MAKALELER

Çatkapı - Uygur Sanat Tiyatrosu

2019.04.29 00:00
| | |
1669

Sizce Nasıl?
Komedi oyunlarının epey azaldığı günümüzde Uygur Sanat Tiyatrosu’nun İstanbul’un ve tabi ki memleketin yoğun gündeminden...

Çatkapı!!


Komedi oyunlarının epey azaldığı günümüzde Uygur Sanat Tiyatrosu’nun İstanbul’un ve tabi ki memleketin yoğun gündeminden birkaç saatliğine de olsa bizleri uzaklaştırıp gülümsetmesi, izleyen herkese iyi geliyor. Bu tarz oyunlar, zamansal olarak belki birkaç saatle tarif ediliyor ancak izleyenlerin içine aşılamış olduğu mutluluk ve yüzlerine getirdiği tebessüm sayesinde, hiç farkında olmadan olaylara ve içinde bulundukları durumlara daha pozitif bakmalarını sağlıyor. İşte sırf bu sebeple bile komedi önemlidir ve yine sırf bu maksatla da olsa komediler artmalıdır. Esasında komedilerin tek amacı ve faydası elbette bununla da sınırlı değil ancak sadece bu faydası bile komedilerin ne denli ehemmiyetli olduğunu açıklamaya yetiyor. 


Yakın bir zamanda kaybettiğimiz Amerika’nın en üretken yazarlarından olan Neil Simon’un yazdığı Çat Kapı, aile içi kuralların ve ilişkilerin, ailedeki rollerin, kuşak çatışmalarının, anne-çocuk ve baba-çocuk ilişkisi arasındaki farkların, kardeş bağlarının öneminin, gerçek aşk ve sevgi ile ilgi duyma ve hoşlantı arasındaki farkın, düzenli ve düzensiz yaşamın örneklerinin verildiği; verilirken de belki herkesin hayatında olan lâkin birçok kişinin gözünden kaçan absürtlüklerin ve çarpıklıkların güldürü yoluyla aktarıldığı bir oyun. Hemen hemen her ailede karşılaşılan kardeşler arası zıtlıkların, ebeveyn-evlât çatışmasının, anne-baba nasihatlerinin ve müdahalelerinin gözler önüne serildiği ve hem aile içinde hem çiftler arasında geçen diyalogların zenginliği ile öne çıkan oyun Bilge Koloğlu çevirisiyle sahnede. 


Bir Aile, Çokça Tezat…
Alan Baker; 30’lu yaşlarında, kendi evinde lüks içinde bir yaşam süren, baba parası yiyen, gece hayatına ve eğlenceye düşkün, sık sık sevgili değiştiren, evlenmekten kaçan, iş hayatına adapte olamayan genç bir bekârdır. Kaygısızca ve birçok şeyi umursamadan yaşamın sürdüren Alan, babasının patronu olduğu işe bile arada sırada gitmekte, çoğu zaman türlü bahanelerle kaytarmaktadır.


Alan’ın hayatı, kardeşi Buddy Baker’in ailesiyle yaşadığı evden kaçıp, habersizce onun evine gelmesi ve yerleşmesiyle bir anda değişir; daha doğru bir deyişle tepetaklak olur. Buddy, oldukça sorumluluk sahibi, prensipli, çekingen, utangaç, deneyimsiz, kadınlardan hep uzak duran bir gençtir. Kardeşinin ailesine karşı sergilemiş olduğu bağımsızlık hareketinden memnun olan ve bu eyleminden ötürü destekleyen Alan, onu gece hayatı ile tanıştırmak ister. Esasında kendisine de yaşam tarzı bağlamında bir ortak arama gayretindedir. Buddy, abisinin hayatını ilk etapta yadırgar lâkin aynı evde yaşamaya devam edince büyük bir değişim gösterir.
Baba, henüz büyük oğlunu içinde bulunduğu hovarda ve sorumsuz yaşamdan kurtarmaya çalışırken birdenbire küçük oğullarının da serseri abisine dönüşmesinden endişe duyar hâle gelir. Hem oğullarıyla uğraşan hem de oğullarının aile işlerini tehlikeye atan sorumsuz davranışları yüzünden gerilen baba tavrını gitgide sertleştirir. Anne ise iki oğlunun da evden gitmesinden dolayı çok mutsuzdur. Oğullarına düşkün yapısı ve histerik bakış açısı ve beraberinde gelen bir dizi romantik talihsizlikler, yanlış tepkiler vermesine neden olur ve bir yanıyla da komedi dolu bir kaos yaratır.


Buddy’nin kaçıp abisi Alan’ın evine yerleşmesinden sonra, Alan’ın kız arkadaşı Connie’nin, bir ara kısa bir ilişki yaşadığı üst kat komşusu Peggy’nin ve anne-babalarının da eve gelmesiyle işler daha da karmaşık hâle gelir. Connie, sevgilisi Alan’ı bir çapkından, sevgi dolu sorumluluk sahibi bir yetişkine, ayrıca bir aile babasına dönüştürmeyi hedeflemektedir ancak çabaları pek de iyi sonuçlar vermediğinden dolayı ondan uzaklaşır. Alan, Connie’nin kendisini tamamen terk edeceği ve bu ilişkinin biteceği korkusu ile tüm bağımlılıklarından ve çarpık ilişkilerinden uzaklaşmaya başlar. Değişimi o kadar arttırır ki bu yaşam tarzının sonlandırılması yönünde kardeşi Buddy’i de uyarır ancak Buddy için vakit çoktan geçmiştir; abisinin yerini almakta ve kendince çok iyi vakit geçirmektedir.


Ailesiyle yaşadığı son tartışmadan sonra Alan, kız arkadaşı Connie’ye evlenme teklif ederek bir anda herkesi şoke eder. Bu karardan sonra, Alan aile şirketlerinde düzenli bir şekilde çalışmaya başlar ve fakat zamanında türlü çapkınlıklar yaptığı evi kapatamaz, zira o evi ve yaşam tarzını bu defa kardeşi Buddy devralır. Bu şekilde, aile içindeki zıtlıklar sadece kişi değişikliğiyle devam eder.


Oyun Ekibi…
Yönetmen Bora Seçkin, oyunun yazıldığı kültürün gestusuna bağlı kalarak yönetmiş. Bu tercih, oyunun aslına sadık kalınması doğrusunu sağlarken bir yandan da kültürler arası farklardan dolayı seyircinin oyuna yabancılaşması riskini beraberinde taşıyor. Çat Kapı gibi oyunlarda sahne trafiği çok önemlidir. Rejisör, trafiği zekice hesaplayıp herhangi bir karmaşaya müsaade etmediği gibi, duraksamalara da mahâl vermemiş ki bu tür bir oyunda yani vodvillerde hızın ve giriş çıkış trafiğinin ayarlanması en dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Rejisörün tasarım ekibinde dekor tasarımında Cihan Aşar, kostüm tasarımında Buket Engin, ışık tasarımında Erkan Kaledibi yer almakta. 
Birbirinden renkli karakterlerle dolu olan oyunda, tek hedefi aileyi bir arada tutmak olan ve hemen hemen her anne gibi merhamet, sevgi ve umutla çocuklarının yanında durmayı tercih eden anneyi başarılı ve bir o kadar da sempatik şekilde sahneye aktaran Bilge Şen; çapkın ve sorumsuz Alan’ı her ne kadar yaş olarak yanlış bir cast olsa da Somer Karvan (Çünkü Karvan’ın yaşı oyundaki Alan’a göre 20 yaş kadar daha büyük ve her ne kadar oyuncu minyon görünümlü olsa da yaşı belli oluyor); sürekli panik hâlde dolaşan çekingen Buddy’yi çok dozunda tepkiler veren Lemi Filozof, Alan’ı alıp bambaşka bir hayata yönlendiren Connie’yi Burcu Tuna oynuyor. Sert ve disiplinli baba rolüne ise Ümit Yesin’in o dönem rahatsızlığı dolayısıyla bırakmak zorunda kaldığı rolü alıp, hızlıca ekibe ve oyuna uyum sağlayarak sahneye çıkan usta oyuncu Selçuk Soğukçay can veriyor. Burcu Cavrar ve Güray Yazıcı ise oyunun diğer renkli tipleri olarak sahnedeki yerlerini alıyorlar. 


(Ümit Yesin’i ne yazık ki 19 Mart 2019 tarihinde kaybettik. Kendisine Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Ülkemiz önemli bir sanatçısını yitirdi. Türk tiyatro ve sinema camiasının başı sağ olsun.)

Anahtar Kelimeler: çatkapı, uygur sanat tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir