MAKALELER

Bu Can Benim Kime Ne - Bursa Devlet Tiyatrosu

2008.02.29 00:00
| | |
2519

Sizce Nasıl?
Brain Clark'a ait eser, geçtiğimiz günlerde Bursa Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelendi.


 

 

     Bir özgürlük oyunu… '' Bu can benim kime ne''

    Brain Clark'a ait eser, geçtiğimiz günlerde Bursa Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelendi. Oyun ; trafik kazası sonucu bedeni tamamen felç olan heykeltıraşın '' ötanazi '' yönetimiyle yaşamına son vermek istemesi ve buna karşın tek bir umut olsa bile hayatta kalması için çabalayan doktorun yaşam savaşını ve devamında mahkemeye taşınmasıyla hukuk mücadelesini anlatıyor. Hareketten çok söze dayalı bu tür oyunlar cesaret isteyen oyunlardır. Oyunculuğun ötesinde duygu yoğunluğu ister. Bursa Devlet Tiyatrosu, yeni sezonda repertuarına aldığı bu oyunla hedefi 12'den vuruyor. ''Ötanazi '' ülkemizde uygulanmamasına rağmen başarılı temsiliyle geniş yankılar uyandıracak bir yapım.
 
    ''Hekim, hastanın kararına saygı göstermek zorunda'' (1)

    ''Tedavi sürecinde hak sahibi olan hastaysa, hastalığından dolayı çektiği acılara son vermek için ötenazi istemesi de doğrudur diyebilir miyiz? Şüphesiz yaşamın kutsallığına saygı göstermek hekimler için bir etik değer; ama aynı şekilde hastanın aldığı karara saygı göstermek de hekimin görevi. Modern tıp dünyası, sağlıkla ilgili tüm belgelerde, hastanın tedaviyi reddetme isteğini, tıbbi etik tartışmaları dışında bir hasta hakkı olarak değerlendiriyor. 34. Dünya Tabipler Birliği Genel Kurulu'nda kabul edilen hasta haklarıyla ilgili Lizbon Bildirgesi ve ölümle sonuçlanacak hastalıklarla ilgili Venedik Bildirgesi, hastanın tedaviyi kesmesini bir hak olarak tanıyor. Hatta hasta kendi isteğini açıklayamayacak bir durumdaysa, bu kararı en yakın akrabası da verebilir. Peki ama bu durumda hastanın tedavisinin kesilip ölüme terk edilmesiyle, ölümü beklerken hastalığın verdiği acıları çekmek zorunda kalan hastaya ötenazi yapılması arasındaki fark nedir? ''
 
    ''Tedaviyi kesmek, ötanazi değil, bir hasta hakkı'' (2)

    ''Türk doktorlarının, hastayı hakları olan bir birey olarak kabul eden Dünya Tabipler Birliği'nin bütün bildirgelerinin altına imza attığını söyleyen Dr. Ümit Erkol, Hastanın, tüm sonuçları bildiği halde tedaviyi reddetmesi durumunda, hekimin yapabileceği hiçbir şey olmadığını, çünkü bunun ötenazi değil, hasta haklarından birinin, hasta tarafından kullanımı olduğunu söylüyor. Dünya Tabipler Birliği ayrıca, hekimin hastanın yaşamını sonlandırmasına yardım etmesini yani hekim yardımlı intiharı da ötenazi kapsamında değerlendiriyor ve etik bulmuyor. Ancak Dr. Ümit Erkol, kişisel haklar bakımından bir değişim rüzgarı estiğini ve sınırları çok çok iyi çizilmek kaydıyla ötenazinin bir hak olarak kalabileceğine inandığını söylüyor. ''
 
     Bir oyun iki çeviri.

    Daha önce Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenen oyunun çevirmeni Nüvit Özdoğru oyunu ''Karar Kimin'' başlığı adı altında çeviriyor. Aynı oyuna Filiz Ofluoğlu ''Bu can benim kime ne''yi uygun görüyor. Önemli olan oyunun içeriği elbet, ama sanki ''Karar Kimin'' daha doğru bir tanımlama. Zira seyirciye hem sorgulama hakkı tanıyor, hem de isyandan öte bir paylaşım söz konusu.Diğer bir değişiklik ise Kocaeli, hastayı erkek kullanmasına karşın, bu oyunda kadın olarak çıkıyor karşımıza. Oyuna damgasını vuran iki müthiş çeviriyle karşı karşıyayız.
 
     Seyirciye nefes aldırmayan bir oyun!

    Son yılların belki de gelmiş geçmiş en iyi reji, en iyi teknik, en iyi çeviri, en iyi oyunculuk, en en enlerin buluştuğu inanılmaz bir oyun. Bu oyun öylesine ağır ve bıçak sırtı bir oyun ki, tam uç noktada. Tüm ekip müthiş bir takım oyunculuğu sergiliyor.
 
    Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Bursa Devlet Tiyatrosunun repertuarı müthiş eserlerden oluşmasına rağmen, ya oyunculuk ya da kötü yönetimlerin kurbanı oluyordu. Hiç anlaşamadığımız ve bir türlü uyum sağlayamadığımız Bursa Devlet Tiyatrosu izleyicileri ve yer yer oyuncularla mail üzerinden yoğun bir tartışma trafiğine giriyorduk. Kısacası yıldızlarımız bir türlü barışmıyordu. Ayrıca Bursa Devlet Tiyatrosu izleyicileri kadar fanatik bir kitle görmediğimi söyleyebilirim.
 
    Eminim şimdi bu çalışmayla '' bu oyunu da beğenmesinde görelim '' diye bekleyen bir ekip ve fanatik izleyicileri vardır. Ama içleri rahat olsun Bülent ERSOY deyimiyle, hatta yüksek bir sesle 10! 10 üzerinden 10!
 
    Yıllardır işin içinde olmama rağmen bu kadar sıkı bir oyun görmedim. Bursa Devlet Tiyatrosundan bu kadar sağlam bir oyun görmek içimi o kadar rahatlattı ki anlatamam. Çünkü çok başarılı bir kadroya sahip olmalarına rağmen devamlı ters giden bir şeyler oluyordu. Bu oyunla bütün geçmişte yaşanan olumsuzlukları bir anda silip gökyüzüne çıkıyorlar. Gönlümü fetheden bu başarıların daha uzun sürmesini diliyorum.
 
    Oyun kadrosu; Betül F. Gökçer, Pınar Saner, Ezgi Yentürk, Levet Aras ,Turan Günay Serdar Seçkin, Meltem Yücesal, Yasemin Şener, Hafize Gün, Erem Nalcı gibi sağlam oyunculardan oluşuyor. Tüm oyuncuların muhteşem bir performans sergilediği oyunda; ifadeler keskin, güzel ve olanaklı rollerin altından kalkıyorlar. Rollerini özümsemiş olmaları, neyi,nasıl ve niçin oynadıklarının bilincini tempoları ve uyumlarıyla oyun boyunca götürüyorlar. Bu yorum çerçevesinde tüm oyuncular sağlam ve dengeli bir iş çıkarıyor.
 
    Baştan sona ilgiyle izlenebilecek bu oyun, güncelliğini koruyan, içerikli ve özlü bir yapıya sahip. Tüm oyuncular mekanı çok iyi değerlendirerek, yalın ve abartıdan uzak bir takım oyunculuğu sergiliyor. Ses ve vücut kullanımları yerinde, bizi sarıp sarmalayan oyunculuk düzeyleri belli bir ortalamanın çok üstünde.
 
    Claire HARRİSON rolüyle Betül F.GÖKÇER

    Şimdi düşünün. Rolünüz gereği hasta yatağındasınız. Sadece boynunuzu kullanabiliyorsunuz. Oyunun başrolüsünüz ve üstelik oyun boyunca sahnedesiniz. Hatta meydan okurcasına henüz seyirciler yerine otururken sahnedesiniz.
 
    Açık konuşmak gerekirse her babayiğidin harcı olmayan bu karakteri Gökçer o kadar güzel, o kadar başarılı oynuyor ki adeta sahneden oyunculuk dersi veriyor. Duygu oyunculuğunun tavan yaptığı, sağlam,dengeli oyunculuğuyla abartıya kaçmadan yalın ve pürüzsüz canlandırarak adeta parmak ısırtıyor.
 
    Bir an bile aksatmayan temposuyla sahne yeteneğini ve ustalığına etkileyici diksiyonunu da katarak deyim yerindeyse oyunculuğunu ''nirvanaya '' ulaştırıyor. Sahneyi ateşe veren oyunculuğuyla tüm seyirciye kendisini ayakta alkışlatmayı başarıyor.
 
     Rejide Mehmet GÖKÇER'in yorumu.

    Öncelikle müthiş bir kast oluşturduğu için yılların deneyimli üstadına teşekkür ediyorum. Oyun çözümlemesini çok iyi yaparak keyifli bir oyun izletiyor. Oyunun durağan olması, canını hiç sıkmamış. Abartarak, absürdleştirerek, ucuz ve esnaf esprilerle kurgudan kopup seyirciye oynamamış. Ayrıntıları gözden kaçırmayan bir dikkatle yalın bir iş çıkararak başarıya ulaşıyor.
 
    İine gösterdiği saygı ve içten bir yorumla ,inanarak, kılı kırık yaran bir titizlikle yönetmiş. Oyunun özüne ve demecine uygun düşen dengeli çalışmasıyla birbirini tamamlayan renkli kompozisyonlar yaratıp başarı grafiğinin en üst noktasına ulaşıyor.
 
     Şirin DAĞTEKİN'in kostüm ve dekoru.

    Sol arkada koridor ve bekleme bölümü, ortada bir merdivenle Başhemşire odası, yanı başında dolap, hemen sağında başhekimin odası,başhekim odasının hemen arkasına bir sokak lambası koyup dış mekan olarak tasarlayarak sahneyi beşe bölüp simültane bir dekor yapmış. Gerçek bir hastane yaratarak son yılların en güzeli dekorlarından birine imza atıyor.Yalnız sahneyi biraz daha geriye alarak oyuncular için gerekli alanı yaratsa, daha güzel olacağı inancındayım. Oyuncuların mesleğine,yaşına ve karakterine uygun kostümleri de aynı oranda başarılı. Oyunun can damarlarından olan bu iki çalışmanın altından alnın akıyla çıkıyor.
 
     Ali KARAMAN'ın ışıkları.

    Diyaloglarda kullanılan nokta ışıklar oyunun en vurucu hamlesi olarak karşımıza çıkıyor. Diğer taraftan simültane dekor anlayışını beslemek için her geçişte ışıkların olay yerine tam zamanında yetişmesi dikkat isteyen bir özveri. Son olarak oyunun geniş bir zamana yayabilmek için hasta yatağının hemen başındaki tabloya gece ve gündüz görüntülerinin yansıması ince bir ayrıntı. Başarıyla kotarılmış bu çalışma için kocaman bir teşekkürü hak ediyor.
 
    ''Ötanazi'' ülkemizde uygulanmamasına rağmen başarılı temsiliyle geniş yankılar uyandıracak bir yapım. Bu özgürlük mücadelesinde sizce karar kimin? 


 

Anahtar Kelimeler: bu can benim kime ne, bursadt, bursa devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir