MAKALELER

Çehov Makinası - İstanbul Devlet Tiyatrosu

2014.04.17 00:00
| | |
5575

Oyunun yazarı Matei Visniec'i yine Gürman'ın -İst.DT.'de- rejisini yaptığı "Küçük Bir iş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor"

 


MÜGE GÜRMAN’IN “ÇEHOV MAKİNESİ” OYUNUNUN ELEŞTİRİ VE İNCELEMESİ -I-
 


 

SADECE TÜRKİYE VE AVRUPA DEĞİL DÜNYA ÇAPINDA-ÇAĞDAŞ TÜRK TİYTROSUNU TEMSİL EDEBİLECEK , ÖZGÜN - BİR OYUN OLARAK
MÜGE GÜRMAN’IN “ÇEHOV MAKİNESİ”  OYUNUNUN ELEŞTİRİ VE İNCELEMESİ

OYUNUN KÜNYESİ

YAZAN      : MATEİ VİSNİEC
ÇEVİREN  : METE GÜRMAN
YÖNETEN : MÜGE GÜRMAN
DEKOR TASARIMI: ZEKİ SARAYOĞLU
KOSTÜMTASARIMI: ŞİRİN DAĞTEKİN YENEN
IŞIK TASARIMI: AKIN YILMAZ
DRAMATURG- GÖRÜNTÜ TASARIMI
KOREOGRAF : MÜGE GÜRMAN
YÖNETMEN YARDIMCISI : ERKAN TAŞDÖĞEN

ASİSTANLAR: FATİH SÖNMEZ-İSMAT VURAL


OYUNCULAR :

ANTON PAVLOVİTCH ÇEHOV  (Ünlü Rus yazar ve doktor) : 
FATİH SÖNMEZ
BOBİK   (Üç Kız Kardeş oyunundan Natalia İvonovna’nın çocuğu) : HAKAN VANLI
VANYA DAYI(Vanya Dayı oyundan bir tip) :
LEVENT ÖKTEM
VASSİLY VASİLYEVİTCH SOLYONY (Üç Kız Kardeş oyununda komutan) :
ŞAHİN ÇELİK   
ANFİSA (Üç Kız Kardeş oyununda yaşlı hizmetçi) :
NALAN OKÇUOĞLU
ERMOLAİ ALEKSİYEVİTCH LOPAKHİN (Vişne Bahçesi oyununda zengin tüccar)
ERKAN TAŞDÖĞEN
ANNA PETROVNA (İvanov oyununda İvanov’un karısı) :
SANEM ÖGE
LYBOV ANDREYEVNA REVNESKAYA (Vişne Bahçsi oyununda mülk sahibi) :
EREN BALKAN
NİKOLAİ LVOVİTCH TUSENBACH (Üç Kız Kardeş oyunda teğmen) :
ÇAĞRI ŞENSOY
YOLCU (Vişne Bahçesi oyununda bir tip) :
ARDA BAYKAL
FİRS (Vişne Bahçesi oyununda unutulan uşak) :
TOYGUN ATEŞ
İRİNA NİKOLAVYANA ARKADİNA (Martı oyununda Treplev’in annesi) :
DUYGU GÖKHAN 
KONSTANTİN GAVRİLOVİTCH TREPLEV (Mart oyununun genç oyun yazarı) :
ASMET VURAL-ALPER SALDIRAN
DOKTOR CHEBUTKİN (Üç kIz Kardeş oyununda yaşlı doktor) :
LEVENT ÖKTEM
DOKTOR LİLOV (İvanov oyununda genç doktor) :
ÇAĞRI ŞENSOY
DOKTOR ASTROV (Vanya Dayı oyununda aktif doktor) :
İSMET VURAL
OLGA (Üç kIz Kardeş oyununda bir tipleme) :
DİDEM ERTAN
MASHA (Üç Kız Kardeş oyununda bir tipleme) :
ASLI ÖZSARAÇ
İRİNA (Üç Kız Kardeş oyununda bir tipleme) :
PINAR TUNCAGİL SALDIRAN

 

 

YAZAR :
Oyunun yazarı Matei Visniec’i yine Gürman’ın -İst.DT.’de- rejisini yaptığı “Küçük Bir iş İçin Yaşlı Bir Palyaço Aranıyor” (Oyuncular : Levent Öktem,Mehmet Güleryüz ve Özkan Uğur) oyunundan anımsayacaksınız.

NEDEN ÇEHOV  VE ABSÜRD TİYATRO
Matei , oyun broşüründe “Neden Çehov” sorusunu şöyle yanıtlamış : “Çehov , modern tiyatronun tüm aktörleri için vazgeçilmez bir yazardır. Çünkü ben Çehov’un “Absürd Tiyatro”nun habercisi olduğuna inanıyorum.”Üç Kızkardeş”in asla gerçekleşmeyecek olan Moskova’ya gitme “bekleyiş”i Beckett’in “bekleyiş”inden öncedir… Vişne Bahçesi’nde , ikincil bir karakter olan “Yoldangeçen” , (Beckett’in “Godot’u Beklerken” oyun kahramanları ) Estragon ve Wladimir’e metafizik serseriliğin yollarını açar.”

ÖZET
Yazar , “Çehov’un kendi değişik tiplemeleriyle karşılaştığı , değişik oyunlarından alınma tiplemelerin de birbirleriyle karşılaşıp konuştukları “ bir oyun yazdığını söylüyor. Karakterler , “ölüm döşeğindeki” Çehov’u selamlarlarken karamsar , şiirsel bir atmosfere yakalanırlar.Ancak bu durum aynı zamanda komiktir de..” diyerek oyunun temel kurgusunu da özetlemiş.

 

 

ÇEHOV’UN YAZARLIK ŞİFRELERİ
Yazar , bu oyunla Çehov’un yazarlık şifrelerinin peşine düşmüş gibidir adeta  : “Bazı oyun karakterlerinin –Treplev,Firs,üç kızkardeş gibi - yazarla son buluşmaları , Çehov’un evreninin gizemini ve tekniğini doğuran mekanizmayı anlatmak için pek çok anahtar sunar.”

ÇEHOV’U BİLMEYENLER DE ZEVKLE İZLEYEBİLİR
“Her şeyden önce Çehov’un oyunlarını pek bilmeyen seyirciye bile dokunacak kendi ayakları üzerinde duran bir oyun yazmak istedim” diyerek de hedefini vurgulamış.

 

 

YAZMANIN GİZEMİNİ UMUTSUZCA ANLAMA ÇABASI
“Çehov Makinesi” , beni absürd ve grotesk tiyatronun etkilediği denli güçlü bir şekilde etkileyen bir yazara saygıdır. Ve yazar Visniec’in “yazmanın gizemini” umutsuzca anlama çabasıdır” diyerek de adeta yönetmene gideceği yolda bir pas atmış / yol göstermiş gibi duruyor.

 

 

ÇEHOV KARAKTERLERİ , -ÇEHOV OYUNLARI DIŞINDA , FARKLI ZAMANLARDA/DÖNEMLERDE HATTA BAZAN ÇAĞLARDA , FARKLI DURUMLARDA , FARKLI BİR KURGUDA -AYNI SAHNEDE
Demek oluyor ki -sanıldığının aksine- “Çehov Makinesi” bir uyarlama değil ; Çehov ve  oyun  kahramanlarından esinlenerek “yeniden yazılmış” özgün bir oyun. Ne sahneler ne de kahramanların hiç biri Çehov’un oyunlarından bire bir alınmamış. Tam tersine yazarın hayel dünyasında ya Çehov oyunları dışında kalan ya da oyunlardan yıllarca bazen de dönemler yüzyıllar sonraki zamanlarda geçiyor. 

ÇOK KATLI ÇOK KATMANLI BİR OYUN
Çehov’u ve eserlerini bilmeyen izleyicilere olduğu kadar , bilen izleyicilere de katmanlı olarak çifte keyif yaşatan bir piyes ile karşı karşıyayız.

KURGU
Oyunda iç içe geçen iki temel kurgu göze çarpıyor. İlki ,oyunun kahramanı yazar Anton Çehov’un ölüm döşeğindeki son gecesinde , oyun karakterleri ile karşılaşmaları ve hayatla ve sanatla hesaplaşması…. Diğeri ise , “Yoldan Geçen”in Çehov’un cenazesine yetişmek için izlediği yol,vişne bahçesinde kaybolması, doktorlarla olan sahnede , oyunun finaline doğru cenazeye yetişmesi.
     
OYUNDA ZAMAN
Tam olarak söylemek gerekirse oyun Çehov’un sanrılar ve kan tükürdüğü acılar içindeki son gecesinden başlayarak , kendi yarattığı karakterler ile karşılaşarak ve onlarla teker teker hesaplaştıktan sonra  -Çehov Karakterleri Müzesi sahnesi- neredeyse günümüze kadar geliyor.
      
CANLANAN HEYKEL / RESİM / KUKLA MOTİFİ VE PİGMELİON ETKİSİ
Yazarımız görünen o ki sanatta çokça kullanılan “canlanan heykel/resim/kukla vb.” motifinden  esinlenerek bu izleği yeniden yorumlamış. Bilindiği üzere , mitolojide Pigmelion denince akla heykeltıraşın yarattığı esere aşık olması ve tanrıların da bu heykeli canlandırması / “canlanan heykel” akla gelir.

ÇEHOV MAKİNESİ VE PİGMELİON ETKİSİ
Pinokyo da yaratıcısı Jüseppe baba ile aslında Pigmelion Etkisi’nin masal versiyonu değil midir ? Çehov Makinesi” oyununda ise hem yazarın parentez aralarındaki “canlanan resimler” ile hem de bir “kuklanın canlanması gibi” ,  Çehov oyun karakterlerinin kitaplardan çıkarak adeta canlanmaları/ikinci bir hayat sürmeleri ile “Pigmelion Etkisi” görülüyor.

Netekim oyuncuların donarak verdiği resimler ile bazı sahnelerin başında o sahnenin kahramanlarının (örneğin Çehov ve İvanov) pencere karesinde verdiği pozlar bu etkiyi destekler gözüküyor.

ÇEHOV KARAKTERLERİNİN RUHLARININ SAHNEDE ARZ-I ENDAM ETMELERİ
Bu anlamda , Dante’nin “İlahi Komedya”sında olduğu gibi ; ya da Homeros’un Odisea’sında Odiseus’un dünyanın kıyısındaki Yer altı ülkesine inerek ya da bir şamanın ya da medyumun ruhlarla konuşması gibi ; Çehov karakterlerinin ruhları da sıra ile sahnede arz-ı endam ediyorlar.(Macbeth’in dediği gibi :”Hayat dediğin nedir ki , yürüyen bir gölge,bir zavallı kukla bu sahnede ! Bir saat boyunca boy gösterip boyun kırıp gidecek ! Bir daha da duyulmayacak ne sesi ne de nefesi !”

Belki de bu yüzdendir bütün oyun karakterlerinin yüzlerini beyaza boyamaları…Ve sisler arasından , adeta öteki dünyadan /sanat dünyasından(cehennemden ?) gelen bir çeşit zombiler / yürüyen ölüler gibi ilk anda korkutucu / tedirgin edici / merak uyandırıcı olmaları… Belki de  ancak sahneye geldiklerinde yaşamaya başlıyorlar ve insanlaşıyorlar /ölümsüzleşiyorlar şeklinde de yorumlanabilir.

Belki de. Bilmiyorum. (İşte gördünüz gibi bu oyun insanı alıp götürüyor,günlerce oyun üzerine konuşabilirsiniz ve yine de konuşmaya doymayabilirsiniz.)
Kimbilir ,  gülen (komedi) ve ağlayan(dram-trajedi) diye ayrı ayrı gördüğümüz -yanlışlıkla öyle sandığımız- tiyatro  sanatının simgesi olan masklar ,  belki de bize diyalektik olarak her ikisinin de (gülme ve ağlama) / bu dünya ve öte dünya /sanat dünyası , bir bütündür. Düşmek;düşen için acı veren/simgesel anlamda trajik olabilir ama o ana tanık olan izleyicinin ilk tepkisi komik /gülme olabilir pekala.   

OYUNUN , ALANININ BENZERLERİYLE KARŞILAŞTIRILMASI
Oyun bu düşsel sanrılı ve kabuslu atmosferi ve kurgusu bakımından Pirendello’nun “Altı Şahıs Yazarını Arıyor” adlı oyununa benzetilebilir.Hatırlanacağı üzere, Woody Allen’in “Kahire’nin Mor Gülü” filmi de bu izlekten esinlenerek çekilmişti .(Hadi bizim sinemamızdan da –bu konudan esinlenerek çekilmiş -son bir örnek vererek bu parantezi şimdilik burada kapayalım : “Atıf Yılmaz’ın çektiği,senaryosunu da Macit Koper’in yazdığı “Ah Belinda” filmi.)

FANTASTİK GROTESK VE ABSÜRD BİR DÜNYA
Yazar Visniec,”Hamlet Makinesi”nde de “(…)Yaşlı Bir Palyoço Aranıyor” oyunundaki gibi , yine eserini , düşsel / fantastik , grotesk ve absürd bir dünyada  geçiriyor / işliyor.

HAYAT BİR SINAV , BİR DEĞER/ ANLAM-GÖREV YERİ MİDİR YOKSA ANLAMSIZLIK/ SAÇMA/ ABSÜRD , HAYEL , RÜYA YERİ MİDİR
Çehov makinesi , işte bu iki farklı dünya görüşünden Tanrı merkezli , ödevci , bir’ci,tek’ci olanından farklı olarak bu dünya görüşünü sorgulayan , eleştiren , kuşkucu bir dünya görüşünden bakıyor hayata.

VAROLUŞÇULUKTAN NİHİLİZME  YAŞAMIN SAÇMALIĞI
Bilindiği üzere , Varoluşçu felsefe ve yazarları örneğin Camus ve Sarte absürd tiyatronun stajı ve genel provasıydı ; onların nihilizm/hiçcilik,karamsarlık,veba-sıkıyönetim ile faşizm sembolizmi ve totoliterizm eleştirisi absürd tiyatro ile sirk-faşing-carnaval karışımı bir grotesk korku ve eğlence plastiğine dönüşecektir.

NEDEN SONUÇ İLİŞKİSİ YERİNİ MANTIKSIZ OLANA, AKILDIŞILIĞA VE ONLAR DA YERİNİ SANATTA  SEZGİYE BIRAKIYOR
İki dünya savaşı geçiren Batı insanı ve sanatı hayatı ,dini ve sanatı sorguluyor ; tekçi dünya görüşü , neden sonuç ilişkisi (mantık) yerine Sisyphos örneğindeki gibi yerini insanın boşuna /SAÇMA bir çabası/uğraşı (ANFİZA- Neden ölü bir atı kamçılamaya devam ediyorsunuz?”) haline   dönüşmüştür.

KLASİK TİYATRONUN NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ , MANTIK , BİRLİK , TUTARLILIK YERİNE MODERN TİYATRONUN  YARATICI SEZGİLERE KATILIMCI HAYELLERE DAYANMASI
Sonuçta da karşımıza , neden sonuç ilişkisi ile ilerlemeyen , mantık-akıl birlik bütünlüğü ve tutarlılık yerine değişik okumalara/yaklaşım biçimlerine/yorumlara açık ,düşsel,gerçeküstücü ,  sezgilerimizle , çağrışım/ gönderme ile algılayabileceğimiz ve alımlayabileceğimiz bir oyun çıkıyor.

“ZAMAN VE MEKANIN BİR ARADA İFADE EDİLMESİ”
Resimden örnek vermek gerekirse ; örneğin bir keman klasik bir resimde tek bir gözün karşıdan bakış açısı ile verilirken , modern (kübist) resimde aynı kemanın çok değişik bakış açılarından (karşıdan,yanlardan,yukarıdan,aşağıdan bütün yönlerden/gözlerden) görünümlerinin aynı anda tuvalde görünmesi sağlanıyordu.(Bkn. Marcel Duchamp'ın «Merdivenden İnen Çıplak» (1912) adlı bu tablosu, tek bir hareketin ardışık aşamalarını üst üste gösterisiyle dikkati çeker. Hareketin böyle soyut bir biçimde verilmesi, Duchamp'ın deyişiyle, zaman ve mekânın birarada ifade edilmesini sağlar. Philadelphia Milli Müzesi, A.B.D.Kaynak: http: //www.msxlabs.org / forum/sanat/16276-sanat-akimlari- kubizm.html#ixzz2oDF6L7S3)

NEDEN SONUÇ İLİŞKİSİ YERİNE HER SAHNESİ KISA OYUN OLAN BİR PİYES
“Çehov Makinesi” de işte bu “Merdivenden İnen Çıplak” tablosunda olduğu gibi , “geçmiş-gelecek ve şimdi” aynı anda sahnede ! Ele aldığı konuyu neden sonuç ilişkileri ile işleyen bir oyun yerine ; her sahnenin  kendi başına birer müstakil kısa oyun olduğu , parçalı epizodlardan oluşuyor. Her sahnede Çehov’un bir başka yönünü görüyoruz/keşfediyoruz.Her sahnede Çehov’u başka bir bakış açısı ile inceliyoruz.

ÇEHOV MAKİNESİNDE ZAMAN VE OYUNUN ÖZETİ
Yazar, “üç birlik kuralı”nı yerle bir edip paramparça etmiş .Yer ,zaman ve konu birliği darmadağan edilmiş. Oyun Çehov’un son gecesi , Üç Kız Kardeş’in yaşlı hizmetçisi Anfiza-Çehov sahnesi ile  başlıyor,.Sonra (sonradan Çehov’un cenazesinin kalkacağı tren istasyonuna yetişmeye çalışan) “YoldanGeçen”ve Vişne Bahçesi’ni kesip çıldırmış olan Lopakhin  ile devam ediyor.

Geriye dönüşlerle, ilk perdede, önce “Martı” oyununun iki kahramanına ; Treplev ve Arkadina’ya konuk oluyoruz.Sonra da yazarın “Üç Kızkardeş” oyunundaki düellodan ve “Düello” romanından esinlenerek yazılmış  bir düello sahnesine tanık oluyoruz ki Çehov burada düellonun hakemi rolündedir aynı zamanda.

Ve yazarın Sibirya hapishanelerini gezerek yazdığı “Sürgün” romanı ve Vanya Dayı oyunundan bir kolaj geliyor karşımıza ; hapishanedeki Vanya ve onunla roportaj yapan Çehov sahnesi.Birinci perde Vişne Bahçesi karakteri Arkadina’nın Nis kumarhanelerinde geçen düşkünlük yıllarına rastlıyoruz Çehov ile birlikte.

İkinci perde Vişne Bahçesi oyununun  sonunda yazlıkta unutulan yaşlı uşak Firs ve Çehov sahnesi var. Onu Üç kızkardeşin Çehov’a veda sahneleri ve Çehov’un ölüme hazırlık ve ölüm sahnesi geliyor.

Tam her şey bitti derken oyun yeniden başlıyor ; Çehov “diriliyor” doktorlar sahnesinde.Oyunun başında ve bir de düello sahnesinde gördüğümüz “YoldanGeçen” nihayet Çehov’un Nikolay İstasyonundaki cenaze törenine yetişiyor.

Finalde oyun zamanda ileri-geri zikzaklar çizmeyi bırakıp günümüze sıçrıyor ve kendimizi bu kez de günümüzde Yalta’da balmumundan yapılma “Çehov karakterleri müzesi”nde buluyoruz.Müzenin bekçisi ihtiyar ise geçmişteki Üç Kız Kardeş oyunundaki bebek Bobbick’tir.Çehov’un ruhu/hayaleti her beş on yılda bir gelip burayı ziyaret etmektedir.
Delilikle dahilik arasında çılgınca gidip gelen bir zekanın ürünü olan oyunun sonunda ; yönetmenin yazarın hiç de altında kalmayan “insanın çarpan,sarsan,ezber bozan,tabular deviren,şok eden,insanı uçuran yüksek akıl oyunu olan “manyak rejisi” ile , oyun boyunca sahnede boy gösteren karakterler , Çehov’u hep birlikte sonsuzluğa/evrenselliğe/ölümsüzlüğe uğurlayarak dönmekte olan dünya sahnesindeki yerlerini alıyorlar. 

SÜRREALİZM/GERÇEKÜSTÜCÜLÜK / GERÇEKÖTESİCİLİK VE ÇEHOV MAKİNESİ
Nasıl ki sürrealist/gerçeküstücü bir resimde (örneğin Salvador Dali) göz odağınızın küçük bir yer değiştirmesi ile örneğin bir dağ bir insana/bir ata/bir kadına vb. dönüşebiliyor ise ; “Çehov Makinesi” oyunundaki durumlar –karakterler,resimler/tablolar-sürekli değişebiliyor ve başka bir şeye dönüşebiliyor.

EXPRESYONİZM/DIŞAVURUMCULUK VE ÇEHOV MAKİNESİ
Çehov,  ailesi , doktorluğu , yaşamı , müzmin hastalıkları  ,dönemi , çağı , Rus Klasik Yazarları (daha çok göndermeler/atıflar/alıntılarla da olsa), Rusya’nın 19 – 20 ve 21 yüzyılı tarihi vb.  pek çok oldukça geniş ve dağınık konu yazarın usta sihirbaz değneği misali kaleminde ve aynı şekilde yönetmenin dahice fantastik dünyasında   büyük ve güzel bir dışavurumcu tabloya dönüşüyor.

GROTESK YORUM DENİNCE ÜLKEMİZDE  AKLA HEMEN  MÜGE GÜRMAN ADI GELİR
Yönetmen Müge Gürman’a gelince…Gürman , Türkiye  Tiyatrosu’nda  hangi oyununu izlerseniz izleyin kendisini teşhis edebileceğiniz ;-emsalleri içinde nadiren rastlanılan- kendine özgü /şahsına munhasır  özgün bir sahneleme biçemi/uslubu  olan , ülkemizde grotesk tiyatro ya da tiyatroda grotesk deyince akla ilk gelen isim…

HER OYUNU BİR SONRAKİ OYUNUNUN GENEL PROVASI OLAN , TARZINI/ USLUBUNU/ BİÇEMİNİ/ JANRINI/ STİLİNİ HER REJİSİ İLE BİRAZ DAHA OLGUNLAŞTIRAN VE GELİŞTİREN , SIRADAN BİR “SAHNEYE KOYAN” DEĞİL KELİMENİN TAM ANLAMIYLA REJİSÖR , KENDİ ÖZGÜN DİLİ VE İMZASI OLAN SANATÇI BİR YÖNETMEN
Gerçekten de yönetmenimiz DT’deki ilk rejisi   “Cadılar Macbeth”inden başlayarak “Köprüdeki Adam”, “Woyzeck”,”Hamlet”,”Bernarda Alba’nın Evi”,Yaşlı Bir Palyoço Aranıyor”,”Müfettiş”,”Salome”,”Carmen” oyunlarında adım adım kendine has grotesk uslubunu inşaa etti/imbikledi ,damıttı,kıvamına getirdi…

DT gibi Müge Gürman’ın da bir B planı/seçeneği yok. Değil Türkiye ,dünya çapındaki bu filozof yönetmeni fark edelim ve değerini bilelim.

Benim bilebildiğim kadarıyla bir tek Yücel Erten yurtdışında (Almanya’da) reji okudu.Işıl Kasapoğlu Fransa’da,Mehmet Ergen İngiltere’de,Müge Gürman Almanya’da reji alanında çalışmalar yaptılar ,oyunlar yönettiler,oralarda yaşadılar.Avrupa tiyatrosunu yakından takip ettiler.Bir elin parmaklarını geçmeyen sayıdalar.

Yurtdışını bilen , oralardan oyunlar getiren rejisörlerimiz çok.Ama Türkiye’yi oralarda temsil edecek özgün yönetmenlerimiz çok daha az.Bence bunların başında da Gürman geliyor.


GROTESK NEDİR 
Peki ama nedir grotesk ? Grotesk olan nedir tiyatroda ? Grotesk bir sanat biçemidir. Komedi ve dramın / trajiğin, iç içeliği,bir aradalığı,aynı anda varolmasıdır diyebiliriz grotesk için.Mona Liza gibi,aynı anda hem gülmenizin hem de ağlamanızın gelmesidir.Çarpıcıdır grotesk,çarpar,çarpıktır,neye değse çarpıtır;büyütür,keskinleştirir,abartır,karikatürleştirir.

GROTESK TİYATRO NEDİR
Bu anlam(lar)la da tiyatronun özü,öztiyatrodur , tiyatronun henüz türlere ayrılmadan önceki menbaı,özkaynağıdır denilebilir.Düşsel ama gerçekten daha gerçek bir hayel,yüksek ve alçak sanat;mutlak ve görece,ulvi ve aşağılık ,şeytan ve melek vb. tüm zıtlıkların kah uyumlu kah uyumsuz bir harmonisi, dışavurumcu,gerçeküstücü bir evrendir grotesk.

SİNEMADA GROTESK
Sinemadan örnek vermek gerekirse; “Metropolis” ,”Mayunlar Cehennemi”, “Beter Böcek”,”Batman”, “Yüzüklerin Efendisi”, “Mask” , “Pop Fiction” , “Harry Potter” vb. grotesk bir uslupla çekilen filmler ya da grotesk bir  atmosferde/dünyada geçen filmler olarak anılabilirler.

ROMANDA GROTESK
Romandan örnek vermek gerekirse ; Franz Kafka ve Georg Orwel’in bütün eserleri ile fantastik ve kurgubilim edebiyatın kimi derinlikli eserleri ile absürd/saçma tiyatronun hemen tamamı grotesk biçemdedir denilebilir.

ÇEHOV MAKİNESİNDE GROTESK EN ÇOK METİNDE ,OYUNCULUKTA,REJİDE  VE KOSTÜMDE GÖZE ÇARPIYOR
Çehov Makinesi’nde grotesk ; ilk olarak daha oyun öncesi fuayedeki fotoğraflardaki oyuna ait kostüm,makyaj ile oyuncuların jest ve mimiklerle sizi karşılıyor. Gerçekten de oyunun “Afife Jale En İyi Kostüm” ödülü alması bunun bir kanıtı sayılabilir.(Benim gönlümde “En İyi Reji ve En İyi Yapım” ödülleri de bu oyunundur…)

Müge Gürman ülkemizde grotesk tiyatroyu en iyi bilen , bu yöntemi en iyi ve yetkinlikle kullanan rejisör olduğunun kanıtı oyundaki bütün parçaların onun tarafından bu grotesk dünyaya hizmet edecek şekilde tasarlanması,kurgulanması ve projelendirilmesinde yatıyor.

PANAYIR-ŞENLİK-FAŞİNG-SİRK-KARNAVAL DÜNYASI

Çehov’un şiirsel atmosferi,Gürman’ın elinde “felsefi ve görsel bir şiir” şölenine dönüşmüş.Dört duvar arasına sıkışmış Çehov oyunları ve karakterleri,duvarları yıkmış,alanlara,panayırlara,şenlik ve alaylara,faşing ve karnavallar dünyasına karışmışlar adeta.

YİRMİ BİRİNCİ YÜZYIL OYUNCULUĞU
Gerçekçi,naturel(doğal)-Stanislawsky’ci oyunculuk ekolü yerini modern clawn (soytarı-palyaço-mimus karışımı) oyunculuğa bırakmış.Sahnelerde bundan böyle sadece boynundan yukarısı konuşan/oynayan klasik /radyofonik oyuncular yerine ; beden dili ön planda yeni kuşak bir oyunculuk tarzı gelecek gibi görünüyor.

Dans edebilen, bedenleri bir akrobat-cambaz kadar atletik ve çevik,pandomimacı kadar beden diline hakim,bir duyguyu ve bir düşünceyi sadece dili ile değil gövdesi-jestleri-gestusları,mimikleri ile kendini aynı anda bir ressam gibi ,hem tuval, hem boya, hem de fırça gibi kullanabilen ,bu yeni tarz oyunculuk ülkemizde de gitgide yaygınlaşacak gibi geliyor bana. 

MÜGE GÜRMAN’IN GROTESK  REJİSİNİN ANALİZİNE GİRİŞ
Gürman’ın grotesk rejisini nasıl derinlikli,felsefi,şiirsel,bilinçaltı-bilinçüstü-bilinçdışı göndermelerle nasıl bir grotesk sahne dili geliştirdiğine ilişkin bir iki somut örnekle bu savlarımı ikna edici delillerle kanıtlamak isterim :

GÜRMAN’IN BAŞYAPIT SANAT ESERLERİNE GÖNDERMELERLE DOLU REJİSİNİ  ANLAMLANDIRMA / ANLAMA / YORUMLAMA / ”OYUN”A DAHA ÇOK KATILABİLMEK İÇİN ; SANAT VE KÜLTÜR BİRİKİMİ OLAN , BİLİNÇLİ , ÇOK “OKUYAN” , ENTELEKTÜEL SEYİRCİYE GEREKSİNİYOR GİBİ GÖRÜNÜYOR
Oyunda beni en çok etkileyen sahnelerden birine,birinci perdenin finalindeki  ; “Vişne Bahçesi” oyunundaki mülk sahibi soylu Lybov Andreyevna Ravneskaya’nın Nis kumarhanelerinde düşkün bir dilenciye dönüştüğü tiradına bir göz atalım.

REVNESKAYA’DA OİDİPUS’UN VİCDANINA VE KÖRLÜĞÜNE GÖNDERME
“Vişne Bahçesi”ni satan , mutsuz evlilikleri nedeni ile her seferinde biraz daha batan,en sonunda da biricik oğlunu bir gölde boğularak kaybeden  Ravneskaya,iç hesaplaşma yaşadığı ; “ruhu ile ‘oynadığı’ sahnede gözlerini iki altın madeni para ile kapar ! Neden ?   Ustaca bir dramaturgi ile ve görüntü tasarımı ile yönetmenimiz Gürman , Revneskaya’nın “para-göz”lüğünü ve “Oidipus” gibi “günahlarının bedelini”; “paranın gözlerini kör etmesi”ni iki altın parayla ; “körlükle” sembolize ve soyutlama ile anlatma yoluna gitmiştir de ondan.

BİLMECE, ŞİFRE, GÖNDERME/ ÇAĞRIŞIM/ ATIF YAPMA , ANOLOJİ / BENZETME, SOYUTLAMA, KATLAMA ,  KATMANLAŞTIRMA VE TERSİNLEMELERLE YÜKLÜ (YAZARCA/ YÖNETMENCE TAMAMLANMIŞ- BİTMİŞ DEĞİL TAM AKSİNE SEYİRCİ İLE BİRLİKTE SEYİRCİNİN İÇ GÖZÜNDE OLUŞAN/TAMAMLANAN)  BİR ANLAMLAR VE GÖRÜNTÜLER  DÜNYASI BU

Gürman’ın rejisi bu türden pek çok bilmece,şifre,gönderme,soyutlama,katmanlaştırma ve tersinlemelerle doludur.

BİR SANAT ESERİ OKYANUSA BENZER ; HERKESİN BEYİN SÜNGERİ BİRBİRİNDEN FARKLIDIR , HERKES ANCAK  SUYU EMME KAPASİTESİ KADAR BU OKYANUSTAN BESLENEBİLİR
Oyun daha en başta tek el bir silah sesi açılır; “tiyatroda bir silah varsa/ görünürse/ “duvarda asılı ise-o silah mutlaka,oyunun bir yerinde,çoğu zamanda finalinde patlar”a “absürd” bir “gönderme” ve oyunun başında olduğu için de bir “tersinleme”dir bu.

REANESKAYA-DOSTOYEVSKY -NİSTHCE BAĞLANTISI
Oyunun –önoyundan sonraki-ilk sahnesinde ; “Üç Kız Kardeş” oyunundaki Yaşlı Hizmetçi “Anfiza” , Çehov ‘u giydirerek “oyuna / yolculuğa/ öteki dünyaya…” hazırlarken ayağı takılır ve yere düşerken şöyle seslenir : “Neden ölü bir atı kamçılamaya devam ediyorsunuz?” 

Bu , yazarın doğrudan doğruya Dostoyewsk’nin Suç ve Ceza romanındaki Roskolnikov’un vicdanazbını simgeleyen karabasan düşüne  (aynı sahne daha sonra bunu okuyan Nisthce’yi de çıldırtacaktır- bir çağrışım/ göndermedir.  

Anahtar Kelimeler: çehov makinası, istdt, istanbul devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir