MAKALELER

Alevli Günler - İstanbul Halk Tiyatrosu

2011.12.11 00:00
| | |
2707

Sizce Nasıl?
2006 yılında Bahtiyar Engin, Yıldıray Şahinler, Kemal Kocatürk ve Levent Üzümcü tarafından kurulmuş olan İstanbul Halk Tiyatrosu adına...

İNANÇLARINI KENDİ SEÇEN BİRİNİN DOGMATİK BATAKLIĞINA GÖMÜLÜŞÜ: “ALEVLİ GÜNLER”

2006 yılında Bahtiyar Engin, Yıldıray Şahinler, Kemal Kocatürk ve Levent Üzümcü tarafından kurulmuş olan İstanbul Halk Tiyatrosu adına Bahtiyar Engin İstanbul Halk Tiyatrosu’nun amaçlarını pek güzel anlatmış. Engin diyor ki: “Din, dil, ırk ve renk ayrımı yapmaksızın, dünyanın bütün halklarını kucaklayan, çağdaş sanatın gerekliliklerini sorgulayan, tarafsız, evrensel değerler çerçevesinde dünyayı güzelleştirmeye yönelik her şeyin savunucusu bir anlayışla yola çıkmıştır. Temel ilkesi hiçbir sansüre ve dayatmaya boyun eğmeden başı dik, alnı açık bir şekilde Türk tiyatro tarihi boyunca yoluna devam etmektir. Tiyatromuzun yol haritası halkın anlamlandıramadığı, belli kesimin beğeni ve ideolojisine hizmet eden değil, sanatın eğlendiren, bilgilendiren, düşündüren ve baş kaldıran estetik nimetleri ile halkın her bireyini buluşturmayı amaçlayan bir duruş sergilerken, geleceğin özgün “Türk Tiyatrosunu” yaratmaya öncülük etmektir.”

TRAJİKOMİK BİR MÜCADELE
İstanbul Halk Tiyatrosunun 2010-2011 sezonunda sahnelemeye başladığı ve Bahtiyar Engin’in işaret ettiği hedefe cuk oturan “Alevli Günler” oyununu ben ne yazık ki ancak 2011-2012 tiyatro sezonunda izleyebildim. Genç yazar Irmak Bahçeci (1983)’nin yazdığı oyun, çocukluk arkadaşı kasap Hayri (Bahtiyar Engin), serbest muhasebeci Mensur (Yıldıray Şahinler) ve Türk kültürü profesörü Tarık Öztürk’ün (Cem Davran) başından geçenleri konu ediniyor. Prof. Dr. Tarık Öztürk, Türk kültürü üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda Türklerin ilk dini olan Şamanizm’e inanmaya başlamıştır ve teşhis edilen lenf kanseri sonucu 6 ay ömrü kaldığını öğrendiğinde son vasiyeti olarak gömülmek değil Şamanizm’e göre yakılmak isteyecektir. Bu son isteğini yerine getirmek için verilen trajikomik mücadele izleyiciyi yer yer güldürürken, kimi zaman da hüzünlendirmeyi başarıyor. Üç çocukluk arkadaşı bu son arzuyu mümkün kılmak için ciddi bir uğraş veriyor. 

YAZARIN YAŞINDAN BEKLENMEYEN OLGUNLUK
Genç yazar, gerçek hayatta yaşanan bir olaydan yararlanmış. Ankaralı Cahit Bolat adlı bir vatandaş, kimliğine "Alevi" yazdıramayınca tepki olarak din hanesi bölümüne "şaman" yazılmasını istemiş. Mahkemeye başvuran Cahit Bolat, tek tanrılı üç semavi dinden (Müslüman, Musevi, Hıristiyan) başka bir din yazılamaz yanıtını almış. Üstüne üstlük, Hukuk Mahkemeleri Yasası’nda sayılan hallere uymadığı gerekçesiyle 172 TL cezaya da çarptırılmış. 
Irmak Bahçeci, konuyu yakaladıktan sonra dramatik yapı, kişiler ve diyaloglarda ne yalan söyleyeyim yaşından beklenmedik bir olgunluğa ulaşmış. Bahçeci’nin içinden gelen içtenlik, izleyiciye (elbette yaratıcı kadronun ve oyuncuların katkısıyla) yansımış. Bahçeci, anlatacağını alıntılara, kaynaklara gerek duymadan anlatmış.  Ortaya konuyla ilgili olarak içimizden gelen değil, içimizde yer almasını ve bizi bizim yerimize anlatmasını istediklerimiz halini almış. İnsanı sıkıcı bir ukalaya, işlevsiz bir bilgi yığınına dönüştürüverecek içselleştirmeyi başarıyla işlemiş.  

BARIŞ DİNÇEL’İN DEKORU BU KERE I-IH
Sahne tasarımını yapan Barış Dinçel kimi kuramlara göre tiyatronun kaynağının Şamanist inançlar olduğunu pek dikkate almamış, alsa Şamanist törenlerin özelliğini, izleyici ya da katılımcılara tanrısal gücün simgesi yerine kendisini göstermesini tasarımına oya gibi işler, duvarlara o uyduruk maskları asmazdı. (Bir tür Şaman davulu olan Tungur’a sözüm yok). Tiyatronun günümüzde de kökenindeki bu eğilimin izlerini taşıdığını yok saymaz, eğilimler arasındaki gerilimden güç alırdı. Anonim olduğunu sandığım giysiler iyi, ancak Tarık Öztürk’ün kullandığı Tunguz şamanı giysisi benzerine biraz daha özenilebilirdi. Işık tasarımını da kimin yaptığı belli değil, ama ışık tasarımı yapılırken, ana renkleri kuvvetlendirici karşıt yardımcı renklerin kullanılmasına belli ki diretilmiş. Renkler oyun boyunca etkisiz ve güçsüz.

CEM DAVRAN’IN OYUNCULUĞU
Yıldıray Şahinler, oyuncu yönetiminde belli ki oyuncuların edilgen olmamalarına özen göstermiş. Oyuncularda kişisellik yok. Oyuncular da kendilerine, metin ve karakter üzerinde kendi düşüncelerine inanmışlar. Yönetmenin kendilerine ne yapmaları, ne düşünmeleri gerektiğini söylemesini beklememişler, dolayısıyla “nesne” olmaktan kurtulmuşlar. Farklı pırıltısı ve sevimliliği ile dikkatimi çeken  Tuğçe Kıltaç dâhil, beş oyuncu da yaratıcılık, özgürlük, fantezi yüklenmiş. Sahnede izlemeyi özlediğimiz (bence büyük yetenek) Cem Davran, metinde yazılı olan bütün sözcükleri ve onların altında, alt metinde saklı olan her şeyi, düşünceleri, duyguları çok iyi kavramış. Gözlerinin ve yüzünün incelikli ifade araçlarından da olabildiğince yararlanıyor, sesini, tınılarını, sözcüklerini, tonlamalarını mükemmel kullanıyor. Davran bu oyunda dikkatle izlenilmeli, coşkuyla alkışlanmalı. Bahtiyar Engin canlı, fiziksel ve psikolojik yönelimlerden oluşan bir karakteri oluşturabilmeyi başarmış. Kasap Hayri’nin içsel yaşamının itici güçlerini, iradesini, aklını ve duygularını aksiyona son derece dengeli geçirmiş, imgelemini canlandırmış. Çok ödüllü sinema/dizi oyuncusu tiyatro kökenli Erkan Can’ın tiyatro tahtasına çıkarken bu kere yanında sinema oyunculuğunu getirmemiş, ama oyun sırasında o ne gülme krizi öyle Sevgili Can! 

BU OYUNU KAÇIRMAYIN
“Alevli Günler” (oyunun adında Aleviliğe atıf mı var ne), inançlarını kendi seçen bir insanın yaşamaya hatta ölmeye çalışırken nasıl dogmatik bataklıklara gömüldüğüne, başkalarınca anlaşılamamasına, sürekli baştan savılmasına, küçümsenmesine, kimliklerimizin altındaki dayatmaya, özgürlüklerimizin ne denli kısıtlanmış olduğuna iyi oyunculuklarla ayna tutuyor.

İstanbul Halk Tiyatrosu, kutlanması gereken bir oyunu sahnelemeye devam ediyor.

Söylemesi benden, gidip izlemesi sizden..

Anahtar Kelimeler: alevli günler, İstanbul Halk Tiyatrosu



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir