MAKALELER

Bremen Mızıkacıları - Söke Şehir Tiyatrosu

2018.12.03 00:00
| | |
951

Sizce Nasıl?
Tiyatronun başlangıcında yer alan büyü kavramını en çok çocuk tiyatrosunda hissederiz; gerçek ile gerçek dışı arasındaki o çizginin durmadan bir yolculuğa dönüştüğü bir alandır

SÖKE ŞEHİR TİYATROSU BREMEN MIZIKACILARI


Tiyatronun başlangıcında yer alan büyü kavramını en çok çocuk tiyatrosunda hissederiz; gerçek ile gerçek dışı arasındaki o çizginin durmadan bir yolculuğa dönüştüğü bir alandır tüm öğeleriyle çünkü çocuk tiyatrosu. 


Eğer bir oyun izlediğinizde yeniden çocukluğunuza dönüyorsanız tıpkı karşınızda bir çocuk varmış gibi sizi başka bir iletişim biçimine davet ediyorsa oyun, öyleyse o oyun iyi bir çocuk oyunudur. Oyuncularının içtenliği, anlatıcının birleştiriciliği ve anlatımın yalınlığı ile Söke Şehir Tiyatrosu’nun, “Bremen Mızıkacıları” böyle bir oyun. Anlatıcı, sahnedeki masal ile sahne arasında ve tüm sahne ile çocuklar arasında bir köprü işlevi görüyor ve bu da oyunun yalınlık atmosferini hiç incitmeden oyuna yeni bir katman katmış oluyor. Anlatıcının şefkatli ses tonu, yatağınızda dinlediğimiz masalları anlatanlarınki gibi bütünleyici ve içten. Didaktik ve sıkıcı değil. Tıpkı Pinokyo’daki şirin, çocukların dilinden anlayacağı dozda, çocukların hevesi gözetilerek oluşturulmuş. Büyümenin geniş yelpazesinde, savrulmadan bir insan çıkmak için çünkü çocuklar, çoğu kez kendilerinin de bildikleri şirin nasihatlere ihtiyaç duyarlar. Durmadan bildiği şeyleri tekrar tekrar soran üç dört yaşlarında bir çocuğu düşünün. Bu zekice bir güven arayışıdır. İşte çocuk tiyatrosunda nasihatin şefkatle sevgiyle verildiği zaman bu işlevi yerine getiriyor. 


Hayvanların kendi aralarındaki birlik, ezilenler arasındaki dayanışma ve sonunda kötülüğün yenilip iyiliğin kazanması çocukların en çok sevdikleri konulardan. Köpek, Kedi, Eşek, Horoz anlatıcı tarafından sahneye elle konuluyorlarmışçasına bir yalınlık içinde var oluyorlar. Hayvanların kötü sahibinin (küçük kostüm ve aksesuar değişimleriyle dört farklı kişi olmayı başaran) sevimliliği, hayvanları oynayan oyuncuların içtenlikleri ve anlatıcının gücü ile birleşince ortaya güzel bir çocuk oyunu çıkmış. 


Hırsızların yaşadığı ev olarak bir çadırın kullanılması, gölge tiyatrosunun olanaklarının da kullanılmasını sağlayarak, tıpkı çocukken çizdiğimiz, dışarıdan baktığımızda içini de gördüğümüz ampulleri sallanan evler gibi çocuk düşünüş biçimine uygun olmuş. Çocuklar büyüyü severler. Bir şeyin birden başka bir şeye dönüşmesini, sonra yine kendisi olmasını… Çocuklar oyunla bakmayı severler. Az sonra “öyle değil böyle” dediğinizde bu onlar için müthiş bir andır. Çabucak katılırlar bu yeni bakış biçimine çünkü alışıktırlar; onlar da evde oynarken, bir şey asla tek başına kendisi değildir. Örneğin bir sandalye bacağı zürafa, bir çay tabağı bir gezegendir. Bu yüzden çocuk tiyatrosunda kullandığımız nesnelere çoklu bakış biçimi onları heyecanlandırır. Işık açıldığında gördüğümüz çadırın, ışık kapalıyken yaşattığı atmosfer bu yüzden önemli. Hem şiddeti sahnede göstermemenin ustaca bir yolunu bulmuş, hem de büyülü bir atmosfer yaratmış. Oyunda kullanılan kostümler ise oldukça başarılı. Müziğin tadı damağımızda kaldı, daha çok kullanılabilirdi. 


Bir masal anlatıcılığındaki en önemli faktör bizi bir yolculuğa çıkarmasıdır. Masalın içinde ilerlemeyi severiz. Bildiğimiz son olsa bile. Yerinde duran her şeyle bir daha bir daha karşılaşmayı dileriz. Kopuşa dayanamaz çocuk; hadi, hadi, arar bulur, nerdeyseniz geri getirir, nerde kalmıştık? İşte bu dinamizmi koruyan bir oyun olmuş Bremen Mızıkacıları… Bizi bir yolculuğa çıkarıyor anlatının bütünlüğünü kesmeden; oyuncularının ve anlatıcının ustalığı,  samimiyeti ile ertesi gün bir daha dinleyebileceğimiz, yani izleyebileceğimiz. 

Anahtar Kelimeler: Bremen Mızıkacıları, söke şehir tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir