Söyleşi

5 Dilde Aşk Şarkıları Söylemek Aşkın Dili Şarkılarda Gizli

5 Dilde Aşk Şarkıları Söylemek Aşkın Dili Şarkılarda Gizli

2018.04.20 00:00
| |
0
|
5995

Sizce Nasıl?

Elif Melda Yılmaz, Şehir Tiyatroları’nın ilk kurulduğu günden bugüne müzikallerde oynayan bir oyuncu. Sahnede oyunculuğu kadar sesiyle de büyülüyor.

5 DİLDE AŞK ŞARKILARI SÖYLEMEK

AŞKIN DİLİ ŞARKILARDA GİZLİ

 

Elif Melda Yılmaz, Şehir Tiyatroları’nın ilk kurulduğu günden bugüne müzikallerde oynayan bir oyuncu. Sahnede oyunculuğu kadar sesiyle de büyülüyor. Onu ilk kez Bir Şehnaz Oyun’da Şehnaz rolüyle izledik, dinledik. Bu yıl 17 yıl sonra yeniden aynı oyunla sahnede. Geçtiğimiz yıl Eskişehir Senfoni Orkestrası ile “Beş Dilde Aşk Tınıları” adında büyüleyici bir konser verdi.  Onunla Bir Şehnaz Oyun’un gösterisi sonunda kuliste buluşluk ve sanata, tiyatroya ve müziğe olan aşkını konuştuk. Elif Melda Yılmaz, söyleşimizde en çok sevdiği aşk şarkısının “La Boheme” olduğunu söyledi ve nedenini  “Eskişehir Şehir Tiyatroları’nın yoktan var oluş öyküsünü ve oyuncu arkadaşlarımla kurduğumuz sonsuz gönül birliğini hatırlatıyor bana” diyerek açıkladı.  Aşk kimi zaman bir yola birlikte baş koymaktır. Şimdi La Boheme” şarkısını dinleyerek söyleşimizi okuyabilir ve sanatçımızın aşk yolculuğuna tanıklık edebilirsiniz. 

Müzik; ilk göz ağrım

Sanat yaşamım tiyatroyla başlamış gibi görünse de, müzik benim ilk göz ağrım diyebilirim. Çocukluğumda okul arkadaşlarıma verdiğim konserleri hatırlıyorum. Özel günlerde sahneye çıkardım. Şiir okur, şarkı söylerdim. Çünkü o yılarda tiyatro oyunculuğu için önümüzde bir model yoktu; sinema ya da TV’de gördüğüm şarkıcılara özenirdim.

1996 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro bölümüne girdim Üniversite yıllarında İngilizce animatörlük, Türkçe ve İngilizce yaratıcı drama öğretmenliği, uluslararası şirketlerin tanıtım filmleri için İngilizce çevirmenlik ve seslendirme, TRT ve özel stüdyolarda film ve belgesel seslendirmesi, Ankara Devlet Tiyatrosunda oyunculuk yaptım. Bu dönemde Ankara’da çeşitli kulüp ve restoranlarda solo caz vokalisti olarak programlar yaptım. Üniversite yıllarımda burslu okuyordum. Bir öğrenci olarak iyi kitapları okumak, iyi oyunları, iyi filmleri izlemek istiyo; yaşam standardımı yükseltmek ve  okul bitince devam edebileceğim iş imkânları oluşturmak için , mesleğimle ilgili ve kendimi geliştirmeme katkı sağlayacak,  birkaç işte birden çalışıyordum. Bu işlerden biri de,  şarkı söylemekti. Öğrenciliğim bitinceye kadar da devam etti.

Tiyatro bölümüne girerken şan bölümü mü tiyatro bölümümü diye çok düşündüm.

Ben aslında tiyatro bölümüne girerken şan bölümüne mi girsem, tiyatro bölümüne mi, diye çok düşünmüştüm. Hatta tiyatro sınavlarında girerken Cem İdiz, şan bölümüne girmek ister misin diye sormuştu. Yıllar sonra, hem de uzun bir aradan sonra, onunla da tekrar çalışma şansım oldu. Hatta “Bir Şehnaz Oyun”un yeni versiyonu için, söz yazdığım dört yeni şarkıyı, mükemmel bir şekilde besteleyerek ölümsüzleştirildi. Şan eğitimi serüvenimize dönersek,  öğrencilik yıllarımda, tiyatro bölümündeki şan hocamız Deva Çolakoğlu ‘da, yarı zamanlı olarak, şan bölümüne devam etmem için, daima teşvik etti beni. Fakat okul programım çok yoğun olduğu ve ders saatleri sürekli çakıştığı için devam edemedim. Şan tekniği, müzikal tekniği, cazz tekniği hepsi birbirinden farklı. Gerçi şan eğitimi her şey için bir kapıdır. Şan eğitimi alan insan, doğru yönlendirilir ve kendini geliştirirse, ne söylemek isterse söyler.

Tiyatroda da çoğu kez müzikallerde oynadım.

Şehir Tiyatrolarına girdiğim ilk oyundan itibaren müzikal oynamaya başladım. Müzikalde oynayınca, ister istemez sahnede sesini eğitmeye başlıyorsun. Sahne bana müzikle ilgili de, büyük deneyim kazandırdı.  Bu nedenle müzikal deyince akla gelen isimlerden olmaya başladım. Bir Şehnaz Oyun - Şehnaz Pırtlatan Bal - Amphıtrıon 2000 –  Tanrıça Hera , Emrem Yunus -Solist İstanbul Efendısı - Dilaram Kanlı Nigâr – Nigâr, Lüküs Hayat  Atıfet  ve son olarak da 17 yıl sonra tekrar Bir Şehnaz Oyun’daki şehnaz rolümle yeniden müzikalle buluştum. Şimdi de Kan Kardeşleri adlı yeni bir müzikalin provalarına başlıyoruz.  Bir Şehnaz Oyunda “Müştak “ rolünü canlandıran, on yedi yıllık kıymetli sahne arkadaşım, Genel Sanat Yönetmenimiz Korel Cezayirli yönetmen koltuğunda.

Müzikalde sesimi yeniden keşfettim

Sahne, oyunculuğun yanı sıra sesinizi eğitmek için de büyük bir fırsat. Müzikallerde her karakterin gülüşü, konuşması gibi şarkısına verdiği ses de farklıdır.  Geçtiğimiz yıllarda “Kurtuluştan Kuruluşa” adında müzikli bir oyun yaptık. Orada koroda söyledik; koroda söylemek solo söylemekten çok farklı. Oyunda vokal koçumuz Furkan Aktakka'ydı. Bu çalışma da bana çok büyük bir zenginlik kattı, sesimi tekrar keşfettim diyebilirim.

Her rolün ve karakterin sesi farklıdır

Her role ses vermekten bahsetmiştim. Atıfet'in sürekli puslu bir sesle konuşması gerekiyordu; onun için de ayrı bir ses tonu belirledim. Atıfet'in kahkahası da ayrıdır ve sürekli gülen bir kadındır. Atıfet’in “İhtiras” şarkısını hangi ses tonuyla söyleyeceğim konusunda Aytuğ Ülgen ile ısrarlı tartışmalarımız bile oldu. Ben bir ton aşağıdan söylemek istedim, Aytuğ Ülgen farklı bir şey söyledi. Orkestra şefimiz olduğu için, ‘bana güven’ dese de, ben önce itiraz ettim ama sonunda onun dediği tonda söyledim ve eleştirmenlerin hemen hemen hepsinden olumlu yorumlar aldık.

“İhtiras” şarkısından sonra konser vermeye karar verdik

Lüküs Hayat müzikalini hatırı sayılır, kıymetli tiyatro eleştirmenleri izledi. Oyunla ilgili birçok  güzel övgüler aldık. Bu fikrine güvendiğim, kıymetli eleştirmenlerin hepsi, istisnasız olarak  ‘Atıfet rolündeki Elif Melda Yılmaz’ diye ayrı bir paragraf açıp, bilhassa sesimle ilgili, övgü dolu sözler söylediler.  Eleştirmenlerin yorumlarını okuyunca gerçekten çok mahcup oldum ve Aytuğ şefe gidip, “Şefim çok teşekkür ederim ve özür dilerim sizden; galiba güzel olmuş.”dedim. Aytuğ Ülgen de  “Öyle kuru bir özürle kurtulamazsın. O zaman birlikte konser yapıyoruz” dedi ve beni sahneye attı ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrasıyla birlikte “Beş Dilde Aşk”  adlı aşk şarkıları konserimizi yaptık.

Senfoni Orkestrasıyla söylemek Olağanüstü bir deneyim

Senfoni Orkestrasıyla çalışmak, sizi artık tamamen müziğin içine alan ve kopamamanızı sağlayan bir şey. Hatasız söylemek zorunda olduğunuzu anladığınız ve aslında hatasız söylemenize yardımcı olan bir şey.  Tek tek bütün sesleri duyumsuyorsunuz. Bu anlatabileceğimden çok daha fazla,  çok güzel bir deneyimdi benim için.  Burada tüm içtenlikleriyle beni cesaretlendiren, bana destek olan tüm kıymetli orkestra arkadaşlarıma ve Gülriz Germen, Ender Sakpınar, Yener Büyükerşen ve Seyfi Artar'a da çok teşekkür ederim.

Beş Dilde Aşk şarkıları söyledim

Konseri “Sevgililer Günü” konseptiyle de birleştirdik ve beş dilde aşk şarkıları söyledim. Ancak repertuarım daha da geniş. Konsere sevgili Eskişehirli seyirciler de yoğun ilgi gösterdi. Çok duygu dolu anlar yaşadık. Eskişehirli seyircinin sevgisini konserimde bir kez daha hissettim. Bu konserle birlikte sahne hayatıma yeniden hız verdim. Önümüzdeki günlerde Mersin Operası Senfoni Orkestrasıyla da konser vereceğim.

Vedat Sakman ile çalışıyorum

Konserden sonra Vedat Sakman ile de çalışmaya başladım. Esim  Vedat Sakman’la çalışıyor.  İstanbul’da olduğum zamanlarda sürekli onları dinlemeye gidiyordum. Mutlaka beni sahneye çağırıyordu. Vedat Abi beni çok onurlandırıyor ve sürekli ‘sahnede olman gerek”’diyor. Vedat Sakman’ın kurduğu performans kulübünde, Doğan Canku, Ezginin Günlüğü, Modern Folk Üçlüsü gibi çok kıymetli isimler sahne alıyor. Onlarla birlikte şarkılar söylemek, onları dinlemek benim için büyük bir keyif.

Aşk Şarkım: La Boheme

Eskişehir’de seslendirdiğim aşk şarkılarının hepsini özenle seçtik. Hepsini çok seviyorum ama “La Boheme” şarkısı benim için özeldir. Çünkü Eskişehir Şehir Tiyatroları’nın yoktan var oluş öyküsünü ve oyuncu arkadaşlarımla kurduğumuz sonsuz gönül birliğini hatırlatıyor bana.

Her yerde seyirci varmış gibi söylüyorum

Öğrenci iken harçlığımızı çıkarmak için, o yıllarda çok emin olduğum şarkılarla, çok yormayacak caz şarkıları söylüyordum. Tabii o zaman sorumluluklarım daha azdı, tanınmıyordum. Hata yapma şansım vardı. Şimdi bir yerde, bir dost toplantısında sana mikrofon uzatıyorlar, sen onları tanımıyorsun ama çevredeki bir sürü insan seni tanıyor. Eğer o gün kötü günündeysen ve şarkı söylerken hata yaparsan, her zaman bu hatayı tekrarladığın düşünülebilir. Bizim dünyamız güzel olduğu kadar acımasızdır da.  O yüzden de, ben her yerde seyirci varmış gibi düşünürüm. Her yerde seyirci karşısındaymışım gibi itinalı davranırım.

Eşim,  en büyük desteğim

Eşim mimar. Lise yıllarından beri gitar çalıyor. Kendi kendine yeterek,  workshoplara katılarak, yabancı üstatlarla çalışarak ve yıllarca yerli yabancı flamenko gruplarıyla konserler vererek bugüne gelmiş. Gerçekten müzikte çok iyi bir yerde duruyor. Ben onun kadar iyi bir gitarist dinlemedim diyebilirim. Müzik yolumda eşimin müthiş bir desteği ve katkısı var. Bir kere her şeyden önce cesaret vermesi benim için çok kıymetli. Çünkü ben karakter olarak çok mükemmeliyetçi bir insanım ve üstün uzmanlık seviyesinde değilse bir şey sunulmamalı diye düşünürüm. O yüzden eşim olmasa, ben dost toplantılarında bile şarkı söyleyemezdim. Müzikalde şarkı söylemek ayrı, biz müzikalde oyuncu olarak şarkı söylüyoruz. Orada oyunculukla onu kurtarabiliyorsun; ama profesyonel olarak bir yerde şarkı söylemek demek pürüzsüz, yarım nota bile şaşmadan söylemek demek benim nazarımda. Bunu yaparken, aynı zamanda duygusuyla da söyleyebilmek. O yüzden dinleyici olarak da çok huysuzum. Çok az insanı dinleyebiliyorum. Eşim bu konuda cesaretle karar almamı kolaylaştırdı.

Eşim flamenko gitaristi

Eşimle tanıştığımızda, tekniği gereği,  ağırlıklı olarak Flamenko çalıyordu.Ben her türlü müziği dinlerim. Musikisinden cazına; chansonundan flamenkosuna ne varsa. Onların arasından sevdiklerimi alırım. Benim şarkı söylememe eşlik etmeye başladıktan sonra Koray'ın eşlik ettiği  müzik yelpazesi genişlemeye başladı. Zaman içerisinde bir gün bana “Seninle birlikte olduktan sonra kulağımda duyduğum müzikler değişmeye başladı. Sadece flamenko duymuyorum artık” dedi. Zaten o hangi müziğe eşlik ederse etsin, müziğin tam anlamıyla içinde olduğu için, gerçekten muhteşem bir eşlikçidir. Türk Halk Müziği okuyorsanız bir Halk Müziği üstadı gibi çalar, musikiden okuyorsanız bir cümbüş çalıyormuş gibi çalar gitarı. Orada ne varsa, müzik hangisiyse onun içine giriyor, kendini müziğe bırakıyor ve o yüzden de çok güzel bir iş çıkıyor ortaya. Koray'la müzik alışverişimiz beni çok geliştirdi. Birlikte her gün yeni bir şeyler keşfettik. Profesyonel olarak şarkı söylemem, beste yapmam için, beni cesaretlendiren en büyük desteğimdir eşim.

Güzel insanlara rastladım

Ben müziği hayatımda, beni hep rahatlatan, sağaltan, mutlu eden bir şey olarak gördüm. Ebetteki konserlerimde stresli anlar yaşıyorum; ama her şey konser öncesinde oluyor. Sahneye çıktığım anda ben tamamen zevke bırakırım kendimi. Bu tiyatro sahnesinde de öyledir. Sahne benim keyif alanım, özgürlük alanımdır.

Müziği o yüzden hiçbir zaman profesyonellik anlamında parayla yan yana görmedim. Çünkü müziği öyle gördüğünüz zaman müzikten soğuyorsunuz diye düşünüyorum. Çevremdeki birçok müzisyen arkadaşımda gözlemlediğim bir şey bu. Müziği para olarak görmeyen üstatların da, kaç yaşlarında olursa olsunlar, nasıl keyifli şarkılar söylediklerini, nasıl orada olmak istediklerini görüyorum. O yüzden çok şanslıyım kendimle ilgili başka bir uzmanlık alanım var hayatımı onunla sürdürebiliyorum. O yüzden müziği, çok kıymetli bir keyif alanı olarak gördüğüm için yavaş yavaş ve emin adımlarla ilerlemek istiyorum.

 

Albüm hazırlığım var

Bir albüm yapmak istiyorum ama satış kaygısı olmasın istiyorum. İnsanlar dinlesinler, birbirlerine armağan etsinler. Şarkıları tekrar tekrar dinlesinler. Şu anda altı şarkım albüme hazır. Altı şarkılık bir albüm mü olsun, ya da single mı yapalım diye düşünüyorum. Albümüme Vedat Sakman üstadımdan da bir kaç şarkı almak istiyorum.  Ama programım bu sene de çok yoğun. Ne zaman buna vakit ayırabileceğimi kestiremiyorum.

Dizilere de devam

Bu sezonda da dizi çekimlerim olacak gibi görünüyor. Daha geniş kitlelere, tiyatroyla ulaşamadığımız yerlere de hitap edebildiğimiz için, dizilerde oynamamız, başka bakış açılarını görmemizi, hiç duymadığımız farklı eleştiriler almamızı,  hayatı boyunca hiç tiyatroya gitmemiş insanlara oyun izletebilmemizi sağlıyor. Maddi bir destek olmasının yanı sıra, kendimizi izleyip eleştirebildiğimiz ve dolayısıyla geliştirebildiğimiz bir platform. Bu nedenle dizilere de devam edeceğim.

Bu şehre aşığım Bu şehir gerçekten Aşk-ı Şehir: Eskişehir

Ben bu şehrin her şeyine aşığım. Bir kere seyircisine aşığım. Dünyada böyle bir seyirci yoktur. Her oyunumda, her konserimde merdivenleri dolduran; bizi hiçbir zaman yalnız bırakmayan Eskişehir seyircisine aşığım. Lütfen bizi bırakmasınlar. Lütfen beni bırakmasınlar. Çok güzeller onlar, onlarla varız biz. Onlar için varız. O yüzden her zaman böyle olsunlar. Onları çok seviyoruz. Eskişehir'de hem samimiyet ve içtenlik, hem de nezahet var. Bu ikisinin bir arada olmasına aşığım sanırım. Bir küçük şehir içtenliğiyle,  bir kraliyet nezaheti var bu şehirde gerçekten. Eskişehir'in insanı görgülüdür, bilgilidir. Adap bilir, okur, eğitimlidir çağdaştır. Yenilikleri, sanatı takip eder. Hiçbir şeyi kaçırmaz. Hayatın içindedir yani Eskişehir insanı, o yüzden Eskişehir insanını seviyorum.

Aşkın peşinden koştum

Hayatımda her zaman “Aşkın” içinde oldum.  Her şeyiyle “Aşkın” oldum. Hayatım boyunca aşkın peşinden koştum. On bir yaşımda sahneye âşık oldum. Şimdi müziğin peşinden koşmaya başladım. Eşimle kader bizi bir araya getiriverdi çok şükür ki. Çok az insanın başına gelen bir mucizedir aşk. Kendimi bu konuda şanslı hissediyorum. Çünkü bazen aşk önümüzden geçip gidebilir.

 

Aşk Şarkım: La Boheme

Eskişehir’de seslendirdiğim aşk şarkılarının hepsini özenle seçtik. Hepsini çok seviyorum ama “La Boheme” şarkısı benim için özeldir. Çünkü Eskişehir Şehir Tiyatroları’nın yoktan var oluş öyküsünü ve oyuncu arkadaşlarımla kurduğumuz sonsuz gönül birliğini hatırlatıyor bana.

Ön plana çıkarılabilir

Röportaj: Zehra Çam

Anahtar Kelimeler: aşk şarkıları

0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.

TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir