MAKALELER

Avrupa’nın Parlayan Tiyatrosu; Didaskali!

2013.04.12 00:00
| | |
3706

Sizce Nasıl?
Türkiye Tiyatrosu’nun Avrupa Tiyatrosu karşısında müthiş bir sıçrama gösterdiği şu günlerde, Paris’te tiyatro hayatını sürdüren,


 

 

Türkiye Tiyatrosu’nun Avrupa Tiyatrosu karşısında müthiş bir sıçrama gösterdiği şu günlerde, Paris’te tiyatro hayatını sürdüren, Türkiye’ye yaptıkları turnelerle adından söz ettiren Didaskali Tiyatro’yu kurucusu Çisil Oğuz’la konuştuk.  İsveçli Yazar Lars Noren’in ‘Detay’ adlı oyununu Fransızca üst yazıyla oynayacak olan grubun yakaladığı başarının sırrına değindik. 

 

Fransa’da sürdürdükleri tiyatro maceralarında ilk oyunları ‘Keşmekeş’i geçtiğimiz eylül ayında GalataPerform’da sahneleyen Didaskali Tiyatro, Türkiyeli tiyatro severlere harika bir sezon açılışı sunmuştu. Şimdilerde ikinci oyunlarıyla aynı heyecanı bizlere yaşatmak üzereler. 

 

 

YAŞAM KAYA - Didaskali Tiyatro'nun kuruluş hikayesini anlatır mısınız? Neden Didaskali? 

ÇİSİL OĞUZ - Nadir'le (Nadir Sönmez) uzun süreden beri beraber tiyatro yapıyoruz. Fransa'da beş sene geçirdikten sonra ana dilimizde oynamayı özlediğimizi fark ettik. İstanbul'da sahnelemek üzere ikimizin de içine sinen sade bir metin olan La Confusion'u seçtik ve bir topluluk kurmaya karar verdik. Bu amacımızda yanımızda olup bize destek vermek isteyen arkadaşlarımızla çalışmalara başladık. Maalesef topluluğa bir isim bulmak gerekiyordu, bir gün mutfakta otururken ‘didaskali’ kelimesi aklımıza geldiğinde bir bakıma içimiz rahatladı. Hem kelime anlamı itibariyle bizim tiyatro anlayışımızla ilgili bir fikir veriyor, hem de fonetik olarak hoşumuza gidiyor.

 

 

YAŞAM KAYA - Kurucu kadronun özgeçmişine baktığımız zaman 'Galatasaray Lisesi' öne çıkıyor. Genç isimler olarak 'Galatasaray Lisesi'nin tiyatro kültürü sizleri ne derece etkiledi? 

ÇİSİL OĞUZ - Galatasaray Lisesi Tiyatro Topluluğu ve Tevfik Fikret Salonu orada genç yaşlarda  bulunmuş her tiyatrocu için nostaljik bir değer taşır. Bizim de tiyatro yapma arzumuz orada doğdu. Tiyatro metinlerinin keşfi, oyunculuk ve yönetmenlik deneyimleri, bir projeye dair inanç geliştirmek ve onu savunmak, ilk olarak bu dönemde gerçekleşti. Başlangıç noktası olarak bizim için önemli olmakla beraber, kurumun kendi geleneksel ruhu ve dayanışma havası da tiyatro bilinci ve değerlerimizi oluşturmamızda belirleyicidir.

 

 

YAŞAM KAYA - Paris'te tiyatro yaşamınıza devam ediyorsunuz. Fransa Tiyatrosu ile Türkiye Tiyatrosu arasında bir köprü olmayı hedefliyor musunuz? 

ÇİSİL OĞUZ - Fransa ve Türkiye tiyatrosu arasında köprü olmayı hedefliyoruz demek bize biraz zor geliyor. İki ülke arasında çalışmalarını yürüten ve saygı duyduğumuz birçok sanatçı var. Biz ancak Fransa ve Türkiye Tiyatrosu'nun tatlarını ve farklarını görebilmiş, bir de tabi ki içerisinde Fransız ve Türk sanatçılar bulunduran bir kumpanya olduğumuzdan dolayı bu yolda ilerlemekteyiz diyebiliriz.

 

 

YAŞAM KAYA - İlk oyununuzu izlediğimde dürüst olayım, çok heyecanlandım. 'Keşmekeş'i bir tiyatro eleştirmeni olarak, bu sezonun en iyi 5 oyunundan birisi görüyorum. 'Keşmekeş' oyununun Fransa versiyonundan etkilenme oldu mu? Yoksa oyun tamamen özgün bir çalışma mı? 

ÇİSİL OĞUZ - Biz oyunu sahnelemeye karar verdiğimizde, La Confusion Rond Point tiyatrosunda, plastik sanatlar geçmişi olan bir yönetmen tarafından hâlâ sergilenmekteydi, izlememeyi tercih ettik. Oyunun çevirisinden sahnelenmesine tüm çalışma surecini biz sürdürdük, dolayısıyla evet özgün bir çalışma oldu.

YAŞAM KAYA - Fransız yazar Marie Nimier oyunundan sonra İsveçli Yazar Lars Noren oyununu Fransızca sahneleyeceksiniz. Neden İsveçli bir yazarı Fransızca oynuyorsunuz? Avrupa Tiyatrosu'nu Fransız kültürü içinde eritmek bir amaç olabilir mi? 

ÇİSİL OĞUZ - Kesinlikle kültürlerin birbirine karışması ya da birinin diğerine adapte edilmesi amaçladığımız şeylerden biri değil. Maalesef Lars Norén gibi bir yazarı ana dilinde (İsveççe) okuyamadığımız ve sahneleyemeyeceğimiz için böyle bir karar vermek gerekiyordu. Türkiye'de yabancı dilde oyun sik sahnelenmiyor. Tiyatroda sahnedeki duygunun ve hareketin yanı sıra oyunla birlikte gelişen ritmin de çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Dillerin arasındaki ritim farkı sahnedeki olayla ilgili olan ilişkinizi farklı noktalara taşıyabilir. Sadece ritim değil, dillerin kültürlerin aracı olmasıyla da bir ilgisi var tabi ki. Aynı zamanda sahnenin üzerinde ses ve görüntü şeklinde bir çift dilliliğin var olması, seyirci için metni mekansızlaştırıp bir derece kültürel sınırlarını ortadan kaldırıyor. Detay'da bu durumdan yararlanmak istedik.  

 

 

YAŞAM KAYA - Yeni oyununuz 'Detay'da 90'lı yıllarda grup insanın psikolojik yaşamları, çevreyle kurdukları sosyal bağlantıları, sorunları, üzüntüleri, sevinçleri...vs anlatılıyor. İlk oyununuz 'Keşmekeş'te 'Kadın-Erkek' ilişkisi üzerine sistemli bir eleştiri getirmiştiniz. İki oyunu kıyaslarsanız eğer, 'Didaskali Tiyatro'nun 'İnsan Piskolojisi' üzerine özel çalışmalara yöneldiğini söyleyebilir miyiz? 

ÇİSİL OĞUZ - Sizin de yaptığımız çalışmalara bizimle paralel bir görüş geliştirmiş olmanızdan dolayı çok memnun olduk.  İnsana dair bir şeyler anlatabilmek için, hatta anlatmak bile denemez hissettirebilmek, bu konuda seyirci ile herhangi bir iletişime geçebilmek için küçük anlardan  yararlanabileceğimizi düşünüyoruz. Rahatsız olmakla ilgili jestler gibi; önemli bir konuşmanın ortasında ellerin sıvazlanması, kontrolsüz kullanılan hareketler ya da sadece sessizlikler, bazen sessizlikleri engellemek için kullanılan sözler. Bunları keşfetmeye çalışıyoruz. Keşif alanı daraldıkça, ayrıntılar üzerinde daha çok vakit harcayabiliyoruz. Belki bu sebepten dolayı olay örgüsü ilişkilerden oluşan oyunları seçtik ilk iki projemizde de. 

YAŞAM KAYA - Fransa'dan kalkıp Türkiye'ye geliyorsunuz, Türkiye'de hızlı tırmanışa geçen tiyatro hayatının içine dahil oluyorsunuz. Bana göre başarılı da oluyorsunuz. 'Didaskali Tiyatro' Türkiye Tiyatrosu içinde kendisini nasıl tanımlıyor? Fransız Tiyatrosu adına neleri amaçlıyor? 

ÇİSİL OĞUZ - Türkiye'de bizim gibi genç oyuncular için çalışmalarını profesyonel bir çerçevede sunmak Fransa'da olduğundan çok daha kolay. İki ülke arasında gidip gelen projeler yapmak çok kolay olmasa da, kendi algımızı koruyabileceğimiz ortak bir alan yaratmaya çalışıyoruz.   Oyunu bir şekilde mahremimiz haline getirip, kişiselleştirmek, pek farkında olmadan ya da dile getirmeden yaptığımız bir şey. Çalışma döneminde dahi yavaş yavaş oyunu sahiplendiğimizi hissedebiliyoruz ve bu noktaya geldikten sonra kendi çalışmamızdan uzaklaşıp onu tanımlamaya ve karşılaştırmaya çalışmak bize hep çok zor geliyor. Hızla gelişmeye devam eden Türk Tiyatrosu içerisindeki çeşitliliğin bir parçası olabilmek bizim için yeterli olacaktır.

YAŞAM KAYA - Bundan sonraki hedefiniz nedir? 

ÇİSİL OĞUZ - İlerledikçe, geleceğe yönelik çalışmalar konusunda hayal kurarken daha cüretkar olabiliyoruz. Muhtemelen yönetmenliği üstlenenin sürekli değiştiği projeler üreteceğiz.  Yakın gelecekteki en büyük arzumuz uluslararası festivallerde de oyunlarımızı sergilemek.  

Anahtar Kelimeler: Didaskali Tiyatro, Çisil Oğuz



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

Görüş Bildir