MAKALELER

Ali Hakan Beşen

2012.04.02 00:00
| | |
1957

Sizce Nasıl?
Tiyatro kalıcı değildir, belirli bir alana ulaşabilir, televizyon, sinema karşısında güçsüzdür denilse de tiyatro izleyicileri bilirler ki bir oyun, bir oyuncu sizi etkilemişse gücü de kalıcılığı da çoktur...



 

ALİ HAKAN BEŞEN

Tiyatro kalıcı değildir, belirli bir alana ulaşabilir, televizyon, sinema karşısında güçsüzdür denilse de tiyatro izleyicileri bilirler ki bir oyun, bir oyuncu sizi etkilemişse gücü de kalıcılığı da çoktur. Üzerinden yıllar geçse de hafızanıza çektiğiniz bir kare beklenmedik bir anda çıkar gelir. Bazen bir replik bazen bir bakış bazen bir melodidir sizi alıp götüren. Kuşkusuz her oyuncu bu etkiyi yaratamaz. Ama öyle oyuncular vardır ki kendini sadece iki saatlik bir oyunda izletmekle kalmaz, hayatınızın içine girer ve sizinle birlikte yol alır. İşte Ali Hakan Beşen bu oyunculardan biri. Bu yazıyı yazmaya başladığımda onu ilk kez sahnede izlediğim 2003 yılından beri sesiyle, bakışıyla, duruşuyla aklımda ne kadar yer ettiğini çok daha iyi anladım. Eminim ki benim gibi pek çok tiyatro izleyicisinin aklında, ruhunda yer etmiş ve etmeye devam edecek olan Ali Hakan Beşen’le tiyatro yolculuğu ve bu sezon rol aldığı oyunlar üzerine bir söyleşi yaptık.


Edebiyatta, hayatta ve aşkta gerçek bir devrimci; Suat Derviş. Türkiye’nin ilk kadın gazetecilerinden, edebiyatın kadınlar için de bir meslek olabileceğini gösteren Suat Derviş’in en ünlü roman kahramanı Fosforlu Cevriye.Ve bu ülkenin gelmiş geçmiş en önemli kadın oyuncularından, ilk müzikal yıldızımız Gülriz Sururi.Bu iki efsane ismin kırk yıllık bir serüven sonucunda buluşmalarından ortaya çıkan, sahnelenmeye başladığı günden beri kapalı gişe oynayan Fosforlu Cevriye müzikali. Suat Derviş’in bu ünlü romanını müzikaller konusunda en yetkin isimlerden biri olan ve oyunculuğu kadar son yıllarda yazdığı oyunlarla,romanlarla edebiyatçı yönünü de gösteren Gülriz Sururi büyük bir özveri ve titizlikle ele alıp hepimizin romandan, sinemadan tanıdığımız Cevriye’yi  belki de yazarın kaleme aldığı en doğru haliyle bir müzikal olarak sahneye taşımış.Son yıllarda örneklerine çok sık rastlamadığımız müzikaller içinde Fosforlu Cevriye yerli ve özgün bir yapıt olmasıyla da ayrıcalıklı bir noktada.Ankara Devlet Tiyatrosu’nun çatısı altında kusursuz bir ekip tarafından 300.temsili geride bırakan ,oyuncularının her birinin sahnede parladığı bu kadronun sahnede yıldızlaşan oyuncularından biri de Ali Hakan Beşen.

Ali Hakan Beşen, Fosforlu Cevriye müzikalinde büyük bir ustalıkla, hiçbirinde bir diğerinden izler taşımadan  üç rolle birden seyirci karşısına çıkıyor. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümünden mezun olduğu 1994 yılında Trabzon Devlet Tiyatrosu’nda başladığı profesyonel oyunculuğa sırasıyla İzmir ve Konya’da devam eden oyuncu 1996-1997 sezonunda Eskişehir Tiyatora Kumpanyas’nda yer alır. Konservatuvar mezunu genç oyuncuların kurduğu bu kumpanyada köy enstitülerinin var oluş nedeni hakimdir. Bu kumpanyada yalnızca oyun sahnelemezler. Birleştikleri nokta tiyatro olsa da kısa sürede bir kültür sanat ortamı oluşur. Eskişehir’in sanat ortamını şekillendiren, şehirde bir tiyatro kültürü oluşturan ve bunu da sağlam temeller üzerine inşa eden kumpanyada Ali Hakan Beşen hem oyuncu hem de yönetmen olarak yer alır. Devlet tiyatroları sahnesinde Keşanlı Ali Destanı,Aç Sınıfın Laneti,Sevgili Doktor,Tamirci,Nalınlar, Rumuz Goncagül, Kaktüs Çiçeği,Soyut Padişah,Atinalı Timon,Bürokratlar,Yedekçi,Kaçsam Bırakıp,Ana Hanım Kız Hanım,Bağdat Hatun,Türkmen Düğünü,Kanlı Nigar,Albayın Karısı gibi pek çok oyunda rol almıştır.Fosforlu Cevriye müzikalinde İşçi , Kerim ve Komiser olmak üzere birbirinden farklı üç karakteri canlandırması ve bunu başarıyla yüklenmesi tesadüf ya da şans değildir.Tiyatro kariyeri boyunca tekrara düşmemiş, aynı zaman dilimleri içerisinde klasik batılı oyunlardan geleneksel Türk tiyatrosuna,çağdaş tiyatro örneklerinden  deneysel ve sürrealist sayılabilecek oyunlara kadar çok geniş bir yelpazede birbirinden farklı karakterlerle seyirciyle buluşmuştur.Rol aldığı oyunla ve karakterle bütünleşip içselleştirmeyi sağlayabildiği için yaratım sıkıntısı çekmemiş, her oyunda rolü ne olursa olsun varlığını olanca ağırlığı ve inandırıcılığıyla hissettirmiştir.Sahnede kendisini değil  Sipsi Selim’i,Kerim’i,Wesley’i,İmam’ı,Padişah’ı,Hava Gazı Memuru’nu gösterdiği için seyirciye sürprizler ve yenilikler vaad eden bir oyuncu olmuştur. 

“ Fosforlu Cevriye’de üç farklı karakteri canlandırıyorum. Üç karakterin birbirine benzememesi ,  seyircinin üç rolde de benim olduğumu anlamaması hoşuma gidiyor elbette.Bunun altında şu var; role hazırlık evresinde ciddi anlamda çok sıkı çalışıyorum.Dramaturjiyi iyi bilmek, hakim olmak lazım. Oyunun yazıldığı dönemi, o dönemin şartlarını bilmek. Yazarı araştırmak , diğer oyunlarıyla farkını,benzerliklerini karşılaştırmak. Sonra ezber külfetini bir önce üstümden atmak isterim. Bütün bunlar tamamlandıktan sonra yaratım süreci başlar. Bu sancılı bir dönem.Bu dönemi germeden, hırpalamadan geçirmeye çalışırım.Bütün bunların sonucunda daha etkili, daha enerjik bir karakter ortaya çıkar.Ama her zaman bunu sağlayabilmiş miyimdir, emin değilim.Kötü oynadığım rollerim de olmuştur.”

Fosforlu Cevriye müzikalindeki başarısına bugüne kadar rol almış olduğu Keşanlı Ali Destanı,Rumuz Goncagül,Kanlı Nigar gibi müzikli oyunlarda edindiği deneyimlerin katkı sağladığı Ali Hakan Beşen pek çok oyuncunun hayalini kurduğu ama sahnelenme süreleri ve prodüksiyon azlığı nedeniyle çok fazla kişinin o şansı yakalayamadığı müzikallerde kariyeri boyunca sık sık karşımıza çıktı.Bir oyuncu için en tatmin edici alan tiyatro ise bu tatminin en yüksek şekilde sağlandığı tür de müzikaller denilebilir.İyi  bir müzikal oyuncusu bedeninin,ruhunun ve sesinin birleşimiyle sahnede devleşir, büründüğü karakterle seyirciyi adeta avucunun içine alır.Ali Hakan Beşen de bu keyfi,bu lüksü yaşayan oyunculardan biri.

Bir oyuncu olarak müzikallerde yer almak, seyircilerin bunca ilgi gösterdiği müzikallerin oyuncu için ne ifade ettiği konusunda Ali Hakan Beşen şunları söylemektedir;

“Müzikal çok meşakkatli bir iş. Genel rejinin dışında dans,müzik,şan çalışması gerektiriyor.Oyuncuya göre şarkıların bestelenmesi ya da uyarlanması.Tüm bunların bir bütün haline getirilmesi ,bir ahenk içinde olması.Bizim tiyatromuzda müzikaller aslında operetle,operayla başlıyor.Müzikli oyunlarla devam ediyor.Bir oyuncu için müzikal bıçak sırtıdır.Normal bir oyunda hatayı geçiştirmek mümkündür.Bir sözü atlasanız da yanlış da söyleseniz toparlayabilirsiniz.Müzikalde bu mümkün değil.Düzeltme şansınız yok.Seyircinin gözüne batar, ahenk bozulur.Bir sözü atlasanız orkestrayı mahvedebilirsiniz.Bu nedenle müzikal çok ciddi bir efor istiyor.Bir kalıbın içindesiniz.Hem dans ediyor hem şarkı söylüyor hem de rolünüzü yapıyorsunuz.Ben başarılı bulunuyorsam bu başarı aldığım eğitimle doğru orantılı.Konservatuvarda sıkı bir dans ve şan eğitimi gördük.Ben müzikli,danslı oyunlarda çok rol aldım.Bunlarda edindiğim tecrübenin de katkısı büyük.” 

Bugüne kadar göstermiş olduğu performans sonucunda Kantocu müzikalinde çığırtkan rolünü Ali Hakan Beşen’in canlandırması kaçınılmaz olmuştur.Usta oyuncu Haldun Dormen’in hem yazıp hem de yönettiği Kantocu Ankara Devlet Tiyatrosu’nun 2011-2012 sezonunda repertuarına kattığı  müzikallerden biri.Osmanlı’nın son dönemlerini,Cumhuriyet’in kuruluş yıllarını, o dönemin kantolarını,tiyatrolarını,eğlence anlayışını toplumsal alışkanlıkları ve tavırları da irdeleyerek sosyolojik ve tarihsel bir şölen halinde sahneye taşıyan Haldun Dormen’in bu eseri şehir tiyatrolarının ardından Ankaralı izleyicilerle buluşuyor.Cumhuriyet sonrası tiyatro tarihimize baktığımızda müzikaller konusunda Haldun Dormen’in öncülük ettiğini,bu konuda başı çeken bir iki isimden biri olduğunu görürüz.Önceleri yabancı eserleri sahneye taşırken zaman içinde tecrübesinin de artmasıyla Haldun Dormen müzikal türünde eserler de ortaya koymuştur.Kantocu da bunun son örneklerinden biri.1961 yılında Sokak Kızı İrma ile başlayan bu yolculuk 50 yıldır başarıyla sürmektedir.Haldun Dormen yazdığı-yönettiği müzikallerle başarısını kanıtlarken her müzikalde oyuncu seçimiyle de fark yaratmış,onun sahnelediği müzikallerde yer alan oyuncuların hemen hepsi yıldız olmuşlar ve kariyerleri boyunca da bunu sürdürmüşlerdir.Haldun Dormen’in elinin değdiği,bugün hepsi birer usta olan sanatçılar arasında Gülriz Sururi,Nevra Serezli,Altan Erbulak ilk akla gelen isimlerden.Tiyatro izleyicisi tarafından çoktandır ışığı fark edilmiş olan Ali Hakan Beşen de Kantocu müzikali ve Haldun Dormen etkisiyle bir kez daha parlamış, oyunculuğunun ne kadar yüksek bir çıtada olduğunu göstermiştir.

Aynı sezon içerisinde biri ülkemizde müzikallerin yaratıcısı olan Haldun Dormen diğeri de performansının üstüne kimsenin çıkamadığı müzikal yıldızımız olan Gülriz Sururi gibi iki usta oyuncunun hem yazdığı hem de sahnelediği müzikallerde rol alan Ali Hakan Beşen onlarla çalışmanın haklı gururunu yaşıyor ve bu konuda şunları söylüyor;

“Kantocu müzikalinin çalışmalarına başlamadan önce Haldun Dormen gelip Fosforlu Cevriye’yi izledi.Oyun çıkışında bana müzikalden bahsetti , ben dans edip şarkı söylerken beni izlediğinde müzikaldeki bir rolün tam bana uygun olduğunu söyleyip rolü anlattı. Ertesi gün odition için beni çağırdı.Böyle başladık çalışmaya.Haldun Beyle prova süreci çok keyifli geçti.Aynı şekilde Gülriz Sururi ile de öyle.Gülriz Hanım bir müzikal yıldızı, bu konuda oyunculuğuyla ekol olmuş durumda.Yıllar önce Suat Derviş romanı Gülriz Hanıma Fosforlu karakterini oynaması için teslim etmiş.Yıllar sonra romanı oyunlaştırdı ve onun yönetiminde sahneliyoruz. Her ikisi de bu piyasayı çok iyi biliyorlar.Darülbedayi’nden geliyorlar.Ben bu anlamda çok şanslıyım.Yolum hep ustalarla kesişti.Ben iki kez Keşanlı Ali Destanı’nda rol aldım.İlk sahnelediğimizde yönetmenimiz Oğuz Aral’dı.Aç Sınıfın Laneti’nde yönetmenimiz Tunç Yalman’dı..O günden beri çok önemli isimlerle çalıştım.”

 

Her oyunda mutlaka bir emek,uzun ve yoğun bir çalışma vardır.Oyundaki karakterlere hayat veren her oyuncu kendinden bir şeyler katmıştır.Bazen yazar karakteri oluştururken onu diğerlerinden ayırmış, metnin gereği,hikayenin gidişatı nedeniyle o karakteri sivreltmiş,onu süslemiş,parlatmış,diğerlerinden öne çıkarmıştır.Böyle bir karakteri canlandıran oyuncu başlangıç itibariyle diğerlerinden birkaç adım öndedir.Karaktere kattıklarının ya da katamadıklarının önemi ikincil plandadır artık.Bazen de yazarın çok fazla kayırmadığı bir karaktere bir oyuncu öyle bir hayat verir ki sahnede daha az görünse de ,daha az sözü olsa da bir bakışıyla,bir sözüyle öne çıkar,seyircinin ilgisini çeker,dikkati üstünde toplar.Asıl takdiri hak eden de bu tür oyunculardır.Onlar ellerindeki sınırlı malzemeyi bedenleriyle,ruhlarıyla öyle bir beslerler,doldururlar ki adeta karakteri baştan yaratırlar.Oyunculuğun ötesine geçip yorumcu ve sanatçı sıfatıyla nitelendirilirler.

Ali Hakan Beşen de bu sıfatla bolca nitelendirilen bir oyuncu.Turgay Nar’ın yazdığı,Laçin Ceylan’ın sahnelediği Gizler Çarşısı tür itibariyle çok sık rastlamadığımız,çok alışık olmadığımız bir oyun.İnsanın, insan olma halinden uzaklaşması,maddenin peşine düşüp insanca olan her duygu ve durumdan kopması bir masal ve korku serüveni şeklinde anlatılmaktadır oyunda.Türü,konusu ve sahneleniş biçimiyle yenilikçi olan bu oyun devlet tiyatrosu repertuarı içinde de özellikli bir noktada.Örneklerine daha çok son yıllarda sayıları hızla artan, alternatif işlere imza atan, bir iki istisnası hariç yabancı yazarların eserlerini sahneleyerek bize gerçekleri haykıran,suratımıza çarpan,bizi sarsan özel tiyatrolarda rastlayabileceğimiz türden bir oyun Gizler Çarşısı.Bu tarz işlere imza atan özel tiyatrolardan farklı olarak böyle bir oyunun devlet tiyatrosu bünyesinde,büyük bir salonda sahneleniyor olması kadar eserlerini yakından bildiğimiz yerli bir yazar olan Turgay Nar’ın kaleminden çıkması da özellikli bir husus.Yıllarca belirli bir biçime alışmış,yerleşmiş bir tiyatro kültürüne sahip olsa da klasiklerle beslenmiş ve o doğrultuda şekillenmiş olan Ankara seyircisinin bir kısmı bu oyunu sahiplenirken bir kısmı da bu yeni türe biraz daha mesafeli yaklaşmıştır.Kimileri sahneleniş biçimini eleştirmiş kimileri de metne eleştiriler getirmiştir.Seyircilerin üzerinde birleştiği tek nokta ise ekip içinde Ali Hakan Beşen’in oyunculuğunun verdiği keyiftir.Kalabalık bir kadrosu olan oyunda yazar anlatmak istediklerini çoğunlukla Beşikçi karakteri üzerinden yansıtmış, bir anlamda onu kayırmıştır.Gizler Çarşısı’nda Cüce karakteriyle seyirci karşısına çıkan Ali Hakan Beşen yarattığı karakterle yorumculuğun sınırlarını zorlayarak unutulmayacak bir performans sergilemektedir.Seyircinin gözünden kaçmayan, karşılığını alan bu durum eleştirmenler ve jüri tarafından da göz ardı edilmemiştir.Cüce karakteri Lions Tiyatro Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü getirmiştir Ali Hakan Beşen’e.

Korku-masal türünde bize yepyeni şeyler sunan Gizler Çarşısı ve bu türdeki oyunlar hakkında oyuncunun görüşleri şöyle; 

“ Bir oyun dizi mantığıyla izlenirse daha ön planda olan, ismi daha bilinir olan dikkati üstünde toplar.Ama soran,sorgulayan,anlayan,anlamlandıran bir seyirci için tamamen farklıdır.Gizler Çarşısı’nın tekstini ilk okuduğumda çok zor bir metin, biz ne yapacağız diye düşündüm.Bu oyunda yönetmen çok önemli.Yönetmenimiz Laçin Ceylan’a seyirci kaygın var mı, ne yapmayı düşünüyorsun diye sordum.Anlatmak istediklerimi sahnelemek istiyorum, dedi.Gizler Çarşısı çağdaş tiyatro örneklerinden biri, avangart bir iş.Devlet tiyatrosunun da ilklerinden biri oldu.Zor bir metin, çok fazla metafor var.Yazarın dilini,biçimini anlamak zor.Seyirciye atıflar var.Metin oyuncunun malzemesini kullanmasına izin veriyor.Yönetmenimiz de bunu iyi kullandı.Cüce karakterini klişelere oturtabilirdik.Laçin’le birlikte insandaki cüce durumunu aradık.Onu ortaya çıkarmak istedik, sanırım başardık da.Bir müzikal kadar çok sahnelenmedi tabi.Ama seyirciyle iyi buluştu, amacına ulaştı.Okuyan,yorumlayan insanların sevdiği,tercih ettiği bir iş oldu.İnsanlar oyun varmış izleyelim diye bakmadılar.Bu oyunu izlemeyi tercih ettiler.”

Bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle, tiyatroya hevesli bir gencin heyecanıyla önüne bakıyor, yaptıklarından duyduğu memnuniyetinin ötesinde neler yapabileceğini düşünüp tiyatroya dair hayaller kurmaya devam ediyor Ali Hakan Beşen.

“ Kendimi şöyle değerlendiriyorum, şöyle hissediyorum aslında.Bir çayın demlenmesini düşünürsek bugüne kadar yaptıklarım ve edindiğim tecrübeyle oyunculuğumun demlendiğini, tam kıvamında olduğunu söyleyebilirim.Tabi böyle hissetmek, böyle değerlendirilmek değil önemli olan.Bunu sürdürebilmek,çıtayı hep yükseltmek gerekli.Bedenime ne kadar iyi bakarsam , tiyatral anlamda kendimi ne kadar besleyebilirsem o kadar uzun yıllar bunu devam ettirebilirim.Öyle olmasını umuyorum çünkü tiyatro benim hiçbir zaman kopmak,vazgeçmek istemediğim yaşam biçimim.”

Anahtar Kelimeler: ali hakan beşen



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

Görüş Bildir