MAKALELER

Bilindik Çizgiyi Bozan Bir "Onikinci Gece"

2011.11.10 00:00
| | |
2821

Sizce Nasıl?
Onikinci Gece, W.Shakespeare’in en bilinen, en çok sahnelenen ama bir o kadarda en zarif komedilerinin başını çekiyor...



 

“Ey aşk, ne kadar duyarlısın her yeni düşünceye, duyguya
Sevgilinin aklını çelen her yeni düşünceyi;
Yutmaya hazırsın aç denizler gibi,
Ama ne olursa olsun değeri
Bir anda yitiriyor hepsini
Sevgilinin kafası çeşitli hayallerle dolu
Aşk ise hayal ediyor olmadık şeyleri”


 
  Onikinci Gece, W.Shakespeare’in en bilinen, en çok sahnelenen ama bir o kadarda en zarif komedilerinin başını çekiyor. Tüm taşlama ve hiciv unsurlarının yanında aslında romantizminde yükseklerde olduğu bir yanlışlıklar güldürüsü. Oyun 2 olay dizisinin birbirine harmanlanması ve en sonunda düğümlerin çözülmesi üzerine kurulu. Oyunun kadın kahramanI Viola ve onun ikiz kardeşinin gemisi yabancı bir ülkenin açıklarında batar. Erkek kılığına giren ve "Cesario" adını alan Viola, ülkenin yöneticisi Dük Orsinonun hizmetine girer. Bu arada kaybolan erkek kardeş de yardım sever denizciyle kardeşini aramaktadır. Viola erkek kılığındayken Dük’e âşık olur. Dük ise Olivia’ya âşıktır; mektuplarını götürürken Olivia’da erkek kılığındaki Viola’ya aşık olur. 

  Orsino’nun âşık olduğu zengin Kontes Olivia da "Cesario"ya tutulunca durum karışır. Ana hikâye âşık karakterler Viola, Olivia, Orsino, Dük ve Sebastian karakterlerinin karmaşık aşk hikâyeleri üzerinde şekilleniyor. İkinci olay dizesiyse Malvolio’ya düzenlenen komik unsur üzerine kurulu. Bu iki olay birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılmak yerine iç içe harmanlanmış.


 
  Onikinci Gece; ödenekli tiyatrolar tarafından pek çok kez sahnelenmiş, özellikle 1957/1958 dönemlerinde Ankara Devlet Tiyatrosunda Cüneyt Gökçer tarafından sahnelenmiş hali halen konuşulmakta. Semaver Kumpanya’da Işıl Kasapoğlu rejisiyle sahnelenen versiyonu ise tiyatro severler için farklı bir deneyim oluşturmuştu. Bahçelievler Belediyesi Oyuncu Tayfası, bu sezonu ilk kez bir Shakspeare oyunu sahneleyerek açıyor ve artık kendi yakın seyirci kitlesinden ziyade tüm İstanbul seyircisine ulaşmaya göz kırpıyor. Bu noktada Oyuncu Tayfası’ndan bahsetmekte fayda var. 2005 Şubat ayında çalışmalarına başlayan ekibin Genel Sanat Yönetmenliğini Kerem Yılmaz yürütüyor. 

  Daha çok vodvil ve komedi tarzında oyunlar sahneleyen genç ekip geçen yıl ilk kez Richard Harris’in Ölümüne Suçlu oyunuyla dram türünde eser sahneleyebileceğini gösterdi. Bir yandan eğitim çalışmalarına devam eden ve her yıl kursiyerler kazandıran Oyuncu Tayfası için Onikinci Gece ilginç ve deneysel bir çalışma niteliğinde olmuş.
 
  Oyun metninde Özdemir Nutku çeviri kullanıldığı için seyirciler için anlaşılır bir dil mevcut. Oyunun yönetmenliğini ekibin “Mirandolina” oyunundan sonra ikinci yönetmenlik denemesini gerçekleştiren “ Ömer Fırat Köker”  yapıyor. Olay dizesinin gerçekleştiği yer metinde de belirtilmemiş bu yüzden reji yapılırken belirsiz bir zaman olgusundan yola çıkılarak bir dünya yaratılmış. Rengârenk kostümler, her an her yerden çıkıveren farklı aksesuarlar, metinden daha farklı yorumlanmış karakterleriyle Oyuncu Tayfası’nın Onikinci Gecesi bizi bilinmeyen bir diyarda masalsı bir yolculuğa çıkarıyor. 

  Anlatmak istediği olay dizesinin ikisini de seyirciye geçirmesi ve katharsis yaratabilmesi açısından genç topluluğun sahnelemesini başarılı buldum. Ancak elbette yeni yeni repertuar tiyatrosu oluşturmaya çalışan bir ekip için eksikleri elbette ki mevcut bulunuyor.
 
İster komedi olsun dram Shakspeare oyunu sahnelenirken sahnede harcanan gayret kadar masa başı çalışması da çok önemli bir yer teşkil ediyor. Ekip baştan bir dramaturg kullanmayarak bu noktada bir hataya teşebbüs etmiş. Metnin matematiksel olarak kısalmamasından dolayı seyirci uzun bir süre Viola’nın erkek kılığına girme sahnesini algılamakta güçlük çekiyor. Bu noktada en büyük eksikliğin, yeni oturmaya çalışan Belediye Tiyatrolarının rejisör kısmında yaşadığı problem olduğunu belirtmekte fayda var.. Kadrolaşan Bakırköy Belediye Tiyatroları bu sorunu çözdü;  umarım gelecekte umut vadeden Oyuncu Tayfası da halledebilir. 

  Oyun broşürüne yönetim kısmına ekip çalışması yazılsaydı; eleştirecek çok az şey bulurdum. Ama ne var ki oyunun bir yönetmeni var ve oyunun dilinin de tek olması gerekiyor. Metnin aşık karakterleri şiirsel, komik karakterleri düz yazı ile konuşsa da bir Shakespeare oyununda rejisel olarak bütünlüğün aynı dilin konuşulmasında yattığını söylemek gerekiyor.  Kimi oyuncuların Commedialert’a giden oyunculuklarına nazaran kimilerinin Shakespearevari oyunculuğu harmanlanınca aynı frekansta gitmeyen bir metin ortaya çıkmış. Bu nokta oyuncuların yetersizliğinden değil- zira ekibin her toplulukta oynayabilecek kapasitede oyuncuları mevcut- oyunun yönetmeni Ömer Fırat Köker’in yeteri kadar etkin olmamasından kaynaklanıyor. Çünkü oyuna her yönüyle asılan oyuncularıyla Oyuncu Tayfası’nın Onikinci Gecesi deneysel bir ekip çalışması niteliğinde. Aslında bu Onikinci Gece’yi seyredince oldukça şaşıracağınızı da söyleyebilirim. 

  Klasik bir Onikinci Gece’de bulunması gereken başta ve sondaki dans sahneleri oyunda mevcut değil. Bunun yerine bizim kültürümüzden şarkılar ve melodiler ile yerelleştirilmiş. Oyun boyunca canlı müzikler oyunculara eşlik ediyor. Dekor’da çok amaçlı kalpli merdiven oyunda en çok işleve bürünen ve benimde hoşuma giden kısımlardan biriydi. Oyun çalışmalarına daha erken başlansaymış, etkileyici bir dans sahnesi dekora eşlik etseymiş demeden de geçemiyorum. Işık yeterli ancak, devlet Tiyatrolarında ışık tasarımı yapan Akın Yılmaz daha özenli ve farklı bir ışık tasarımı yapsaymış, özellikle oyunun başındaki kalabalık sahnenin etkileyiciliği açısından daha iyi olabilirmiş. Kostümlerdeyse amaç renkli bir atmosfer yaratmaksa başarılı olduğunu söyleyebilirim. 

  Oyunculuklarda her oyuncunun dili farklı olsa da göze çarpan isimler bulunuyor. Oyunun kahramanı Viola’yı canlandıran Başak K. Ertanoğlu, oyunun en çok çaba gösteren ve Shakespeare çizgisine en çok yaklaşan oyuncusu diyebiliriz. Hem Viola’nın zarafetini vermesi hem de erkeksiliğini koruyabilmesi açısından 2 perde de başarılı bir çizgi tutturmuş. Kontes Olivia’yı canlandıran Tuna Çakmak yelpazesi olan iyi bir oyuncu, sadece Olivia karakteri daha aristokrat ve kibirli canlandırılsa daha iyi olabilir diye düşünüyorum. Çünkü Oliva metinde sınıf karakterini yaratan bir leydi konumunda yer alıyor. Malvolio’da Cenk Köksal’ı komik bir karakterden ziyade durumlar değiştikçe komediye yaklaşan bir karakter yaratabildiği için tebrik ediyorum. Dük Orsino’da ekibin Genel Sanat Yönetmenliğini yapan Kerem Yılmaz, daha önce seyrettiğimiz rollerinden oldukça farklı bir çizgi tutturmuş, akılda kalıcı bir karakterle bizi şaşırtıyor. Oyunun üçüncü kadın karakteri Maria, sivri dili ve zekâsıyla öne çıkan bir karakter. Beyza Birgen bu karakteri iyi analiz etmiş ancak oynadıkça daha fazla detaylandıracağını düşünüyorum. Sir Toby’de genç oyuncu Onur Alagöz gelecek vadeden bir oyuncu olduğunu hissettiriyor. Soytarı Feste, bu gerçek olmayan dünyanın aslında en akıllısı olsa da en nihayetinde soytarı konumunda bulunuyor. 

  Onun olduğu sahnelerden oldukça malzeme çıkabilirmiş, ancak Ömer Fırat Köker bunu yapmak yerine düz bir Feste oluşturmuş. Sibel Şişman, ses ve beden olarak iyi bir oyuncu olsa da oyundaki bu Feste’yi sevemedim. Sir Andrew’da Doğuş Yılmaz yapması gerekeni yapıyor ancak oyun ilerledikçe bazı noktalarda oyunculuk olarak tekrara düşmüyor değil. Oyunda 3 kez görünen Sebastian kardeşi Viola’ya göre daha sessiz ve pervasız canlandırılmalı. Bu yüzden aynı zamanda oyunun yönetmeni Ömer Fırat Köker uygun bir oyunculuk dili kullanıyor. Yan rollerde bulunan Antonio (Emre Demirtaş) , Kaptan ( Coşkun Gültekin), Valentine (Ali Nadir Birim) ise ustalarının yanında çok çalışması gereken oyuncular, Fabian ( Halil İbrahim Kaplan) ise diğer oyuncuların konsantrasyonları açısından doğaçlamayı bırakmalı.
 
  Yeni bir ekipte karşılaşılabilecek güçlükleri beraberinde taşıyan Oyuncu Tayfası’nın Onikinci Gecesi tüm bunlara rağmen izleyiciye seyir zevki veriyor. Genç oyuncuların haklı emeği, oyunun kısa ve net seyirciye geçmesi de oyunu cazip kılan diğer unsurlardan biri. Oyunu prömiyerinde seyretme şansı buldum oynadıkça daha sağlam zeminler üzerine oturacaktır. Oyuncu Tayfasını tanımak isteyenlere Onikinci Gece, Prova ve 11 Kasım’da prömiyerini yapacak olan Cumartesi Gecesi oyunlarını her ay Bahçelievler Belediyesi Yeni Sahne’de ücretsiz için olarak sahneliyorlar. 

  Onikinci Gece’yi ve bu genç ekibi merak edenlere bu ayın 25 ve 26’sı saat 20.00’de Bahçelievler Belediyesi Yeni Sahne’de sizleri bekliyorlar. Oyun broşüründe yazdığı gibi aslolan tek şey eğlence ise hoşunuza gidecek bir Onikinci Gece’ye davetlisiniz!

Anahtar Kelimeler: on ikinci gece, oyuncu tayfası



0 Yorum
Hmm! Bu içeriğe henüz yorum yapılmadı, sen yazmak ister misin?
Bekle! Yorum yazmak için üye olmalısın Üye isen burayı tıkla. Üye olmak için de burayı tıkla.
Diğer Yazıları





TİYATRONLİNE

Görüş Bildir