MAKALELER

1. Efes Tiyatro Festivali Üzerine...

2018.12.11 00:00
| | |
3475

Sizce Nasıl?
Sahne ile seyirci arasındaki yükselti on beş dakika sonra eşitlenir ve herkes aynı düzlemde olur.
 
EFES’E YAKIŞAN BİR FESTİVAL; “1.EFES TİYATRO FESTİVALİ”  YA DA İNSAN’A VERİLEN DEĞER
 
Sahne ile seyirci arasındaki yükselti on beş dakika sonra eşitlenir ve herkes aynı düzlemde olur. Birbirine yabancı iki topluluğun karşılaşması, kaynaşması ve birbirine dönüşmesidir ortak bir yaşam tecrübesi sonucu tiyatro bir anlamda da. Tiyatroyu, hayatın içindeki hayatı, hep diri tutmak için işleyen festivaller işte bu içerden akan suların birleşme alanlarıdır. Bir başka hayatın insanları olarak tiyatrocuların, coşkularını, tiyatrodan duydukları sevinçlerini paylaşma alanlarıdır. Tıpkı çocukluk günlerindeki kapılar çaldığımız bayram sabahları gibi, aynı sokağın çocukları olduğumuzu hissettiğimiz uzamlardır. Bunun yanında seyirci için de aynı şey geçerlidir; bir şölendir festivaller. Deyim yerindeyse;  provalar anne karnı; prömiyerde bebek doğuyor; festivallerde ise çoluğa çocuğa karışıyor. Festivallerde, seyirci kalabalığına eşitlenen bir tiyatrocu kalabalığı kendine bakma fırsatı buluyor; neyi eksik neyi doğru yapıyorum; işte ustalar burada. Söyleşiler birbirinden değerli oyunlar, bu kez birbirimize ayna olmamızı sağlıyor. Geçen yıl günlerden bir gün içimden şöyle düşündüğümü hatırlıyorum; bir tek ben miyim provalardan sonra hayata böyle başka gözlerle bakan. Bir tek ben miyim bir müzik dinlediğinde onun hareketlerini de gören? Bir tek ben miyim baktığı her yerde her olayda bir sahne gören? Bu düşüncelerle, keşke yönetmenlerden oluşan bir toplantı olsa da konuşabilsek mesleki etkiler herkeste aynı mı acaba diye, düşünmüştüm.  Efes Tiyatro Festivali, her alandan birbirinden değerli sanatçılarımızın katılımı ile bana bu düşüncelerimin çoğunun yanıtını bulma fırsatı sağladı. Öncelikle bunun için teşekkür ediyorum. Mesleğini gerçekleştirmek için yalnız kalmaya çok ihtiyaç duyduğun (rejiden, dramaturjiye, provaya, ışığa, müziğe, fotoğrafa, afişe… )  bizimki gibi işlerde yalnızların buluşması çok verimli oluyor. 
 
Tiyatronun doğduğu topraklar olan Ege Bölgesi’nde tiyatro yapmak çok anlamlı. Geçmişe bu topraklarda yaşamış insanların tam da burada uzattığı eli tutmak, kulağımıza fısıldadığı sufleleri duyar gibi sahnede repliklerimiz söylemek çok anlamlı. Efes’te Troyalı Kadınlar’ı sahnelemek ise büyüleci bir düşünce ve gerçekten de festivalin açılış gecesinde oyun, sütunların arasında gezinen mükemmel tasarlanmış Antik Yunan giysileri içindeki yediden yetmişe oyuncularıyla, hepimizi tarihi bir yolculuğa çıkardı. Selçuk Belediye Tiyatrosu’nun sahne atmosferini süsleyen günebakanlar gibi içtenlikle aydınlanmıştı tüm oyuncularının yüzleri. İnsanı heyecanlandıran, ufuk açıcı bir ortamdı. Tarihin günlük yaşama tiyatro yolu ile dahil olduğunu ilk kez gördüm. Dekorun değil de oyuncunun dekora taşındığı nadide anlardan biriydi ki dolayısı ile Efes’n bu tarihi atmosferinin gücü tüm oyunculardan rol çalıyordu diyebiliriz. Ancak onu yaşamsal kılan içtenliği etkileyebilecek hiçbir güç yoktu. Tiyatroya emek vermiş nice sanatçımıza ödüllerinin orada verilmesi de unutulmaz bir andı. 
 
Tanımadığınız bir yere gittiğinizde aradığınız ilk şey güler yüz ve sıcaklıktır. İnsanlığından tanış çıkar bütün tiyatro emekçileri. Tiyatroya gerçekten gönül vermiş her biri birbirinden güzel değerli insanların; festival komitesinin, gelen tüm ekipleri aynı sıcaklıkla kucakladığını gördüm Selçuk’ta. Her ekiple bir oyuncu ilgilendi ve festivalle ilgili diğer birçok koşturmacalarının arasında bizleri en iyi şekilde ağırladılar. İçten gelen bir misafirperverlikti gördüğümüz. 
 
Festivalde sanki tiyatronun doğumunu yaşadık. İlk gün bir şenlik havasında geçti. Açılış konuşmaları, zeybek gösterisi ve Burak Cırcır’ın nefis pantomim gösterisinin ardından, her ekip kendi pankartı ile sokakta festivalin duyurusunu yaparak, çeşitli kostümler içindeki oyuncularla yürüdük. Hepimizin kaynaşmasını sağlayan neşeli, güzel bir yürüyüş oldu. 
  Bir anda kırk yıllık dost gibiydik. İşçilerin, çiftçilerin, öğretmenlerin, hekimlerin, avukatların, mühendislerin… Aynı işi yapan insanların bir araya geldikleri zaman, sanki işlerinin dışına çıkmış gibi hissettiklerini, hep birlikte her şeyin yeniden başlayacağı büyük bir anlamlı boşluk yaşadıklarını görmüştüm ancak tiyatrocularınki bambaşka oluyor çünkü aynı anda bunların hepsisiniz. Biz tiyatro ülkesinin çocuk insanları festivalin ilk gününden itibaren birbirimizi çok çok önceden tanıyormuşuz gibi kaynaştık. Çok güzel dostluklar edindik. Festivallerin en güzel faydası bu. Çoğu meslekte olduğu gibi hep çalışırsın, hep çalışırsın… Yaptığın işe bakma fırsatı bulamazsın. Çoğu zaman aynı şehirdeki diğer oyunları izlemeye bile kendi oyunlarının provalarının yoğunluğu yüzünden gidemezsin.  Festivaller bol bol diğer oyunları izleme imkânı sunar. Ayrıca yaptığın işle ilgili söyleyeceklerin de birikmiştir; söyleşme olanağı sağlar.  Festivaller tiyatrocuların, “tiyatrocuların” seyircisi olması bakımından oldukça önemli.
 
Teknolojiye aşırı maruz kalmak hepimizi değiştirdi. Daha sabırsız ve otomatik anlayan, yanıtlayan insanlar olduk üstümüzdeki zaman baskısı yüzünden. Günümüzün tiyatrosunun en çok göz önünde bulundurması gereken nokta bu bence; karşımızda algıları değişmiş bir seyirci var. Bilme baskısı altındaki, hızlıca anlayıp geçme baskısı altındaki seyirci. Bu yüzden benim günümüz tiyatrosunda en çok önemsediğim nokta aksiyondan çok anlamlı durma noktaları. Bizleri kaybettiğimiz kendi ritmimizle yeniden buluşturacak, bir atmosfer deneyimletecek oyunlar.  Festivaller günümüzün tiyatro sorunlarını araştırmak, söyleşmek için harika yerler. Efes’te birbirinden değerli tiyatro insanlarının çok güzel söyleşilerine katıldım. Birlikte düşünme ve atölyeler yolu ile üretme fırsatı bulabilmek çok güzel.
 
Festivalde dikkatimi çeken tüm festival ekibinin yüzündeki mutluluktu. Herkes canla başla çalışıyor, gelen konukları rahat ettirmeye çalışıyorlardı. Sevginin olduğu yerden güzel işler çıkar. Efes Tiyatro Festivali bunun kanıtı. 
 
Mekanın, sizi hayatı dinlemeye, sırt çantanızda kıvranıp duran yapılacak işler listesini serbest bırakmaya sevk eden, birbirini anlamak için gözleri daha kocaman açtıran bir atmosferi vardı. Her şey bir kara tren sakinliğinde sizi başka bir gerçekliği yaşamaya geçiriyordu. Ege’nin birçok ilçe ve köyünde güler yüzlü bir sevecenlik vardır dışardan gelene karşı. Selçuk’ta da öyleydi. Yavaşlamış bir zaman diliminin içinde her şey ve herkes daha çok kendi gibiydi. Hem insan ilişkilerinin samimiyeti, hem de mekanın hız çuvalınızı bir kenara attıran dinlendiriciliği, festival boyunca mutluluğu bir günebakan gibi yüzüme yerleştirdi. Ve son gün, Şirince gezisi muhteşemdi. Sabahattin Ali’nin niçin buraya aşık olduğunu, niçin eskiden buraya Çirkince dendiğini orayı görmeden anladığımı sanmışım meğer. Ancak bakmaya kıyamadım. İlk kez deniz gören bir çocukmuşum gibi az az baktım. Tüm bunlar için tekrar tekrar teşekkürler. 
Umarım Selçuk Efes Tiyatro Festivali, yerleştiği o güzel mevsiminde, önümüzdeki yıl yine olur. Ondan sonraki yıllar yine olur. Umarım Selçuk denilince akla Efes’le aynı hızda Efes Tiyatro Festivali gelir. Tiyatro tarihin ve coğrafyanın içindeki, uzamın ve boşluğun içindeki insanın neşesini ya da çığlığını oyunla yokladığı ve geri dönen yankının çok değerli olduğu bir sanat dalı. Orada Efes’te tiyatro yapmak ve bir festival sağlamak,  bir yankı oluşturdu. Dikkat çekici bir yankı. Hepimizin yüzüne sevecen bir gülüş yerleştiren bu yankı ve hepimizi bir anda dost kılan hümanizm için festivale emeği geçen yediden yetmişe herkese çok teşekkür ederim. Her şeyin sanalın avucunda sancıyla dönüp durduğu hız çağında öncelikle bir araya gelmemizi sağlamış olması, bizlere yeniden yüz yüze muhabbetin içtenliğini yaşatmış olması, oluşmaya başlayacak değişimin ilk çıtırtıları gibi. İçtenliğin filizlenmesi gibi. Bir teşekkürü kaça bölebilir insan; Erol Namdar, Hanife Abuş, Ali İhsan Cebeci, Ayşe Karadayı, Pelin Kaçer Gülümser, Levent Eren Türedi, Ünzile Aslan, Öznur Uçar, Buse Gözen, Sakine Karadayı, Gülsüm Şanal, Miray Akçil, Necla Mete Ersoy, Belgin Akman Arkat, Mert Korkmaz… Güneş kadar teşekkürler Efes Tiyatro ekibi sizlere. İşleriniz hep güneş kadar güzel olsun. Bizlere yaşattığınız günebakan sevinci hep sizinle olsun… 
Yeniden buluşabilmek dileğiyle… 
 
 

Anahtar Kelimeler: efes tiyatro festivali



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir