MAKALELER

Barış Özkan

2008.10.26 00:00
| | |
3418

Mesleğini sırtında bir yük olarak görmeyen, hem gerçekleri hem hayalleri bir arada tutup yolunda emin ve umutlu adımlarla yürüyen bir oyuncu...


 

Mesleğini sırtında bir yük olarak görmeyen, hem gerçekleri hem hayalleri bir arada tutup yolunda emin ve umutlu adımlarla yürüyen bir oyuncu Barış Özkan.Onunla tiyatronun durumunu hem içeriden hem de dışarıdan değerlendirmeye çalıştığımız bir söyleşi gerçekleştirdik.

Tiyatronun bir derdi olmalı!..

1-Devlet Tiyatroları’nın Anadolu şehirlerinde de yerleşik sahnelerinin olması tiyatronun insanların günlük yaşamına girmesi, herkesin ayağına kadar gitmesi açısından olumlu karşılanırken bir taraftan da buralardaki kadroların genç oyunculardan oluşması dolayısıyla gençlere yol gösterecek kimse olmaması ve buralardaki sanatçıların kendilerini besleyecek kültür sanat ortamından yoksun kalmaları nedeniyle de eleştiriliyor. Siz Bursa’da bu eleştirileri haklı çıkaracak sorunlar yaşıyor musunuz? 

Ben Bursa ,Konya ya da Adana özel tiyatro amatör tiyatro yada lise tiyatroları olarak ayrım yapmak istemiyorum. Bence tiyatro her yerde aynı mantıkla yapılmalı. Bir kısmı daha yeterli bir kısmı daha yetersiz olabilir ama hepsinin bir derdi olmalı. Bu dert kimde yoksa onu ben gereksiz bulurum, zaman kaybıdır bu sorun. Bursa’da da var Konya’da da adını hiç duymadığımız bir yerde de. Bence tiyatroya bakış açışı geliştirilmeli.

2-Seyircilerin, yazarların, yönetmenlerin ve devlet tiyatrosu söz konusu olduğunda yöneticilerin tiyatrodan ve oyunculardan neler beklediklerini biliyoruz. Burada dikkat etmediğimiz nokta oyuncuların beklentileri. Salon sıkıntısından, ekonomik sorunlardan bahsediliyor hep. Bir oyuncu olarak siz tiyatrodan özellikle seyircilerden neler bekliyorsunuz? Her oyunda salonun dolu olması bir oyuncuyu tatmin etmeye yeter mi? 

Ben seyirci açısından çok önce bu saydığın mercilerin öz eleştiri yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Biz ne yapıyoruz diye çünkü seyirciyi ben çocuk gibi görüyorum ne verirsen onu alıyorlar. Onların beğeni kalitelerini yükseltmek bizim oynadığımız oyunların kaliteleriyle orantılı. Benim için seyircinin salonu doldurması mutlaka önemli ama daha önemlisi oyun bittinde alkışlama pozisyonu. Bunu ayakta tutabilirsek bence sorun çözülebilir.

3-Konservatuarı bitirip profesyonel olarak tiyatro dünyasının içine girdiğinizde nelerle karşılaştınız? Sizi şevklendiren, heyecanlandıran ya da hevesinizi kıran, sırtınıza bir yük olarak binen durumlarla karşılaştınız mı? 

Gönül verip girdiniz işlerde bu tip durumlarla karşılaşmanız çok normal tabi ki yaşadım yaşamaya devam edeceğim.. 

4-Tiyatronun içinde mücadele, çalışma, büyük bir ego var. Pek hoş olmasa da zaman zaman küçük hesaplar, hırslar da söz konusu olabiliyor. Tüm bunlar dikkate alındığında psikolojik açıdan çok yıpratıcı bir durum. Kendinizi bunlardan soyutlayıp sağlıklı bir şekilde mesleğinizi sürdürmek adına neler yapıyorsunuz? 

İnsan olduğumu unutmamaya çalışıyorum.

5-Konservatuar sayısı arttı, aileler artık eskisinden daha çok destek oluyorlar. Oyuncu olmak isteyen gençlerin önündeki engeller bir anlamda azaldı fakat tiyatronun önemi ve değeri değişti sanki bu işin içindeki insanlar için. İdealler yerini şöhret ve paraya bıraktı, konservatuardan mezun olduktan sonra tiyatro sahnesiyle buluşmayan oyuncular var. Genç bir oyuncu olarak kendi sanat yolculuğunuza baktığınızda neler görüyorsunuz, nasıl bir hedef belirlediniz? 

Evet bu saydıkların doğru ama bence bu bir süreç yaşanması gerekiyor. Ben bu yolculukta çok aceleci davranmak istemiyorum. Evet ben mezun oldum ve direkt İstanbul’ a gidebilirdim ama Bursa’yı tercih ettim. 3 sene Bursa’da yapmak istediklerimi yaptım şimdi İstanbul’da yaşıyorum. Bu yolculukta zor olacak biliyorum, hedef olarak kendimden uzaklaşmak istemiyorum. Tabi ki hedeflerim var umarım bunları gerçekleştirme fırsatı bulurum..

 6-Oyun seçilip roller belirlendikten sonra karakter üzerinde çalışırken yönetmene ne kadar bağlısınız? Hem ekibe uyum sağlamak hem oyunun ruhuna uymak hem de yaratıcı ruh katarak rolü içselleştirmek nasıl bir süreç? Neler yaşıyorsunuz bu dönemde? 

Yönetmene yeteri kadar bağlıyım. Ben genelde rolün doğum aşamasında yönetmenle çok tartışırım, bazen yönetmen pişmanlık bile duyabilir o rolü bana verdiğine ama bazı şeyler durduk yere olmuyor, sıkıntı sonuç için iyi bir şeydir. Dedin gibi bu bir süreç rolün seni nerde bulacağı belli olmuyor. Bence burada soru çok önemli. Ben doğru soruları sormayı öğrenmeye çalışıyorum.. 

7-Prova süreci ve oyun başladıktan sonra sahne üzerindeki süreci nasıl tanımlarsınız? Ne kadar birbirine yakın ya da ne gibi farklar var? 

Prova sürecini ben hamallık dönemi olarak görüyorum. Seyirciyle buluştuğunuz anda herkes sizi bunları bir anda yaptınız zanneder, neler yaşadığınızı kimse bilmez. Çok çalışmışsınızdır şimdi bunları gösterme zamanıdır. 

8-Siz genç yaşta devlet tiyatrosu sahnesine Neyzen Tevfik rolüyle çıktınız. Bu bir oyuncu için büyük bir şans. Neler söyleyebilirsiniz bu oyunla ilgili? 

Bu oyun benim için bir dönüm noktasıydı. 2 ay öncesine kadar babamı kaybetmişim. Kendimi toparlamaya fırsat bulamadan bu oyun karşıma çıktı ve çok kısa bir zaman var ,31 prova günü kadar. Ben açıkçası bunu hiç bir zaman şans olarak göremedim. Kendime şu soruyu sordum; şimdi ben ne yapacağım?  Hatta bunu çok az kişi bilir kurtulmak için aklımdan bir sürü şey geçirdim. kendimi şu arabanın altına atsam kurtulur muyum gibi ama bir türlü olmadı ve baktım kaçamıyorum bende üstüne gitmeye karar verdim. Günde 16 saat kadar çalıştığımı biliyorum. Şimdi bunu yapabilir miyim bilmiyorum. Zor günlerdi. Bir de oyun çıktıktan sonrası var tabii.. Neyzen Tevfik oynanıyor, küfür var. Zor bir dönemdi. Burada benim kazanımım Neyzen i tanıdım. 

9-Fırsatları kaçırmış değilsiniz, önünüzde uzun bir yol var. Pek çok oyun ve rol sizi bekliyor. Mutlaka yer almam gereken bir oyun, kesinlikle oynamalıyım dediğiniz bir rol var mı? 

Olmaz mı.. Var tabii. Doğru bir ekiple Atatürk’ü oynamak isterdim. Bunun tabi ki bir sinema filmi olmasını tercih ederdim. Daha çok var.

10-Ne kadar eğitim alınırsa alınsın sanatta özellikle de tiyatroda usta-çırak ilişkisinin çok önemli ve gerekli olduğunu biliyoruz. Sizin bu anlamda desteğini gördüğünüz, danıştığınız, örnek aldığınız isimler kimler? 

İlla ki birilerinin size şöyle yapmalısın demesine gerek duymuyorum. Ben görebildiğim kadar yapabileceğim, başkaları da öyle. Rahmetli Lale Oraloğlu’nu unutamam. Bana birçok şeyi söylemeden anlattı. 


11-Oyunculuğunuzla ilgili olarak kişisel yeteneklerinize baktığımızda şarkı söyleme, drama eğitmenliği  hikaye yazma ,şive gibi yetenekler olduğunu görüyoruz.Mesleğinizle bağlantılı yaptığınız farklı çalışmalar var mı?Ya da bu yeteneklerinizi kullanarak gerçekleştirmeyi düşündüğünüz projeler var mı? 

Benim bir hayalim var. Bir karavan alıp önce Türkiye’nin her bir köşesini gezmek. Bunu yaparken yanımda götürmek istediğim kişilerde var. Bunun çok faydalı olacağına inanıyorum ama bunu için biraz dizilerde oynamam gerekecek sanıyorum.

12-Medyanın tiyatroya yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin gördüğünüz eksiklikler, yanlışlıklar neler? 

Eksiklik kendi özümde.

Anahtar Kelimeler: barış özkan



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir