MAKALELER

Erkek Arkadaş - İstanbul Devlet Tiyatrosu

2016.02.23 00:00
| | |
1151

Sizce Nasıl?
Hep müzikal ya da müzikli oyun denilince, ‘Türkiye’de çok iyi sahnelenemez’ şeklinde bir yargı vardır.

 

BİR BROADWAY KLASİĞİ; ERKEK ARKADAŞ


Hep müzikal ya da müzikli oyun denilince, ‘Türkiye’de çok iyi sahnelenemez’ şeklinde bir yargı vardır. Bu türün doğup büyüdüğü Broadway ve New York gibi yerlerde sahnelenen büyük yapımlar düşünülürse, bu yargıyı kırmak çok zordur. Müzikal en zor tiyatro türlerinden biridir. Çünkü iyi için, bir şey yetmez, birçok iyi şeyin bir araya gelmesi gerekir. Mesela iyi bir oyunculuk, iyi dans etme, iyi şarkı söyleme yeteneği, işlevsel ve görkemli dekorlar, zengin, renkli kostümler, sadece ışıkla bile yapılabilen mekânlar, ışık gösterileri, kalabalık kadrolar… Kısacası büyüleyici gösteriler. Müzikalden beklenti böyle yüksek olunca ülkemizde bu tür oyunların sahnelenememesini, sanata bakış açısına, ekonomiye hatta siyasete kadar birçok etmene bağlayabilirsiniz. Ancak Keşanlı Ali, Lüküs Hayat, Hisseli Harikalar Kumpanyası gibi tamamıyla kendi kültürümüzden çıkmış ve başarılı olmuş bu müzikli oyunların da hakkını yemeyelim. Hem, tiyatronun gelişimini, ülkelerin tarihi süreçleri ve yaşam biçimleriyle doğru orantıda geliştiğini düşünürsek, Broadway tarzı müzikli oyunların bize hep yabancı kalacağını unutmamak gerekir. 


Bu uzunca girizgâhı yapma sebebim, geçenlerde İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun ‘Erkek Arkadaş’ adlı Broadway müzikalini izlememdir. Metni ve besteleri Sandy Wilson’a ait olan Erkek Arkadaş, 1954 yılında ilk kez Londra’da sahnelenmiş. Broadway klasikleri arasına girmeyi başaran oyun, en çok gösterim yapan oyun unvanını da almış.  Açıkçası bu oyunu izleyip izlememekte tereddütlüydüm. Ama ayrıntılara girmeden önce şu kadarını söyleyeyim, oyunun final dansını bütün seyircilerle beraber yaparken buldum kendimi. Hatta oyun bittikten sonra bile, otoparka kadar dans ederek gittiğimi söyleyebilirim. 


Gerçekten çok eğlendim. Bazen biz oyun yazarı ve eleştirmenler, tiyatronun çok içinde olduğumuzdan ve hep eleştirel gözle baktığımızdan, tiyatronun bir görevinin de eğlendirmek olduğunu unutuyoruz. İşte bu yüzden oyuna giderken, ‘Bir Broadway müzikalinin nasıl sahnelendiği konusunda kafamda senaryolar yazıp, acaba başka bir oyuna mı gitseydim’ diye düşünmüştüm. Ama oyun, müzikleri, dansları, kostümleri, dekoru ve ışığıyla öyle bir içine çekti ki beni, bundan daha iyi bir seçim yapamazdım.


Erkek Arkadaş; Madam Dubonnet (Yeşim Alıç)’ın müdiresi olduğu kızlar yurdundaki bir grup kızın, erkek arkadaşlarıyla olan aşklarını, baloya hazırlıklarını anlatan ve bu arada kızların ailelerinin de konuya dâhil olduğu, müzikli, danslı bir Broadway klasiği. 


Ebru Kara’nın yönetmenliğini yaptığı oyunda en çok danslar dikkati çekiyor.  Dansların koreografisi Yeşim Alıç’a ait. Aynı zamanda, İstanbul Üniversitesi, Devlet Konservatuarı, Tiyatro Bölümü’nde Hareket ve Dans öğretim görevlisi olan Alıç performansıyla ağzımızı açıkta bıraktı. Oyuncular dışında, profesyonel dansçılar, ekibin enerjisini yükseltmiş ve ortaya harika bir gösteri çıkarmışlardı. Oyun, dört aydır sahnelenmesine rağmen, oyuncuların hiç eksilmemiş enerjileri bütün salonu coşturdu. Sayısını hatırlamıyorum, final dansı, oyuncularla birlikte alkışlar ve ıslıklar eşliğinde defalarca yapıldı. 


Bu oyunu gösteriye dönüştüren en önemli etkenlerden biri şüphesiz orkestraydı.  Trombon, davul, piyano, klarnet, trompet ve kontrbasın yer aldığı orkestra sanatçıları mükemmel çaldılar. Oyuncularla uyumu sağladıkları gibi, final dansını peş peşe çalarak harika bir müzik şöleni yaşattılar. 


Aytuğ Dereli’nin dekoru simetri üzerine tasarlanmıştı. Sahnenin sağında ve solunda yer alan mobilyalar, sade ve gösterişliydi. Üç mekânı ufak tefek değişikle sağlayan tasarımcı, orkestrayı ilk mekânda sahnenin gerisinde camekânın arkasında bırakmış, balo sahnesinde camekânı kaldırarak orkestrayı oyuna dâhil etmişti.  Sadece birkaç küçük değişiklikle bize farklı üç mekân sunan Aytuğ Dereli’nin, sokak sahnesindeki bankı, tekerlekleriyle dansın içine alması ve onu birden bire aşk salıncağına çevirmesi güzel bir ayrıntıydı.


Dekor kadar gözümüzü okşayan bir başka etken de kostümler oldu. Candan Günay Tuna’nın tasarımları 1950’lerin giyim tarzının birebir aynısıydı. Kızların renkli kabarık elbiseleri, şapkaları ve aksesuarları sahnenin şatafatına son derece uyumlu ve gösterişliydi. Erkekler, takım elbiseleri o dönemin modasına uygun bol paça pantolonları, yelekleri, şapkalarıyla eski moda dergilerinden fırlamış gibiydi.


Dekor ve kostümden sonra oyunda etkiyi güçlendirdiğine inandığım en önemli tamamlayıcı ise ışıktı. Neon renklerin daha fazla olduğu ışıklar, hem mekânları belirledi, hem de danslara eşlik ederek bir ışık dansı meydana getirdi. Yılların tecrübesiyle her yaptığı işte kendini yenileyen Enver Başar, bu oyuna da imzasını atmıştı. 


Oyunculuktan çok, şarkı söyleyip dans etme yeteneklerini kullanan bu pırıl pırıl gençlerin hepsi özenle seçildiği belliydi. Hepsinin sesleri ve şarkı söyleme tarzları oldukça iyiydi. İçlerinden biri vardı ki arkadaşımın da çok dikkatini çekti. Fuat Mert Başol, hemen hemen hiç repliği olmamasına rağmen iki farklı rolle seyirciyi etkilemeyi başardı. Duruşu bakışı ve susuşuyla gelecekte iyi bir oyuncu olacağı sinyalini şimdiden veriyor. 


Bir oyunu başarılı yapan işte bu farklı etmenlerin hepsinin ayrı ayrı iyi olması ve bir araya geldiğinde uyum içinde bulunmasıdır. Ama bütün bu dengeyi kuran yönetmeni unutmamak gerekir. Ebru Kara bu oyunla birlikte merek ettiğim bir yönetmen oldu. Doğrusu yönettiği başka oyunları da seyretmek isterim. Oyuna gençler kadar renk katan Ali Ersin Yenar ve Çiçek Üstün’ün rollerinin hakkını verdiğini söylemeden geçemeyeceğim. Gözlem yeteneğime çok güvenen biri olarak, oyuncuların şevkle, istekle ve uyum içinde oynadıklarını sanıyorum.  İşte bu yüzden bu oyunu çok sevmiş olabilirim. Tekrar danslarıyla güzelliğiyle küçücük bedenine rağmen sahnede devleşen Yeşim Alıç’ı kutluyorum. 


Sizde oyun bitmeden eğlenceli iki saat geçirmek, harika bir müzik dinlemek, dans seyretmek veya dans etmek için Erkek Arkadaş’ı kaçırmayın. Tiyatronun ağlayan ve gülen yüzünden eksik olmayın, hoşça kalın. 

                                                                                                
Zeynep Bayraktutan
                                                                                                    
bayraktutanzeynep@gmail.com

Anahtar Kelimeler: erkek arkadaş, istdt, istanbul devlet tiyatrosu, iş kültür



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

Görüş Bildir