MAKALELER

Ezberinizi Bozan Bir İsim : Esmeray ve Cadı‘ nın Bohçası

2011.08.10 00:00
| | |
3158

Sizce Nasıl?
Sahnede bir travesti.Kadınlığın dahası insanlığın en ağır çilelerine katlanmış.Kars’ın bir köyünde başlayan hayatı onu sürükleye sürükleye fırın ustası,boyacı çırağı,Aksaray’da konsomatris,...

 

  Sahnede bir travesti.Kadınlığın dahası insanlığın en ağır çilelerine katlanmış.Kars’ın bir köyünde başlayan hayatı onu sürükleye sürükleye fırın ustası,boyacı çırağı,Aksaray’da konsomatris, Tarlabaşı’nda seks işçisi, İstiklal Caddesi’nde midyeci, solcu, anarşist, feministlik  yapmış.Adından bedenine kadar her şey değişmiş.O kimliğini bulma,sonrasında da sahip çıkma çabasını sürdürdükçe toplum da ona yapmadığını bırakmamış.Tüm bunlardan oluşan alışılagelenin aksine bir kaybeden hikayesi değil,tam tersine bir varoluşun,onurlu bir mücadelenin öyküsü.Esmeray’la kendi hayat hikayesinden oluşan oyunu Cadı’nın Bohçası ve bu oyunun içinde hem toplumun hem bireysel olarak bizlerin rolü üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

  Son yıllarda çok popüler olan ve bu alanda da başarılı örneklerini izlediğimiz in-yer-face akımı var.Cadı’nın Bohçası bu tür bir oyun diyebilir miyiz?Yoksa in-yer-face’in ötesinde acıtıcı gerçeğin ta kendisi mi?

    Aslında gerçeğin kendisi.Benim oyunumu Nedim Saban izlemişti,oyunumun in-yer-face olduğunu ve biraz da teveccüh göstererek gelecekte bu tarz oyunların iyi bir oyuncusu olacağımı söylemişti.Cadı’nın Bohçası biraz öyle.Çıkıyorum ve adeta gerçekleri insanların yüzlerine tükürüyorum.Benim tarzım bu,gerçeklik.Bu benim hayatım,yaşadıklarım.

  Cadı’nın Bohçası dışında Dario Fo’nun Yalnız Kadın ve :Tecavüz isimli oyunlarını sahnelediniz yine kendi hayatınızdan örnekler de katarak.Oyun seçerken profesyonelce mi davranıyorsunuz yoksa kendi hayatınızla örtüşen,içselleştirebileceğiniz oyunları mı tercih ediyorsunuz?

  Tecavüz ve Yalnız Kadın’da benim hayatım vardı.Özellikle tecavüz oyununda kendi yaşadığım iki tecavüz olayını sahneye taşımıştım.Biraz bilerek o oyunları seçmiştim.Geçen sezon oynadım o oyunları ve kaldırdım.Çünkü o oyunlar üzerine daha çok çalışmak lazım.Benim tarzım biraz farklı,anlatı.Bundan sonra böyle devam etmek istiyorum.Cadı’nın Bohçası’nın devamı olucak,Cadı’nın Kopçası.Bu yıl içerisinde oyunculuk üzerine ciddi bir çalışma yapmak,eğitim almak istiyorum.Bu çalışmayı yapmadan bir daha metin oyunla sahneye çıkmak istemiyorum.Oyunculuk eksiğimi fark ettim.Mesela Sınır diye bir oyun var.Onu denedim,değiştirdik,orada transeksüel kadın askeri oynadım.Şimdi bir proje var.Bir transeksüelin hayatı,opera-müzikal şeklinde sahneleyeceğiz.Onu önümüzdeki sezon sahnelemeyi düşünüyoruz.Dario Fo oyunlarına biraz ara verdim ama Medea’yı mutlaka oynamak istiyorum.

  Cadı’nın Bohçası’nın seyirci profili nasıl?Anadolu’da çeşitli şehirlerde ve yurtdışında bu oyunu sahnelediniz.Oyunu izlemeye kimler geliyor,nasıl tepkiler alıyorsunuz?

  İlk başlarda daha çok üniversite öğrencileri vardı,sonra oyun başka şehirlere gidip farklı mekanlarda sahnelenince seyirci profili değişti.Şu an genel tiyatro izleyicisi profili var.Mesela İzmir’de Sığacık diye bir beldede oynamıştım.1000 kişilik bir beldede.Oradaki köylüler geldiler oyunu izlediler.Belki de tiyatroyla hiç alakaları yok,hayatlarında belki de hiç tiyatroya gitmemişler.Çok doğaldı,inanılmaz güzeldi.Mesela körler projesinde oynuyorum,orada da başka bir izleyici profili var.Mesela geçenlerde  Eczacıbaşı Holding yönetim kurulundan 7 kişi gelmiş,Yapı Kredi Genel Müdürlüğü personeli gelmiş.Oranın izleyicisi profili öyle.Topuklu ayakkabılı kadınlar,sosyete beyler falan.Bana diyorlar ki “Ay ellere bak,benim ellerimden güzel,ayol benden daha kadınsın,vs.”Çok basit şeyler.Orada karanlıkta oynuyoruz.Görmüyor,sadece sesimi duyuyor.”Ay ben sesinizden daha farklı düşünmüştüm,bildiğimiz kadınsınız.”Ben bu oyunu üniversitelerde çok oynadım,yoğunlukla üniversite öğrencileri izleyicim diyebilirim.

  İçinde bulunduğunuz koşullarda bir mucize yaratıyorsunuz,birçok kişi için umut kaynağı oluyorsunuz ama Vakit gazetesi “travesti,kürt,solcu Esmeray cadılığı ve transeksüelliği övdüğü oyunuyla” gibi kışkırtıcı ifadelerle sizi hedef gösteriyor.Ne hissettiniz bu haber karşısında?Anlaşılamamak neler hissettirdi?

 Tabi ki kafama takıldı ama bir yandan da umurumda olmadı.Anlaşılamama gibi de algılamadım çünkü onlar beni izlemediler,bilmiyorlar,tanımıyorlar.Buna karşılık Hidayet hanım-başörtülü,din üzerinden yazılar yazan biri- çok güzel bir yazı yazdı.”Durun dinleyin,bir şey söylüyor Esmeray.” diye.Sonra Milliyet gazetesinde bir yazı çıkmıştı “Bu insan oynuyor,insanlar gidiyor,para veriyor,beğeniyor,demek ki ortada kayda değer bir şey var.”diye.Sonra Vakit gazetesi devam etmedi.Normalde devam ederler,Yala ama Yutma’da uzun süre aleyhe yayın yapmışlardı.Abdurrahman Dilipak’ı aradım,şoka girdi nasıl böyle bir şey olur diye,haberim yok.Nasıl haberi olmaz,gazetede editörsün.Aslında dertleri Kumbaracı50 ile.Yala ama yutma oyununda sopalarla gelmişlerdi.Ama ben de öyle bir şey olmadı,durdurdular o yayınlarını.3 gün polis geldi oyuna beni korumak için ama ben hiç korkmadım,ne olacaksa olsun dedim.Ama kişisel hakaret anlamında dava açtım.Bu saldırmaya gelen derneklerden birinin başkanı geldi,tiyatrodakiler tedirgin oldu,adamın yanına güvenliği oturttular.Adam oyunu izledi,sonra da gelip beni tebrik etti,bana hak verdi. 

  Yaşadıklarınız çok ağır travmalara yol açabilecek şeylerken siz bunları sahneye mizahi bir dille aktarıyorsunuz.Öfkeye,nefrete dönüştürmeden ama gerçeği de en yalın haliyle vererek böyle bir dil oluşturmak zor olmadı mı?Bu noktada size yaşatılanlar karşısında hiçbir kızgınlığınız,kırgınlığınız yok mu?

 Bunda benim feminist olmam etkili oldu.Mağduriyet üzerinden politika üretmek tehlikeli.Bu oyun öyle bir şeye çok yatkındı.Ve bu oyun belden aşağı söylemlere çok yatkındı.Ben hiç kimse gibi olmak istemedim.Ne Cem Yılmaz gibi ne de Huysuz Virjin gibi.Ben benim çünkü.Feminist bir perspektifle aktarmak istedim.Bunlar benim yaşadıklarım ama ben acınacak durumda değilim aslında.Bunları bana yaşatanlar acınacak durumda.Evet ortada bir mağduriyet var.Ben bir şey söylüyorum,insanlar gülüyorlar ama o da gülünecek bir şey değil.Benim hayatım,ben yaşadım ama bunları siz bana yaşattınız.İnsanları ne çok güldürmek istedim ne de çok ağlatmak.Benim bir derdim var,bunu anlatmak istedim.Son zamanlarda öyle şeyler yapıyorlar ki insanları güldürmek adına cinsellik üzerinden.Top diyor,oğlan,yuvarlak diyor.O kadar basit,ucuz şeyler ki bunlar.Benim derdim toplumsal bir sorunu,bir ikiyüzlülüğü deşifre etmekti.

  Türkiye’de tiyatro seyircisinin profilini az çok biliyoruz.Büyük bir çoğunluğu ya belli bir yaşın üstündeki emekliler ya da üniversite öğrencileri oluşturuyor.Ama travestilerin,transeksüellerin oyuncu ya da izleyici olarak tiyatroyla ilişkilerinin nasıl olduğunu bilmiyoruz.Durumu değerlendirirseniz ne kadar bir alanı oluşturuyorlar tiyatro izleyicisi profili içinde?

 Tiyatroyla ilgilenen,belki zamanında ilgilenmiş arkadaşlarım bu oyuna geldiler.Tabi ki travestiler çok zor şartlarda yaşıyorlar.Onlar için zaman farkı,mekan farkı var.Seks işçiliği yapan kişilerin zamanı çok farklıdır.Seks işçileri gündüz uyur,gece çalışır.Ben çok biliyorum birçoğunun hiç fark etmeden elektriği,telefonu kesilmiştir.Sinemaya,tiyatroya,sosyal aktivitelere katılamazlar.Ama buna rağmen gelenler de var.Hele de genelde toplumun ne kadarının tiyatroyla ilgilendiğini düşünürsek travestiler açısından durum iyi diyebiliriz.

  Oyunculuk sizin hayatınızın neresinde?Bu işe devam edip farklı rollerle sahnede olacak mısınız  yoksa bu bir tür derdini anlatma,kendini ifade etme şekli mi sizin için?

 Beş yıldır oyunculuk yapıyorum.Geçimimi bu işten sağlıyorum,bu anlamda da profesyonelce yapıyorum.Bundan sonrasında da yeni projelerle tiyatroya devam edeceğim yalnız farklı oyunlarda rol almak için öncelikle oyunculukla ilgili eksiklerimi tamamlamak istiyorum.

  Size gelen oyunculuk tekliflerini de öğrenmek istiyorum.Ne kadar teklif geliyor ya da cinsel kimliğiniz üzerinden hareket edip hep aynı roller mi teklif  ediliyor?
 
  Mesela bana Şile’de bir benzin istasyonunda kasiyerlik yapan transeksüel kadın rolü teklif edildi.Bu çok hoşuma gitti.Onun haricinde genellikle kısa filmlerden teklif geliyor.Bir televizyon dizisi yazılacaktı,orada evde kalmış,huysuz,sevimsiz,sürekli koca bulmaya çalışan ama bir türlü bulamayan bir kadını oynayacaktım,komedi dizisi olacaktı ama sonradan gerçekleşmedi bu proje.Bir de Engin Günaydın’ın bir projesi var,o da şöyle.Tesktil atölyesinde çalışan bir transeksüel kadın,evlenmiş,kendi halinde,mahallenin yarısı biliyor,yarısı bilmiyor,bilenler gizliden dedikodusunu yapıyor.Eşiyle birlikte evlat edinmek istiyorlar ama devlet vermiyor.Bunun gibi teklifler geliyor.Yani sadece travesti,transeksüel rolleri geliyor diyemem.

  Bir röportajınızda “O kadar namussusuz ki bizi töre cinayetine bile layık görmüyorlar.” Demişsiniz.Nefret suçu,taciz,şiddet olaylarının mağdurlarının büyük bir kısmını travestiler oluşturuyor.Sizin gözleminiz nedir,sizce ne noktadayız?Bir şeyleri konuşmaya,dinlemeye,anlamaya başladık mı toplum olarak yoksa aynı noktada mıyız?

  Bence halen devam ediyor,çok fazla bir değişme yok toplumda.Sevindirici olan LGBT bireylerin örgütlü olması.Bu örgütlerin çoğalması,transların bu örgütlerde yer almaları.Mesela şu anda burada oturan herkes heteroseksüel değil,olamaz.Eşcinselleri ne kadar görünür kılarsak o zaman değişebilir bazı şeyler.Mesela bir arkadaşım Mango’dan alışveriş yaparken tezgahtarlar gelip “defol buradan,biz de sana göre bir şey yok,biz erkek kıyafeti satmıyoruz.” diyorlar.Arkadaşım itiraz edince tartışmaya başlıyorlar.En fenası da bu tartışmayı mağaza içindeki tüm ekranlardan yayınlayıp arkadaşımı rencide ediyorlar.Durumu protesto etmek istediğimizde mağaza politikası olmadığı,kişisel bir tavır nedeniyle bu olayın yaşandığı söyleniyor.Yine bir arkadaşım İngilizce kursuna gitmek istediğinde kaydını yapmıyorlar,kurstan kovuyorlar.Biz bu olayı protesto ettik,bu sefer de bize kursumuza gelin,size ayrı bir sınıf açalım dediler.Pardon ama hangi gerekçeyle?Bize iyilik yaptıklarını zannediyorlar ama ayrımcılıktan ve ötekileştirmekten başka bir şey değil bu.

  Eşcinseller ya da eşcinsel karakterler bir projede yer alacaksa hep abartılı ve karikatürize tipler olarak yansıtılıyorlar. Medyanın ve sanatın eşcinselliğe bakış açısında ne gibi sakatlıklar görüyorsunuz?

  Bazı filmler,programlar,tiyatro grupları bunun üzerinden oyununu ya da kendini var ediyor.en basit örneği Yılmaz Erdoğan’ın yaptığı Çok Güzel Hareketler Bunlar.Direkt bunun üzerine oynanıyor.Çok ucuz,basit ayrıca kadını da aşağılayan şeyler bunlar.Tiyatro,sinema,diziler hep böyle.En son bir reklamda bu kullanıldı.LGBT bireyleri aşağılayarak,cinsel kimlik üzerinden ayrımcılık yaparak,bu insanları rencide ederek bir şey yapıyorsunuz diyorlar ama adam kabul etmiyor.Toplum öyle algılıyor diyor.Eşcinsel değil diyorsun o zaman bu karakterin adı ne,sen bunu nereye oturtuyorsun.

Kumbaracı50 ve Bilgi Üniversitesi oyunlarınızın ana mekanı diyebiliriz. Diğer tiyatro salonları ,yapımcılar, organizatörler Cadı’nın Bohçası’na nasıl yaklaşıyor? Bu noktada ayrımcılığa ve haksızlığa uğruyor musunuz?

  Yaşamadım diyebilirim. Ama bir kez bir dernek yararına oynayacaktım. Anlaştık,her şey ayarlandı. Salon aramaya başladılar. Muammer Karaca Tiyatrosu’na gittiler. Önce tamam denildi,sonra oyunu görüp vazgeçtiler. Direkt söylemediler ama çeşitli bahanelerle salonu vermediler. Onun haricinde sorun yaşadığım söylenemez.Zaten çok çeşitli yerlerde bu oyunu sahneledik, devam da edeceğiz.

Anahtar Kelimeler: cadı nın bohçası



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir