MAKALELER

Ankara Sanat Tiyatrosu'nun 50. Yılı ve Selamün Kavlen Karakolu

2013.01.04 00:00
| | |
3981

Sizce Nasıl?
Fazla alternatif mekanı olmayan ama kadim bir izleyici grubu olan Ankara'da A.S.T'nin varlığını sürdürmesi çok önemli.

Geçtiğimiz yıl Ankara Sanat Tiyatrosu'nda yönetim değişikliği oldu. Köklü bir geçmişe sahip olan kurumun yaşatılması gerektiğine inanan Mahir İpek, Hakan Güven ve Vedat Çuhadar, A.S.T'yi devraldılar.  Sanatsal duruşunu koruyarak mevcut çizgisini sürdüren Mahir İpek, Hakan Güven ve Vedat Çuhadar önderliğinde A.S.T bu sezona yeni bir oyunla merhaba dedi. Ayrıca geçen sezondan "Zübük" ve "Giderayak" oyunları da bu sezon devam etmekte. 

Fazla alternatif mekanı olmayan ama kadim bir izleyici grubu olan Ankara'da A.S.T'nin varlığını sürdürmesi çok önemli. Yeni yönetim A.S.T'nin sanatsal duruşunu koruyup yeni kuşağa aktarmada kararlı.  Keza bunu kendileri de şöyle belirtmiştir : "Tüm sanatların anası olan, -Yaşama Sanatı-na hizmet etmek AST'ın kuruluşundan bu güne temel sanat anlayışı olmuştur.. Ankara Sanat Tiyatrosu, politik tiyatro yapmanın tüm zorluklarına, yeni dünya düzeninin yarattığı  apolitik iklime, sanatı tümüyle boş eğlenceye indirgeyen "Kültür Piyasasına" karşı, toplumcu çizgisinden ve insanı merkezi alan  kuruluş poetikasından ödün vermeden,  perdelerini açmaya devam ediyor..." *1

Ayrıca " AST'ı yeni bir yere oturtmak derdimiz. Bu nedenle bu 50 yıllık tiyatroyu, ki dünyada da çok örneği yoktur, Avrupa'da nasıl tanıtabiliriz bunun peşindeyiz." diyerek hedeflerini de yükseltmişlerdir. *2

A.S.T, 1963 yılından beri çizgisinden ödün vermeyen, baskıcı yönetimlerin kovuşturmalarına ve kapatmalarına karşı savaşmış kurumdur. Ülkemizde bilhassa sanat alanında kurumsallaşmanın çok zor ve sancılı olduğunu da düşünürsek üstlendikleri misyonun "Ulusal Tiyatromuz" için ne kadar önemli olduğu ortadadır.

Gelelim oyuna, adeta bir ustalar geçiti... 

Bakınız oyunun ortaya çıkışını yönetmeni Yücel Erten nasıl açıklamış. 
"2008 yazında İstanbul Devlet Tiyatrosu'na bir Aziz Nesin uyarlaması yapmak üzere çalışıyordum. O arada bu oyun adeta "Beni yaz, beni yaz" diye emretti. Ve o çalışmadan bir değil, iki uyarlama çıktı. Birisi İstanbul DT'de hala oynanmakta olan "Ne Dersin Azizim?" diğeri de "Selamün Kavlen Karakolu". Bence AST'ın çizgisine, duruşuna ve yürüyüşüne yakışan bir oyun oldu. Ama kuşkusuz yargı sizin..."*3

Oyun  iki perdeden oluşuyor. Müzikli bir oyun olması sebebiyle oldukça eğleneceğiniz, gülerken düşüneceğiniz bir oyun. 
Oyuncular sahneye seyirci arasından şarkı söyleyerek çıkıyor. Üstelik bir kol uzatma mesafesine kadar yakın kalıp seyirciyle göz temasını kurarak tekste "Öndeyiş" olarak geçen şarkıyı söylüyorlar  böylelikle seyirci de oyunun içine giriveriyor. 
Şarkı, sözleriyle izleyenleri oyuna davet ediyor.
"Budur benim bilip gördüğüm
Başlayınca baskı, artınca korku 
Sahibini dövemeyen eşeğini, 
Eşeğini dövemeyen semerini, semerini dövemeyen çulunu, 
Çulunu da dövemeyen kendi başını, kendi dizini döver. Gümbe de güm, gümbe de güm..." *4 

Oyunun müzikleri dile kolayca dolanan, neşeli, sırf yazılmış için yazılmış olmayan ayrıca bir derdinin olduğunu da belirten sözlerle örülü. Oyun müziklerinin oyunun dramatik yapısına katkısı oldukça fazla. Bilhassa günümüze dair göndermeleriyle günümüzle özdeşleştirmemize imkan veriyor.

 

Oyunun dekoru da oldukça işlevsel. Oyunun temposunu hiç düşürmeyen başarıyla farklı mekanları oluşturan ve gerekli sahne geçişlerini sağlayan, parçalara ayrılabilen demir konstrüksiyondan oluşmuş ayaklı üç platformla karşı karşıyayız.

 

Oyun, kendilerini polis olarak tanıtıp mahalleye karakol kuran iki dolandırıcının hikâyesini anlatıyor. Bu bile aksiyonun ne kadar hızlı olacağının habercisi. Oyun, iki dolandırıcının çalışmaya hasret kalmış işsiz bir vatandaşı para karşılığında var olmayan bir karakola komiser yapmalarıyla başlar. Sonra o var olmayan karakol kurulur ve işleyiş başlar. Mahalleliler bu durumu sorgulamaz bile... -Toplumumuzun başına gelen her şeyi kabul eden tipik yaklaşımı ve polis korkusu.-
      Genel Müdürlük ile yapılan yazışmalarla devlet, karakolu taraf olarak kabul edip buraya üç poliste atar üstelik. Böylece yalanın nasıl gerçeğe dönüştüğünü izleriz. Bir de karakolun sahte komiseri işini ciddiye almasıyla işler daha da bir sarpa sarar. Bu da hikayelerin sıralanmasının alt tabanını oluşturup oyunun gerçeklik tabanını oluşturur. Diğer hikayeler devreye girer ve şenlik başlar. 

 

Oyun aksiyonun yönelişinde Aziz Nesin'in farklı dönemlerde yazdığı 13 öyküden yararlandığını görürüz. Öyküler her ne kadar geçmiş zamanı anlatsa da aslında günümüze ve hatta geleceğe ( Gelecekte karşımıza çıkabilecek tehlikeli durumlara. ) işaret ediyor. Reji, oyunun geçtiği zaman düzlemini geniş zamana yaslanmasına özen göstermiş; günümüze yapılan göndermelerle ve seçilen öykülerin genel geçer tavrıyla bunu hissedebiliyorsunuz.  Bu öyküleri elbette anlatmayacağım sahnede mutlaka izlemenizi öneririm.  

 

Oyunun en güzel tarafı didaktizmin çukurlarına düşmeyen eğlenceli dili. Bu şekilde oyunda "eğiticilikten" ziyade "yaşanırlık" baskın. Oyunun ana izleğine oturtulmuş hikayeler oyunun serimden sonuca kadar oldukça dinamik bir yapıda ilerlemesini sağlıyor. 13 farklı öykünün  kullanılması farklı oyun karakterlerini ve karşılıklı ilişkilerde konumlanan farklı bakış açılarını bizlere sunuyor bu da oyunu tek düzelikten çıkarıyor.  Oyunun derdi herhangi bir tarafı parlatmak değil, süregelen içerisinde ortaya çıkanı göstermek, bu da oyunla bağ kurmamızı kolaylaştırıyor.

 

Oyun açık biçim türündedir,  göstermeci tavrı oyuncunun da bu hicvin içerisinde memnuniyetle yer almasında etken, böylelikle oyuncu farklı karakterler arasında gezerken yorumunu koyabilme özgürlüğünü kazanıyor. Her bir hikayede ayrı bir oyuncu ön plana çıkıyor.Seyirlik türünün etkili olduğu oyun, oyuncular için büyük bir fırsat. Zaten onlarda bu fırsatı çok iyi değerlendirip izlemesi tadında oyunculuklarını sergiliyorlar. Sahne geçişleri ise yer yer oyun dışına çıkmalarla, yanılsamaların kırılmasıyla sağlanmış bu da oyuna ayrı bir neşe katmakta.. . Özetle; oyunda; tip, durum, hareket ve söz komiği oldukça fazla.

Aziz Nesin'de alacakaranlığın yarattığı belirsizlikler hem birbirini izleyen gülünç durumlar ve olaylar zincirleri oluşturuyor ( durum güldürüsü ), hem de çeşitli söylemlerin, ideolojilerin sözcüleri olarak yoğurduğu tipleri (dil ve tip güldürüsü )birbirleriyle çatışarak yabancılaşıyor . *5 

 

Özetle böylesi neşeli, günümüzün popüler deyimi olan "Sinerji." içeren emek dolu oyunu kaçırmayın. 

Oyundan çok sevdiğim bir sözle yazıyı bitirmek isterim. 

Bazıları dünyaya insan olarak gelir, hayvan olarak gider. *6

Nice yıllara Ankara Sanat Tiyatrosu.

Ali Cüneyd Kılcığlu
alicuneydk@yahoo.com


Yazan: Aziz NESİN 
Uyarlayan / Yöneten : Yücel ERTEN
Yönetmen Yardımcısı: Mahir İPEK 
Reji Asistanları: Özgür AVCU ve Tolga YALÇINER
Müzik: Ali Seçkiner ALICI
Işık ve Ses: Mehmet KIZILGÜL 
Dekor: Gazal ERTEN

Oyuncu Kadrosu

Mehmet UlUSOY 
Mahir İPEK
Yıldırım ŞİMŞEK 
Hakan GÜVEN 
Ali Seçkiner ALICI 
Özgürcan ÇEVİK 
Gizem ALDEMİR
Nalan GÜREŞ
Mustafa BİLGİN
Erdem ULUSAL
Özgün AYDIN

KAYNAKÇA
*1 : http://www.ast.com.tr/tarihce
*2 : Vatan Gazetesinden Şule Türker'in 4 Kasım 2012 tarihli Mahir İpek ve Hakan Güven ile yaptığı söyleşi.
*3 : Oyun Broşüründen Yücel Erten " Ankara Sanat Tiyatrosu'nun 50. yılı ve Selamün Kavlen Karakolu üzerine. 
*4 : Oyun tekstinden.
*5 :Aziz Nesin Üzerine : Zehra İpşiroğlu /Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi
 *6 : Oyun tekstinden.

Anahtar Kelimeler: ankara sanat tiyatrosu, selamün kavlen



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir