delikanlı – 2000, Sevda Kondu – 1996, Fırtınalar – 1995, Seni Seviyorum Rosa – 1992, Hasan Boğuldu – 1990, Çiçekler Açmak İster – 1990, Uçurtmayı Vurmasınlar – 1989, Bizimkiler – 1989, Önce Kuşlar Geçti – 1989, Dünden Sonra Yarından Önce – 1987, Bir Kırık Bebek – 1987, Sultan – 1978

Ailece aynı dizideyiz...

Eşim Erdal Özyağcılar’la 39 yıldır evliyiz. Aynı meslekten olmamıza rağmen şimdiye değin sadece bir kez aynı oyunda beraber oynamışlığımız var. Oysa televizyon dizilerinde tam aksi oldu. Bizimkiler’de örneğin, uzun seneler aynı dizide oynadık. Şimdi ise Karadağlar adlı dizide beraberiz. Bu beraberliğimize kızımız Zeynep te katıldı; o da aynı dizide bizimle beraber oynuyor. Zeynep 6 yaşında Devlet Opera ve Bale’de okumaya başladı; 16 yıl okudu orada. Daha sonra tiyatroyu seçti. Dört yıldır da Şehir Tiyatrolarında oynuyor. Haftanın 3-4 günü Edremit’in Kaz Dağları’nda Karadağlar’ın çekiminde hep beraberiz. Aynı meslekte çalışan eşler birbirine daha toleranslı oluyorlar. Çünkü o da oyuncu, ben de. Bir oyuncunun stresini ancak başka bir oyuncu anlayabilir. Biz senelerdir aynı meslekte olmanın hep keyifli taraflarını yaşadık. Kızımız Zeynep’e bir tiyatro açma projemiz var. Ne zaman gerçekleşir, bilmiyoruz. Eşim Erdal’la birlikte oyuncu olarak kendisini destekleyeceğiz.

DULLAR...

Bu oyunda oynamaktan büyük keyif alıyorum. Her şeyden önce kadın oyunları çok az. Yazılan oyunlarda da kadın rolleri az. Bir oyunda 6-7 erkek varsa, bu rollerin ancak bir veya ikisi kadın rolü oluyor. Beş hanımın oynadığı böyle bir proje çok hoş. Erkeğin egemen olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Ancak bu sadece bize has bir durum değil; dünyada da bu böyle. Oysa seyirci hanım oyuncuyu seyretmekten daha keyif alıyor. Bu oyunda 12-13 tipleme oynuyorum. Komedi olması da ayrı bir keyif veriyor bana.

Anahtar Kelimeler: güzin özyağcılar



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

Görüş Bildir