MAKALELER

Aşkımız Aksaray'ın En Büyük Yangını - İstanbul Devlet Tiyatrosu

2013.06.20 00:00
| | |
3188

İstanbul Devlet Tiyatrosu, kısa süre önce sonsuzluğa uğurladığımız oyun yazarı, dramaturg Güngör Dilmen (1930-2012)’e saygı duruşunda bulunuyor

Güngör Dilmen’e Saygı: Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını 

 

İstanbul Devlet Tiyatrosu, kısa süre önce sonsuzluğa uğurladığımız oyun yazarı, dramaturg Güngör Dilmen (1930-2012)’e saygı duruşunda bulunuyor ve onun “Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını (Mitos-Boyut Yayınları-“Toplu Oyunları-2”/1996) ” başlıklı oyununu Faik Ertener’in rejisiyle sahneliyor. 

KONU
Umarım malûmunuzdur, 19. yüzyıl sonlarında, saraydaki cariyelerden dokuz yıllık hizmet süresini dolduranlar, “ıtıkname” yani bir anlamda özgürlük belgelerini alarak “çırağ” edilirlermiş. Azat edilen bu cariyeler elmas, küpe, yüzük gibi ziynet eşyaları yanı sıra, altın saati de kapsayan bir çeyiz takımıyla saraydan çıkarılır, bir de ikametgâh tahsis edilerek uygun kişilerle evlenmelerine müsaade edilirmiş.

Güngör Dilmen, bu oyununda tema’sını Mahitab Hatun adını verdiği “çırağ” edilmiş bir cariye üzerine bina etmiş. Konuyu eski İstanbul Aksaray’da bir mahalleye yerleştirmiş. Siyasal, kültürel ve sosyal olaylar üzerine düşünüp fikir üretmeye çalışırken batıyı izleyen ve hatta taklit eden “yarı aydın” Firuz Bey karakterinin etrafını, mahalledeki tulumbacılar ve Firuz Bey’in oğlu gibi sevdiği Müzisyen Artin ile çerçevelemiş. Firuz Bey, Artin’in yararı için, yani Artin’i parlak bir geleceğe kavuşturmak adına Mahitab Hatun’la aralarını “bulmak” çabasına girişmiş. 

YENİÇAĞ DÜŞÜNCESİ
Oyun Firuz Bey’in Artin’in Mahitab Hatun ile işi pişirtmesi, birbirlerine aşklarını ilan ettirmesi ve mahalledeki tulumbacılar, kadınlar, gençler, çocuklarla, şarkılarla, danslarla gelişiyor ve Güngör Dilmen sonuç itibariyle, nedeni bilinmeyen 1911 Büyük Aksaray yangınını Mahitab-Artin aşkı ile ilişkilendiriyor. 

“Aşkımız Aksaray’ın En Büyük Yangını”, Cem İdiz’in kültürel birikimimizin kodlarını taşıyan müzikleri, Melik Can Zaman’ın Müzik Direktörlüğü’nde Müge Öznalcı (Piyano), Seren Kuloğlu (Keman), Kahraman Şirin (Kanun) ve Hikem Çamdalı (Klarnet) dörtlüsünün icrasıyla “Müzikli Oyun” olarak sahneleniyor. 

ERTENER’İN REJİSİ
Faik Ertener enerjisi hiç düşmeyen, müzikleri ve danslarıyla seyirciye keyifli anlar yaşatan bir oyun hedeflemiş, yıllardır aşkı arayan, aşka âşık, bulduğunu sandığında ise aşkı için her şeyi göze alan Mahitab’ın bu uğurda bütün Aksaray’ı yaktıran dramını ilk bölümde komedi, ikinci bölümde dram motifleriyle bezeyerek sahneye yansıtmış. 

Tiyatro sözcüğünün kökeninde görme fiili olduğundan, doğal olarak oyunun görsel olmasını arzulamış. 

Planları, girişleri, çıkışları ve temel öğeleri titizlikle hazırlamış, ama kanımca metni olgunluğundan soyutlamış. 

Oyuna bir takım ölçüler, hareketler, ritimler katmış, ama gelişme tablolarında söylemek istediğini iyi anlatamamış. 

Yazarın oyun kişilerini yaratırken, insanın bio-psiko-sosyal bir varlık olduğu gerçeğini vurguladığını göz ardı etmiş. Bu yüzden olsa gerek, karakterler çok boyutluluklarını kaybetmiş. Örneğin, Firuz Bey’in bilinçli olarak Artin’e gelecek sağlama seçimi, seçime yönelişi, eylemi, bilinçaltında tuttukları sahneye hiç mi hiç yansımamış. 

Kızmak, darılmak yok, bu oyun olmamış. 

YARATICI KADRO
Olmamış, hatta Yeşim Alıç’ın dans eden oyuncuların vücutla teknik donanımlarını bir armoni içinde toplamayı başaran dans düzeni; Osman Şengezer’in bir müzikli oyun için fevkalade işlevsel, sahneye ruh veren dekoru; Önder Arık’ın Şengezer’in dekorunun “iyilik perisi” niteliğindeki ışık tasarımı; Mihriban Oran’ın “eh” kıvamındaki kostümleri dahi oyunu kurtaramamış.

Turan Günay, Demet İyigün, Ergun Akvuran, Ayşe Tunaboylu, Macit Sonkan, Emine Şule Gezgöç, Lale Gençtürk, Ebru Saçar, Özlem Çakar, Eda Demirsoy, Gözde Akın, Kübra Kip, Nermin Koçak, Neşe Ceren Aktay, Nilay Aydınalp, Özge Korkmaz, Tuğba Aydınlıoğlu, Cem Öntaş, Murat Turhan, Oğuz Turgut Genç, Onur Sülen, Ozan Emre Altın, Serdar Aydın, Umut Külen, Ümit Deniz, Emre Akarsu, Hıdırcan Bal, Okyanus Dayıoğlu’nun oyunculukları mı?

Ne diyeyim?

Döktükleri tere kurban… 

İyisi mi emeklerine sağlık diyeyim, başka da bir şey demeyeyim. 

Anahtar Kelimeler: aşkımız aksarayın en büyük yangınıydı, istanbul devlet tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir