MAKALELER

1.Özdemir Nutku Tiyatro Ödülleri Sahiplerini Buldu…

2018.06.04 00:00
| | |
3619

Sizce Nasıl?
Şirin, afacan, güleç yüzlü bir çocuk bize bakıyor. Herkesin yüreği gülüyor.

Özdemir Hocanın iki, üç yaşlarında çekilen fotoğrafları beyaz perdede akarken yıllar geçse de hocanın gözlerinde gördüğümüz o pırıltılı ışığın hiç değişmediğini fark ediyoruz. Salonda müthiş bir heyecan var. Karşıyaka Nazım Hikmet Kültür merkezindeyiz.  


Kıyı Ege ve Ege Tiyatrolar Birliği’nin düzenlediği Özdemir Nutku Tiyatro Ödülleri 1 Haziran akşamı İzmir Karşıyaka Nazım Hikmet Kültür Sanat Merkezinde ilk kez sahiplerini buldu. Türk Tiyatrosunun en büyük ustası, hocaların hocası Prof. Dr. Özdemir Nutku adına verilen bu ödüller aynı zamanda  barıştan yana olan bütün sanatçılara adanıyor. Bütün sevenlerinin Özdemir Hocasına duyduğu sonsuz vefa borcunun bir ifadesi olarak, hocanın bizzat katılımıyla gerçekleşen bir buluşma olsun istenmiş. Özdemir Hocanın ayak izlerini takip eden, ışığını gelecek nesillere aktarmak ve çoğaltmak için hocanın bilgisinden yararlanan öğrencileriyle bir araya geldiği çok özel bir buluşma gerçekleşiyor.
Törenden önce Kıyı Ege ve Ege Tiyatrolar Birliğinin Başkanı Metin Güler bir konuşma yapıyor. “Büyük bir vefa duygusuyla bu ülkenin en büyük ustasına, Türk Tiyatrosuna yaptığı katkı nedeniyle bu ödülleri veriyoruz.  Bu topraklarda yaşayan en önemli değer ne kadar şanslıyız ki, burada İzmir’de yaşıyor. Bu toprakların, İzmir’in hocaya bir vefa borcu var. Yazdığı bilim kitaplarının ışığı bizi aydınlatmaya devam edecek. Verilen bu ödüller, tamamı tiyatroya adanmış bir ömre duyulan vefa duygusunun temsilidir.” Sonra Özdemir Hocanın tiyatroya, bilime, araştırmaya, kitaplara, müziğe adanmış hayatından karelerin yansıdığı fotoğraflar beyaz perdeye yansıyor.


Ödüllerin verilmesinden hemen önce sahneye seçici kurulda yer alan ve organizasyonda çok büyük emeği geçen Prof. Dr. Hülya Nutku çıkıyor. “Bence bu ödülleri bugün burada bulunan herkes kazandı. Hepiniz kazandınız çünkü böyle bir zamanda tiyatro yapıyorsunuz. Tiyatroya emek veriyorsunuz o nedenle bu salonda bulunan tiyatroya gönül vermiş bütün herkesi önemsiyoruz. Özellikle burada İzmir’de kalıp inatla tiyatro yapanlar, tiyatroya ivme kazandırmak için çaba harcayanlar bizim için çok önemli. Başlangıçta 15 dalda ödül vermeyi planlamıştık. Sonra özel emek ödülü vermeye karar verdik. Ödül konusunda Özdemir Hocanın özel bir isteği oldu ve 17. Ödülü “bölge özel ödülünü”   Özdemir Hocanın isteği doğrultusunda veriyoruz. Her yıl Anadolu’da bir bölge seçeceğiz. Burada inatla tiyatro yapan ve bulunduklara bölgeye ışık olmaya devam eden tiyatrolara bu “bölge özel ödülünü” vereceğiz.”


Sonra sahneye, ödüllere adını veren Özdemir Nutku çıkıyor ve neler hissettiğini bizlerle paylaşıyor. “Hayattayken bana gösterilen bu vefa beni çok duygulandırdı, heyecanlandırdı. Ben bütün gençlere güveniyorum. Çünkü onlar benim çocuklarım. Artık torunlarım oldular. ( Burada gülüyor, o gülünce bütün salon da gülüyor). Evet, torunlarım oldular. Hatta artık torunlarımın torunları yetişiyor. (Konuşmasına espriyle karışık devam ediyor) Bakmayın  kaporta eskidi ama motor hala çalışıyor. (Salondan kahkahalar..) Bu ödüllerin verilmesi, bin bir güçlükle tiyatro yapmaya çalışan gençlere destek olması bakımından çok önemlidir. Ben kendi mesleği dışında tiyatro yapmaya çalışanları da önemsiyorum. Çünkü tiyatro ve sanat başka meslek dallarında çalışanları olumlu etkiliyor, kendi alanlarında başarılı olmalarını sağlıyor. Doktoramı yaptığım dönemde, katıldığım bir yemekte yanımda tiyatro ve müzik konusunda derin bir bilgiye sahip emekli bir profesör oturuyordu. Yemek boyunca müzik ve tiyatro üzerine sohbet ederken ondan çok şey öğrendim. Bir yandan da merak ediyorum. Tiyatro ve müzik konusunda bu kadar engin bilgisi olan bir hoca neden bize gelmedi diye düşünüyorum. Ben kim olduğunu sormaya fırsat bulamadan yemek bitti. Ben arkadaşıma yanımda oturan beyaz saçlı profesörün kim olduğunu sordum. Arkadaşım bana inanmayan gözlerle baktı. “Ne yani hakikaten bilmiyor musun?” dedi. “ O Fizikte Nobel Ödülü almış olan Werner Heisenberg” dedi. Yani, fizik, matematik, tıp gibi alanlarda çalışanlar, tiyatro gibi insanı inceleyen sanat dallarıyla uğraştıklarında çok iyi işler yapıyorlar. Bu nedenle, tiyatronun bu ülkeyi kalkındıracağına yürekten inanıyorum. Her şeyimi tiyatroya adadım. Bir insanın bir şeyi yaparken, çok iyi yapabilmesi lazım. Gençliğimde, müzik ve tiyatro konusunda çok iyiydim. Ankara’da müzik yaparken o dönemlerde fazla insan yoktu. İki kişiydik. Erdoğan Çaplı ile ben vardık. Hayatımda öyle bir dönüm noktasına geldim ki bir karar vermem lazım. Müzikle mi devam edeceğim bakıyorum orada çok para var. Yoksa tiyatro mu? Orada da hiç para yok. (Salonda kahkahalar yükseliyor …) Bir yol ağzındayım. Bir seçim yapmak zorunda kaldım. Tiyatroyu seçtim. Hiç pişman olmadım. Müziği tiyatroyu besleyen bir yan dal olarak kullandım.  Çok şanslıydım. Hocalarım Türkiye’nin en iyi hocalarıydı. Beni seçimimden dolayı eleştirmeden destekledikleri için aileme minnettarım.” Özdemir Hoca elinde mikrofon gülümsüyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyor. Bütün salon ayakta hocaların hocasını alkışlıyor.  


Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümünde çok sayıda öğrenci yetiştiren ve çok sayıda sanatçıya emeği geçen Altuğ Dilmaç ve usta müzisyen Zafer Çebi birlikte sahneye çıkıyorlar. Altuğ Dilmaç konser programını hazırlamadan önce Özdemir Hoca’ya nasıl telefon ettiğini ve onun istekleri doğrultusunda seslendirecekleri parçaları nasıl birlikte seçtiklerini esprili bir dille anlatıyor ve konsere Özdemir Hoca’nın özellikle istediği “My Way” ile başlıyor. Daha sonra, Özdemir Hocanın en çok sevdiği ve söylenmesini istediği “what is this thing called love” parçasıyla devam ediyor. Piyanoda Zafer Çebiyle birlikte, klasik müzikallerden seçilen parçalarından oluşan muhteşem bir konser sunuyorlar. Konser aralarında ödül dağıtımı yapılıyor. Arada Mutlu Polat “Kül Kızı” isimli, bir gösteri sunuyor. 


Altuğ Dilmaç güçlü sesiyle, büyüleyici sahnesiyle ve “Damdaki Kemancı” müzikalinde, sütçü Tevye karakterinin seslendirdiği “Ah Bir Zengin Olsaydım Ben” şarkısında gösterdiği üstün performansla hafızalara kazınıyor. Altuğ Dilmaç, Tevye’nin hayallerini aktarırken, harika sesi ve yorumuyla Tevye’nin kendisi oluyor. Vücut dilini olağanüstü bir başarıyla kullanırken, işte tam anlamıyla gerçek manada sanatçı olmak böyle bir şey dedirtiyor. Sahneden inmeden önce, en ön sıraya doğru eğilerek “Hocam bana sözünüz var. Siz piyanoya geçeceksiniz, birlikte “what is this thing called love” parçasını  seslendireceğiz. Nasılsa her ikimiz de daha çok genciz” deyince salon kahkahalar ve alkışlardan yıkılıyor.    

Ödül töreni; hazırlanan zengin programıyla, renkli anekdotlarıyla, katılımcıların paylaştıkları anılarla ve salonda her an hissedilen coşkuyla unutulmaz bir gece oldu. “Aday olarak, tek kişi olunca sanki biraz mafyavari gibi oldu” diyor, gülerek Yılın En İyi Afiş Tasarımı ödülün alan Alpgiray Kelem. Tiyatro Motto için “Ophelia’nın Hamleti”, Tiyatro 4 için “Shakespeare Öldü Aş Bunları”, Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu için “Küheylan” oyunlarının afişlerini büyük bir başarıyla tasarlayınca kuşkusuz ödülü hak ediyor.  En iyi ışık tasarımını alan Rujdi Aliji’nin ödülünü alabilmek için ışık odasından fırlayarak koşup sahneye gelmesi, ödülünü aldıktan sonra alkışlarla yine son hız koşarak ışık odasına dönmesi gecenin hoş anılarından biri oldu. En İyi Oyun Yazarı ödülünü alan Feraye Şahin’in dört yıl boyunca, her yıl büyük bir umutla Özdemir Hoca’nın öğrencisi olmayı dört gözle beklemesi ve fakültenin son senesinde derslere Özdemir Hoca’nın gelmeyeceğini öğrenmesiyle uğradığı hayal kırıklığıyla birlikte nasıl tatlı, hınzır bir plan hazırladığını hikayesi kahkahalarla dinlendi. Sonunda örgütlediği arkadaşlarıyla birlikte,  Hülya Hoca’nın odasının kapısının altından mektuplar atarak nasıl Özdemir Hocanın dersine girmeyi başardıklarını anlatması gülerek, keyifle dinlendi, anılar tazelendi. Her konuşmacı aynı sevgi ve aynı coşkuyla Özdemir Hocayla yaşadıklarından biriktirdiklerinden derlenen unutulmaz anıları, güzel kazanımları paylaştılar.   

     
Sevgi, heyecan ve coşkunun iç içe geçtiği gecede, sanatın, müziğin ve tiyatronun insanı iyileştiren, umut veren gücü yüreklerimize dokundu.  Bu yıl ilk kez verilen Özdemir Nutku Ödülleri seçici kurulunda Hülya Nutku, Tomris Çetinel, Selda Kulluk Yerdelen, Özlem Belkıs, Orhan Demir, Erdoğan Eğmen ve Ersin Yeniceli gibi değerli isimler yer alıyor.

Bu yıl verilen Özdemir Nutku Ödülleri şöyle. 

  
En İyi Afiş Tasarımı Ödülü, Alpgiray Kelem, “Küheylan” Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu  
En İyi Dekor Tasarımı Ödülü, Arkın Selek,“İpler Kimin Elinde”, Efeler Belediye Tiyatrosu 
En İyi Müzik Ödülü, Cem İdiz, “Ortanca”, İsimsiz Sahne
En İyi Işık Tasarımı Ödülü, Rujdi Aliji, “Çakırcalı Mehmet Efe” Aydın Efeler Tiyatrosu 
En İyi Kostüm Tasarımı Ödülü, Günnur Orhun, “Savaş İkinci Perdede Çıkacak”, Karşıyaka Belediyesi Şehir Tiyatrosu
En İyi Oyun Yazarı Ödülü, Feraye Şahin, “Dört Delikli Düğme”  Fabrika Oyuncuları 
En İyi Genç Kuşak Kadın Oyuncu Ödülü, Sevcan Sini, “Ophelia’nın Hamleti”, Tiyatro Motto
En İyi Genç Kuşak Erkek Oyuncu Ödülü, Özgür Molla, “Ophelia’nın Hamleti”, Tiyatro Motto
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü, Rabia Gün, “Lütfen Kızımla Evlenir misin?” Tiyatro Objektif
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü, Fatih Çorapsız, “Salaklar Sofrası”, Afyonkarahisar Belediyesi Şehir Tiyatrosu 
En iyi Kadın Oyuncu Ödülü, Gülin Bakkaloğlu, “Jan d’Arc’ın Öteki Ölümü” Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu
En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Murat Niyazi Emre, “Metot”, Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu
En İyi Yönetmen Ödülü, Ant Aksan, “Jan d’Arc’ın Öteki Ölümü” Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu
En İyi Yapım, “Jan d’Arc’ın Öteki Ölümü”, Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu


Özdemir Nutku Bölge Özel Ödülü,
Avni Rakop, Samsun Belediyesi Konservatuarı, 39 Yıldır Bölgede Tiyatro hareketine bir umut olduğu için veriliyor. 
Özdemir Nutku Özel Ödülü, İbrahim Güngör, Tiyatro Terminal, İnadına İzmir’de kalarak, kentin tiyatro hareketine katkıda bulunduğu için veriliyor.
Özdemir Nutku Emek Ödülü, Hüseyin Avni Danyal. Hüseyin Avni Danyal Özdemir Nutku’nun öğrencisi. Hoca ödülü sevdiği ve takdir ettiği öğrencisine verirken şöyle diyor.

“Hüseyin çok iyi bir kompozisyon oyuncusudur. Bu nedenle, kendisi her karaktere ve kompozisyona başarıyla girer”. Hüseyin Avni Danyal çok heyecanlı. “1985’den beri ilk defa hocamla aynı sahneyi paylaşıyorum. Bu ödülü, özgürlük, demokrasi ve barış için tiyatro yapan herkes adına alıyorum. Beni çok iyi yetiştirdikleri için sevgili hocalarıma çok teşekkür ederim.”   


Bu yıl ilk defa verilen Özdemir Nutku Tiyatro Ödüllerinde gecenin dikkat çeken yapımlarından biri de Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu “Jan d’Arc’ın Öteki Ölümü” oldu ve oyun “En İyi Kadın Oyuncu”, “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Yapım” dallarında ödüle layık görüldü. Genç oyuncuları desteklemek amacıyla verilen ödüller amacına ulaştı. Tiyatro Motto, “Ophelia’nın Hamleti” oyunuyla Sevcan Sini “En İyi Genç Kuşak Kadın Oyuncu Ödülünü” ve Özgür Molla “En İyi Genç Kuşak Erkek Oyuncu Ödülünü” aldılar. Tiyatro yolculuğunun en başında, her iki oyuncusu da ödüle layık görülen Tiyatro Motto gelecek vaat ediyor. Her zaman tiyatroya gönül veren genç oyuncuları sonuna kadar destekleyen Prof. Dr. Hülya Nutku’nun da dediği gibi o gece salonda bulunan herkes kazandı. Ödül için aday olan bütün oyuncular ve tiyatro toplulukları yaptıkları güzel işlerle gecenin yıldızı oldular.   


Gecenin sonunda toplu hatıra fotoğrafı çekilirken Oscar Töreninde olduğu gibi öz çekim yapılması gülüşmelere neden oldu. Gece boyunca Hocaya duyulan ilgi ve sevgi hiç dinmedi. Herkesle sayısız fotoğraf çektiren hoca, gecenin sonunda gülerek itiraz etmeye başladı. “Yaaa yeter, yüzümü eskiteceksiniz”. Ama hoca gülerek, aynı nezaket ve zarafetle hiç kimseyi kırmadı. Gecenin sonunda yanına yaklaşıp usulca sordum. “Hocam bu gece neler hissediyorsunuz, adınızı verdiğiniz bu ödüller sizin için ne ifade ediyor? “ Tabii çok heyecanlıyım. Genç tiyatrocuların teşvik edilmesi ve özellikle İstanbul dışında Anadolu’da büyük zorluklarla tiyatro yapmaya çalışan gençlere bir ivme kazandıracağını düşündüğüm için bu ödülleri önemsiyorum.”    


Özdemir Hocanın öğrencisi olalım, olmayalım. Bize dokunduğu, ışığını bize geçirdiği andan itibaren bir şekilde hepimiz onun öğrencileri oluyoruz. Cehaletin kabus gibi çöktüğü karanlık bir dönemden geçerken, Özdemir Hocanın dokunduğu hayatlar yeniden umutla yeşeriyor. Çünkü hocada muhteşem bir çalışma azmi var. Çalışmayı sevmesi, üretmesi, araştırması, bilime, sanata, teknolojiye, yeniliklere karşı olan bitmez tükenmez merakı, kendisini teknolojiye uyumlu olarak sürekli güncellemesi ve yeni kitaplar yazması  insanları hem şaşırtıyor hem de özendiriyor. Kendi adıma birçok teknolojik yeniliği, en son bilimsel buluşları ben daima ilk önce Özdemir Hocamdan öğreniyorum. İnsanı şaşırtırken meraklandırıyor. İnsanda araştırma ve öğrenme heyecanını körüklüyor. Çalışmak, üretmek, güzel işler yapmak adına ilham kaynağı oluyor. İnsana yaşama sevinci veriyor. Umutsuzluğun, bezginliğin, karamsarlığın, ataletin, tembelliğin, depresyonun yerini yeniden iyi işler yapma adına yaşama ve çalışma sevinci alıyor. Özdemir Hocanın bir şekilde dokunduğu hayatlar ışıldıyor. 

Anahtar Kelimeler: özdemir nutku tiyatro ödülleri, özdemir nutku, özdemir nutku ödülleri



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir