MAKALELER

Dolu Düşün Boş Konuş - Oyun Atölyesi

2014.12.14 00:00
| | |
2609

Sizce Nasıl?
Steven Berkoff’ un yazdığı, Haluk Bilginer’ in çevirdiği, Muharrem Özcan’ ın sahneye koyduğu ‘Dolu Düşün Boş Konuş’; absürt tiyatro tekniklerini içinde barındıran,...


Oyun Atölyesi’nde Muharrem Özcan Farkı!

 

Steven Berkoff’ un yazdığı, Haluk Bilginer’ in çevirdiği, Muharrem Özcan’ ın sahneye koyduğu ‘Dolu Düşün Boş Konuş’; absürt tiyatro tekniklerini içinde barındıran, sözün eyleme dönüşme karmaşası esnasında insanı insanlıktan çıkaran, ‘iç ses’ – ‘dış ses’ olgusunu yerden yere vuran ve kişilerin egolarını toplumsal kurallar içinde eriten çarpıcı bir oyun! Kritiğe bu cümlelerle başlayarak, 2014-2015 tiyatro sezonunda şimdiye dek izlediğim en iyi on oyundan bir tanesi olan yapımın değerini sizlere de hissettirmek istedim. Haluk Bilginer’ in kurduğu Oyun Atölyesi’nin ilk oyunu olma özelliğini taşıyan eser, Hasibe Eren, Fatih Al, Gökçer Genç, Tuna Kırlı ve Murat Okay’ dan oluşan yeni kadrosuyla günümüz toplumsal ilişkilerine gerçekçi, sistematik eleştiriler sunuyor. 

 

 

1991 yılında Evening Standart tarafından Yılın Komedisi seçilip, Edinburgh Fringe'de ödül alan İngiliz oyun yazarı Steven Berkoff, başarılarla dolu oyunculuk serüveninde elde ettiği gözlemleri eserlerine dahiyane biçimde yansıtabilmiş. İnsan psikolojisinin ‘id’, ‘ego’, ‘süper ego’ olgusundan oluştuğunu kanıtlayarak psikoloji bilimini kuran Freud, toplumsal koşullanmalar karşısında insanın gerçek benliğini ortaya koyamayacağını söyler. Para tutkusu, başarısızlık, komik duruma düşme kaygısı, kariyerin elden gitme endişesi, güçlü görünme arzusu…gibi durumlar yüzünden ‘içi dışı aynı olmayan’ milyarca insan gündelik yaşamın birer sahte parçası olarak ortalıkta dolanır. Dolu Düşün Boş Konuş", egosal kaygılar sonucunda insanın içindeki düşünceler açığa çıkarılırsa toplumun ne denli komik duruma düşeceğini korkusuzca haykırıyor. Düşündükleriyle söyledikleri arasındaki karşıtlığın insanları nasıl sıkıntıya soktuğunu, insanoğlunun ne denli ikiyüzlü ve zavallı olduğunu oyun boyunca görüyoruz. 

 

 

Oyunu yöneten Muharrem Özcan, bugüne dek yapılan sahnelemelerin aksine, seyirciyi konunun uzayan giden sıkıcı diyaloglarına karşı olağanüstü şekilde korumuş. Sahnede oyuncuların önünü açan, onlara geniş açılarda oynama şansı tanıyan yönetmen, oyuncuları doğru karakterlerle buluşturduğu için başarısını katlamış. Sahne grafiğini iyi tespit eden bir akılla karşı karşıyayız. Yani konuyu sadece oynanması için alıp sahneye yerleştirmemiş Özcan. Muharrem Okay’ı kadın kılığına sokarak, gerçekçi görüntünün içine gizli komedi unsurları eklemiş. Şöyle ki, daha ilk görüntüden karşımızdaki grubun enerjisini hissetmek mümkün! Hasibe Eren gibi Türkiye Tiyatrosu’ nun sayılı kadın karakter oyuncusuna başroldeki ‘Donna’ karakterini vererek duygusallıkla komedi arasında sıkışan bu rolün açmazını çözmeyi başarıyor. Hasibe Eren de oyunun başından sonuna dek, öylesine yüksek tempoda karakterini canlandırıyor ki, insan ilk yemek sahnesinden yatak odası sahnesine kadar oyuncunun olağanüstü performansı karşısında kahkaha krizine giriyor. 

Fatih Al’ın oynadığı ‘Frank’ ise, karısıyla cinsel problemleri olan, iş yerinde kendisini arkadaşlarına ‘mükemmel bir insan’ olarak kanıtlama merakı içindeki bir kişi. Fakat durum böyle değil. Birgün Henry’i gayri ihtiyari akşam yemeğine davet edince, Frank’ın evindeki mutsuz hayat birer birer ortaya çıkıyor. Frank zor bir karakter. ‘İç ses’ –‘Dış Ses’ çatışması onun olduğu bölümlerde zirvede. Fatih Al’ ın şahane rol çözümlemesi sayesinde seyirci her iki perde de olayların tam ortasında yerini almış. Hele bir yatak sahnesi var ki, tam anlamıyla komedinin zirve yaptığı bölüm. Henry rolündeki Gökçer Genç’ in yüksek enerjisi grubu ayakta tutan önemli bir durum. Oyuncu yalnızlıklar içinde çaresizce kendisine çıkış arayan zor bir insanı harikulade oynuyor. İlk sahneden son sahneye Fatih Al ile Gökçer Genç ikilisinin yakaladığı mükemmel uyum gözlerden kaçmıyor. Tuna Kırlı’ nın ‘George’ karakteri ile ikinci perdede göz dolduran oyunculuğu, Çağrı Beklen’ in komediyi zirveye çıkaran müzikleri, sahne tasarımında Özlem Karabay’ ın oyuncuların önünü açan düşünsel yapısı oyunun dört dörtlük başarısının nedenini açıklar nitelikte! 

Oyun Atölyesi geçtiğimiz yıl ‘Kim Korkar Hain Kurttan’ oyunuyla tiyatro ödüllerinde adından söz ettirirken, bu sezon ortaya koyduğu ‘Dolu Düşün Boş Konuş’ oyunuyla çıtayı bir üst basamağa taşıyor. Muharrem Özcan’ ın yönetimsel anlamda ortaya koyduğu başarıyı mutlaka görmelisiniz! 

 

Yaşam Kaya / yasam.kaya@gmail.com

Anahtar Kelimeler: dolu düşün boş konuş oyun, oyun atölyesi, haluk bilginer



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir