MAKALELER

Antonius ve Cleopatra -Oyun Atölyesi

2009.08.23 00:00
| | |
3036

William Shakespeare 1564-1616 yılları arasında İngiltere’de yaşamış bir şair ve yazar olarak çağının çok ötesine geçmiş,...


  

 

     Aşk, İktidar, Hırs: Antonius ve Cleopatra…
 
     En basit bir konuyu bile içine öyle derin anlamlar katarak aktarmıştır ki sonelerinin ve oyunlarının asla eskimemesi, çağ dışı kalmaması bundandır. İtalya’daki, Roma’daki ya da Antik Yunan’daki bir hikayeyi pek tabi ki başkasının kaleminde çiğ kalabilecek iki sevgilinin hikayesini salt aşk olmaktan çıkarıp içine insanın bilinmezlerini, tarihin ayrıntılarını, şiirin büyüleyici dilini, felsefenin eleştirelliğini ve daha pek çok şeyi harmanlayarak güzel metinler oluşturmuş. Onun eserleri defalarca kez sahnelenip üzerine binlerce makale yazıldığı halde hala her seferinde insanları şaşırtmakta, hangi toplumda yaşıyor olursak olalım en güncel olaylara bile bir şekilde cevap olmaktadır. Shakespeare eserlerinin hepsinde derin bir anlam olmasına rağmen herkes tarafından anlaşılabilir nitelikte olması da şaşırtıcı bir durumdur. Sanatsal değerini, ustalığını en yalın şekilde göstererek en ufak bir basitliğe yer vermemiştir.Tiyatro alanında verdiği eserler sinemacıları, bestecileri, şairleri, ressamları, yazarları da etkisi altına almış pek çok sanat dalını besleyen bir esin kaynağı haline gelmiştir. Tiyatro alanında tartışmasız dünyanın en iyi eserlerini veren Shakespeare, sanatının gücüyle Shakespeare sanatının doğmasına neden olmuştur.


 
    Shakespeare’in en bilinen eserleri olan Hamlet, Macbeth, Othello, Venedik Taciri, Romeo ve Jüliet artık yazarından bağımsız bir şekilde kendi başlarına birer eser haline gelmekle birlikte oyun karakterleri de oyunun dışında bilinir hale gelmişlerdir. Oyunlarıyla oyuncuları, yönetmenleri ve seyircileri mest eden Shakespeare birçok yazarı da etkileyerek Tarla Kuşuydu Jüliet, Kraliçe Lear gibi oyunların esin kaynağı olmuştur. Shakespeare oyunları bu kadar bilinir ve incelenirken dünya üzerinde en az sahnelenmiş, üzerine en az inceleme yapılmış, en az bilinen oyunu Antonius ve Cleopatra’dır.

 


 
    Antonius ve Cleopatra, Shakespeare’in trajedilerinden biri… Roma tarihini ve o dönemin en önemli iki ismini konu alan oyunun 1606-1607 yıllarında yazıldığı tahmin ediliyor. Siyasi olayların, liderlik özelliklerinin, iktidar hırsının irdelendiği oyunun önemli özelliklerinden biri hikaye edilen aşkın kahramanlarının gençlik dönemlerinin geçmiş olması ve dolayısıyla aşkın farklı bir yaklaşımla incelenmesi. Üstelik buradaki aşk sadece olgunluk dönemlerini yaşayan kişiler üzerinden anlatılmasıyla değil aynı zamanda aşk ile iktidar sevdasının eşdeğer tutulması açısından da bir farklılık yaratıyor.
 
    Oyuna isimlerini veren tarihin en güçlü isimlerinden olan Antonuis ve Cleopatra’nın hikayesinin Shakespeare’in kaleminde hayat bulmuş olması eserin gücünü ve önemini anlatmak için yeterli. Bu iki isme Shakespeare’in bir dokunuş yapması tiyato edebiyatı için bir hazine değerinde. G.B.Harrison, Granville Barker, Van Doren, W.K.Wimsatt, Wilson Knight gibi eleştiriciler incelemelerinde Shakespeare’in en muhteşem eseri, sanatının doruk noktası, diğer oyunlarının hepsinden üstün gibi değerlendirmeler de bulunmuşlarsa da Antonius ve Cleopatra sahne üzerinde başarılı olamamış tek Shakespeare oyunudur.
 
    Aşk ve tutku oyunda ne kadar önemli ve ön plandaysa karakterlerin tarihi kişilikleri ve siyasi olaylar o kadar önemlidir. Aşk üzerinden yola çıkılmış olsa da tarihsel öğeleri, siyasal çekişmeleri göz ardı edip trajik bir aşk hikayesi denilirse çok sığ ve haksız bir tanımlama yapılmış olunur.
 
    Asıl ünvanı VII.Cleopatra olmasına rağmen kendisinden önceki tüm kraliçeler unutulduğu için Cleopatra ismiyle bilinen Antik Mısır’ın Helenistik Kraliçesi zeki, dokuz dil bilen, 18 yaşında tahta çıkan bir liderdi. Devlet yönetimini güçlendirmek, egemenliği elinde tutmak için pek çok yolu deneyen ve çoğu zamanda başarılı olan Cleopatra tarih sayfalarına aktarılırken birtakım haksızlıklara uğramış,Romalı şair ve sanatçılar tarafından en büyük düşman olarak görülüp tüm eserlere bu şekilde aktarılmış ve bu yanlış tanımlamalar günümüze kadar gelmiştir.Sürekli entrika çeviren,erkeklere düşkün,ahlaksız ve çok güzel bir kadın olarak tasvir edilen Cleopatra son yıllarda ortaya çıkarılan arkeolojik kazılar sayesinde az da olsa gerçek haliyle bilinmeye başlandı. En büyük efsane haline getirilen güzelliği Stefanos’un heykeli ve madeni paralar üzerinde bulunan resimleri ile yıkılmış; güzelliği ile erkekleri etkileyip iktidarı kolayca elde tuttuğu da yalanlanmış olundu. Güzelliğiyle ilgili efsanenin yıkılmış olması ve o dönem tarihi incelendiğinde yaşanan siyasi olayların bir çoğunun dönemin kuralları olduğu görüldüğünde Shakespeare’in yansıttığı pek de efsanevi olmayan Cleopatra karakterinin ne kadar başarılı olduğu bir kez daha kanıtlarla görüldü.


 
    Antonius M.Ö.83-30 yılları arasında yaşamış Romalı liderdir. Başarılı bir askerlik hayatı olan Antonius, Jul Sezar’ın öldürülmesinin ardından çıkan karışıklıktan faydalanarak doğu bölgesinin yönetimini üstlenmiştir. Sanılanın aksine Cleopatra’nın oyununa gelip kandırılmış saf bir adam değil; güçlü bir liderdir. İkisini bir araya getiren şey iktidar hırslarıdır. Aşklarının başlamasını sağlayan Tarsus’taki buluşmanın amacı işbirliği yaparak Cleopatra’nın kaybettiği toprakları geri almak istemesi, Antonius’un ise askeri harcamaları için Mısır’ın zengin kaynaklarından yararlanmak istemesiydi. Yine tarihin sayfalarında Cleopatra’nın oyununa gelmiş, bir kadın uğruna halkını yüzüstü bırakıp gitmiş, sonunda iktidarı elinden alınmış gibi gösterilse de gerçekte Antonius’un da farklı bir kişiliği olduğu çok açık bir şekilde görülüyor. Shakespeare’in yansıttığı Antonius bu tarihi gerçeklerle örtüşüyor, gözü kara bir aşık olmasının yanı sıra askeri yeteneği ve liderlik özellikleriyle halkın ve devlet adamlarının hem takdirini kazanan hem de korkulan bir lider olarak karşımıza çıkıyor.
 
    Shakespeare’in kaleminde hayat bulan Antonius ve Cleopatra’yı ise genel özellikleriyle şöyle değerlendirebiliriz. Cleopatra, Mısır’ın kraliçesi olarak hem gücü elinde bulunduran hem de bu gücün verdiği ağırlıkla hırçınlaşan,zeki olmasına rağmen hırsına ve öfkesine yenilip ani kararlar vererek zaman zaman işleri çıkılmaz noktaya sürükleyen belki de her şeyin yavaş yavaş elinden gitmesine sebep olup kendi sonunu hazırlayan bir karakter. Gözlerini büyük bir imparatorluğun varisi olarak açmış, 18 yaşında tahta geçmiş birisi olarak Cleopatra halktan kopuk, kendini tanrılarla özdeşleştiren, başkalarına fırsat vermeden kendine insanüstü güçler yakıştıran aslında tersi durumu hiç yaşamadığı için iktidar kavramı konusunda takıntılı bir kadın. Tabi tüm bu özelliklerine rağmen en basit insani zaaflarla donatılmış sıradan bir ölümlü... İçinde bulunduğu çelişkili durumun en iyi farkında olan kendisi. Konuşmalarında tehditler savuran, insanları kolayca ikna eden, mitolojik öğelerle kendisine tanrısal nitelikler yükleyip karşısındaki insanlardan nasıl üstün olduğunu hissettiren Cleopatra, en güçlü göründüğü anlarda bile tek bir kelimeyle de olsa açık verip korkularını gün yüzüne çıkarmaktan kaçamıyor. Gerçekten sevdiği, aşık olduğu anda bile zaaflarına yenilip en büyük cezayı kendine vermekten kaçınamayan bir tarafıyla mutsuz ve acı çekmeye mahkum bir kadın.
 
    Antonius tüm askeri başarısı, ihtişamına rağmen iktidarı yeni ele geçirmiş olması nedeniyle henüz kendini kanıtlama çabasında bir lider. İmparatorluk içindeki karışıklıklar, Sezar’ın ölümünün ardından herkesin bir şeyleri ele geçirmeye çalıştığı bir dönemde Antonius daha da güçlenmek ve bunun için de bir an önce harekete geçmek zorundaydı. Doğu tarafına hakim olduğu için çok yakın bulunan güçlü ve zengin Mısır ile işbirliği yapmak en akıllıca çözümdü. Eğer iki erkek lider söz konusu olsaydı gerçekten işe yarayacak bu yöntem Antonius ile Cleopatra’nın aşık olmalarıyla sonun başlangıç noktası olur. Askeri dehasına karşın Antonius için alınacak kararlar bundan böyle sadece Roma ve kendi gücü için değil aynı zamanda Cleopatra için de işe yarar olmalıydı. Cleopatra’nın iki büyük imparatorluğu birleştirip dünyaya hakim olmak hayali ve bunun için hesapsız kitapsız saldırgan ve yayılmacı bir tutum içine girmeleriyle Antonius için işler ters gitmeye başlar. Büyük imparatordan Cleopatra’nın kuklası Antonius’a dönüşmeye başlar. Cleopatra’nın kendi içindeki çelişkilerine karşılık Antonius; halkı, karısı, ailesi ve sevgilisi arasında kalmıştır. Ülkesini düşünmekten vazgeçmemiş ama Cleopatra’nın büyüsü altına girip onun yanından da mecbur kalmadıkça ayrılamamıştır.
 
    Aşkın, iktidar hırsının, siyasi olayların harmanlandığı bu oyun Shakespeare’in şiirsel dilinin en ihtişamlı hali ile mitolojik havadan süslenerek masalsı bir duruma bürünmüş… Tek bir ritmi olmayan ancak temposu asla düşmeyen bir metin… Roma ve Mısır toplumlarının yaşantısı, o dönemin inanışları, hiç bilmeyen birini bile iyi derecede fikir sahibi yapabilecek kadar mitoloji bilgisi Shakespeare tarafından hissettirmeden metnin içine yerleştirilmiş. Tarih boyunca savaşmış, büyük zaferlere ulaşmış, kimsenin önünde eğilmemiş iki büyük lider Shakespeare ‘in ellerine teslim olmuş ve bu masalın içinde kendilerine düşen görevi yapmışlar.
 
    Bu oyunun metninin kusursuzluğuna rağmen sahne üzerinde başarıyı yakalayamamasının nedenlerinden biri kuşkusuz 5 perde ve 42 sahneden oluşması. Sahnelerin bazılarının çok kısa olması, hızlı bir şekilde değişmesi ve mekanların birbirinden çok farklı olması. Edebiyat uyarlamalarında nasıl ki kitapta yazılanların hepsi perdeye aktarıldığında okuyucu kitaptan aldığı tadı filmi izlediğinde alamıyorsa bu oyunda da metnin birebir sahnelenmesi halinde tatsız bir sonuç çıkması kaçınılmaz. Hele ki günümüz tiyatro anlayışı ve sahneleme metotları karşısında seyircinin bu oyundan zevk alması çok zor görünüyor. İyi bir dramaturji çalışmasıyla birebir her şeyi sahnelemek yerine daha imgesel ve işitsel öğelerle hem oyun kısaltılabilir hem de sahne üzerinde bir işlevsellik sağlanabilir.
 
    Ülkemizde 1947-48 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenen Antonius ve Cleopatra kaderine yenik düşmüş, yine başarısız olmuş ve o günden sonra da nerdeyse unutulup gitmiş. Oysa ki iyi bir çalışmayla hem seyirci hem de oyuncu açısından çok etkileyici ve keyifli bir oyun çıkabilir. Bunca öğenin birleştiği, farklı tarzları bünyesinden barındıran bir metin hele ki Shakespeare tarafından yazılmışsa daha çok ilgi görmeyi, cesaret gösterilip sahnelenmeyi hak ediyor.
 
Kaynak:Antonius ve Cleopatra-William Shakespeare (Türkçesi:Bülent Bozkurt) Remzi Kitabevi Orijinal Metin:William Shakespeare:The Complete Works.


 

Anahtar Kelimeler: Antonius ve Cleopatra



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir