MAKALELER

Savaştan Barıştan - Bizim Tiyatro

2012.01.12 00:00
| | |
2407

Sizce Nasıl?
Tarih; tarihçinin geçmişte yaşamış olan başkasını okuyarak yaptığı bir bilimdir, yani “tarih” geçmişte halin bitişiğinde bir insan bilimidir.

Tarih; tarihçinin geçmişte yaşamış olan başkasını okuyarak yaptığı bir bilimdir, yani “tarih” geçmişte halin bitişiğinde bir insan bilimidir. Nedensellik analizinde daima bilimin temelinde  yatan soyutlama işlemi bulunur.


 
Kant “bilgi teorisinde”,  "eğer akıl algıladıklarını bir kalıba göre düzenlemiyorsa, onlardan pek az anlam çıkarılır, hatta hiçbir anlam çıkartılmaz" der.


 
Toplumun mahvoluşundan sonra esenliğe kavuşmasını verebilmek için her kuruluş efsanesinde bir “sakat çocuk” simgesi vardır. Tarih, uzun dönemi kapsayan bir süredir ve bundan dolayı devingendir, değişir, evrilir, dönüşür. Görev, analizde durağan kısa dönemin aşılmasını ancak savaş, istila, işgal, devrim, hükümet darbesi, hanedan değişikliği, doğal afetler, kıtlık, deprem, göçler, nüfus, başka bir dine geçiş, akrabalık yapısındaki farklılık, üretim tarzındaki reformlar, ideoloji ve zihniyet değişiklikleri gibi iç ve dış olayların etkisi altında ağır ağır ya da hızlı bir tarzda gerçekleşir.


 
Bu olguların her biri ayrı ayrı ya da birlikte devinimi dürten, ona ivme kazandıran onu açıklayandır. Sınama ve yanılma yöntemi izleyerek değişkenler arasında set çekilmeden, delil getirmeden işleme tabi tutulması gözlemlerce saptanan olguların açıklanmasını gerekli kılar. Tarihte öyküyü anlatırken mantıksal izleğin aksatılmaması için her konuda hep “nedir? ”sorusu sorulmalı ve ancak verilecek “ çünkü” yanıtı o vakit anlayarak yorumlamayı gerektirir. Yani tarihi izlemek; “açıklama ve anlama” biçimindedir. Bütünü parçaların, parçaları bütünün temelinde anlamak için bu gereklidir. 

Tarihsel açıklamanın mükemmelliğini sağlamak ancak anlamanın ona yardımcı olmasıyla olanaklıdır. 

Bu “tarihe giriş dersi” kapsamında anlatılanları neden aktardım?

Çünkü; 1970 de bırakmak zorunda kaldığım, geçen yıl çıkan “ af” nedeniyle döndüğüm “tarih”  okumaya yeniden başladım. 
Bu birinci nedenim. 
İkinci neden  “Bizim Tiyatro” da değerli sanatçılar Zafer DİPER ve Haluk ÇETİN  “ müzik- şiir- film- belgesel” birlikteliğinde  Osmanlı, 1 ve 2. Dünya Savaşları, Vietnam, 68 kuşağı ve günümüzde “Savaştan- Barıştan” adı altında bir oyunu Barış Manço Kült.Merk.de sahnelemeye başlamaları.

Nazan DİPER- İclal KARADUMAN- Tarık KÖKSAL ve Memetcan DİPER’in  filmde görev aldığı müzikli oyunda metin çalışmasına Dilan KAYA, film çalışmasına Can KOLUKISA –Ersin UZUN- Ayça Zeynep GENÇ katkıda bulunmuş. Zafer DİPER’in sunumu, Haluk ÇETİN’in sahnede müziği eşliğinde “Nazım Hikmet- Oktay Rıfat- İsmail Uyaroğlu- Melih Cevdet Anday- Bertolt  Brecht” şiirleri okunuyor. “ Çanakkale-Cellat-Yaşasın Nötron-Anı- Bir Mavi Çiçek- Zahid ve Bir Gün Gelecek”  Haluk ÇETİN gitarıyla seslendiriliyor. 

Eğitimcilerin, öğretmenlerin, öğrencilerin, sendikacıların şubelerindeki üyelerine, emekçilere, işçilere, memurlara, tarlada ve fabrikada çalışanlara- esnafa topluca izletmeleri sağlanmalı, bu oyunun seyredilmesi acil gerekli…75 milyonun üzerinden oynanan ve Dünya Barışını da tehdit eden olguları bir bir ortaya seren, olgular arasındaki bağları da göstererek sürekli diziler olarak karşımızda sergiliyor bu oyun çünkü. Bu gösteride belirli tekil olgular  belli bir görüşe göre birer ipliğe dizilirken, öte yandan ipliklerin her düğümü, olgular yapılar içindeki yerlerine tutturuluyor.

“Bizim Tiyatro”nun kuruluşunun 31. yılında aydın – sanatçılar, mevcut düzende saf tutmuş basın-yayın, güncel deyimle “medya” da ilgi görmeseler, dışlansalar da ele aldıkları konu ve ele alış biçimleri onlara rahatsızlık verse de bu yüksek sesle protestoları kitlelere tiyatro yoluyla yani en doğru -demokratik kanaldan ulaştırma çabasında yalnız bırakılmamalı.

Gaflet içinde olanlarımızla, pir- alil-bennak- derbendci- gebran vd.içinde yer alanların özellikle izlemesi gerekir.
Oyunun eksikliğini Zafer DİPER’in sorusu tamamlıyor. Bu oyunda hep “Savaş” var, neden  “Barış” yer alamıyor. 

Benden size ip ucu (!) ;  insanoğlu hep acayip, sıra dışı- akla uymayan- inanılmaz korkunç yani doğru olmayan düzgün gitmeyeni merak eder. Hep bunu birileri çıkıp ileri sürer, öne çıkartır…Savaşta yukarıda saydıklarımdan biri. Kötülere karşı savaşıp hep iyilerle barışık olmak gerek. Düzenin düzeneğine çomak sokmak için… Silkinip - kalkışarak -alkışlayarak hep “Barıştan”  yana olmak için … 

“Savaştan Barıştan”   15-20-27  Ocak 2012 de BMKM de sergileniyor.  

Anahtar Kelimeler: bizim tiyatro, savaştan barıştan



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

E-Bülten Üyeliği Görüş Bildir