MAKALELER

Barut Fıçısı - İstanbul Şehir Tiyatrosu

2007.01.09 00:00
| | |
767

Sizce Nasıl?
1969 doğumlu genç Makedon oyun yazarı Dejan Dukovski’nin 1995’te yazdığı “Bure Baruta”, Avrupa’nın on ülkesinde sahnelenmiş bir yapıt.

Geride Kalanlar Miras, Sadece Bir Yeşil Elma : “Barut Fıçısı”

1969 doğumlu genç Makedon oyun yazarı Dejan Dukovski’nin 1995’te yazdığı “Bure Baruta”, Avrupa’nın on ülkesinde sahnelenmiş bir yapıt. Yanılmıyorsam ”Baril de Poudre” adıyla 1998 yılında Goran Paskaljevic tarafından sinemaya da aktarıldı.  Bilge Emin-Yıldıray Şahinler ikilisi, oyun metnini tertemiz bir Türkçeyle dilimize kazandıran adlar. Mitos&Boyut Yayınları ise, geçtiğimiz şubat ayında eseri “Barut Fıçısı” adıyla okuruna kavuşturdu. Ne diyeyim! T. Yılmaz Öğüt’ün elleri dert görmesin.


SAHNEYE TAŞINMA
Çevirmen ikilisinden Yıldıray Şahinler, oyunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda 2006–2007 sezonu için sahneye taşımış. Yetmezmiş gibi, bir de Andreja rolünü üstlenmiş. Yönetirken, 11 kısa öyküden oluşan yapıya ilişkiler yumağı tadını vermiş. Sessiz sakin görünen ortamın esasında patlamaya hazır bir barut fıçısı olduğunu daha perde açılır açılmaz seyirciye iletmeyi başarmış.

DİRİ TUTULAN SAHNE TEMPOSU
Oyunun karakterleri sürekli gergin… Yıllardır dostluk içinde yaşamış o gergin insanlar, her an karşı karşıya gelmeye hazır. Kader, belli ki yerini gerçek dışılığa, karmaşık fikirlere bırakacak. Çünkü sakin zannedilen yaşam, bir anda kargaşaya dönüşebiliyor. Gelecek olabildiğince karanlık, korkutucu ve şiddet dolu. Yıldıray Şahinler, Yugoslavya’nın acı gerçeğini, toplumun ruhsal ve psikolojik çöküşünü, Hitler’den sonra Avrupa’daki bu en iğrenç savaşın nedenlerini, yazarından hiç de geri kalmayan bir titizlikle ortaya saçmış. Hiç yoktan nedenlerle sille tokat dövüşen, birbirlerine silah çeken, sefalet ve umutsuzluktan sıyrılma uğraşındaki Balkan halkına ilişkin beşinci, haydi bilemediniz altıncı öyküden sonra hafif çiklet tadı vermeye başlayan, ilginçliğini yitiren öyküleri yarattığı sahne temposuyla diri tutmayı bilmiş.  Tek eleştirim ilk tablo ile ilgili. Bira şişesine birer uyduruk kapak oturtmak, şişe açacağı kullanmak zor değil yahu!   

YILDIRAY ŞAHİNLER’İN BAŞARISI
Yıldıray Şahinler, “Barut Fıçısı”nı sahneye koyarken sahne üstü eylemin kendisini en ince ayrıntısına varıncaya dek tablo tablo, replik replik bir sıraya, bir düzene koymuş. Eylemi düşünüp tasarlarken, bir yandan da oyuncularına her şeyi anlatmış. Böylelikle oyuncuların duruş yerlerinden, birbirleriyle olan uzaklıklarına kadar; yapacakları jest ve mimikler dâhil; dekorla, döşemeyle, aksesuarla ilişkileri; konuşmaları, susuşları, sahne trafiği tempoları düzene girmiş. Karakterlerin gerçeğe uygunluğunu da dikkate almış Yıldıray Şahinler. Heyecanların aktarımını, Dukovski’nin metninde istediklerini bir bir dikkate almış. Olayların mantığa uygunluğunu, Özcan Çelik’in ışığının etkilerini, oyuncuların doğallığını, grup simetrisini hiç mi hiç savsaklamamış.


PARA BOLSA CEKET NEDEN AYNI CEKET
Işık tasarımına imza atan Özcan Çelik yönetmenin düşüncelerini ve yorumunu iyi kapmış. Oyunun temasını, atmosferini, seyirciye ulaştırılacak mesajı, zaman ve mekân kavramlarını, oyunun sosyal durumunu mükemmel kavramış, dolayısıyla da başarıyı yakalamış.

Oyunun kostümleriniyse Duygu Türkekul tasarlamış. Kostümler karakterlerle iyi özdeşleşmiş sözüm yok da, Svette ve Anna olarak Yeliz Gerçek’in deri ceketini neden değiştirmemiş, anlayamadım. 

BARIŞ DİNÇEL SEYİRCİYİ GENE SARSIYOR, SARMALIYOR
Barış Dinçel’in dev bir fıçıdan oluşan dekor tasarımıysa, gerçekten mükemmel. Dinçel’in dekor anlayışı, sadece olayın geçtiği mekânı yansıtmakla kalmamış, oyuncunun kabullendiği, kavrayabildiği, yabancılık çekmediği, hareketlerini kısıtlamadığı bir ortam yaratmış. Her sezon “En İyi Dekor” ödüllerinin neredeyse tümüne “el koyan(!)” Barış Dinçel, bu dekoruyla, “bu yıl da ödüllere adayım” diyor.

Metin Can Yalçın’ın efekt, Selim Can Yalçın-Görkem Şen ikilisinin müzik seçmeleri “matluba fevkalade uygun”.


GELELİM OYNANIŞA
Vildan Türkbaş, Murat Coşkuner, İbrahim Gündoğan, Yeliz Gerçek ve Ozan Gözel Yıldıray Şahinler’in dilediği, istediği disiplin içinde görevlerini yapmaktalar. Beş farklı tabloda, üç farklı karakteri canlandıran Levent Üzümcü, yaşamın gerçekliğiyle ve ağırlığıyla yüzleşmemiş Simon; bütün işi gücü Amerika’ya gitmek olan, ideallerini oraya endekslemiş, Amerika’da yaşamının mutlaka daha iyi olacağına kendini inandırmış Kiril ve müzisyen karakterlerine dönük tüm yaklaşımları bilmesiyle, anlamasıyla dikkat çekiyor. Cengiz Tangör, Gela tiplemesine bir şey diyemem de, bana sorarsa müthiş bir görkemle çizilebilecek Angjele rolünde ayağına gelen fırsatı tepmekte. Selim Can Yalçın, özellikle Gjöre’de iyi. Bahtiyar Engin, can verdiği üç karakterin de içsel, ruhsal imgelerini hakkıyla veriyor, her üç karaktere tutkular ürettiriyor. Hiç kuşkum yok ki, bireysel malzemesi bol Engin’in. Yıldıray Şahinler mükemmel üstü bir Andreja getiriyor sahneye. Şahinler, coşku paleti insanı resmedecek kadar zengin ve renkli bir oyuncu. Andreja’yı çizerken, Andreja’nın tutkularını değil, onun bileşimini oluşturan duygularını öne çıkarıyor. S. Bora Seçkin ise, Dimitrija’nın eylemlerinin oyun metninin basılı olduğu sayfalara değil, salonda bulunmayan oyun yazarına da değil, hemen burnunun dibindeki yönetmenine bile değil, yaratıcı olarak kendisine ait olduğunu duyumsuyor, duyumsatıyor.

GELELİM SADEDE 
Bu oyunda beni esas mutlu edenin ne olduğunu söyleyivereyim mi kulağınıza? Yıldıray Şahinler’in ilk yönettiği bu oyunda, böylesine üst düzey çalışmayla seyircisinin karşısına çıkmasıydı beni mutlu eden. 

Oyun ile ilgili dergiciği incelerken, Yıldıray Şahinler’in bu çalışmasını iki yıl önce yitirdiği ve de her şeyi kendisinden öğrendiğini söylediği babası Yılmaz Şahinler’e adadığını görmüştüm.   

İçimden: “Kulakların çınlasın Baba Yılmaz,” dedim kadroyu alkışlarken.

… ve de salondan çıkarken.

Anahtar Kelimeler: barut fıçısı, istanbul şehir tiyatosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir