MAKALELER

Bütün Zamanlardaki “Kadınlar ve Memurlar” İçin…

2020.09.27 00:00
| | |
1742

Sarı Yelekliler yine sokaklara indi, Paris sokakları karıştı. New York’ta kan gövdeyi götürüyor, göstericilerle polis kıyasıya kapıştı.

Sarı Yelekliler yine sokaklara indi, Paris sokakları karıştı. New York’ta kan gövdeyi götürüyor, göstericilerle polis kıyasıya kapıştı. Londra sokaklarını esir alan göstericilere polis gaz bombalarıyla müdahale etti. Ukrayna’da hükümeti protesto eden göstericiler bir aydır sokaklardan çekilmiyor. Bütün dünya gezegeni üzerinde yaşayan halklar kendi içlerinde ciddi bir iç hesaplaşmaya girdi. Sanki bütün dünyanın acil olarak “Temiz Eller Operasyonuna”  ihtiyacı var gibi görünüyor. Dünyanın içinde bulunduğu şartlar, bundan birkaç yıl önce İzmir Devlet Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu “Kadın ile Memur” oyununu hatırlatıyor. Bütün zamanların en mükemmel ve en unutulmaz oyunlarından biri olan “Kadın ile Memur” sanki günümüzü anlatıyor. Rus kökenli İtalyan Komünist yazar Aldo Nicolai’nin kaleme aldığı oyun, “İtalyan Temiz Eller Operasyonun” hemen ardından yazılmış. Muhittin Yılmaz’ın dilimize kazandırdığı oyunu, Devlet Tiyatrosunun en iyi yönetmenlerinden biri olan Bülent Arın sahneye koyuyor. Başrollerini Ümit Bakış (Memur) ve Melike Aslı Kılan’ın (Kadın) paylaştığı oyun kamu vicdanını hantal devlet bürokrasisi üzerinden temize çeker. Aldo Nicolai’nin güçlü kaleminden sahneye aktarılan oyun tüm zamanlarda, dünyanın bütün ülkelerinde her an oynanabilecek bir evrenselliğe sahiptir. Bu hiç eskimeyen ve sanki şimdi yazılmışçasına tazeliğini koruyan oyunu yönetmeni Bülent Arın’la konuşuyoruz.

SDK – “Kadın ile Memur” anlatım bakımından çok çarpıcı ve güçlü bir oyun. Oyunun yönetmeni olarak oyunu nasıl tanımlarsınız?                                                         

Bülent Arın – “Kadın ile Memur” oyunu yapısı gereği kara mizaha çok hakim. Aldo Nikolai esprisi dudağının kenarıyla güldüren, düşündüren, ironisi kuvvetli bir yazar. 

SDK – Kadın ile Memur oyunu neden bu kadar önemli?                                                                     

Bülent Arın - Oyunun sahnelenmesi Türkiye’deki temizlik hareketine denk geldi. Devletin kendi içindeki yapılanması, paralel yapılanması, İtalyan Devletinin “temiz eller” operasyonunun kendi içinde ayıkladığı döneme rastlıyor. Derin devlet bürokrasisinin temizlenmesi aşamasında yazılmış bir oyun.  Beş altı yıllık bir süreçte İtalyan Gladyosu görünürde temizlenmiş oldu. 

SDK – Kadının ile Memurun bununla ne ilgisi var? Neden yazar olayı anlatırken konuyu bir memurun ve bir kadının üzerinden anlatmış?                                                                    

Bülent Arın - Devletin bürokrasisi içinde memurlar en çok “korkan” kesimidir. Memurlar haklarında bir soruşturma açılmasından çok korkarlar. Hepsinin başında her an başlarını kesebilecek bir giyotin bıçağı sallanıyordur. Bu duyguyu ilk anda, ilk sahnenin açılışında algılıyoruz. Memur kapıdan girer hiç tanımadığı bir kadın kendisinden çok emin bir şekilde, çok rahat bir tarzda oturmuş onu beklemektedir. Kadının kim olduğu belli değildir. Kadın saatine bakar, sonra hesap soran bir tavırla memura bakar. Memurun kafasında o anda 50 tane düşünce geçer. Bu kadın kim? Beni soruşturmak için mi geldi? Kendine çok güvenen, cabbar görünüşlü, dominant bir kadındır. Kadında tam bir “dominant teyze” tavrı vardır. Özgüveni yüksek, hesap soran, sorgulayan kadın tavrıyla oyunda Aslı Kılan kadını çok büyük başarıyla canlandırdı. Burada kadın bir soruşturmacı profili çiziyor. Ümit Bakış’ın canlandırdığı memur da bu görünüş karşısında ürküyor. Memurun çekingenliği buradan kaynaklanıyor. 

SDK – Oyunda çok sayıda kavram havada uçuşuyor. İlk akla gelenler sizce hangisi? Ve bu neden memuru direk olarak etkiliyor?                                                                                                                 

Bülent Arın -  “Düşünce Özgürlüğü” nedir?  Düşünceyi özgürce ifade etmektir ama oyunda “istediğini düşün ama asla söyleme” fikri üzerinden gidiliyor. Oyunda, “ihtilal” ve “devrim” sözcükleri çok geçer. Derin devlet öyle bir kavramdır ki, memur derin devlete karşı bir tavır geliştirirse ya da ifade ederse gladyo onu yiyecektir. 

SDK – Memur hiçbir yerde konuşamaz ama kadınla konuşuyor. Neden?                                         

Bülent Arın - Memur sürekli dinleniyor olma korkusundan doğru dürüst konuşamaz. Lehte ya da aleyhte hiçbir şey söyleyemez. Tıkanmıştır. Kabız vaziyettedir. Ancak “mış” diye konuşabilir, yani dedikodu mahiyetinde konuşabilir. Öte yandan devrim gerçekleşirse, temiz eller operasyonu gerçekleşirse, derin devlet tasfiye olursa, bu sefer yeni sistem ondan hesap soracaktır. İki arada bir derede kalmıştır. Ne yapacağını bilemez haldedir. Hiçbir şey konuşamaz ama kadının bir tavrı onu konuşmaya mecbur bırakır. Kadın bir telefon beklemektedir. Hem de onun odasından hem de onun telefonundan. Bu çok önemlidir çünkü kadın resmiyet kazanır. Memurun kafasında kadın, temiz eller operasyonunda görev yapan biri gibi algılanır. Memur o noktada dökülmeye başlar. 

SDK – Memur kadına neler anlatır?                                                                                                       

Bülent Arın - Mesela, Bakan Bey şunu yapmıştır. Makamında kadınları ağırlıyordur. Meslektaşlarını, tanıdığı herkesi gözünü kırpmadan satar. Başta Bakan olmak üzere cümleye hep “benden duymuş olmayın ama…” diye başlar. Ne de olsa o beşinci dereceden bir memurdur. Bulunduğu makamı elinde tutabilmek için cambazlıklar yapmaya ihtiyacı vardır. Bu nedenle, arkadaşlarını çok kolay satar. Çünkü kişisel çıkarları vardır. 

SDK – Oyun baştan sona çok sürükleyici ve enerjisi çok yüksek bir oyun. Oyunda can alıcı sahnelerden hangisi oyunun akışında bir kırılma noktası oluşturur?                                                                                                                       

Bülent Arın – Oyunda “ayakkabı çıkarma” sahnesi çok önemlidir. Kadın ayakkabılar ayağımı çok vuruyor diyerek ayakkabılarını çıkarıp, ayaklarını sehpaya uzatır. Kadının bu rahat ve teşhirci tavrı memura bir anda bir sürü şeyi düşündürür. Kadın acaba derin devlet tarafından ya da diğer taraftan memuru tuzağa düşürmek için gönderilmiş biri olabilir mi? Çünkü bu tip olayların bakanlıkta yaşandığını, bazı üst düzey görevlilerin odalarına kadın aldıklarına dair iddiaları ve dedikoduları, memurun ağzından oyunun ilerleyen bölümlerinde öğreniriz. Bu nedenle, oyunun ilk dönemindeki bacak hareketi memur üzerinde çok etkili olmuştur.

SDK – Oyunu izlediğimizde hiç eskimeyen, zamansız bir oyun olduğunu görüyoruz. Bunu nasıl açıklarsınız?                                                                                                                     

 Bülent Arın – Oyun yeniden güncel söyleme uyarlandı. Türkiye’nin gündeminde var olan yeni dile oturtularak güncellendi. Oyunda özellikle isim kullanılmıyor. Sadece kadın ve memur kullanılır. Olay kültür bakanlığında geçer. Dünyanın herhangi bir hükümetinde herhangi bir kültür bakanlığında geçebilir. Yani oyun evrenseldir. Değişik bir dönemde olmakla birlikte, dünyanın dört bir yanında bu olay gerçekleşebilir. Bu oyun, derin devlet gladyosunun farkına varıp bununla mücadele eden toplumlar için geçerlidir. O nedenle, bu oyun İtalya’da temiz eller operasyonunun geçtiği dönemde yazıldı.

SDK – Memur kendi odasında ve makamında olduğu halde neden sürekli “savunma” halinde?                                                                                                             

Bülent Arın – Kadın, memuru sürekli “savunma pozisyonunda” bırakıyor. Adamın yüreğine korku salıyor. Kadının müfettiş gibi bir tavrı var. Saatine bakarken hareketleriyle hesap soruyor. Kadın hangi taraftan gelmiştir? Memur bu sorunun sıkıntısı içinde kıvranır. “Bu saate kadar neredeydin?” tavrını ancak bir sorgucu gösterebilir. Oyunun çıkış noktası budur. Memurun kafasındaki korkulardan yola çıkarak oyun şekillenir. Burada memur, korkak, ezik, sıkıntılı, düşüncesini ifade edemeyen, ifade ederse nereye gideceğini bilemeyen bir adamdır. 

SDK – Özellikle, çok komik sahneler de var değil mi?                                                                             

Bülent Arın - Kadın an gelir, sorularını sanki karşı taraftanmış gibi sormaya başlar. Memur şoka girer. Kadın “Sağcı mısınız? Solcu musunuz?”  diye sorar. Memur ilk önce sağ yumruğunu havaya kaldırır. Kadının gözünün içine bakar. İstediği tepkiyi alamayınca son sürat sağ yumruğunu indirir, sol yumruğunu havaya kaldırır. Ondan da tepki göremeyince, iki yumruğunu birden havaya kaldırır. Jimnastik yapan çocuklar gibidir. Kekeler, cümleleri ağzında geveler, söyleyeceklerini söyleyemez, kadın ne derse onaylar, “evet, ondanım” deyip kıvranır durur.   

SDK – Oyunu dikkatimiz dağılmadan neredeyse nefes almadan izliyoruz. Oyunun bu kadar ilgi çekici olmasını neye bağlıyorsunuz?                                                                                                                                         

Bülent Arın – Oyunun iç dinamiği çok yüksek, tenis maçı izler gibi izliyoruz. Dekorsuz bir oyun. Bütün dekor bir masa, bir askılık, iki koltuk ve bir sehpadan oluşuyor. Seyirciyi bir buçuk saat boyunca esir almak, ilgisini canlı tutmak için iç dinamiği yüksek bir ritme ihtiyaç vardı. Oyunun komedi olmasından kaynaklanan bir dinamizmi vardır ve sahneye konması en zor oyunlardan biridir. Oyunda karakterler sürekli yeni ve ilginç bir şeyler söylüyorlar. Mesela, “Tanrı’ya inanır mısın?” diyor. Günlük, sıradan adamın diliyle, sokağın ağzıyla konuşuyorlar. Sokaktaki insanın bildiği, konuştuğu, ilgilendiği gündelik olaylardan bahsediyorlar. Çok hayatın içinden bir oyun. Toplumsal gerçeklikle siyasal akış dramatik yapıda o kadar bütünleşmiş ki nerede geçtiğini bilemiyoruz. Oyun dramatik estetik bir bütünlükle sunuluyor.       

SDK – Oyunun can alıcı noktası nedir?                                                                                             

Bülent Arın – Oyunun finalinde, memur tam rahatlayacakken, kadın vedalaşıp “hadi, hoş çakalın” deyip giderken, dışarıdan birden patlayan top sesleri duyulur. Memur kendini masanın altına atar. Darbe oldu zannetmiştir. Ödü patlamıştır. Bütün bu konuşmaların üzerine dışarıdan gelen bu patlama sesleri memuru bitirir. Kadın kapıdan çıkarken “ Korkma korkma bu Cumhuriyetin 100. Yıl Kutlama şenliklerinde havai fişek sesleridir” der.  Askeri darbelerin gladyonun hiçbir millete fayda sağlamayacağını oyun boyunca konuşmuşlardır. Memur içini döküp arınma noktasına gelmiştir. Bütün sorular sorulmuş, cevapları alınmıştır. Burada güçlü bir ironi, muhteşem bir alaycılık var.
 

SDK – Size göre, oyunun mesajı nedir?                                                                                             

Bülent Arın - Oyunun mesajı çok önemli. Siyasetçiler seçimle gelir, yönetime geçer, sonra gün gelir değişir. Değişmeyen bir şey var. Her iktidar kendi bürokratik kadrosunu da beraberinde getiriyor. “Her iktidar kendi adamını getirir. Asıl bunlarla kavga etmek lazım. Bu üst bürokrasiyi oluşturan, bu kadrolar, bu memleketi, bu hale getiriyor” memur oyunun akışı içinde böyle diyor. Bir bakanlığa yerleştirilen bürokrasi yapısı orada yerleşip kalır. İktidar değişse bile o siyasal partinin yerleştirdiği adamlar, o zihniyet devlet kurumlarının içine siniyor ve bunlar kolay kolay değiştirilemiyor. Devletin çarkı, memurlarla ve bürokrasiyle dönüyor. İki müsteşarı, bir müdürü, bir bakanı görevden almakla aslında hiçbir şey değişmiyor. Çünkü memurlar hep orada kalıyor. O nedenle, oyunun adı “Kadın ile Memur”. Bu oyun memur fikri üzerine oturtulmuş bir devlet çarkının eleştirisidir. 
 

SDK – Oyunun yazarı Aldo Nicolai’nin oyunu yazarken çıkış noktası nedir?                               

Bülent Arın - Devlet bürokrasisi çok ağırdır. Yavaş işler, hantaldır. Oradan oraya türlü komisyonlar icat ederler. Devlet bürokrasisinde yığılma olur. Onların hepsi memurdur. Devlet işsiz takımından korkar, onlara iş verir. Bir kişiye yaptırılacak işi on beş kişiye yaptırmaya çalışır, işi hiç birine de yaptıramaz. Çünkü, “memurların hepsi işini bilir”. Mesela, “bu benim işim değil” der yapmaz. Nasılsa, o işi yapsa da yapmasa da ayın başında parasını alacaktır. Üstelik vatandaş ona mahkumdur. Bu, vatandaş devletin hizmetinde anlayışından doğar. En düşük dereceden memur bile sıradan vatandaşın önünden gider. Aslında devlet vatandaşın hizmetinde olsa, klasik devlet bürokrasisi bitecektir. Bürokrasi vatandaşı eziyor. Bürokrasinin dişli çarkının içinde 15-20 yıl süren davalar var. Vatandaşın devlete olan güveni zedeleniyor. Vatandaş hakkından vazgeçiyor, devletin bürokrasisinin çarkları arasında eziliyor. Oyundaki memuru, bürokrasinin çarkında bir dişli olarak görüyoruz. Memurun korkularını, beklentilerini, çıkarlarını, avantalarını ve açmazlarını görüyoruz. Devlet çarkının ne kadar çürük olduğunu görüyoruz. Memur bu çürümüş hantal sistemde ayakta kalabilmek için işini bilmek zorundadır. Kadın ise halkın sorgulayan sağduyusunu temsil eder. Bütün toplumlarda çözüm kadındadır. Kurtarıcı kadındır. Bu nedenle halkı kadın temsil eder.
 

SDK – Böyle bir olay gerçek hayatta olabilir mi?                                                                                             

 Bülent Arın – “Böyle bir olay gerçek hayatta yaşanabilir mi?” sorusu beni hiç ilgilendirmiyor. Sanatın sadece yaşanan olayları değil, yaşanması gereken gerçekleri de göstermesi gerekiyor. Ancak geleceğe böyle ışık tutabiliriz.                       

 

Anahtar Kelimeler: bülent arın, Kadın İle Memur, Aldo Nicolai, izmir devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir