MAKALELER

Bekleme Salonu - İstanbul Şehir Tiyatroları

2007.01.13 00:00
| | |
2008

Sizce Nasıl?
Yönetmenin ve oyuncuların gayreti ile dikkat çeken oyun bireysel çekişmelerin psikolojik eleştirilerini sahneye aktarmış...

İstanbul Şehir Tiyatroları yeni dönem tiyatro sezonuna yönetimdeki kadro değişiklikleri ve birbirinden yeni oyunlarla girdi. Aslında tiyatronun işlevsel olarak yürümesi için uzun soluklu isimlerin başta kalması lazım. Grup içi liderlikte bir diğer önemli kısım. Bu zaafları ile sahnelerini açan Şehir Tiyatrosu, Yiğit Sertdemir'in yazdığı ve Tolga Yeter'in yönettiği Bekleme Odası ' nı seyircileriyle buluşturuyor. Yazar bu oyununda diğer oyunlarını aratıyor. Konu çok sığ ve sıradan. Yönetmenin ve oyuncuların gayreti ile dikkat çeken oyun bireysel çekişmelerin psikolojik eleştirilerini sahneye aktarmış. 


 
    Oyunda üç kişi arasında yaşanılan garip bir yakınlaşma ve uzaklaşma süreci görülüyor. İş başvurusuna gelen bu kişiler önce birbirlerine karşı çok saygılı yaklaşırken zamanla bu saygı yerini elde etme arzusu ile büyük bir hırçınlığa bırakacaktır. Yaşadıkları sistem içinde insani vasıflarını yitiren insanların çekişmeleri, bir takım yaşam kurallarını da sorgulama aşamasına taşınacaktır. Aynı amaçla geldikleri bekleme salonunda, engelle karşılaşan bu insanlar beklemek ya da beklemekten vazgeçip her şeyi sorgulamak çelişkisi ile başbaşadırlar. Kazanmak uğruna, birbirlerini yok etmeyi göze alan bu insanlar kaybettiklerine ve kazandıklarına göre yaşantılarında durdukları yeri de göreceklerdir. Bekleme salonu üç kişinin sorgu odasına dönüşecektir. 


 
    Oyunu yazarı Yiğit Sertdemir genç dönem yazarlar arasında sivrilen bir isim. Oyuna gitmeden önce 2003 yılında Zeki Demirkurbuz'un aynı isimle çekilmiş bir filmini ve 1999 yılında Andrzej Sadowski' nin bir oyununu izlemiştim. Aradan uzun bir zaman geçmesine rağmen filmden ve oyundan epeyce etkilenmiştim. Filmin oyunla aynı adı taşıması da beni epeyce heyecanlandırmıştı. Fakat iki yapıt arasındaki ruh ve anlatı sorunları oyundaki beklentimi en alt seviyeye çekti. Maalesef oluşturulan karakterlerin zayıflığı, dar bir sahneye göre şekillendirilen konu, diyalogların birbirini tamamlayamaması Bekleme Salonu' nu basit bir metne dönüştürmüş. Yiğit Sertdemir'in konu üzerinde sil baştan ciddi ciddi çalışması gerekiyor. Ayrıca Sadowski etkilenmelerinden sıyrılması gerekli. 


 
    Grili Adam rolünde Cengiz Tangör; Siyahlı Adam'da Ertuğrul Postoğlu; Kadın karakterinde Zeynep Özyağcılar sahnede görev alıyorlar. Elemeler sonucunda, iki genç adam ve bir kadından oluşan üç kişi, mülakatın son aşamasına kalıyorlar. Oyun, bu üç kişinin aynı oda içersinde kilitli kalmaları ve odadan çıkma çabalarını anlatıyor. Kişiler kilitli oda ruh hali ile bir sınamadan geçtiklerini düşünüyorlar ve ona göre hareket etmeye başlıyorlar. Kapıyı açmak tek amaç olarak karşılarında duruyor. Bu acımasızlık karşısında üç genç oyuncunun birbirinden güzel gayretini izliyoruz. Cengiz Tanör'ün oynadığı grili adam çatışmalı yapısı ile sahnede kendisini hissettirmiş. Siyahlı adamın ruh halini olduğu gibi sahneye aktaran Ertuğrul Postoğlu ise acımasız olmak ile olmamak arasında giderek izleyenlerin kafasındaki soru işaretlerini arttırıyor. Ve Zeynep Özyağcılar genç yaşında Şehir Tiyatroları'nın aradığı taze kan olarak sahnelerde parıldıyor. Kadının önce her şeyi kabullenişi ve daha sonda acımasız bir gaddara dönüşünü başarıyla sahneye yansıtıyor. Grup içinde tek bayan olmanın verdiği ayrıcalığı iyi kullanmış. Özellikle de yeteneğini herkes hissediyor. 


 

    İstanbul Şehir Tiyatroları, gündemden kopuk oyunları sahnelerinde oynatmaya devam ediyor. Yiğit Sertdemir'in yazdığı Bekleme Odası sistem eleştirisi olarak göze çarpsa da; Zeki Demirkurbuz ve Andrzej Sadowski etkilenmeleri ile dolu. Hatta konuda, kapıya yönelen karakterlerin çatışmaları Slawomir Mirozek'in Striptiz oyununu anımsattı bana. Ayhan Doğan sahne tasarımında başarılı değil. Oyunun dar bir alana göre şekillenmiş yapısını anlayamamış. Kostümler de ise son derece başarılı. Karakterlerin ruh halini sahnede rahat anlıyoruz. Işıkta ise Fatih Mehmet Haroğlu'nun gayreti takdire değer. 
 
    Basit düzeyde eleştirilen içinde bulunduğumuz dünyanın yapısı daha derin ve felsefesi olan konularla irdelenmeli. Oyun Şehir Tiyatroları'nda sahnelenmeye devam ediyor.

Anahtar Kelimeler: istanbul şehir tiyatrosu, bekleme salonu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir