MAKALELER

Bir Garip Orhan Veli - İzmir Devlet Tiyatrosu

2008.04.11 00:00
| | |
3310

Sizce Nasıl?
İzmir Devlet Tiyatrosu’nun 2007-2008 sezonu oyunlarından biri olan “Bir Garip Orhan Veli” için dört başı mamur bir oyun eleştirisi yazmak mümkün değil...

YAZIK OLDU ORHAN VELİ' YE !  


Yıllardır Müşfik Kenter’in yorumuyla izlediğimiz Bir Garip Orhan Veli; şairin insan yönünü daha yakından tanıtarak şiirleriyle gönül bağı kurmamızı sağladı. Otuz altı yaşında bu dünyaya veda eden gencecik bir şairin nükteli dizelerini şarkılarımıza buyur ederek bu bağı perçinledik. Hayatın zaman zaman kendisine acımasız davranmasına aldırmadan, kişiliğinden ödün vermeden, doğru bildiği yaşam çizgisini sürdüren, kısacık ömrüne pek çok unutulmaz şiir sığdıran Bir Garip Orhan Veli, pek çok kez sahnede boy gösterdi.


 

Türk Şiiri’nde Bir “Garip” Orhan Veli…

Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat’la birlikte Türk Şiiri’nde “Garip” akımının kurucularından olan Orhan Veli Kanık’ın şiirleri bu kez, Murathan MUNGAN' ın uyarlamasıyla ve Tayfun Erarslan’ın reji yorumuyla sahneye taşınıyor. Yönetmen ve oyuncu Tayfun Erarslan, Ankara Devlet Tiyatrosu kökenli bir oyuncu. "Bir Garip Orhan Veli" deki performansıyla, bizleri şairin şiirleriyle iç içe geçen yaşam öyküsüne doğru düşsel bir yolculuğa çıkarıyor. Her ne kadar söz konusu, sahnede uçuşan dizeler olsa da, bütüne bakıldığında başarılı dekor ve ışık soyutlamaları oyunda şiirselliği sağlayan en önemli etkenler olarak ön plana çıkıyor. Behlül Tor tarafından tasarlanan işlevli dekor, İbrahim Karahan’ın ışık oyunlarıyla bir araya geldiğinde, şiirsel anlatıyı bir ölçüde kurtarıyor. Orhan Veli' nin yaşadığı döneme tanıklık eden şiirleri, onun sanatçı kimliğinden kaynaklanan duygusal ve uçarı özelliklerini yansıtırken, küçük bir memur olarak günlük yaşamını sürdürmesi gereken bir insanın hayalleri ve gerçekleri arasında sıkışıp kalmış gel-gitlerini de içinde barındırır. Bu anlamda Murathan Mungan’ın başarılı uyarlaması ne yazık ki sahnede hayat bulamamış. Orhan Veli’yi canlandıran Tayfun Erarslan, seyirciyle yeterince samimi bir bağ kuramıyor, dolayısıyla da şairin duygusunu taşıyan metin havada kalıyor. Oyuncunun, adeta bir holding CEO’su havasındaki sahne duruşu; ne yazık ki dönemin bohem hayatını yansıtmakla sınırlı kalmış, şairin naiv ruhundan ve sade dilinden uzak bir yaklaşıma sahip.


 
“Baka kalırım giden geminin ardından; Atamam kendimi denize, dünya güzel; Serde erkeklik var, ağlayamam.”
 
Otuz altı yıl gibi kısacık bir ömre sığan dizelerin neredeyse tamamı halk tarafından kabul görmüş, hayatın içine işlemiştir. Halkla bu denli iç içe olan ve benimsenen bir şairin sahnede, bohem hayatın içinde kaybolup gitmiş, hovardalığından öte miskin bir kedi kıvamındaki hayat duruşunun ön plana çıkartılmış oluşu, “yazık oldu Orhan Veli”ye” dedirtiyor insana, tıpkı şairin “Yazık oldu Süleyman Efendi’ye” dizelerinde olduğu gibi!


 
“Ağlasam sesimi duyar mısınız, mısralarımda; dokunabilir misiniz, gözyaşlarıma, ellerinizle?
 
Diyen şairin oyunda ne yeterince sesini duyuyoruz, ne de içine biriken gözyaşlarına dokunabiliyoruz. Oysa tek kişilik bir oyunun, seyirciyle güçlü bir duygusal bağ oluşturarak, aksiyon eksikliğini gidermesi gerekir. Devlet Tiyatrosu’nun “Bir Garip Orhan Veli”si duygu yoksunluğuna kurban gitmiş. Oyun, başarılı dekor ve ışık yorumunun yarattığı şiirsellik dışında, dramatizasyon çizgisinden çıkarak şiir dinletisi niteliğine dönüşmüş. Devlet Tiyatrosu’nun, toplumsal sorumluluğunu ön plana çıkartarak, şairin ölümünün elli sekizinci yılında bu oyunu repertuarına alması takdire değer, fakat uyarlamayı dramatik bir bütünlük içinde sahnelemek yerine, seyircide şiir dinletisi duygusu uyandırmayı tercih etmeleri anlaşılmaz bir durum.


 
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu…
 
Orhan Veli’nin bestelenmi ş ve dilimize takılmış o kadar çok şiiri var ki; neredeyse hepimizin bildiği bu ezgilerden yola çıkılarak daha renkli bir oyun düzeni uygulanabilirdi kuşkusuz. Sahne ve duygu değişimlerine serpiştirilecek olan bu şarkılar sayesinde şairin hüzünleri ve sevinçleri arasındaki geçişler daha yoğun bir şekilde aktarılabilirdi diye düşünüyorum. Belki de bu sayede tek kişilik bir oyun düzeni daha renkli hale getirilebilir, durağanlıktan uzaklaşır, seyirciyle etkileşim içine girebilirdi. Ayrıca, Orhan Veli’nin unutulmaz kadınları, dizelerdeki suskunluklarını bozarak, sahnede simgesel de olsa canlandırılabilirdi. Böylece, olay dizisi bütünlüğü içinde dramatik kurgu sağlanmış olurdu. Oyun bu haliyle dağınık ve karışık bir şair kimliğini yansıtmaktan öteye gidemiyor, gencecik şairin, alt metinde gizlenen ve O’nu Türk Şiiri’nin büyük değerlerinden biri yapan özellikleri göz ardı edilmiş oluyor.


 
 Şair’in 94. Doğum Yılı…
 
İzmir Devlet Tiyatrosu’nun bu oyunu seçmekteki amacı ; Orhan Veli Kanık’ın adını yaşatmaksa; zaten Türk halkı, ezbere bildiği dizeleriyle şairini gönül tahtına oturtmuştur. Kuşkusuz Devlet Tiyatrosu’na yakışan; büyük şair Orhan Veli’yi bugüne dek yapılmış uyarlamalardan farklı bir yorumla sahneye taşıyarak, az bilinen niteliklerini gün ışığına çıkartmak olurdu. İzmir’imizin gözbebeği Devlet Tiyatrosu’nu, doğrularıyla ve yanlışlarıyla kucaklarken, tüm çalışmalarını destekleyen bir seyirciye sahip olduklarının bilinciyle yürüyecekleri yolun aydınlık olmasını diliyorum. Ayrıca, 13 Nisan 2008 Pazar günü, değerli şairimiz Orhan Veli Kanık’ın 94. doğum yıldönümü olduğunu belirterek kendisini saygıyla anıyorum.

Anahtar Kelimeler: Murathan Mungan, bir garip orhan veli, Orhan Veli Kanık, izmirdt, izmir devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir